{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: 31/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 16/09/2024<br>NUMARASI\t: Esas  Karar <br><br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br>DAVALI \t: ... - ... ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -<br>DAVA\t: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 31/12/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 31/12/2024<br><br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı ... nezdinde 20/09/2020 başlangıç tarihli .... poliçe numaralı Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile kayıtlı sigortalı ... HİZM. TAAH. OTOM. İNŞ. SAN. LTD. ŞTİ. olarak müvekkili şirketin maliki olduğu, anılan sigorta poliçesi kapsamındaki ... plakalı araç 19.11.2020 tarihinde Zonguldak/ Filyos liman inşaatında hafriyat nakliyesi işi esnasında geçirdiği kaza neticesinde maddi zararlı ağır hasara uğradığını, müvekkilinin gerçek zararını karşılayacak miktarda ödeme yapılmadığını, müvekkili tarafından Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. .... K. (.... Eski Esas .... Eski Karar sayılı) sayılı davası ikame edildiğini, söz konusu davanın 27/10/2022 tarihinde kabulüne karar verilerek hasar bedeli olarak hesaplanan 56.702,27 TL’ nin müvekkiline ödenmesine karar verildiğini ve 20/12/2022 tarihinde kesinleştiğini, karar gereği sigorta şirketince yapılan ödeme tarihi ile zararın meydana geldiği tarih arasında geçen 2 yılı aşkın süre gözetildiğinde müvekkilinin  haklı alacağını geç tahsil ettiğini ve temerrüt faizini aşan bir zararı söz konusu olduğunu, müvekkilinin alacağının enflasyon ve diğer oranlar karşısında önemli şekilde değer kaybettiğini, sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak müvekkilinin zararının giderilmediğini, arabuluculuğa başvuru yapıldığını anlaşma sağlanamadığını, kazanın 2020 yılında meydana gelmesi açılan davanın 2022 yılında kesinleşmesi nedeniyle davanın süresi içerisinde ikame edildiğini, munzam zararın asıl alacaktan bağımsız olduğundan ayrı dava ikamesi suretiyle talep edilebileceğini, davalının süresinde ödemediği tazminat sebebi ile müvekkilinin munzam zarara uğradığını, Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası kapsamında tanzim edilen 06/08/2021 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkilinin aracında meydana gelen hasarın 64.702,27 TL olduğu hesaplandığını, bu tutarın kaza tarihindeki araç parça bedelleri ve onarım bedelleri göz önünde bulundurulduğunu, bu değerde sigorta şirketinin müvekkiline ödeme yaptığı tarihe kadar geçen 2 yılı aşkın sürede , temerrüt faizini ve normal enflasyon oranlarını geçen büyük bir artış meydana geldiğini, bu nedenlerle; davanın kabulü ile; öncelikle şimdilik 1.000,00TL munzam zararın belirsiz alacak davası olarak (Fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla bilirkişi raporundan sonra arttırılmak üzere) davalı ... şirketinden yasal faizi ile birlikte tahsili ile,  yargılama giderleriyle ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Şirketin adresi “... Cad. .... 2 Sitesi No: .. Kule:.. Kat: 0-6 Ümraniye/İSTANBUL” olup  HMK genel yetki kuralları gereğince davaya bakmaya yetkili ve görevli Mahkeme İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, diğer yandan konu dosyadaki talep Kasko poliçesine ilişkin olduğundan görevli mahkeme tüketici mahkemeleri olduğunu, dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Tüketici Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, hasar bedelinin davacıya ödendiğini, yapılan ödemenin kararda hükmedilen faize göre eksiksiz olarak ödendiğini ve Konya .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı doysası borcunun tamamen kapatıldığını, kimse kanuni hakkını kullandığı için munzam zarar ödemekle yükümlü olamayacağını, kasko poliçesinin munzam zararı teminat altına almadığını, bu nedenlerle; açılan davanın  reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi .... Esas  ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; \"Dava dilekçesinde; davacının  mezkur mahkeme hükmünde belirtilen tazminatları tahsilatı ile  müvekkilinin alacağının enflasyon ve diğer oranlar karşısında önemli şekilde değer kaybettiğini, meydana gelen değişiklikler kapsamında aşkın (munzam) zararlarının tazminini talep etmiştir. <br> Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır.