{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/1932 <br>KARAR NO\t\t: 2025/68<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11.11.2024 - 29.11.2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/895 E.<br>TALEBİN KONUSU\t: İhtiyati Tedbir<br>KARAR TARİHİ\t: 15.01.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 15.01.2025<br><br>\tİzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.11.2024 ve 29.11.2024 tarih 2024/895 E. sayılı kararlarının Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tTALEP : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili dava dilekçesiyle, davacının dava dışı ... Ltd. Şti.'nin ortağı olduğunu ve şirketteki pay oranının yüzde 3,75 olduğunu, payın davacıya 26.12.2016 tarihinde vefat eden eşinden miras yoluyla intikal ettiğini, payın devrine şirketin 24.02.2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında karar verildiğini, tescil işleminden sonra Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 10.03.2017 tarih ve 9281 sayılı nüshasında yayımlandığını, dava dışı şirketin 28.12.1998 tarihinde kurulduğunu ve beş ortaklı kapalı tip aile şirketi olduğunu, şirketin diğer ortaklarının davacının kızı olan küçük ..., vefat eden kocasının kardeşleri ... ve ... (...) ... ile eniştesi ... olduğunu, dava dışı şirketin ...nün ...-Merkez sicil numarasında kayıtlı olduğunu, merkezinin ... Mah. ... Sok. No:... ...-... adresinde olduğunu, aynı adresteki 13 ve 17 numaralı iş yerlerinde de ticari faaliyetini sürdürdüğünü, şirketin Ankara, İstanbul, Konya ve Gaziantep'te şubeleri, 100 çalışanı ve 40 araçlık satış/dağıtım filosu bulunduğunu, şirket kara taşıtları için iç ve dış lastik alım satımı işi ile lastik söküp takma işi için gerekli olan makine imalatı ve alım-satımı yaptığını, dava dışı şirketin 2024 yılında ödenmiş sermayesinin 10.200.000 Türk Lirası olduğunu, sermayesinin 408.000 adet paya bölündüğünü, ...'un 210.120 adet, ...'un 65.280 adet, ...' nin 71.400 adet, ...' nin 45.900 adet ve müvekkilinin 15.300 adet esas sermaye payı olduğunu, müvekkilinin şirketin en az paya sahip olan ortağı olduğunu, müvekkilinin hiç bir zaman dava dışı şirkette müdür olmadığını, yönetiminde bulunmadığını ve şirketin bir çalışanı da olmadığını, dava dışı şirketin yönetimini ve temsilini müdür olarak uzun yıllardır davalıların yaptığını, davalıların, müvekkiline karşı eşit işlem ilkesine aykırı davranarak bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmayı  zorlaştırdığını ya da hiç kullandırmadığını, şirkette davalıların çoğunluk paya sahip olduklarından hemen hemen şirket kurulduğundan bugüne kadar kendi oyları ve oy çokluğu ile kendilerini müdür seçerek şirketi yönettiğini, davalıların  şahsi menfaatlerini şirket menfaatlerinden üstün tuttuğunu, kayıt dışı ticaret yapıp zimmetlerine para geçirdiğini, müvekkiline dava dışı şirketteki esas sermaye payının miras yoluyla geçtiğinden, payların intikal ettiği tarihte şirketin ekonomik durumu ile kazanç durumu hakkında bilgi sahibi olamadığını, dava dışı şirketin aile şirketi olmasından da kaynaklanan güven nedeniyle uzun yıllar davalıların şirketin durumu hakkındaki yüzeysel açıklamalarına, işlerin iyi gitmediğine, şirketin kâr elde edemediğine dair açıklamalarına güvendiğini, ancak, bir süre sonra davalıların lüks bir yaşam sürdürüp, yurt içinde ve yurt dışında sık sık turistik seyahatler yapmaları, çocuklarını özel okullarda ve yurt dışında okutmaları, kendileri adına gayrimenkul yatırımları yapmaları, son model lüks binek araçlar kullanmaları ve diğer lüks harcamalar yapmalarının açıklamaları ile çeliştiğini fark eden müvekkilinin davalılara olan güveninin sarsıldığını, müvekkilinin, davalı şirketin gerçek durumunu öğrenmek için şirketten bilgi alma hakkının engellendiğinden hukuki yola başvurduğunu, müvekkilinin bilgi edinme ve inceleme hakkını kullanma talebiyle açtığı dava İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/88E. 2021/412K. sayılı dosyasında incelenip kabulüne karar verildiğini, ilamın İzmir 8. İcra Dairesi'nin 2021/7732 Esas sayılı dosyasında icra edildiğini, icra dosyasına sunulan rapora göre fiili stok sayımı sonucunda stokların ticari defterlerde kayıtlı olan miktardan daha az olduğunu, ticari defterlerin gerçeği yansıtmadığını, mali müşavirin tespitine göre de; dava dışı şirketin çok düşük oranda öz varlık kârı açıkladığını, sektör ortalamalarının çok altında stok devir hızı olduğunu, her yıl artan miktarda ve gereğinden fazla banka kredisi kullanıp yüksek miktarda faiz ödediğini, çok düşük net kâr marjı olduğunu ve diğer finansal verilerinin de sektör ortalamalarının fahiş altında ve bozuk olduğunun belirlendiğini, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/253 E. sayılı dosyasındaki 12.09.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda dava dışı şirkette kayıt dışı ticaret yapıldığını, İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/13 E. sayılı dosyasındaki 20.12.