{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/530 <br>KARAR NO:2024/1932<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:11/10/2023<br>NUMARASI:2023/188 E. -  2023/871 K. <br>DAVANIN KONUSU:İstirdat<br>Taraflar arasındaki çekin istirdadı davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; keşidecisi ... Şti. olan keşidecisi olduğu, ... Bankası ... Şubesine ait ... nolu, 50.000,00 TL tutarlı ve 30.10.2022 keşide tarihli çekin, müvekkili şirketin emrine düzenlenerek, müvekkiline gönderilmek üzere ... Kargo ... Şubesine teslim edildiği, ancak çekin müvekkilinin eline geçemeden, kargoda iken zayi olduğunu, müvekkilince zayi belgesi için Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/692 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, mahkemece % 25 teminat karşılığı ödeme yasağı kararı verildiğini, çeki elinde bulanların mahkemeye sunmaları için ilanlar yapıldığını, ancak davalının elinde bulundurduğu çeki mahkemeye sunmayarak bankaya ibraz ettiğini, ödeme yasağı nedeniyle çek bedelinin ödenmemesi üzerine ... sayılı dosyasında müvekkili aleyhine takip başlattığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 66 adet çekin çalındığı bir davada zayi nedeniyle iptal davasında ödemeden men kararı bulunmasına rağmen icra takibi başlatılan bir olayda  çekin istirdadına karar verildiğini ileri sürerek, dava konusu  çekin müvekkile iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; çek bedelinin keşideci tarafından müvekkiline ödenmesi nedeniyle bu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, iyiniyetli üçüncü kişi olan müvekkilinin çekin zayi olduğunu bilemeyeceğini, müvekkilinin iktisabının kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunun davalı tarafından kanıtlanması gerektiğini, aksi halde çekin mücerretliğinin ortadan kaldırılacağını, ödeme yasağının takibe engel olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Somut olayın incelenmesinde, iş bu davada davacının  öncelikle çekin yetkili hamili olduğunu, ardından davalı tarafın çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap ettiğini  ispat etmesi gerektiği, bununla birlikte davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmadığı, aksi takdirde çekin mücerretlik vasfının ortadan kaldırılacağı, çekin ciro zincirinin düzgün olduğu, davacı ile davalı arasında doğrudan ciro ilişkisi olmadığı, bu nedenle davacının şahsi defilerini davalıya karşı ileri süremeyeceği, çekin ... sayılı dosyasına konu olduğu, keşideci tarafından ödeme yapıldığı, iş bu davanın İİK 72 /6 kapsamında bedel istirdatı davası olmadığı, çekin keşideci tarafından ödenmesi sebebiyle iadesinin mükerrer ödeme olmaması için keşideciye yapılması gerektiği, davacının 30.000TL'lik dava konusu olmayan diğer çeke ilişkin  sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarına yönelik Büyükçekemece  CBS'de suç duyurusunda bulunduğu, bu davanın konusunun 50.000TL bedelli çek olduğu, dava dilekçesindeki delil ve açıklamalarda savcılık ve soruşturma dosyasına dayanılmadığı, İstanbul 29. İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/85 esas sayılı dosyasında davacının 50.000TL bedelli çeke ilişkin icra takibine itirazını çekte imza itirazının olmaması çekin dava dışı diğer takip borçlusu tarafından ödenmesi nedeniyle konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığı kararı verdiği bu kararın istinaf edilmeden kesinleştiği, Bakırköy 6 ATM'nin benzer mahiyette 30.000TL bedelli senet için olan dosyasında davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği,  Mahkemece her ne kadar imza incelemesi yönünde araştırılma yapmaya gidilmiş ise de dava dilekçesinde ayrıca ve açıkça yapılan imza itirazı olmadığı, bununla birlikte imza incelemesinin çek istirdatı yönünden davalı hamilin kendisinden önceki ciranta imzası dışında imza kontrolü yapma sorumluluğu olmadığından kötü niyete ilişkin dosya kapsamında değişiklik yapmayacağı, tarafların ticari defterlerinin incelenmesininde taraflar arasında doğrudan ticari ilişki olmadığından davayı ispata elverişli olamayacağı, davaya konu uyuşmazlık konusu yönünden yemin deliline de gidilemeyeceği için (HMK 226/1-c) mevcut dosya kapsamında çek bedelinin dava dışı keşideci tarafından ödenmesi ile çekin tesliminin mükerrer ödeme olmaması için  keşideciye  yapılması gerektiği, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla birlike davanın davacı tarafça ispatlanması mevcut delil durumuna göre mümkün olmadığı...\" gerekçesiyle, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalı vekili Av. ...'in 23.03.2023 tarihinde dosyaya vekil olarak kaydını yaptırdığını, 10.07.2023 tarihinde UYAP sistemi üzerinden istifa ettiğini, vekilin yargılamanın tamamında vekillik görevini üstlenmediğini, istifa ile karar arasında vekillik görevini yerine getirmeyen taraf vekili için tarifeye göre vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Avukatlık Kanunu'nun 174/1 maddesinde \"üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat ücret talebinde bulunamaz.