{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 09/06/2021<br>DAVA: Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 19/09/2019<br>KARAR TARİHİ: 26/12/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 06/01/2024<br><br>Taraflar arasında görülen davada yukarıda esas ve karar numarası yazılan İlk Derece Mahkemesi kararı istinaf edilmiş olmakla Üye hakimin görüşü dinlendikten sonra dosyadaki belgelerin Dairemizce incelenmesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; 10/03/2019 tarihinde davalılardan ...'ın sürücüsü, davalı ...'nin maliki, diğer davalı ... şirketinin de iki aracında sigorta poliçesini düzenleyen şirket olan ... plakalı araç ile müvekkiline ait ... plakalı aracın çarpışması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin aracında hasar oluştuğunu, kaza tutanağı incelendiğinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığının açıkça görüldüğünü, her iki tarafa da % 50 kusur yükleyen Tramer Komisyonu kararının hatalı olduğunu, müvekkiline ait aracın değer kaybının 26.895,00.-TL olduğunu, sigorta şirketi tarafından yalnızca 12.542,50.-TL ödeme yapıldığını belirterek şimdilik 1.000,00.-TL değer kaybı tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı .... vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının, müvekkili şirkete göndermiş olduğu ihtarname kapsamında değer kaybı alacağına ilişkin talebini açık bir şekilde 26.895,00-TL olarak belirtmesine rağmen, huzurdaki davada değer kaybına ilişkin alacak talebini kısmi/belirsiz dava olarak ikame etmesinde hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine, kabul edilmemesi halinde, davacı tarafa 31.05.2019 tarihinde müvekkili şirketin sigortalısının%50 kusuru nispetinde 12.542,50.-TL değer kaybı tazminatının ödendiğini, yapılan ödemeler somut zararı karşıladığından davanın esastan reddine, talebin reddi halinde kabul anlamına gelmemek kaydı değer kaybı miktarı yönünden ZMSS Genel Şartları ekinde yer alan formülasyon uyarınca bilirkişi incelemesi yapılmasına ve bakiye teminat limitiyle tarafların kusur durumu gözetilerek hüküm kurulmasına ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>Davalı ... Tic. San. Ltd. Şti. vekili; taraflar arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında müvekkili davalı şirketin kusursuz olup davacı tarafın tam kusurlu olduğunu, sigorta şirketinin davacıya ödeme yaptığını, bu miktarın mahsubu gerektiğini, bu miktar mahsup edildiğinde zararın tazmin edilmiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ...'a dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, ilgili davalı tarafından davaya cevap verilmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece; davacının söz konusu trafik kazası nedeniyle kusurunun bulunmadığı, ... plakalı aracında 26.895,00.-TL değer kaybı zararı oluştuğu, dava açılmadan önce davalı ... şirketi tarafından, davacıya 12.542,50 TL değer kaybı zararı için ödeme yapıldığı anlaşıldığından kalan ve talep edebileceği değer kaybı zararının 14.352,50.-TL olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne, 14.352,50.-TL maddi (değer kaybı zararı) tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ...nin sorumluluğunun poliçe limitinden kalan 8.718,64.-TL ile sınırlı tutulmasına  karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, davacı vekili, davalı .... vekili ve davalı ... Tic. San. Ltd. Şti. vekili  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflarınca  açılan  davada fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak davalılardan 1.000,00-TL değer kaybı alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, yargılama sırasında  dava dosyasına gelen  bilirkişi raporunda değer kaybı alacaklarının hem Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince hem de poliçe genel şartlarına göre iki ayrı şekilde  hesaplandığını, taraflarınca Anayasa Mahkemesi İptal Kararı uyarınca belirlenen değer kaybı alacağı dikkate alınarak dava değerinin 20.457,50-TL olacak şekilde  arttırıldığını, ne var ki yerel mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilerek poliçe genel şartlarına göre hesaplanan 14.352,50-TL üzerinden tazminata hükmedildiğini, Mahkemenin gerekçesinde dava tarihinde ve olayın dayandığı poliçenin imzalandığı tarihte Anayasa Mahkeme Kararının yürürlükte olmadığını, davalının elinde olmayan sebeplerle tazminat yükünü arttırmanın hukuk güvenliği ile bağdaşmayacağından bahisle iptal kararından önceki duruma göre karar verdiğini, T.C. Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi kararlarının resmi gazetede yayımlandıktan sonra derhal yürürlüğe girdiğini, bu iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idari makamları, gerçek ve tüzel kişileri bağlardığını ve yine HMK'nın 33. maddesi gereği Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının derdest davalarda uygulanması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi Kararlarının kazanılmış hakların istisnasını oluşturduğunu, dava devam ederken Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı vermiş olduğunu, artık hakimin bu karara göre karar vermesi gerektiğini, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralının yalnızca lafza bakılarak yorumlanmasının hatalı olduğunu, Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığının tespit edilmiş olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin Anayasa’nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine açıkça aykırı olduğnuu, değer kaybı tazminat alacağına hükmedilirken Anayasa Mahkemesi iptal kararı uyarınca yapılan hesaplama sonucu bulunan miktar üzerinden hükmedilmesi gerekirken poliçe genel şartlarına göre karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek davanın tam kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br> Davalı ... Tic. San. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait ... plakalı aracın diğer davalı ...'ın sevk ve idaresindeyken 10.03.2019 günü saat 14:40 civarlarında ... İli ... İlçesi ... Caddesi üzerinde kendi şeridi olan en sağ tarafta ilerlemekte iken davacı ...'ın sevk idaresindeki ... plakalı aracın aşırı hızlı iken hızını alamayarak en solundaki motorsiklete çapmamak için aracını sağa kırması neticesinde vekileden şirkete ait aracın şeridini ihlal etmesi sonucu kazanın meydana geldiğini, nitekim taraflarca tutulmuş olan trafik kaza tespit tutanağının dosya içerisinde mevcut olduğunu, taraflarca tutularak imzalanmış olan kaza tespit tutanağında herhangi bir şekilde üçüncü bir araçtan bahsedilmez iken İlk Derece Mahkemesinin olay sonrası davacı tarafça çekildiği iddia olunan fotoğraflara dayanarak kazanın meydana gelmesinden sonra olay yerine gelerek park etmiş olan bir aracın varlığından bahisle vekil eden davalı şirkete kusur atfedildiğini, dosya içerisine cevap dilekçesi ile birlikte sunulmuş olan kaza sonrası sigorta sirketine de sunulan fotoğrafların ise hiç dikkate alınmadığını, kaldı ki gerek tanık beyanları gerekse tramer incelemesi sırasında dahi böyle bir araçtan bahsedilmediğini, bu hali ile İlk Derece Mahkemesinin yapmış olduğu incelemenin eksik olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bilirkişinin davalı şirkete ait ... plakalı aracın kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu (%100) olduğunu beyan ettiğini, bilirkişinin bu belirlemesine gerekçe olarak kazadan hemen sonra çekilmiş olan fotoğraflara dikkat çekerek “... plakalı aracın sağ tarafında kaldırıma kadar olan mesafede bir adet aracın daha bulunduğunu aracın yolcu indirmek için durakladıktan hemen sonra yola çıkabilmek için sola doğru manevra yaptığı esnada sol taraftaki şeride haddinden fazla yanaşmış olduğunu hatta fizik kuralları gereği sol çapraz manevra yaptığı esnada sol şeride taşmış olduğu anlaşılmıştır.” denildiğini, bu gerekçenin ve bu gerekçeye bağlı kusur belirlemesinin geçersiz olduğu kanaatinde olduklarını,  kazanın meydana geldiği yolun genişliğinin gidiş istikameti-geliş istikameti, her iki istikametteki kaldırımlar ve orta refüj dâhil olmak üzere 30 metre genişliğinde olduğunu dolayısıyla 3 adet aracın tek gidiş istikametine sığmasının fiilen imkânsız olduğunu, kaldı ki bilirkişinin bu hususta bir ölçüm de yapmadığını, İlk Derece Mahkemesine kazanın meydana geldiği ... Caddesi'nin ... Belediyesi'nden temin edilmiş olan imar planı örneğini sunduklarını, bu plana göre kazanın meydana geldiği ... Caddesi'nin gidiş istikameti, geliş istikameti