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda ...'un dava dışı şirketten kendi banka hesabına yüklü miktarda para çektiğini, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/190 E. sayılı dosyasına sunulan 22.12.2022 tarihli \"Uzman Mütalaası\" nda dava dışı şirketin muhasebe kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını ve hatalı olduğu ile kayıt dışı ticaret yapıldığına ilişkin bulgular olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin araştırmaya devam etmesi sonucunda, şirketin uzun yıllardır müdürler kurulu başkanı ve tek başına temsil yetkisine sahip olan ...'un ... bank AŞ. Toptancılar Şubesi nezdindeki ... numaralı vadesiz Türk Lirası mevduat hesabında 2016 ilâ 2021 yılları arasındaki hesap hareketinin 61.728.635,89 Türk Lirası olduğunu, bu miktarın 30.876.396,95 Türk Lirasının hesaba yatan, 30.852.238,94 Türk Lirasının hesaptan çekilen miktar olduğunun anlaşıldığını, ...’un kendi adına yaptığı bir ticari faaliyeti olmadığının ...’nün 07.02.2022 tarihli yazısında bildirildiğini, dava dışı şirketin davalı ... tarafından çeşitli yollarla zarara uğratıldığının anlaşıldığını, söz konusu banka hesabına hemen hemen her gün şirketin sigortalı çalışanlarının ve şirket müşterilerinin büyük miktarlarda para yatırdıklarını, bu yatırılan paraların şirkette kayıt dışı ticaretten elde edilen gelir olduğunun anlaşıldığını, müvekkili ile davalı ... ve şirket arasında görülen dava dosyalarındaki bilgi ve belgelere, müvekkilinin yaptığı araştırmaya göre, davalıların şirkette kayıt dışı ticaret yaparak ve elde edilen geliri zimmetlerine geçirerek, şirkete ait taşınmazları şahsi menfaat sağlamak için gerçek değerinin altında üçüncü kişilere kiraya vererek, GK kararı olmamasına rağmen şirketten yüksek miktarda mali haklar elde ederek, esas sözleşmede yazılı olmamasına rağmen ve GK kararı olmamasına rağmen kendileri ve yakınlarının şahsi kullanımı için binek otomobil tahsis ederek, şirketle aynı adreste ve aynı iş kolunda faaliyet gösteren kendileri ve çocukları adına şirketler kurup rekabet yasağına aykırı davranıp dava dışı şirketi zarara uğratarak, davalıların kanunda belirtilen özen, bağlılık, bildirim ve rekabet etmeme gibi yükümlülükleri ile ana sözleşme hükümlerini kusurlarıyla ihlâl ettiklerinin açıkça anlaşıldığını, 19.12.2022 tarihinde müvekkilinin davalılar  ile dava dışı ... aleyhine TTK m.553 gereğince İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/1081 E. sayılı dosyasıyla sorumluluk davası açtığını, ancak davalıların hukuka aykırı işlemlerine devam edip, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ederek, dava dışı şirketi zarara uğratmaya devam ettiklerinden, 20.12.2022 ile dava tarihi arsasında şirkete verdikleri zarardan sorumlu olan davalıların, tespit edilecek zararın TTK'nun 555. maddesi gereğince dava dışı şirkete ödenmesi talebiyle iş bu davayı açtıklarını, müvekkili şirket aleyhine açtığı bilgi alma ve inceleme yapma konulu davanın kabulüne karar verildiğini, kararın İzmir 8. İcra Dairesinin 2021/7732 Esas sayılı dosyasında icra edildiğini, icra dosyasındaki bilirkişilerce fiili stok sayımı yapıldığını, sayım sonucunda stokların ticari defterlerde kayıtlı olan miktardan daha az olduğunun tespit edildiğini, ticari defterlerdeki kayıtların gerçeği yansıtmadığını, şirketin çok düşük oranda öz varlık kârı açıkladığını, sektör ortalamalarının çok altında stok devir hızı olduğunu, her yıl artan miktarda ve gereğinden fazla banka kredisi kullanıp yüksek miktarda faiz ödediğini, çok düşük net kâr marjı olduğu ve diğer finansal verilerinin de sektör ortalamalarının fahiş altında ve bozuk olduğuna ilişkin analiz yaptığını,  müvekkilinin 27.01.2021 tarihinde gerçekleştirilen GK'da alınan bazı kararların iptali talebiyle  şirket aleyhine açtığı davanın İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/253 E. sayılı dosyasında incelendiğini, alınan bilirkişi raporlarında dava dışı şirkette kayıt dışı ticaret yapıldığının belirtildiğini,  davalı ...'in müvekkili aleyhine açtığı itirazın iptali konulu davanın İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/13 E. sayılı dosyasında incelendiğini, alınan bilirkişi ek raporunda ...' un dava dışı şirketten kendi banka hesabına yüklü miktarda para çektiğinin tespit edildiğini, müvekkilinin 14.12.2021 tarihinde gerçekleştirilen GK'da alınan bazı kararların iptali talebiyle şirket aleyhine açtığı dava İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/190 E. sayılı dosyasında incelendiğini, dosyaya sunulan Uzman Mütalaasında dava dışı şirketin muhasebe kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı ve hatalı olduğu ile kayıt dışı ticaret yapıldığına ilişkin bulgular olduğunun belirtildiğini, davalı ...'un ...bank AŞ. Toptancılar Şubesi nezdindeki şahsi banka hesaplarında orta ölçekli bir şirket hesabı gibi yüklü para hareketleri olduğunu, bu hesaplara şirketin sigortalı çalışanlarının ve müşterilerinin hemen hemen her gün 5-6 farklı işlem ile satış bedeli ya da makine bedeli gibi açıklamalarla para yatırdıklarını, ...'in yatan paralarının şahsi harcamaları için kullandığı bankanın mahkemeye gönderdiği hesap hareketlerinden tespit edildiğini, ...'in ... ve ... numaralı Türk Lirası, ... numaralı Amerikan Doları, ... numaralı Euro hesaplarının bulunduğunu, sadece ... numaralı vadesiz Türk Lirası mevduat hesabında 2016 ilâ 2021 yılları arasındaki hesap hareketinin 61.728.635,89 TL olduğunu, bu miktarın 30.876.396,95 TL' nın gelen havale/EFT ve hesaba yatan, 30.852.238,94 TL' sının hesaptan çekilen miktar olduğunun tespit edildiğini, ...'un şahsi banka hesabına gelen havale/EFT ve hesaba yatan paranın çoğunluğu şirket çalışanları tarafından ya da şirketin müşterileri tarafından yatırılanlar olduğunun tespit edildiğinin anlaşıldığını, ...'un ... numaralı Türk Lirası hesabına 10.000.