<br>  Bu itibarla davacılar tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıları, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacılara bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz.<br>  Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır.<br>Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; temerrüt faiziyle birlikte davacıya ödenen anapara yanında temerrüt faizini aşan zararın, davacı tarafından kendi durumuna özgü şekilde somut olarak ispat edilememiş olması nedeniyle; <br>Davanın REDDİNE, \" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin iki yılı aşkın süre boyunca davalı ... tarafından ödenmeyen tazminat sebebi ile munzam zarara uğradığını, müvekkilin uğramış olduğu munzam zararın somut verilerle ortaya konduğunu, bunun yanında yerel mahkemenin iş bu kararı anayasa mahkemesinin 21/12/2017 tarih ... sayılı kararına ve bu doğrultudaki yargıtay kararlarına da aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle  Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi .... Esas .... Karar 16/09/2024 Tarihli kararının eksik incelemeye ve değerlendirmeye dayalı olduğu gözetilerek kaldırılmasına, her  halükarda kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda inceleme yapmak ve karar vermek üzere dosyanın yerel mahkemeye geri gönderilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>Dava ile,  Mahkemenin .... Esas .... Karar sayılı dosyasında mahkeme hükmünde belirtilen tazminatları tahsilatı ile  müvekkilinin alacağının enflasyon ve diğer oranlar karşısında önemli şekilde değer kaybettiğini, meydana gelen değişiklikler kapsamında aşkın (munzam) zararlarının tazminini talep etmiştir.  <br>Mahkemenin .... Esas ....Karar sayılı dosyasında; davacının.... Vinç... Şti, davalısının... Sigorta A.Ş. olduğu, davanın Kasko poliçesinden kaynaklı alacak davası olduğu, davanın kabulüne karar verildiği ve 20/12/2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. <br>  Aşkın (munzam) zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.<br>Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816).<br>Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.<br>Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.<br>Munzam zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir. <br> Somut olayda; alacağına geç kavuştuğunu, hükmedilen miktarın değerini kaybettiğini belirterek munzam zararı olduğunu iddia etmiştir. Ancak davalı tarafından zamanında ödeme yapılmış olsaydı ödenen miktarın ne şekilde değerlendirileceği hususunda açıkça bir beyanda bulunulmamıştır. Yine davacı vekili, davalı tarafından ödeme yapılmaması nedeniyle müvekkilinin somut olarak ne şekilde bir zarara uğradığını da açıklamamıştır. Bu hali ile davacı vekilinin munzam zarar talebi soyut iddialara ilişkin olup davacının zamanında ödeme yapılmaması nedeniyle munzam zararının doğduğu somut delillerle ispat edilememiştir. <br>Somut olayda davacı vekili temerrüt faizini aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut delillerle ispatlanması gereken bir durum olduğu, davacı tarafça bunun dışında munzam zarara ilişkin herhangi bir delil sunulmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından istinaf talebinin reddi gerekir.<br> (Nitekim Yargıtay\tHukuk Genel Kurulu E:2021/11-938, K: 2022/401, Yargıtay 17 hd nin 2020/2916 esas   2021/3278\tkarar,4 hd nin 2023/1888 esas  2023/6062 karar ,17. Hukuk Dairesinin 2012/11411 esas  2013/3535 karar sayılı ilamları<br>Bu halde, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve  hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak esastan reddine dair hükmün kurulmasına dair karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği  ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.31/12/2024<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>e-imzalı <br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalı<br>...<br>Katip<br>...<br>e-imzalı <br> <br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0ab13e2b4b16bcd2","SID":"6f65ebcb5235d5ee"}}