{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1884 <br>KARAR NO:2024/1986<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:27/09/2024(Ara Karar)<br>NUMARASI:2024/515 Esas  <br>TALEP:İhtiyati Tedbir<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:31/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:TALEP:İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; davalı müdürlerin, şirket ortağı müvekkilinin, genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin taleplerini uzun süredir kasıtlı olarak sürüncemede bırakmaları nedeniyle, Mahkemeye başvurularak, şirketin genel kurul toplantısına izin verilmesinin talep edildiğini, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/365 E. 2024/443 K. sayılı 30.05.2024 tarihli kararı doğrultusunda kayyım ... tarafından yapılan çağrı gereğince şirket genel kurulu 11.09.2024 tarihinde gerçekleştirildiğini ancak davalı müdürlerin, genel kurul toplantı tutanağı ile de tespit edildiği üzere, yıllık finansal tabloları, yıllık faaliyet raporlarını genel kurul toplantısında hazır etmekten kaçınarak genel kurulun gözetim fonksiyonunu yerine getirmesine engel olduklarını, esas sermaye paylarının %50-%50 olarak dağıldığı iki ortaklı limited şirkette, ortakların sahip oldukları oy sayıları da eşit olduğundan, davalı ortak ...’ın, ortaklar arası karşılıklı güven ilişkisini ortadan kaldıran eylem ve işlemlerde bulunarak, işbirliği temelinden uzaklaşması nedeniyle,  genel kurulda, gündeme ilişkin konularda karar alınması mümkün olmadığını, şirketin taşınmazının el değiştirmesi halinde davacı ortağın hakkını elde etmesi tamamen imkansız hale geleceğinden gerek ortağın gerekse ortaklığın menfaatleri gözetilerek ihtiyati tedbir isteğinin kabulüyle, öncelikle, şirket adına kayıtlı İstanbul ili, Fatih ilçesi, ... Mahallesi, tapunun ... pafta, ... ada, ... parsel no’sunda kayıtlı taşınmaz üzerine üçüncü kişilere devrini önlemeye ve borçlandırıcı her türlü tasarrufa yönelik ihtiyati tedbir şerhi konulmasına karar verilmesini, gecikmesinde tehlike bulunduğundan müdürlerin temsil ve ilzam yetkisinin TTK'nın 235.maddesi gereği ihtiyati tedbir kararı ile kaldırılması, öncelikle şirketin % 50 oranında sermaye hak ve hissesine sahip davacının, olmadığı takdirde resen seçilecek kişinin temsil kayyımı olarak atanmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir/haciz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, \"Talep, şirket adına kayıtlı taşınmazın devrinin tedbiren önlenmesi ve  tedbiren yönetim  kayyımı tayini istemine ilişkindir. İhtiyati tedbir 6100 Sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. HMK m. 389 hükmüne göre ise  ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Somut olayda, tarafların pay sahibi oldukları dava dışı şirketin organsız kaldığının veya şirketin kötü yönetildiği hususunun yaklaşık olarak ispat edilemediği anlaşılmakla  davalı şirkete tedbiren kayyım atanması ve şirket adına kayıtlı taşınmaza tedbir konulması isteminin bu aşamada reddine...,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Celbedilen ticaret sicil kayıtlarından da tespit edildiği üzere, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ... mersis no’sunda kayıtlı... Şirketi’nin Müvekkil %50 oranında, Davalı ... %50 oranında sermaye hak ve hissesine sahip hissedarı olup, davacının halen avukatlık yaptığından müdürlük görevine kardeşi Şirket ortağı Davalıların getirildiğini, davacının, davalıların, davacıyı ızrar kasdıyla gerçekleştirdikleri güveni ortadan kaldıran davranışları, suç teşkil eden eylemleri nedeniyle aralarında anlaşmazlık olduğunu, aralarında ciddi uyuşmazlık bulunan iki şirket ortağından birisinin davanın devamı sırasında temsil ve ilzam yetkisini tek başına kullanması gerek Şirket gerekse Davacı açısından önemli zararlara sebebiyet vereceğinden, Şirketin ve tarafların karşılıklı hak ve menfaat dengesinin korunması için talep edilen geçici hukuki korumanın sağlanması gerektiğini, Davalı müdürlerin, en temel vazifelerinden olan genel kurulun toplantıya çağrılması görevini yerine getirmediklerinin İstanbul 7.ATM'nin 2024/365 E. 2024/443 K. sayılı dosya kapsamı ile sabit olduğunu, davalı müdürlerin dosyada mübrez 11.09.2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağı ile tespit edildiği üzere, yıllık finansal tabloları, yıllık faaliyet raporlarını genel kurul toplantısında hazır etmekten kaçınarak genel kurulun gözetim fonksiyonunu yerine getirmesine engel olduğunu, Esas sermaye paylarının %50-%50 olarak dağıldığı iki ortaklı limited şirkette, ortakların sahip oldukları oy sayıları da eşit olduğundan, ...’