-TL ve üzeri para yatıran şirketin sigortalı çalışanları ile müşterileri ve bu kişilerin yaptıkları işlemlerden yatan toplam paranın 24 milyon Türk Lirasından fazla olduğunu, ...' un ...bank AŞ. nezdinde ..., ..., ..., ... numara Türk Lirası hesapları ile yabancı para hesaplarında, ... Bankası AŞ. Bornova Ticari/İzmir Şubesi nezdindeki ... ... numaralı Amerikan Doları, ... ... numaralı Euro ve ... ... numaralı Türk Lirası hesaplarında da yüklü miktarda hesap hareketleri olduğunun anlaşıldığını, şirkette kayıt dışı ticaret yapıldığının kayıt dışı satışlardan elde edilen hasılatın ...'un banka hesaplarında toplandığını, yatan parayı ...' in şahsi harcamaları için kullandığını, bir kısmını diğer davalı ...' nın şahsi banka hesabına gönderdiğini, bir kısmı ile ...' nın kredi kartı ve kredi taksit ödemelerini yaptığını, sonuç olarak kayıt dışı ticaretten gelen gelirin davalı ...' un zimmetine geçirdiğini, bu yolla da dava dışı şirketin zarara uğratıldığı sonucuna ulaşıldığını, bu sebeple 20.12.2022 ile dava tarihi arasındaki sürede, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal eden davalıların, TTK' nun 555. maddesi gereğince dava dışı şirkete tazminat ödemesi gerektiğini,   dava dışı şirketin ... Sitesi .../... Sokak No:... ..., ... adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu, bu taşınmazı kiraya vermekte ve kira geliri elde ettiğini, ancak, kira bedeli rayiç bedelin çok altında olduğunu, davalılar uzun süredir düşük kira bedeli ile söz konusu taşınmazı .... ... şirketine kiraya vererek dava dışı şirketi zarara uğrattıklarını, dava dışı şirketin ... Mah. ... Sok. No:.../.... ..., ... adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu, bu taşınmazı kiraya vermekte ve kira geliri elde ettiğini, ancak, davalıların bu taşınmazı ... Ltd. Şti.'ne rayiç bedelin çok altında bir bedelle kiraya vererek dava dışı şirketi zarara uğrattıklarını, Dava dışı şirket ... Mah. ... Sok. No:... ..., ... adresindeki taşınmazın sahibi olduğunu, bu taşınmazı kiraya verdiğini ve kira geliri elde ettiğini, ancak, davalıların bu taşınmazı ... Şti.' ne rayiç bedelin çok altında bir bedelle kiraya vererek dava dışı şirketi zarara uğrattıklarını, dava dışı şirket ... Mah. ... Sok. No:... ..., ...  adresindeki iş yerinde kiracı olarak faaliyetini sürdürdüğünü, dava dışı şirketin bu iş yerinin tamamını ya da bir bölümünü ... Şti' ne kiraladığını, ancak davalıların ... Şti.' nin ödeyeceği kira bedelini rayiç değerin fahiş altında tutarak dava dışı şirketi zarara uğrattıklarını, kiralanan taşınmazlarda keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak iş yerinin rayiç kira bedelinin ortaya çıkarılması, bu kira bedelinin dava dışı şirket ile kiracının ticari defterlerinde kayıtlı olan kira bedeli ile karşılaştırılması sonucunda ortaya çıkacak olan fark ile dava dışı şirketin ne miktarda zarara uğratıldığının hesaplanabileceğini, dava dışı şirketin düşük kira bedeli ile kiraya verdiği iş yerlerinde uğradığı zarardan, özen, bağlılık (sadakat), bildirim gibi yükümlülüklere aykırı davranan, yönetim yetkisini kötüye kullanan, dava dışı şirketin menfaatlerini gözetmeyen ve zedeleyen, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal eden davalıların sorumlu olduğunu, bu sebeple, TTK' nun 555/(1). maddesi gereğince 20.12.2022 ile dava tarihi arasında meydana gelen söz konusu zararı davalıların birlikte dava dışı şirkete ödemesini talep ettiklerini, müdürlere verilecek huzur hakkı, ücret, prim ve ikramiye gibi mali haklar ile özel sağlık sigortası, hayat sigortası, konut yardımı, araç tahsisi ve ayrılma durumunda ödenecek tazminat gibi ek mali hakların şirketin esas sözleşmesinde yazılı olan esaslara ve GK' da alınan kararlara göre belirlendiğini, esas sözleşmede yazılı olmadan ve GK kararı olmadan müdürlerin şirketten her ne şekilde olursa olsun mali hak alması şirketi hortumlamak olarak değerlendirildiğini, bu tür işlemlerin, şirketin mali kaynaklarının kötüye kullanılması anlamına geldiğini  ve hukuki, etik, finansal sorunlara yol açtığını, şirkette müdürlere verilecek mali haklara ilişkin düzenleme esas sözleşmenin karın dağıtımı kenar başlığı altındaki 12. maddesinde düzenlendiğini, bu maddede de sadece ikramiye verilebileceğine ilişkin düzenleme bulunduğunu, dava dışı şirketin esas sözleşmesinde müdürlere şahsi kullanımları için araç tahsis edileceği, özel sağlık sigortası ya da emeklilik sigortası yaptırılacağı, yurt dışı seyahat giderlerinin karşılanacağı gibi ek mali hak tanınmadığını, davalıların da şirketin esas sözleşmesinde yazılı olmamasına rağmen  şirket adına aldıkları çok lüks ve pahalı binek araçları kendileri ve belirledikleri kişilerin şahsi kullanımına tahsis ederek, banka kredisiyle alınan bu araçlar için faiz ödeyerek, bu araçların tüm yakıt, bakım/onarım, sigorta, kasko ve vergi gibi giderlerini şirket kasasından ödeyerek, ayrıca  özel sağlık sigortası, emeklilik sigortası primlerini, yurt dışı seyahat giderlerini şirket kasasından ödeyerek şirketin zarara uğramasına neden olduğunu, şirkette pazarlama, sıcak satış ve servis gibi ticari faaliyetini sürdürmesi için panelvan tarzında araçlar kullanıldığını, bunun dışındaki binek otomobillerin ise şirketin ticari faaliyetini sürdürmesi için gerekli olmadığını, ancak şirkete oldukça fazla sayıda lüks ve pahalı alınan binek araçların davalı müdürlere ve müdürlerin belirledikleri kişilerin şahsi kullanımlarına tahsis edildiğini, bu binek otomobillerin şirket tarafından öz kaynaklar ve banka kredisi kullanılarak alındığını, finansman giderleri şirkete ödetilerek şirketin zarara uğratıldığını, dava dışı şirketin 24.02.2017 tarihinde gerçekleştirilen GK toplantısında ..., ... ve ...'nin süre belirtilmeksizin müdür olarak seçildiğini ve gündemin altı numaralı maddesinde müdürler kurulu üyelerine, yapılan oylama sonucunda herhangi bir ücret ödenmemesine oy birliği ile karar verildiğini, TTSG' nin 10.03.2017 tarih 9281 sayılı ve daha sonra 17.03.2017 tarih 9286 sayılı nüshasında bu kararın ilan edildiğini, GK toplantısında müdürlere ikramiye ödenmesi hususunda bir görüşme yapılmadığını ve bir karar alınmadığını, dava dışı ...' nin müdürlük görevinden istifa etmesinin hemen sonrasında, 29.04.2022 tarihinde gerçekleştirilen GK toplantısında ... ve ...'un süre belirtilmeksizin müdür olarak seçildiğini, müdürlere verilecek ücret ya da ikramiye konusunda görüşme ve oylama yapılmadığını, TTSG' nin 16.05.2022 tarih 10578 sayılı nüshasında bu karar ilan edildiğini, müdürlere ücret ya da ikramiye ödenmeyeceğine ilişkin 24.02.2017 tarihli GK kararı, daha sonraki aylarda da uygulanmaya devam ettiğini, davalı ...’ un kendi adına yaptığı bir ticari faaliyeti olmadığının İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün 07.02.2022 tarihli yazısıyla sabit  olduğunu, maliyenin kayıtları da bu yönde olduğunu, sadece dava dışı şirkette ortaklığı bulunduğunu ve bu şirketin açıkladığı yıllık bilançodaki kârdan GK karar verdiğinde ortaklık hakkını kullanarak payına düşen miktarı kâr payı olarak aldığını, bundan başka da elde ettiği ticari kazancı bulunmadığını, ... 29.12.2022 tarihinde mahkeme huzurunda aylık gelirinin 60.000.- TL. olduğuna ilişkin ikrarda bulunduğunu, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/253 D.iş sayılı dosyasındaki duruşma tutanağında bu ikrar yazılı olduğunu, davalının ikrarda bulunduğu tarih ile önceki tarihli şirket kayıtları incelendiğinde, davalıyla cari hesap ilişkisi olduğunu, ancak ödenen bir ücret olmadığının anlaşıldığını, davalı kayıt dışı olarak her ay bu miktardaki parayı şirketten çekerek zimmetine geçirdiğini ve şirketi zarara uğrattığını, müvekkilinin, müdürlerin esas sözleşmenin ve GK kararının aksine hareket edip, şirketin parasını zimmetlerine geçirerek şirketi zarara uğrattıkları için tazminat ödemeleri gerektiği hususunda hukuki sorumluluk davası açtıktan sonra, şirketin 12.04.2023 tarihinde gerçekleştirilen GK toplantısında, 01.05.2023 tarihinden itibaren şirketin müdürler kurulu başkanı olan ...' a aylık net 48.000.- TL., müdür olan ...' a aylık net 28.000.-TL. huzur hakkı ödenmesine kendi kullandıkları olumlu oy sonucunda oy çokluğu ile karar verildiğini, şirketin 27.03.2024 tarihinde gerçekleştirilen GK toplantısında ise, 01.04.2024 tarihinden itibaren ...' a aylık net 96.000.- TL., ...' a aylık net 56.000.-TL. huzur hakkı ödenmesine kendi kullandıkları olumlu oy sonucunda oy çokluğu ile karar verildiğini, her iki GK toplantısında da davalılara huzur hakkı dışında maddi menfaat sağlanması konusunda bir karar alınmadığını, davalı ...' un 19.12.2022 ilâ 30.04.2023 tarihleri arasında şirketi aylık 60.000.- TL., zarara uğrattığından, TTK' nun 555. maddesi gereğince dava dışı şirkete tazminat ödemesi gerektiğini, dava dışı şirketin ticaret merkezinin ... Mah. ... Sok. No:... ... ...  olduğunu, aynı adresteki 13, ve 17 numaralı iş yerlerinde de faaliyet gösterdiğini, davalıların 3. kişi adına 28.06.2019 tarihinde tek ortaklı olan ... Şirketi'ni kurduğunu, ... Şti. İzmir Ticaret Siciline ... numarasıyla kayıtlı olduğunu,  adresinin ise dava dışı şirketin faaliyette bulunduğu adresi ile aynı olduğunu, ... Ltd. Şti.' nin tek ortağı olan ...'un aynı zamanda münferiden imza yetkisine sahip müdür olarak görev yaptığını, TTSG' nin 04.07.2019 tarihli 9862 sayılı nüshasında yayımlandığını, ... Ltd. Şti.'nin faaliyet konusu ile dava dışı şirketin faaliyet konusunun aynı olduğunu, ... Ltd. Şti.' nin tek ortağı ve temsile yetkili olan müdürünün, davalı olan ... ve ...' nın  üniversiteden yeni mezun olduğunu, yeterli ticari tecrübesi olmadığını, internet üzerinden satış yaptığı ve sadece bir çalışanı olduğu iddia edilen ... Ltd. Şti.' nin web adresi olan www.....com.tr 2023 yılında faaliyete geçtiğini, halen online alış veriş yapılamayan, sadece satılan ürünlere ilişkin görseller bulunduran ve sadece ürünü tanıtma niteliğine sahip olan internet sitesi olduğunu, burada satışa sunulan  ürünlerin tamamına yakınının dava dışı şirketin www.....com.tr adresinde olan ürünler olduğunu, davalıların hukuka aykırı rekabet yaparak dava dışı şirketi zarara uğrattıklarını, ... Ltd. Şti.'nin net satışlarının yıllar itibariyle; 2022 yılında 4.034.196,54TL., 2021 yılında 2.236.039,68TL., 2020 yılında 1.455.846,54TL. ve kurulduğu 2019 yılındaki 6 aylık dönemde 613.563,27TL. olduğunu, bir çalışanı olduğunun bilirkişi raporunda tespit edildiğini, dava dışı şirketin ise aynı dönemde farklı şehirlerdeki beş şubesinin, 150 kişiden fazla işçisi, 20 araçtan fazla sıcak satış ve servis işleri yapan araçlarıyla 2022 yılında 96.724121,44TL., 2021 yılında 45.365.176,85TL., 2020 yılında 29.842.676,66TL. ve 2019 yılının tamamında 19.446.852,78TL. satış cirosu elde ettiğini, bu bilgilere göre hesaplandığında ... Ltd. Şti.' nin satışları dava dışı şirketin satışlarının 2022 yılında yüzde 4,17' si, 2021 yılında yüzde 4,93' ü, 2020 yılında yüzde 4,88'i ve 2019 yılında yüzde 6,31' i kadar olduğunu, dava dışı şirket ile ... Ltd. Şti. arasında, dava dışı şirket zararına ancak, ... Ltd. Şti. yararına olacak her türlü iş ve ticaret yapıldığını, dava dışı şirketin araçları ve işçileri vasıtasıyla aynı tür makinelerin, malların pazarlaması yapılıp kendi müşteri grubuna, ancak, ... Ltd. Şti. adına makine, mal ve hizmet satımı yapıldığını, dava dışı şirketin giderlerinin arttırıldığını,  ancak gelirlerinin azaltıldığını, dava dışı şirkete ait ... plakalı araç ... Ltd. Şti.' ne rayiç değerinin altında ve vadeli olarak satılarak dava dışı şirketin zarara uğratıldığını, bu sebeple hem .... plakalı aracın satışından hem de ... Ltd. Şti.' nin satışlardan elde ettiği bürüt kâr miktarı kadar şirketin zarara uğratıldığının kabulü gerektiğini, TTK nun 626/(2). maddesi gereğince müdürlerin şirket ile rekabet etme yasağı olduğunu, şirketin 27.02.2017 tarihinde gerçekleştirilen GK toplantısının 8 numaralı gündem maddesinde şirket müdürlerinin rekabet yasağına uymaları gerektiği hususunda oy birliği ile karar alındığını, ancak, davalıların dava dışı şirket ile aynı sektörde ve aynı adreste faaliyet gösteren, fiilen kendilerinin yönettiği, ancak 3. kişi adına bir şirket kurup ticari faaliyette bulunmalarının özen, bağlılık, bildirim ve rekabet etmeme gibi yükümlülüğünün açıkça ihlal edildiği anlamına geldiğini, davalıların şirketin 2020 yılı ve sonrasında gerçekleştirdiği her GK toplantısında, müdürlere uygulanan rekabet yasağının kaldırılması için kendi kullandıkları olumlu oy sonucunda oy çokluğu ile karar aldıklarını, müvekkilinin bu GK kararlarının iptali için davalar açtığını,, nihai kararın açıklandığı İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/190E., 2024/641K., İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/253E., 2024/61K., İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/554E., 2024/... K., İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/760E., 2023/966K. sayılı kararlarında, müdürlere rekabet yasağı uygulanmamasına dair GK kararlarının iptaline karar verildiğini, davalılardan ... ve dava dışı ...'