{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1202 Esas <br>KARAR NO:2024/1988 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2023/308 Esas - 2023/1016 Karar<br>TARİH:11/10/2023<br>BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2023/706 E - 2023/866 K SAYILI DOSYASI<br>DAVA:Şirketin İhyası<br>KARAR TARİHİ:12/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, ... A.Ş. (v.no:...) nezdinde 12/10/1999 - 12/01/2000 tarihleri arasında belirsiz süreli hizmet akdi ile kesintisiz olarak çalıştığını, davacı müvekkilinin iş akdinin davalı işveren tarafından sebep gösterilmeksizin ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, müvekkilinin işten çıkarılma tarihe kadar kesintisiz çalışmış olup, çalışması eksik olarak sigorta müdürlüğüne bildirildiğini, müvekkilinin, davalı iş yerinde 12/10/1999 - 12/01/2000 tarihleri arasında belirsiz süreli hizmet akdi ile kesintisiz olarak çalıştığının tespiti, ilgili kurum kayıtlarının düzeltilmesi, eksik yatırılan sigorta primlerinin tespiti ve tamamlanması amacıyla İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi 2022/257 Esas sayılı dosyasının tanzim edildiğini, iş bu dosyanın 11/04/2023 tarihli ön inceleme duruşmasının 2 Nolu ara kararı ile, davalı aleyhine ihya davası açmak üzere taraflarına 2 hafta kesin süre verildiğini, iş bu nedenle davanın açıldığını, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı ... Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve  vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Sicili Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığı, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket “tasfiye memuru”nda olduğu, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandıran tasfiye memurlarının kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığından bahisle müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı tasfiye memuru ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dosyanın öncelikle usul açısından değerlendirilmesini, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler gözetilerek, davanın usulden reddine karar verilmesini, şirket ihyasına ilişkin davaların yazılı yargılama usulünde görülmesi gerekirken hataya düşülerek dosyanın basit yargılama usulüne göre yürütülmesi hatalı olduğundan, davanın yazılı yargılama usulüne çevrilmesini, davacının hukuki yararının olmaması, tasfiye memuruna bildirim yapılmamış olması, tasfiyenin usulüne uygun tamamlanması hususları gözetilerek davanın esastan reddine karar verilmesini, dava masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 11/10/2023 tarih 2023/308 Esas - 2023/1016 Karar sayılı kararında; \"Dava; TTK 547.Madde uyarınca... Şirketi'nin İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi'nin 2022/257 Esas sayılı dosyası için ihyası talebidir.Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen müzekkere cevabının incelenmesi sonucu, şirket merkezinin yetki alanlarımız içinde olduğu tespit edilmiştir.Davacının, davaya devam edebilmesi için şirketin ihyası davası açmasında ve tasfiye ve terkinden sonra dava açılması nedeniyle davacı bakımından tasfiyenin usulüne uygun sonlandırıldığının kabul edilemeyeceği ve dava açmakta hukuki yararı olduğu sabittir.Buna göre tasfiye işlemleri eksik yapılmış olup, tasfiye işlemlerinin eksik yapılmasından tasfiye memuru sorumludur. Dosya içerisine gelen dava dışı şirketin İstanbul Ticaret Sicil müdürlüğü kayıtlarının  incelenmesi sonucu şirket merkezinin Maltepe olduğu, 26/12/2012 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin ilanına göre Genel Kurul Kararı ile şirketin terkinine karar verildiği tespit verilmiştir.Davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün yasal hasım olması dava açılmasına sebebiyet vermemesi ve davacının Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davanın şirketin terkin edilmesinden önceki tarihe ait olması karşısında tasfiye memurunun dava ve icra takibinin varlığından haberdar olmasına rağmen tasfiyeyi sonuçlandırarak şirketin sicilden terkinini usul ve yasaya aykırı olarak yaptığı, davacı tarafın ihya davası açmasına sebebiyet verdiği gözönünde tutularak davalı ... Sicil Müdürlüğü yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamış, davalı tasfiye memuru sorumlu tutulmuştur.  