ve orta refüj dahil olmak üzere 30 metre genişliğinde olduğunu, her iki aracın sıfıra yakın şekilde yan yana gelmesi halinde iki aracın toplam genişliğinin 4 metre 10 cm olduğunu, kaldı ki kaza sonrası çekilmiş olan fotoğraflardan da görüldüğü üzere her iki aracın yan yana geldiğinde yolun kapandığını ve 3. bir aracın geçebileceği bir mesafenin kalmadığını, dolayısıyla keşif anında da ifade ettikleri üzere her iki aracın da yanyana gelmiş olduğu halde üçüncü bir aracın mevcut olmasının fiilen mümkün olmadığını,\tezcümle bilirkişinin vekil eden aracın park halinde olduğu iddia edilen aracı geçmek isterken haddinden fazla sol şeride yanaştığı ve kazaya neden olduğu iddiasının çürüdüğünü, ancak bu ispatlı durumun aksine ilk derece mahkemesince inanılmış ve hüküm kurulmuş olduğunu, sunulmuş olan bu fotoğraflar incelenmeksizin müvekkili davalı şirkete ait aracın bir başka aracı geçmek istediğinin varsayımsal olarak belirlendiğini, kaldı ki sunulmuş olan fotoğraflar incelenmiş olsaydı bir başka aracın olmadığının ortaya çıkacağını, bilirkişinin dosya içerisinde bulunan Tramer Komisyonu'nun meydana gelen olaya ilişkin değerlendirmesini hiç dikkate almadığını ve eksik inceleme yaptığını, dosya içerisine ilgili sigorta şirketince hasar dosyasının gönderildiğini, Tramer Komisyonu incelemesi ve kararının ilgili hasar dosyasında mevcut olduğunu, bu Tramer komisyon incelemesi ve kararı incelenmiş olsaydı olayda 3. bir aracın olmadığı ve davalı şirkete ait aracın kendi şeridinde devam ettiğinin ortaya çıkacağını ve vekil eden davalı şirketin asli kusurlu olmadığının ortaya çıkacağını,  bilirkişinin dosya içerisinde bulunan taraflarca olay sonrası tanzim edilmiş olan kaza tespit tutanağını hiçbir şekilde dikkate almadığını, davacı tarafın gerek dava dilekçesinde gerekse dosyanın mevcut safhasında vekil eden davalı şirkete ait aracın 3. bir aracı geçmek isterken şerit ihali yaptığına dair iddia yok iken kendiliğinden bu şekilde bir belirleme yapmasının iddianın ve vakanın genişletilmesi yasağına tabi olduğunu, maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağında gerekse yargılamanın gelmiş olduğu mevcut aşamaya kadar davacı tarafça park halinde bir aracın varlığından bahsedilmediği gibi vekileden davalı şirkete ait aracın park halindeki bir başka aracı geçmek istediğine dair beyan ve iddia bulunmamasına rağmen sayın bilirkişinin vakayı ve iddiayı değiştirmesinin hukuk tekniği anlamında mümkün olmadığını, mevcut yargılamanın hukuk yargılaması olup ceza yargılaması olmadığını, kazanın oluş şekli ve davacı tarafa ait araçta meydana gelen sürtünme ve vekil eden araçta meydana gelen hasar dikkate alınmaksızın bilikişinin kazanın şekline karar vermesinin hatalı olduğunu, her iki aracın da hasarlarına bakıldığında vekil eden davalı şirkete ait aracın düz gittiği davacıya ait aracın kendi sağına doğru motorludan kurtarmak isterken çaptığının açık olduğunu, fizik kuralları buna delalet iken tam tersi bir yorum yapılmasının zorlama olduğunu, tüm bu hususlar dahilinde İlk Derece Mahkemesince 13.02.2020 tarihli dilekçe ile talep etmelerine rağmen yerinde bir kez daha keşif yapılmış olsaydı ve sunmuş oldukları belgeler ve fotoğraflar ile tramer komisyonu incelemesi ile tarafların tutmuş oldukları tutanaklar incelenmiş olsaydı aslında olayın ilk derece mahkemesince kabul edilen şekilden farklı şekilde cereyan ettiği ve davalı şirkete ait aracın kusursuz olduğunun tespit edileceğini, ancak  bu taleplerinin ve sunulmuş olan belge ve fotoğrafların hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, eksik incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğunun açık olduğunu, İlk Derece Mahkemesince Anayasa Mahkemesi iptal kararı yönünden vekil eden davalı şirket lehine şekilde uygulama yapılmış ise de bu uygulamaya dayanak değer kaybı hesaplamasına esas bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, ancak hükme dayanak yapılan aracın değerini kabul etmediklerini, aracın kaza anındaki değerinin değer kaybını da etkileyecek bir durum olduğunu, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aracın değerinin 330.000,00 TL olduğuna dair belirleme yapılan bilirkişi raporunda bilirkişilerin aracın kaza