ın birlikte, şirketin faaliyet gösterdiği konuda ve aynı adreste başka bir şirket kurup uzun süre yönettiğini, kurdukları ... Şirketi'nin İzmir Ticaret Siciline Merkez-... numarasıyla kayıtlı olduğunu, ... Şti.'nde müdür ve münferiden imza yetkisine sahip oldukları TTSG' nin 06.04.2015 tarihli 8794 sayılı nüshasında yayımlandığını, davalı ...'nın müdür olduğu dava dışı şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren bir başka şirkette müdür olarak görev yapmasının sadakat yükümlülüğünün açıkça ihlal edildiği ve şirketle rekabet etmeme yasağına aykırı davranıldığı anlamına geldiğini, dava dışı şirket ile ... Şti. arasında, dava dışı şirket zararına ancak, ... Şti. yararına olacak her türlü iş ve ticaret yapıldığını, dava dışı şirketin araçları ve işçileri vasıtasıyla aynı tür malların pazarlaması yapılıp kendi müşteri grubuna, ancak, ... Şti. adına mal satımı yapıldığını, dava dışı şirketin giderlerinin arttırıldığının ancak, gelirlerinin azaltıldığını, kısacası ... Ltd. Şti. dava dışı şirketin tüm imkanlarını ve müşteri çevresini kullanarak mal alımı satımı yaptığını, müvekkili tarafından bu durumun tespit edilip, hukuki sorumluluk davası açıldıktan sonra, davalı ...'nın 01.07.2022 tarihinde hem esas sermaye payını oğlu olan ...' a devrederek ortaklıktan ayrıldığını hem de müdürlük görevini bıraktığını, dava dışı ...'ın ise 23.02.2023 tarihinde hem esas sermaye payını yeğeni olan ...' a devrederek ortaklıktan ayrılmış hem müdürlük görevini bıraktığını, şu anda ... Şti.'nin tek ortaklı bir şirket ve ...'un şirketin müdürü olduğunu, ancak, ... Ltd. Şti.' nde olduğu gibi, ... Şti.' ni de davalıların benzer şekilde yönettiğini ve dava dışı şirketi zarara uğrattıklarını, davalıların şirkette kayıt dışı ticaret yaptığını ve elde edilen geliri şahsi banka hesabına aktararak  zimmetine geçirdiğini, davalı müdürlerden ...'un hem şirketin banka hesabındaki parayı hem de kayıt dışı ticaretten elde edilen ancak şirkete ait olan parayı kendi hesabına oradan da bir miktarını davalı olan diğer müdürlerün hesabına aktardığını, davalı müdürlerin haklı sebeple azline karar verilmesi gerektiğini, davalıların şirkete ait taşınmazları ve 3. kişiden kiraladığı taşınmazı kasıtlı olarak olması gereken kira bedelinin fahiş altında bir bedelle uzun zamandır ... ... şirketine, ... Ltd. Şti.'ne, ... Şti.'ne ve ... Şti' ne  kiraya vererek dava dışı şirketin zarar etmesine neden olduğunu, davalıların bu yolla  kiracıların menfaatini üstün tutup, şirketin menfaatini korumadığından ve şirketi zarara uğrattıklarından dolayı görevden alınmaları gerektiğini, TTK'nun 616/(1)maddesinin f. fıkrasında müdürlerin ücretlerinin belirlenmesinin genel kurulun devredilmez yetkileri arasında olduğunun hüküm altına alındığını, dava dışı şirketin 17.02.2017 tarihli GK toplantısında da oy birliği ile müdürlere ücret ödenmeyeceğine dair karar alındığını, ancak, ortada böyle bir GK kararı olmasına rağmen davalıların müdürlük ücreti aldığını, davalı ...'in mahkeme huzurunda şirketten ücret aldığını beyan ettiğini, davalılar şirketin faaliyetini sürdürmesi için değil de kendileri ve belirledikleri kişilerin şahsi kullanımına tahsis etmek üzere aldıkları binek araçların toplam değerinin yaklaşık olarak şirket öz sermayesi kadar olduğunu, alınan bu araçlar için banka kredisi kullanıldığından yüklü miktarda faiz ödendiğini, araçların yakıt dahil tüm masraflarının şirket tarafından ödendiğini, şirket müdürlerinin şahsi kullanımı için araç tahsis edilecek olması durumunda araç değerinin şirketin elde ettiği yıllık net kâra uygun ve uyumlu olması gerektiğini, düşük kâr elde eden ve başarısız olan bir müdürün şahsi kullanımı için pahalı bir araç alınması şirket menfaatine aykırı olduğunu, ayrıca, böyle lüks binek araçların alınması ve tüm masraflarının şirkete ödetilmesinin, müdürlerin görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlü olduklarını düzenleyen TTK' nun 626/(1). maddesine aykırı olduğunu, davalı müdürlerin, şirket menfaati yerine kendilerinin ya da bir başkasının menfaatini tercih ettiklerinden ihlalin ağır olduğunun kabulü ile görevden alınmalarına karar verilmesi gerektiğini, dava dışı şirketin net dönem kârının esas sermayesi ya da öz varlığı ile kıyaslandığında çok az olduğunu, bunun şirketin kötü yönetiminden ileri geldiğini, davalı müdürlerden kaynaklandığını, özellikle şirketin kullandığı dış kaynaklara ödediği faiz miktarının çok yüksek olduğunu, neredeyse her yıl esas sermayesi kadar olduğunu, ancak dava dışı şirketin kullandığı yabancı kaynakların, ticari faaliyeti sürdürmek için değil de, müdürlerin kayıt dışı ticari faaliyetini sürdürmesi, müdürlerin kendileri ve belirledikleri kişilerin şahsi kullanımları için tahsis edilen lüks binek araçların alımı, dava dışı şirketten ...' un şahsi hesabına para aktarılması, GK kararı olmamasına rağmen müdürlere yüksek miktarda ücret ödenmesi ve şirketin faaliyeti ile ilgisi olmayan tüm harcamaların karşılanması için kullanıldığını, bu durumun şirketin olması gerekenden çok daha az kâr elde etmesine ve gerekli yatırımları yapıp büyümesine, gelişmesine engel olduğunu, hatta şirket sermayesinin yüksek enflasyon karşısında