\" hükmü bulunduğundan, haklı bir neden olmadan istifa eden avukatın, TBK'daki vekalet akdine ilişkin genel düzenlemelerden farklı olarak, herhangi bir zarar olmadan da müvekkile karşı sorumlu tutulduğunu, buna göre, haksız olarak işi bırakan, vekaletten istifa eden avukatın, ücrete hak kazanamadığı gibi, aksine bir hüküm mevcut değilse aldığı peşin ücretleri, kullanmadığı masraf avanslarını da iş sahibine iadesi gerektiğini, vekilin somut bir neden göstermeksizin gördüğü lüzum üzerine vekaletten istifa etmesi nedeniyle ücrete hak kazanmadığını, bu nedenle tarifedeki ücretin tamamına karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, hüküm tarihinde bir vekilin bulunmamasına rağmen vekalet ücretine hükmedilmesinin usule aykırı olduğunu, Müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, davalının davanın açılmasına neden olduğunu, zayi nedeniyle iptal davasındaki ödeme yasağı kararı ile ilanlara rağmen çekin mahkemeye getirilmeyerek bankaya ibraz edildiğini ve ödenmeyen çekin takibe konu edildiğini, iptal davası ile ödeme yasağına rağmen müvekkili aleyhine takip başlatılması üzerine haklı olarak dava açıldığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, vekalet ücreti ile yargılama giderine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılması suretiyle hükmün düzeltilmesine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davacının elinden rızası dışında çıktığı ileri sürülen çeklerin TTK'nın 792. maddesi uyarınca istirdadı istemlerine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, konusuz kalan davanın esası ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, keşidecisi ... Şti. olan ... Bankası ... Şubesine ait ... nolu 50.000,00 TL bedelli 30.10.2022 keşide tarihli çekin, müvekkilinin emrine  düzenlendiğini ancak müvekkiline kargo ile gönderilen çekin zayi olduğunu, zayi nedeniyle iptal davasında verilen ödemeden men kararı ile ilanlara rağmen çekin bankaya ibraz edilerek takibe konu edildiğini ileri sürerek, çekin istirdadını istemiştir.Davalı vekili ise müvekkilinin iktisabında iyi niyetli olduğunu ve çekin düzgün ciro  silsilesi ile iktisap edildiğini savunmuştur.İlk derece mahkemesince, çeke ilişkin imza inkârının veya şikâyetin bulunmadığı, çekin bedelinin keşidecisi tarafından takip dosyasında ödendiği gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı vekili sadece, hükmedilen vekalet ücreti ile yargılama giderleri yönünden hükmü istinaf etmiş ve davalı vekilinin vekalet ücretine hak kazanmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını ileri sürmüştür.TTK'nın 792. maddesine göre; \"Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister  ciro yoluyla devredilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790.maddesine göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru  bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle hükümlüdür.\" hükmü mevcuttur. Aynı Kanun'un 790. maddesinde ise \"Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır\" düzenlemesi bulunmaktadır. Anılan hükme göre, iktisap anında ciro silsilesinde görünüş itibari ile kopukluk olup olmadığını inceleme yükümlülüğü bulunmaktadır. Çeki iktisap edene bunun dışında daha fazla yükümlülük yükleyen bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çekin iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde  TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir.TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, TTK’nın 792. Maddesindeki \"Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...'' ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir (Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı).Bu bilgilere göre somut olayda  davacı, dava konusu edilen çekin hamili iken rızası dışında elinden çıktığını ve davalıların çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Çekin zayi olması nedeniyle davacının şikayetçi olmadığı mahkemece belirlenmiştir. Kargoda kaybolduğu belirtilen çekteki lehdar cirosundaki imzaya ilişkin bir itirazın da bulunmadığı mahkemece belirlenmiştir. Davalının iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli olduğuna ilişkin bir kanıt bulunmadığı gibi, dava dilekçesinde buna ilişkin bir açıklama da bulunmamaktadır. Soyut olarak Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin başka bir olay nedeniyle verilen kararı delil olarak sunulmuştur. Bu nedenle, davacının davanın açıldığı tarihte  haklı olmadığı anlaşılmaktadır. Çeke ilişkin ödeme yasağı bulunması çekin bankaya ibrazına veya takibe konmasına engel değildir. İlanın amacı senedi elinde bulunanın tespiti olup, çeki düzgün ciro silsilesine göre elinde bulunduran davacının iktisabının korunmamasını gerektirir bir kanıt veya açıklama bulunmamaktadır. Ödeme yasağına rağmen çekin iptal davası açan kişiye veya mahkemeye teslim edilmemesi kötü niyet olarak değerlendirilemez. Zira düzgün ciro silsilesi ile çeki elinde bulunduran kişinin iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli olduğu ve çeki iade etmesi gerektiği ancak bu davada kanıtlanabilir.Diğer yandan davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş ve davalı vekili cevap dilekçesi sunmuştur. Davalı vekilinin daha sonra somut bir neden göstermeden vekalet görevinden istifa etmesi vekalet ücretine hak kazanmasına engel değildir.  Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 5.maddesine göre,  hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukat, bu Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır. Bu durumda vekalet sunarak cevap dilekçesi veren avukatın vekalet ücretine hak kazandığı açıktır. Sunulan Yargıtay kararları, vekil ile müvekkili arasındaki vekalet ücretinin tespitine ilişkin uyuşmazlıklar hakkında verilmiş kararlar olup, somut olay ile ilgisi bulunmamaktadır.HMK'nın ''Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri'' başlıklı 331/1 maddesiyle de “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.'' hükmü düzenlemiş olup, mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilirken yargılama giderlerinin tayininde, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu belirlenerek yargılama giderleri hüküm altına alınacağı hükme bağlanmıştır. Her ne kadar davacı vekili, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ileri sürmekte ise de davalının düzgün ciro  silsilesi ile elinde bulundurduğu çekin ancak davalının iktisabında ağır kusur veya kötü niyetli olduğunun kanıtlanarak geri alınabileceğini bilerek dava açıldığı, davacının açtığı davada ileri süreceği vakıaları değerlendirerek açtığı davada davalıya kusur yüklenemeyeceği, çekin ilan üzerine mahkemeye getirilmesi halinde dahi  istirdat davası açılmadan çekin davalının elinden alınamayacağı ve davalı vekili için vekalet ücreti takdir edilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy çokluğuyla ve kesin olarak karar verildi. 19.12.2024<br>KARŞI OY:HMK'nın 331.maddesi uyarınca, davanın açıldığı an itibariyle tarafların haklılık durumları dikkate alınarak, yargılama giderlerinden davalının sorumlu olduğuna dair çoğunluk görüşüne katılmakla birlikte, davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti bakımından sayın çoğunluğun görüşüne, aşağıdaki gerekçeyle katılmamaktayım:Dava dosyası incelendiğinde, davalının cevap dilekçesinin vekili Avukat ... aracılığıyla verildiği, anılan davalı vekilinin yargılama sırasında verdiği 07.07.2023 tarihli dilekçeyle vekillikten çekildiğini yani istifa ettiğini bildirdiği, ilk derece mahkemesinin 11.10.2023 tarihli duruşma tutanağında istifanın davalıya tebliğ edildiğinin tespit edilerek tutanağa geçirildiği, bu tespitten sonra mahkemece yargılamaya devam edilip eldeki istinaf incelemesine konu kararın verildiği anlaşılmaktadır. İstifanın davalı şirkete, elektronik tebligat yoluyla tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Yani, yargılama sırasında davalı vekili, vekillikten istifa etmiştir. TBK'nın 512, HMK'nın 82 ve Avukatlık Kanunu'nun 41. maddeleri  uyarınca, istifa sonucu vekalet görevi, dava sonuçlanmadan önce  sona ermiştir. Avukatlık Kanunu'nun 171/1 hükmü uyarınca, avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder. Yani vekil, dava sonuçlanana kadar vekalet görevini yerine getirmekle yükümlüdür. Aynı Kanun'un 174/1 maddesi uyarınca, üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat, hiçbir ücret istiyemez ve peşin aldığı ücreti geri vermek zorundadır. Görüldüğü üzere, dava devam ederken vekillikten istifa eden avukat, müvekkilinden avukatlık ücreti talep edemeyeceği gibi, aldığı avansları da iade etmekle yükümlüdür. Somut olayda da davalı vekili, davanın devamı sırasında vekillikten istifa ettiğine göre, artık kendi müvekkilinden avukatlık ücreti talep etme hakkını da kaybetmiştir. Davalının bir avukatlık ücreti ödeme borcu kalmadığına göre, yani böyle bir yargılama gideri yapmayacağına göre, davacıya böyle bir giderin yüklenmesi de hukuken mümkün değildir. Aksi takdirde, davalının hiç yapmadığı bir harcamanın, sanki harcama varmış gibi davacıdan alınıp davalıya verilmesi gibi bir sonuç ortaya çıkar ki bu durum, davalı yararına sebepsiz zenginleştirme oluşturur.Bu nedenlerle, ilk derecece mahkemesince davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi gerekirken aksine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının HMK'nı 353/1.b.2 hükmü uyarınca bu yönden düzeltilmesi gerektiğini düşüncesiyle, sayın çoğunluğun kararına ve gerekçesine muhalifim.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ca26c6a5f2860692","SID":"1025e36b87e6eda6"}}