ın, ortaklar arası karşılıklı güven ilişkisini ortadan kaldıran eylem ve işlemlerde bulunarak, işbirliği temelinden uzaklaşması nedeniyle,  genel kurulda, gündeme ilişkin konularda karar alınması mümkün olmadığını, Davalılardan kaynaklanan nedenlerle, davanın devamı süresince de ortakların bir araya gelerek şirketin işleyişini sağlamaya yönelik hukuki işlemlerde bulunmalarının mümkün olmadığını, 11.09.2024 tarihli genel kurulda vekaleten temsil edilen ... tarafından, genel kurulda ortaklara bu konuda hiçbir bilgi verilmediği halde, diğer Davalı ile birlikte Mahkemeye sunulan cevap dilekçesinde “Dava konusu firmanın hiçbir şekilde aktif ticari faaliyeti bulunmamaktadır” iddiasında bulunmuş, tek başına bu durum dahi, Davalı yöneticilerin, kanun ve ana sözleşmeden yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, şirketin amacına zarar verdiklerini, basiretsiz yönetimi ortaya koyduğunu, HMK'nın 390/3.md.'de belirtilen ispat,  mutlak bir ispat olmamasına dosya kapsamı ile yaklaşık ispat şartı da yerine getirilmiş olduğu halde Mahkeme, eksik inceleme yapıldığını, davacının şirketten olan alacağının zarara uğramaması için şirketin mal varlığının aktarılmasını, kaçırılmasını ve şirketin içinin boşaltılmasını önlemek amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, şirketin tek taşınmaz mal varlığının el değiştirmesi halinde ihtiyati tedbir talep eden davacı ortağın hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale geleceğine ilişkin dosya kapsamına sunulan belgelerle yaklaşık ispat koşulu gerçekleştiğini beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Talep, limited şirket müdürünün azli davasında müdürün temsil ve ilzam yetkisi kaldırılarak şirkete kayyım atanmasına ve şirkete ait taşınmaz üzerine tedbir konulması, istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davacı ve davalı ..., ... Şirketi’nin %50'şer hisse ile ortağı olup, ayrıca davalı  ... ve ... şirketin münferit imza ile yetkili müdürleridir.İhtiyati tedbir isteyen davacı tarafça, davalı şirket müdürlerinin şirketi kötüleyecek, yatırımlarına menfi etki yapacak, şirket çıkarlarını zedeleyecek davranışları özen yükümlülüğüne de aykırılık oluşturduğu, davalıların, şirketin mali açıdan denetlenebilmesi yönündeki özen yükümlülüğünü ve Kanun'un şirket müdürüne yüklediği görevlerini yerine getirmediği, şirketi zararlandırıcı işlemlerde bulundukları, şirket kaynaklarının aktarıldığı, malvarlığının eksiltildiğini, şirketin parası ve kaynaklarının mal edinildiği, şirket müdürlerinin dürüstlük kuralına uygun davranmayıp, kendi menfaatlerini şirket menfaatlerinin üzerinde tutarak yaptıkları iş ve işlemlerle ortakların güveninin sarsılmasına sebebiyet verdiklerini, şirketin defter ve kayıtlarının muntazam olarak tutulmadığınını, davacı ile birlikte hissedar olunan şirketlerin imkanlarını davacının hissesinin olmadığı, kendisinin hissedar ve yönetici olduğu şirketlere tahsis ettiği iddiaları ile açılan yöneticinin azli davasında, davalı şirket müdürlerinin azli davasında müdürün temsil ve ilzam yetkisi kaldırılarak şirkete kayyım atanmasına ve şirkete ait taşınmaz üzerine tedbir konulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. Limited şirket müdürünün haklı sebeple azli 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 630/2. maddesinde düzenlenmiş olmakla birlikte, yöneticinin azli davası açılması halinde alınacak tedbirlere ilişkin TTK'da bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu halde ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümlerin düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389 vd. maddelerinin yöneticinin azli istemli davalarda da uygulanması gerekir.HMK'nın 389/1. maddesine göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Bunun yanı sıra uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilmesi için HMK'nın 390/3. Maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca, asıl uyuşmazlığı çözecek mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemez.Yukarıda ifade edildiği üzere, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. TTK'nın 616/1-b maddesi uyarınca, müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. TTK'nın 630/1. maddesinde, genel kurulun, müdürü veya müdürleri görevden alabileceği, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceği; maddenin 2. fıkrasında ise, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği düzenlenmiştir.Yöneticinin mahkeme kararı ile müdürlük görevinden azli için aranan haklı sebep TTK'nın 630/3. Maddesinde, yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi  olarak  tanımlanmış olup, bu hususların ihtiyati tedbir talebi yönünden yaklaşık olarak ispatlanması gerekir.Ancak dosyaya sunulan deliller yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle davacının iddialarını yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Sonuç itibariyle, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre şirket müdürlerinin temsil ve ilzam yetkisi kaldırılarak şirkete kayyım atanmasına ve şirkete ait taşınmaz üzerine tedbir konulması talebi yönünden ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.31/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b3c12689f8d8d794","SID":"34ca7226b3ac222f"}}