eriyip küçülmesine neden olduğunu, 27.01.2021, 14.12.2021 ve 15.06.2022 tarihinde yapılan GK toplantılarının 7. maddesinde müdürler için rekabet yasağının uygulanmaması için görüşme ve oylama yaptıklarını, müvekkilinin olumsuz oy kullandığını,  davalıların esas sermaye paylarının çoğunlukta olması nedeniyle, tüm GK toplantılarında oy çokluğu ile istedikleri yönde karar aldıklarını, müvekkilinin söz konusu GK kararlarının iptali ve TTK' nun 449. maddesi gereğince yürütülmesinin geri bırakılması talebiyle dava açmak zorunda bıraktıklarını, açılan davalarda; İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/253 E. sayılı dosyasındaki 28.05.2021 tarihli ara karar ile, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/190 E. sayılı dosyasındaki 11.05.2022 tarihli ara karar ile ve İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/760 E. sayılı dosyasından 14.12.2022 tarihinde yapılan duruşmada verilen ara karar ile GK kararının tedbiren yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verildiğini,  TTK' nun 626/(2). maddesindeki hüküm ve 8.05.2021 tarihli tedbir kararı olamasına rağmen, davalıların arka arkaya GK toplantılarında ısrarla kanuna karşı gelme çalışmalarının, aynı zamanda dava dışı şirket menfaatlerine zarar vermeye yönelik işlemler yapıldığının göstergesi olduğunu, müvekkilinin dava dışı şirketin kep adresine 21.11.2022, 01.12.2022, 15.12.2022 ve 14.10.2024 tarihinde gönderdiği bilgi edinme konulu taleplerine davalı müdürlerin hiç cevap vermediğini, bilgi alma hakkını engellediğini,  davalı müdürlerin 2021 yılında da benzer şekilde müvekkilinin bilgi ve inceleme talebini gerektiği gibi cevaplamadığı için bilgi edinme ve inceleme talepli dava açıldığını, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/88E. 2021/412K. sayılı dosyasında incelenip davanın kabulüne karar verildiğini, ilamın İzmir 8. İcra Dairesi' nin 2021/7732 Esas sayılı dosyasında icra edildiğini, TTK'nun 437/(1). maddesinde GK toplantısından önce Finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi şirketin merkez ve şubelerinde pay sahiplerinin incelemesi için hazır bulundurulacağı ve gelir tablosuyla bilançonun bir suretini istemeleri halinde pay sahiplerine  ücretsiz verileceğinin belirtildiğini, ancak, davalı müdürlerin her GK toplantısı öncesinde müvekkilinin şirket merkezine gidip, gelir tablosuyla bilançonun bir suretini istemesine rağmen şirket dışına evrak vermiyoruz şeklindeki açıklamayla kanun hükmüne aykırı hareket ederek bir suret vermedikleri gibi müvekkilinin fotokopi almasına veya fotoğraf çekmesine de izin vermediklerini, bu sebeple de müvekkilinin gelir tablosuyla bilançodaki bilgileri tek tek el yazısı ile yazmak zorunda bıraktıklarını, faaliyet raporunu, denetleme raporunu ve kâr dağıtım önerisinin de incelenmesi için GK toplantısı öncesinde hazır bulundurmadıklarını, davalı müdürlerin yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılması, bu mümkün olmazsa sınırlandırılması talebinin şirketin yönetim ve temsil organının işlevselliğini korumaya ve şirketin devamlılığını sağlamaya hizmet etmesi için hayati önem taşıdığını, davalı müdürler, yetki ve görevini gereği gibi ve usulüne uygun yerine getirmediğinden, görevini ihmal edip kötüye kullandığından, kendilerinin veya 3. kişilerin menfaatlerini şirket menfaatlerinin üzerinde tuttuğundan, kısacası TTK' nun 630/(3). maddesinde örnek olarak sayılan tüm yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiklerinden,  davalı müdürlerin görevden alınmasında dava dışı şirketin menfaatinin korunması belirleyici olduğunu, davalı müdürlerin yönetim ve temsil yetkisinin korunması, yani müdür olarak görevde kalmaları durumunda şirket menfaatinin korunmayacağı ve amacına ulaşmasını sağlamasının mümkün olmayacağı açıkça anlaşıldığından, HMK' nun 389 vd. maddeleri gereğince Mahkememizin vereceği karar kesinleşinceye kadar davalı müdürlerin görevden alınmaları, şirketin organsız kalmaması için temsil ve yönetim görevi yapmak üzere TMK' nun 427/4. maddesi gereğince kayyım atanması gerektiğini, davalıların geçmişten bugüne kadar yaptıkları ve hâlen devam eden, dava dışı şirketin menfaatlerini korumayan ve zarar veren işlemlerine bundan sonra da devam edecekleri, hatta zararın büyüme riskinin olduğunun anlaşıldığını, bu sebeple, dava dışı tüzel kişiliğin telafisi imkansız zararla karşı karşıya kalmaması, dava sonucunda hüküm altına alınacak hakkının elde edilmesinin imkansız hale gelmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, Mahkememizce tedbir talebi hakkında eldeki bilgi ve belgelerle karar verilmesinin mümkün görülmemesi durumunda, bildirilen tüm deliller toplandıktan sonra değerlendirme yapılarak bir karar verilmesini, verilecek görevden almaya ilişkin kararın icra edilmesi için icra dairesinin görevlendirilmesini, verilecek tedbir kararının teminat yatırılması şartına bağlanmasına ve kayyımlık ücreti ödenmesine karar verilmesi durumunda, TTK m.555/(2) gereğince bu ücretlerin dava dışı şirket tarafından karşılanmasını talep ettiklerini, bu nedenlerle davalıların dava dışı şirkette kayıt dışı ticaret yapıp elde edilen geliri zimmetlerine geçirerek, dava dışı şirketin faaliyet gösterdiği alanda ve aynı adreste şirketler kurup haksız rekabet yaratarak, GK kararı olmamasına rağmen şirketten ücret/huzur hakkı alarak, esas sözleşmede belirtilmemesine ve GK kararı olmamasına rağmen kendileri ve belirledikleri kişilerin kullanımına tahsis etmek için şirket adına lüks ve pahalı binek araçlar alıp, şirkete finansman giderini ve araçların yakıt, sigorta, vergi ve bakım gibi giderlerini ödeterek, şirketin taşınmazlarını şahsi menfaat sağlamak için rayiç değerin altında kiraya vererek, kanun ve esas sözleşmeden doğan; özen, bağlılık (sadakat), bildirim ve rekabet etmeme gibi