tarihi itibariyle değerinin ... Otomotiv, ... Otomotiv, ... Otomotiv ve ... sitesine göre belirleme yapıldığını belirtmiş olmalarına rağmen bu belirlemelerine dair herhangi bir yazı, tutanak veyahut herhangi bir belge sunmadıklarını, bu durumun güvenirlilik ilkesine aykırı olduğunu,  kaldı ki varsa bu belgelerin sunulmuş olsaydı taraflarınca da inceleme ve değerlendirme yapılacağını nitekim kaza tarihi itibariyle aracın değerinin 280.000,00 TL civarında olduğunu, dolayısıyla bu hususun İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün eksik incelemeye dayalı olduğuna açık bir delil olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı .... vekili istinaf  dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete sigortalı aracın kusur oranının hatalı tespit edildiğini, dosya içeriği incelendiğinde sigortalı aracın kusurunun en fazla % 50 oranında olduğunun müşahede edildiğini, dosyada mübrez raporun eksik incelemeye dayalı hatalı bir rapor olduğunu  netice olarak, kusur oranları ve tazminat meblağı yönünden hükmü kül halinde istinaf ettiklerini, asıl alacak için bakiye poliçe limitine göre hüküm kurulmasına rağmen, yargılama giderleri yönünden bakiye poliçe limitine göre oranlama yapılmadığını, istinafa konu kararın hüküm kısmında harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti tayinine ilişkin bölümde bu kalemler bakımından müvekkili şirketin bakiye poliçe limitine oranla sorumlu olduğunun belirtilmediğini, bu durumda, asıl alacak için poliçe limitine göre hüküm kurulmasına rağmen yargılama giderleri için oranlama yapılmamasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.<br> HMK'nın 353/1-a. maddesinde Bölge Adliye Mahkemesi'nin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği haller sayılmış olup bunlardan birisi de 6. bentteki uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halidir.<br>Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; trafik kazasından kaynaklı araç değer kaybı istemine ilişkin maddi tazminat davası niteliğindedir.<br>Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi gereği, KTK'nın 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesinin bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur.<br>Yerel Mahkeme'nin karar tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesine göre; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.”<br>Somut uyuşmazlıkta; dava konusu trafik kazasının 10/03/2019 tarihinde tarihinde meydana geldiği, davalı ... şirketi nezdinde ZMMS ile sigortalı aracın poliçesinin teminat başlangıç ve bitiş tarihlerinin 09/06/2018-09/06/2019 olduğu, işbu davanın ise 19/09/2019 tarihinde açıldığı, Yerel Mahkemece makine mühendisi ve aktüerya bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporunda değer kaybı için seçenekli hesaplama yapılmış, hükmün gerekçesinde kaza ve poliçe başlangıç tarihi dikkate alındığında Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları ekine göre değerlendirme yapan seçeneğe itibar edilerek 09/06/2021 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br> Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarihli  ... Esas ... Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle zarar ve zarar kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir. Zira uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi’nce iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.01.2004 tarihli ... E. - ... K. sayılı kararı). Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonucu oluşan durumun eldeki maddi anlamda kesinleşmemiş ve derdest olan davaya da uygulanması zorunludur. (Yargıtay HGK'nın 21.03.2012 tarihli ... E. ... K. sayılı kararı)<br>Yargıtay uygulamasına göre değer kaybı; aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. <br>Yerel Mahkemece, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrasında verilen 09/06/2021 tarihli kararda bilirkişi raporunda Yargıtay uygulamasına göre hesaplama yapılan birinci seçenek yerine, Genel Şartlara göre hesaplama yapılan ikinci seçeneğin hükme esas alınması hatalıdır.