Davalı tasfiye memuru tasfiye işlemlerini eksik bıraktığından dava açılmasına sebep olmuştur. Bu nedenle yargılama giderlerinden davalı tasfiye memurunun sorumlu tutulması gerekir.Buna göre  tasfiyenin gereği gibi yapılmaması nedeniyle açılan eldeki davada tasfiye sürecinden sorumlu olan tasfiye memurunun HMK'nun 326 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olup, yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğünün, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz.TTK'nun 547.maddesi uyarınca, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memuru bu ek işlemler sonuçlanıncaya kadar şirketin ticaret siciline yeniden tescilini isteyebilirler. Olayımızda ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşıldığından, talebin kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir. \"gerekçesi ile,''1-Davanın  TTK 547. maddesi uyarınca KABULÜ ile;-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye nedeniyle sicilden terkin edilmiş olan ... Şirketi tüzel kişiliğini İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi'nin 2022/257E Esas sayılı dosyasının görülmesi ve infaz işlemleri ile sınırlı olmak üzere İHYASINA, 2-Ek tasfiye işlemlerinin yapılaması için eski tasfiye  memuru olan ...'nin şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına, ek tasfiye bitinceye kadar memurun görevinin devam etmesine,3-Karar kesinleştiğinde ticaret siciline TESCİL VE İLANINA, 4-Alınması gereken karar harcı 269,85 TL harcın davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 179,90 TL harçtan mahsubu ile, eksik bakiye 89,95‬ TL'nin davalı Tasfiye Memurundan tahsili ile hazineye irad kaydına,5-Davacı taraf yararına takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davanın açılmasında davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün kusuru olmadığı ve yasal hasım olduğu anlaşılmakla davalı Tasfiye Memurundan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından sarf edilen 179,90 TL başvuru harcı, 179,90 TL peşin harç, 156,25-TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 516,05‬ TL yargılama giderinin davanın açılmasında davalı ... Sicil Müdürlüğünün kusuru olmadığı ve yasal hasım olduğu anlaşılmakla davalı Tasfiye Memurundan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı birleşen dosya davalısı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Birleşen dosya davalısı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın  açıldığını, ancak 20/09/2023 tarihinde yer alan duruşma tutanağında, davacıya müvekkilini taraf göstererek yeni bir dava açması için 1 aylık süre verildiğini, bu kapsamda davacının 09.10.2023 tarihinde İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/308 esas sayılı dosyada birleştirme talebinde bulunduğunu, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/308 esas sayılı dosyada 12.10.2023 tarihinde HMK 166 kapsamında birleştirme kararı verildiğini, ancak kararın davacıya tebliğ edilmediğini, dolayısıyla dosya üzerinden kesinleştirme işleminin de yapılmadığını,HMK 166/2 düzenlemesinde;'' Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır.'' amir hükmü karşısında, ilgili karar kesinleşmeden işlem tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu,Mahkemede yer alan dosya içerisinde, tenzip zaptı ve duruşma zaptında taraf teşkili sağlandıktan sonra ilgili durumun davalıya tebligat ile bildirileceğine ilişkin bir karar olmadığını, ya da buna ilişkin İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/308 Esas Sayılı dosyanın mahkeme dosyası ile birleştirilme kararı sonrası ara karar oluşturulmadığını, HMK'ya aykırı olarak dava dilekçesi ve eklerinin tebliğe çıkartılmasının hukuka aykırı olduğunu, karar oluşturulmadan çıkartılan tebligatın yok hükmünde olduğunu, tebligata ilişkin olarak bir kararın olmadığını, yanı sıra, Mernis adresine yapılacak olan tebligatlarda öncelikle 7201 S. Tebligat kanunu gereğince öncelikle TK 21/1'e göre tebliğ zarfı hazırlanması gerektiğini, çıkarılacak olan davetiyenin meşruhatlı davetiye olmalısı gerektiğini ve üzerinde verilmiş bir duruşma günü ve saati var ise bu bildirilmesi gerektiğini, daha önce yer alan duruşmaların ön duruşma olmaması nedeni ile ön duruşmaya davetin açıkça belirtilmesi gerektiğini, bu kapsamda, düzenlenen tebliğ zarfı ve Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı tebligatın hukuka aykırı olduğunu,  Yerel mahkeme dosyasının şirketin ihyasına ilişkin dosyaların basit yargılama usulüne göre olmadığını, yazılı yargılama usulüne göre görülmesi gerektiğini, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi e. 2014/15266 k. 2014/16165 sayılı ilamı)  TTK geçici madde 7 gözetilerek açılan iş bu davada davacının dilekçesinde ''Müvekkil, ... A.ş   (v.no:...)  nezdinde 12/10/1999-12/01/2000 tarihleri arasında belirsiz süreli hizmet akdi ile kesintisiz olarak çalışmıştır. Davacı müvekkilin iş akdi davalı işveren tarafından sebep gösterilmeksizin ve bildirimsiz olarak feshedilmiştir. Müvekkil işten çıkarılana tarihe kadar kesintisiz çalışmış olup, çalışması eksik olarak sigorta müdürlüğüne bildirilmiştir.