yükümlülüklerini kusurlarıyla önemli derecede ihlal ederek dava dışı şirketi zarara uğrattıklarına, kayıt dışı ticaret nedeniyle davalıların dava dışı şirkete verdikleri zararın tespiti için davalı şirkette fiili stok sayımı yapılmasına, fiili stok ile kaydi stokların karşılaştırılarak veri analizi yapılması için bağımsız denetçi SMMM ya da bağımsız denetçi YMM tarafından teknik inceleme yapılmasına, bu hususta İzmir 8. İcra Dairesi' nin 2021/7732 Esas sayılı dosyasındaki, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığına yazı yazılarak, dava dışı şirket hakkında düzenlenen vergi denetim raporlarının gönderilmesinin istenmesine, kayıt dışı ticaretten elde edilen geliri davalılar zimmetine geçirdiklerinden, davalılara ait banka hesap bilgileri ile hesap ekstrelerinin ilgili yerlerden getirtilerek uzman bilirkişiler tarafından teknik inceleme yapılmasına, ayrıca tapudan davalılların taşınmaz malvarlıklarının sorgulanarak hangi kaynak ile edinildiğinin tespitine, davalılara ve belirledikleri kişilere tahsis edilen binek otomobillerin alımında ödenen finansman faizi ile alımdan sonra ödenen sigorta, vergi, bakım ve onarım ile yakıt giderlerinin, araçların değer kayıplarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, rayiç kira bedelinin fahiş altında kiraya verilen taşınmazlara ilişkin gayrimenkul değerleme uzmanlarınca rayiç kira bedelinin belirlenmesine, davalıların GK kararı olmamasına rağmen ve esas sözleşmede hüküm olmamasına rağmen dava dışı şirketten elde ettikleri ek mali haklar nedeniyle şirketin uğradığı zararın bilirkişilerce tespitine, müvekkilinin zararın miktarını tam ve kesin olarak hesaplayamamasından dolayı davamızı da HMK’nun 107. maddesi gereğince geçici talep sonucu belirterek açtıklarından, şimdilik 100.000 Türk Lirası miktarındaki tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte; TTK’nun 644. maddesinin yaptığı atıfla limited şirketler için de uygulanacak olan TTK' nun 555/(1) maddesi gereğince dava dışı şirkete ödenmesine, TTK' nun 557. maddesi gereğince her bir davalının tazminat borcu ile dava dışı şirketin dava tarihindeki esas sermaye payı değerinin belirlenerek, davalıların dava dışı şirketteki esas sermaye paylarının verdikleri zarar miktarında dava dışı şirkete devrine, zararın bu yolla karşılanmayan kısmının davalıların şahsi malvarlıklarından tazmin edilerek dava dışı şirkete ödenmesine, davalıların halen dava dışı şirkette müdür olduklarından TTK' nun 630. maddesi gereğince görevden alınmalarına, Mahkemece bu aşamada davalıların müdürlük görevinden azline karar verilemeyecek olması durumunda, davalılar ile dava dışı şirket arasında menfaat çatışması olduğundan ve açıklanan nedenler ve diğer nedenlerle, dava dışı şirkete tedbiren kayyım atanmasına, dava dışı şirketin HMK m.61 vd gereğince fer'i müdahil olarak davacı tarafında yer alması için şirkete ihbarda bulunulmasına, yapılacak olan yargılama şirket tüzel kişiliğinin menfaatinin korunması amacına yönelik olduğundan, yargılama sırasında ortaya çıkacak olan giderler ve teminat yatırılması şartı ile  tedbir kararı verilmesi durumunda tüm giderlerin ve teminatın TTK m.555/(2) gereğince dava dışı şirket tarafından karşılanmasına, yargılama sonucunda davanın kabulüne ve yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili 26.11.2024 tarihli dilekçesiyle, İzmir Ticaret Sicil Müdürülüğü'nün verdiği 01.11.2024 tarihli cevap yazısı ekindeki belgelerin incelenmesinde, ... Ltd Şti'nin müdürlerinin ... ve ... olduğunu, başka müdür olmadığını, dava dışı şirketin, davacı yanında fer'i müdahil olacağı davada müdürler tarafından temsil edileceğini, ancak müdürler kurulundaki kişilerin tümü aleyhine \"hukuki sorumluluk\" davası açıldığından, dava dışı şirkette halen müdür olan davalıların, incelenen davada davacı yanında şirket tüzel kişiliği ile şirkette müdür olan davalılar arasında menfaat çatışması olduğu için fer'i müdahil olarak dava dışı şirketi temsil edemeyeceğinden, dava dışı şirkete, TMK' nun 426/1-b. 3 maddesinde belirtilen \"Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa\" temsil kayyımı atanması gerektiğine ilişkin hüküm göz önünde bulundurularak temsil kayyımı atanması gerektiğini, anonim ortaklık yönetim kurulunun görevdeki bütün üyeleri hakkında TTK m.553 vd. hükümleri uyarınca sorumluluk davası açıldığı takdirde bu davada şirketi temsil edecek ve şirketin menfaatlerini koruyacak bir temsil kayyımına ihtiyaç olduğunu, bu nedenlerle HMK' nun 61 vd. maddeleri gereğince fer'i müdahil olarak davacı tarafında yer alacak olan dava dışı ... Ltd Şti'ndeki temsil boşluğunun geçici koruma tedbiri olarak TMK' nun 426/1-b. 3 maddesi gereğince \"temsil kayyımı\" atanarak doldurulmasına, dava dışı şirkete fer'i müdahilliğe ilişkin beyanda bulunması ve delil bildirmesi için iki hafta kesin süre verildiğinin göz önünde bulundurularak, temsil kayyımı atanmasında ivedilikle  karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece 11.11.2024 tarihli ara kararla;  iddia ve talebin yargılamayı gerektirdiği, HMK 389 ve devamı maddeleri kapsamında yasal şartlarının mevcut olmadığı gerekçesiyle davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine, 29.11.2024 tarihli ara kararla; temsil kayyımı atanması talep edilen şirkette organ boşluğu olmadığı, iş bu davada da ihbar olunan taraf olduğu, adı geçen şirkete temsil kayyımı atanması hususunda yasal koşulların mevcut olmadığı gerekçesiyle davacı tarafın dava dışı şirketteki temsil boşluğunun \"temsil kayyımı\" atanarak doldurulmasına yönelik 27.11.2024 tarihli talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili 11.11.2024 tarihli ara karara yönelik vermiş olduğu istinaf dilekçesinde, davacının dava dışı ... Ltd Şti'nin ortağı, davalıların da bu şirketin müdürleri olduğunu, dava dışı şirkette