<br>Yine dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde kusur durumu taraflar arasında uyuşmazlık konusu olup, Yerel Mahkemece keşif yapılarak sigorta eksperi bilirkişiden alınan tek kişilik bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davalı sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kabulü ile karar verilmiştir.<br>Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili kurallara uymadığı belirtilerek davalı sürücü tam kusurlu bulunmuş ise de; olaya ilişkin olarak kazaya karışan taraflarca imzalanan ve aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge niteliğinde olan kaza tespit tutanağına göre tramer komisyonunca yapılan değerlendirmede davalı sürücünün %50 oranında kusurlu olduğunun,  davacının kazanın meydana gelmesinde %50 oranında kusuru bulunduğunun belirtildiği, davalılar vekillerinin dosyada alınan kusur raporuna itirazda bulundukları anlaşılmış olup bu hali ile aynı kazaya ilişkin olarak Mahkemece alınan tek kişilik bilirkişi raporu ile kaza tespit tutanağı arasında açık çelişki mevcuttur. <br>Bu durumda; Mahkemece Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek uzman bilirkişi kurulundan kusur dağılımına ilişkin olarak tarafların iddia ve savunmaları, tanık beyanları, taraflarca dosyaya sunulan fotoğraflar, kaza tespit tutanağı, tramer komisyonu değerlendirmesi, Mahkemece yapılan keşif ve alınan kusur raporu ile  dosyada mevcut tüm delillerin değerlendirildiği, gerekçeli, denetime elverişli ve çelişkileri giderici şekilde kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Ayrıca dava konusu araç için belirlenen değer kaybı bedeli de ihtilaf konusu olup Yerel Mahkemece makine mühendisi ve aktüerya bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan hükme esas bilirkişi raporunda dava konusu aracın kaza tarihi itibariyle değerinin ... Otomotiv, ... Otomotiv, ... Otomotiv ve ... sitesinden alınan verilere göre belirlendiğinin belirtildiği ancak raporda bu tespitin nasıl yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi veya belgeye yer verilmediği, bu haliyle değer kaybı tazminatı hesaplamasına ilişkin raporun da açık ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmış olmakla işbu rapora dayanılarak  karar verilmesi isabetsiz görülmüştür.<br>Kabule göre de; davalı ... şirketi kazaya karışan aracın sigortacısı olup kaza nedeniyle ortaya çıkan zarardan kaza tarihinde geçerli olan poliçe teminat limitiyle sınırlı olarak sorumludur. Mahkemece bu husus gözetilerek sigorta şirketinin sorumlu olduğu teminat limiti hüküm fıkrasında açıkça gösterilmesine rağmen davalı ... şirketinin harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de poliçe limitinin, toplam hükmedilen maddi tazminata oranı dahilinde sorumlu olduğu gözetilmeksizin karar verilmesi isabetsizdir.<br>Sonuç olarak; davacı vekili ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile, Mahkemece Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek uzman bilirkişi kurulundan kusur dağılımına ilişkin olarak tarafların iddia ve savunmaları, tanık beyanları, taraflarca dosyaya sunulan fotoğraflar, kaza tespit tutanağı, tramer komisyonu değerlendirmesi, Mahkemece yapılan keşif ve alınan kusur raporu ile dosyada mevcut tüm delillerin değerlendirildiği, gerekçeli, denetime elverişli ve çelişkileri giderici şekilde kusur raporu ve değer kaybı yönünden rapor alınması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek davalı ... şirketinin harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de poliçe limitinin, toplam hükmedilen maddi tazminata oranı dahilinde sorumlu olduğu gözetilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekili ve davalı ... vekili ile davalı ... Tic. San. Ltd. Şti. vekillinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi gereğince Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/06/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı vekili, davalı .... vekili ve davalı ... Tic. San. Ltd. Şti. vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının istem halinde İlk Derece Mahkemesi'nce yatıran tarafa İADESİNE, <br>5-Davacı ve davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgili tarafa İADESİNE, <br>8-Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26/12/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ea0b4f6a2a703fae","SID":"a6f51a59d6cbf049"}}