\" dediğini,  Yargıtay 11 Hukuk Dairesi14.02.2017 tarih ve 2017/363 E. - 2017/814 K. sayılı ilamında da ifade edildiği üzere, 6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanların haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, şirkete ait tasfiye edilmemiş malvarlığının bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceğini,  müvekkilinin tasfiye memuru olarak işlem ve yönetim kurulu başkan yardımcı sıfatı ile görev yaptığını, tasfiye halindeki şirketin Ticaret sicil kayıtlarında tasfiye sonu tarihinin, 26/12/2012 olarak gözüktüğünü, Yargı kararlarında da açıklandığı üzere, 5 yıllık hak düşürücü süre bulunduğunu, ancak malvarlığının bulunduğu hallerde genel hükümler çerçevesinde 10 yıllık zamanaşımı süresinin bulunduğu görüldüğünü, bu kapsamda hem hak düşürücü süre hem de zamanaşımı gözetilerek davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, Talep konusunda hukuki yararın söz konusu olmadığını, tasfiye halinde camcı ... A.ş (v.no:...) nezdinde 12/10/1999-12/01/2000 tarihleri arasında belirsiz süreli hizmet akdi ile kesintisiz olarak çalıştığı denilmek suretiyle huzurdaki davanın ikame olunduğunu, 5510 sayılı yasa gereğince, açılmış olan hizmet tespiti davası ve dilekçede belirtilen dönem itibariyle yasanın emredici hükmü gereğince 5510 sayılı yasa gereğince 5 yıllık hak düşürücü sürenin 2005 yılında dolduğunun gözetilmesi ve usul ekonomisi gereğince şirketin ihyası talebinin reddedilmesi gerektiğini,  bu konuda inceleme yapılmaksızın ve evraklar toplanmaksızın verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,Talep konusu dönem ile şirketin tasfiye sonucu kapanması arasında 12 yıl bulunduğunu, davacının çalıştığı dönem sonu iddiasının 12.01.2000 olduğu gözetildiğinde, şirketin ihyası ve dava ikamesi için 22 yıl beklemesinin hukuki menfaatinin olmadığının açık göstergesi olduğunu, şirket tasfiyesinin hukuka uygun olduğunu, bu kapsamda davalı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin olanaksız olduğunu,  ihyası talep olunan şirkete  tasfiye memuru olarak müvekkilinin atandığı, genel kurulda alınan kararlar neticesinde usulüne uygun olarak ayrı tarihlerde 3 ayrı ticaret sicil gazetesi ilanı yapıldığını, tasfiyenin tamamlanması için geçmesi gereken yasal sürelerin beklendiğini ve bunun sonrasında tasfiye işlemlerinin hukuka ve usulüne uygun olarak kurul kararı ile şirketin tasfiye edildiğini, bu husus dikkate alındığında şirketin tüzel kişiliğinin hukuka uygun olarak sonlandığını, tasfiye sürecinde yer alan ticaret sicil gazeteleri ilanları esnasında, tasfiye memuruna hiçbir bildirimde bulunulmadığını, ihtar, iadeli taahhütlü mektup, ilanlar esnasında bildirimin olmaması nedeni ile şirketin tasfiyesinin usulüne uygun olaraktamamlandığını, dosya içerisinde vergi dairesi kayıtları alınmadığını, dava evraklarının incelenmediğini ve inceleme yapılmaksızın sonuca gidildiğini,İş bu davalarda üçüncü kişileri hataya düşürücü eylemlerin olması, şirketin usulsüz olarak tasfiye edilmesi halinde vekalet ücretine hüküm kurulabilmekte olduğunu, bu kapsamda olası zararların doğmaması açısından icranın geri bırakılması talepli olarak dosyayı istinaf ettiklerini, yapılacak olan incelemede özellikle bu hususunda dikkate alınarak sonuca varılması gerektiğini, İleri sürerek yukarıda açıklanan nedenlerle; yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine, istinaf masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl ve birleşen davalar; 6102 sayılı TTK'nun 547 inci maddesine dayalı olarak açılmış olup, ... Şirketi'nin ihyası istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı birleşen davada davalı tasfiye memuru  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Birleşen davada davalı tasfiye memuru tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, birleşen davada verilen birleştirme kararı kesinleştirilmeden dosyanın gönderildiği,  davanın yazılı yargılama usulüne usulüne tabi olduğu, davalının  ihya istemekte hukuki yararı bulunmadığı, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, davanın tasfiye işlemleri usulüne uygun tamamlanıp şirket terkin edildikten yıllar sonra açıldığı, bu nedenle tasfiye memuru aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu yönündedir.HMK'nun 166/1 fıkrası uyarınca aynı yargı çevresi içindeki ve aynı düzey ve sıfatta yer alan mahkemelerden, sonraki davanın açıldığı mahkemece hukuki ve fiili irtibat nedeniyle verilen birleştirme kararı, önceki mahkemeyi bağladığı ve kanun yoluna tabi olmadığından birleşen davalının birleştirme kararının kesinleşmediğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Eldeki dava basit yargılama usulüne tabi olduğundan, yine TTK'nun 547 maddesine dayalı ek tasfiye gereği nedeniyle ihya istemine ilişkin olup hak düşürücü süreye tabi bulunmadığından, birleşen davalının yargılama usulüne ve hak düşürücü süreye yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.TTK'nın 547/1 maddesinde; \"Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.\" hükmü düzenlenmiştir.Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından; ihyası talep edilen şirket aleyhine, bu şirket nezdinde 12/10/1999-12/01/2000 tarihleri arasında belirsiz süreli olarak çalışıldığına dair İstanbul Anadolu 20 İş Mahkemesi'nde 2022/257 esas üzerinden dava açıldığının, 11/04/2023 tarihli ön inceleme celsesinde, sicilden terkin edilmiş şirketin ihyası için dava açmak üzere taraflarına kesin süre verildiğinin, bu nedenle eldeki ihya davasının açıldığının bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkemece ihya talebinin dayanağını oluşturan hizmet tespiti davasının ne UYAP sistemi üzerinden ne de fiziken dosyaya celbedilmediği  anlaşılmıştır.Dairemizce İstanbul Anadolu 20 İş Mahkemesi'nde 2022/257 esas  sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden inceleme talebi ile incelenmiş, davacının ... ile ihyası talep edilen şirket aleyhine 09/11/2022 tarihinde hizmet tespiti davası açtığı, ön inceleme celsesinde davacı vekiline, sicilden terkin edilen şirketin ihyası amacıyla dava açmak üzere yetki ve süre verildiği görülmüştür. Davacının anılan dosyada taraf teşkilinin sağlanması için şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararı mevcuttur.  Davalı tasfiye memurunun aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Mahkemece ihyası talep edilen şirketin sicil kayıtları celbedilmiş olup, yapılan inceleme neticesinde;  ihyası istenen şirketin, 29/06/2010 tarihli genel kurul toplantısında tasfiye kararı aldığı, daha önce de şirket yönetim kurulu üyesi olan birleşen dava davalısı ...'nin tasfiye memuru olarak atandığı,  alacaklılara çağrı ilanlarının yapıldığı 12/12/2012 tarihli genel kurul kararı ile tasfiye sonu beyanının onaylandığı, tasfiyenin sona ermesi nedeniyle şirketin 20/12/2012 tarihinde sicilden terkin edildiği anlaşılmıştır. İhya talebinin dayanağını oluşturan hizmet tespiti davasının tasfiyenin sonlanması nedeniyle terkin tarihinden on yıl sonra 09/11/2022 tarihinde açıldığı, diğer ifade ile tasfiye sürecinde ve tasfiyenin sonlandırılması işlemleri yapılırken derdest bir hizmet tespiti davası bulunmadığı, birleşen davada davalı tasfiye memurunun iş bu davanın açılmasına sebep olduğundan bahsedilemeyeceği,  bu nedenle birleşen davada davalı tasfiye memurunun yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı, mahkemece gerekçesi açıklanmaksızın birleşen davada davalı tasfiye memuru aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, birleşen davada davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun haklı olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak; birleşen davada davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun kısmen  kabulü ile  ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak, asıl ve birleşen davaların kabulüne, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, birleşen davada davalı aleyhine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Birleşen davada davalının istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ İLE;İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  11/10/2023 tarih ve 2023/308 Esas - 2023/1016 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle 2-Asıl ve birleşen davaların KABULÜNE,-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye nedeniyle sicilden terkin edilmiş olan ... Şirketi tüzel kişiliğini İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi'nin 2022/257 esas sayılı dosyasında taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın yürütülmesi ve müteakip işlemlerin yapılması amacıyla sınırlı olmak İHYASINA,3- Tasfiye  memuru olarak, şirketin son tasfiye memuru olan birleşen davalı ...'nin  atanmasına, 4-Karar kesinleştiğinde ticaret siciline TESCİL VE İLANINA, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:5-Asıl davada dairemiz karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60-TL karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,6- Birleşen davada, dairemiz karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60-TL karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,7- Asıl ve birleşen davalarda davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 8- Asıl ve birleşen davalarda davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediği anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Bakiye gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,11-Birleşen davada davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,12- Birleşen davada davalı  tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 240,00-TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 1.409,40-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,13-Bakiye gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay' da temyiz yolu açık olmak üzere12/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5fe3b3b977004f4e","SID":"a9507eefc23c0239"}}