davalılar dışında başka bir müdür olmadığını, bu durumda davacının davayı kazanmasında dava dışı şirketin hukuki yararının bulunduğunu, hatta davayı kazanması için dava dışı şirketin davacıya yardımcı olması gerektiğinin açıkça ortada olduğunu, ilk derece mahkemesinde incelenen  davanın kazanılması durumunda dava dışı şirketin, kendi zararını tazmin etmiş olacağını, bu bakımdan şirketin fer’î müdahil olmasında hukukî yararının bulunduğunu, dava dilekçesinde, dava dışı şirketin davacı yanında davaya fer'i müdahil olarak katılması için ihbarda bulunmasının talep edildiğini, mahkemece dava dışı şirkete 26.11.2024 tarihinde ihbar gönderildiğini, dava dışı şirketin, davacı yanında fer'i müdahil olacağı davada müdürler kurulu tarafından temsil edileceğini, ancak, müdürler kurulundaki kişilerin tümü aleyhine \"hukuki sorumluluk\" davası açıldığından, dava dışı şirkette halen müdür olan davalıların, incelenen davada davacı yanında -şirket tüzel kişiliği ile şirkette müdür olan davalılar arasında menfaat çatışması olduğu için- fer'i müdahil olarak dava dışı şirketi temsil edemeyeceği, bu durumda dava dışı şirkete, temsil kayyımı atanması gerektiğini, mahkemece dava dışı şirket için sadece yönetim kayyımı değil de temsil kayyımı atanması taleplerini de inceleyip değerlendirmesi ve bir karar vermesi gerektiğini, bu sebeple dava dışı şirketin yasal temsilcilerinin görevini yerine getirmesine bir engel olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapması (TMK m. 426/1-b. 3) ve buna göre bir karar vermesi gerekirken, sadece dava dışı şirkette organ boşluğu olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapmasının (TMK m. 427/1-b. 4) isabetli olmadığını, ayrıca dava dışı şirkette müdür olan davalıların rekabet yasağına aykırı hareket ettikleri, sadakat borcunu ihlal ettikleri, şirkette kayıt dışı ticaret yaptıkları, şirkete ait olan parayı kendi banka hesaplarına geçirip şahsi harcamaları için kullandıkları yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde ispatlanmış olmasına rağmen davalıların şirket müdürlük görevinden TTK m.630 gereğince alınmaları taleplerinin reddedilmesinin de yasaya, usule ve dosya içeriğine uygun olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavacı vekili 29.11.2024 tarihli ara karara yönelik vermiş olduğu istinaf dilekçesinde, TMK'nun 426. maddesi \"Vesayet makamı, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hâllerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atar\" şeklinde olduğundan, ve TMK' nun 426/1-b. 3 maddesi \"Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa\" şeklinde olduğundan, vesayet makamının temsil kayyımı atamasının emredici hüküm nedeniyle yasal bir zorunluluk olduğunu, şirketlerde temsil boşluğunu ve bu konudaki menfaat çatışmasını öğrenen ticari bir davada kayyım atamak konusunda görevli olan asliye ticaret mahkemesinin, re'sen hareket etme yetkisi ve görevi kapsamında bu boşluğu doldurmak ve şirkete bir temsil kayyımı atamak ile yükümlü olduğunu, mahkemenin dava dışı şirketin fer'i müdahil olarak davacı yanında davada yer aldığında, şirketi temsile yetkili olan müdürlerin aynı davada davalı oldukları hususunu göz önünde bulundurmadığını,  böyle bir durumda şirkette temsil boşluğu oluşacağını, bunun ancak atanacak temsil kayyımı ile doldurulması gerektiği hususunu hiç değerlendirmediğini, dava dışı şirkette müdür olan davalıların rekabet yasağına aykırı hareket ettikleri, sadakat borcunu ihlal ettikleri, şirkette kayıt dışı ticaret yaptıkları, şirkete ait olan parayı kendi banka hesaplarına geçirip şahsi harcamaları için kullandıkları yaklaşık ispat kuralları çerçevesinde ispatlanmış olmasına rağmen, dava dilekçesinde belirttikleri davalıların şirket müdürlük görevinden TTK m.630 gereğince alınmaları taleplerinin reddedilmesinin de yasaya, usule ve dosya içeriğine uygun olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tGEREKÇE : Talep, ihtiyati tedbire ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle taleplerin reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.<br>\tİhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bu iki husus ihtiyati tedbirin temel şartını oluşturur. Maddede bu iki hususa yer verilmiş, ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir. İhtiyati tedbire esas olan hakkında iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. <br>\tHer dava tarafları arasında hüküm ifade eder ve yargılama sonucunda dava taraflarına hak ve vecibeler yüklenir. Bu çerçevede, ihtiyati tedbir kararı da ancak uyuşmazlığın tarafları hakkında verilebilir. Davanın tarafı olmayan üçüncü kişileri etkileyecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi ilke olarak mümkün değildir.<br>\tMevcut yasal düzenlemeler karşısında somut uyuşmazlıkta, 11.11.2024 tarihli karar yönünden,  iddia ve talebin yargılamayı gerektirdiği, HMK 389 ve devamı maddeleri kapsamında yasal şartlarının mevcut olmadığı gerekçesiyle davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine, 29.11.2024 tarihli karar yönünden, temsil kayyımı atanması talep edilen şirkette organ boşluğu olmadığı, iş bu davada da ihbar olunanın taraf olmadığı, adı geçen şirkete temsil kayyımı atanması hususunda yasal koşulların mevcut olmadığı gerekçesiyle davacı tarafın dava dışı şirketteki temsil boşluğunun \"temsil kayyımı\" atanarak doldurulmasına yönelik 27.11.2024 tarihli talebinin reddine yönelik kararlarında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-İhtiyati tedbir isteyen davacı yönünden istinaf karar harcı olan (1.013,90x2) 2.027,80 TL'den  peşin alınan (427,60x2) 855,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.172,60 TL harcın ihtiyati tedbir isteyen davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4b6fcc49373e1036","SID":"a64d581ed39eae54"}}