{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/239 <br>KARAR NO:2024/1891<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:10/10/2023<br>NUMARASI:2020/227 E. -  2023/885  K.<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı, davalı  vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili,  dava dilekçesinde özetle; davacının gıda imal ve ticareti ile iştigal ettiğini, davalının davacıdan çeşitli miktarlarda ve çeşitli tarihlerde un satın aldığını, müvekkilinin davalıya 05/04/2011 tarihli ... fatura no.lu I6.035,00 TL tutarlı, 25.11.2011 tarihli, ... fatura no.lu, 29.377.- TL tutarlı, 29.12 2011 tarihli, ... fatura nolu. 21.720.95 TL tutarlı ve 06.02.2012 tarihli,... fatura no.lu, 5.050.-TL tutarlı dört adet fatura karşılığında un satarak davalıya teslim ettiğini, davalının ürünleri teslim almasına rağmen fatura bedellerini ödemediğini, bunun üzerine söz konusu faturalar ve cari hesaptan kaynaklanan alacağı için davalı hakkında... sayılı icra takibinin başlatıldığını, ancak davalının kötüniyetle hareket ederek tebligatın usulsüzlüğünden bahisle Bakırköy 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013/739 E. sayılı dosyası de şikâyette bulunduğunu ve yetkiye, borca, faize ve tüm ferilere itiraz ettiğini, İcra Hukuk Mahkemesi tarafından davalının şikâyetinin kabul edilerek itiraz neticesinde takibin durdurulduğunu, davacı muhasebe defler ve kayıtları incelendiğinde müvekkilin, davalı-borçluya ürün sattığı ve faturasını düzenleyip teslim ettiği, alacağını alamadığı ve davalının müvekkiline borçlu olduğunun ortaya çıkacağını iddia ederek,  itirazın iptaline, takibin devamına,  % 40’tan az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; yetkili mahkemenin Lüleburgaz Mahkemeleri olduğunu, icra takibinde yetkiye itiraz ettiğini, davacının kendisine un sattığını, faturasını düzenleyip teslim ettiğini ve fakat alacağını alamadığını iddia etmiş ise de iddiayı kabul etmediğini, davacı ile aralarında sözlü bir anlaşma yapıldığını anlaşmaya göre, davacının İstanbul İş Tedarik Bölge Başkanlığının açmış olduğu yufka ihalesine girerek ihaleyi kazanması halinde, ihaleye konu olup imalatı taahhüt edilen yufkada kullanılacak olan unun tamamının davacı şirket tarafından tedarik edilerek ve davalıya iş bilimine kadar aralıklar halinde teslim edileceğini, davalının da bu unları kullanarak istenilen yufkaları imal ederek çeşitli tarihlerde İstanbul İş Tedarik Bölge Başkanlığına, bağlı olan altı adet askeri birliğe (İstanbul 66. Piyade Tug. Top. Kule Komutanlığı, Hastal 6. Motorlu Birlik Komutanlığı, İstanbul İş Tedarik Bölge Başkanlığı, İstanbul Merkez Komutanlığı, İstanbul Harp Akademisi Komutanlığı, İstanbul 1. Ordu Komutanlığına ait ürünler) 2010/11-12 2011/1 ile 12.aylar arası, 2012/1 ile 4.ayın 10'una kadar toplam 18 ay içinde istenilen yufka miktarını teslim edeceğini, davacı şirketin bu ihaleleri kazandığını, ayrıca davacının imal edilecek yufkaları ilgili askeri birliklere teslim etmeye yetkili olmak üzere Büyükçekmece .... Noterliğinin 12.05.2011 tarih ... sayılı Vekâletnamesi ile davalı ... ve dava dışı ..., ... ve ... isimli kişileri vekil tayin ettiğini, davalının davacı tarafından temin edilen unu kullanarak yufka imalatını yaparak ve bahse konu vekaletnameye İstinaden... ve ... plakalı araçlarla yufkaları ilgili askeri birliklere teslim ettiğini, ihale davacı tarafından alındığından teslim edilen yufkalar için davacı şirket tarafından ilgili birimlere fatura kesildiğini, davalının da ilgili yerlere teslim edilen yufkalar kadar davacı şirkete ekte sunulan faturaları kestiğini, davacı şirketin birliklere teslim edilen yufkaların tamamının bedellerini tahsil ettiğini, böylece davalının davacı şirkete karşı taahhüdünü yerine getirmiş olduğunu, bu şekilde borcunu da ödemiş olduğunu ve davacı şirket ile aralarında başkaca alışveriş de bulunmadığından davacı şirkete hiç bir borcu olmadığını savunarak, itirazın iptali ile davasının reddine, %40 olmak üzere tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davacının cari hesap alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür. Yapılan yargılama sırasında davacı ile davalı arasında 23/05/2017 tarihli protokol imzalanmış olup protokol kapsamında takibe konu borcun taksitler halinde ödenmesi konusunda taraflar anlaşmaya varmışlardır. Protokol kapsamında borcun tamamının haricen davacıya ödendiği iddia edilmiş olup davacı tarafından ödeme iddiasına yönelik olarak sadece \"Anlaşma Tutanağı\" başlıklı belgedeki 7.000,00 TL'nin ödenmediği; tutanakta 7.000,00 TL'nin ödendiğine ilişkin kısmın davalı tarafından sonradan doldurulduğu yönünde bir itirazı olmuştur. Davacı tarafından söz konusu belgeye yönelik olarak yapılan suç duyurusu neticesinde Lüleburgaz 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde özel belgede sahtecilik suçundan dolayı yargılama yapılmış olup yapılan yargılama neticesinde söz konusu belgede sonradan doldurulduğu iddia edilen kısmın sanık tarafından yazıldığına dair kesin ve şüpheden uzak bir delil elde edilemediği gerekçesi ile davalı şirket yetkilisinin beraatine karar verilerek karar kesinleşmiştir. Ceza dosyasında yapılan tespitler ve  davalı şirket yetkilisinin beraatine karar verilmiş olması karşısında davacının söz konusu belgenin sonradan doldurulduğu iddiasına mahkememizce itibar edilmemiş olup 23/05/2017 tarihli protokol kapsamında takibe ve davaya konu tüm borcun davalı tarafından davacıya ödendiği mahkememizce kabul edilmiştir.İhtirazi kayıt; “muayyen haklarını kullanmak hususunda serbestisini muhafaza etmek isteyen tarafın bu husustaki vaki beyanı” olarak tanımlanabilir. İhtirazi kayıt ileri sürme hakkı, yenilik doğurucu nitelikte olup, bir hukuksal durumu ortaya çıkarmak, var olan hukuksal durumu değiştirmek veya ortadan kaldırmak için kullanılır. Bu haklar, nitelikleri gereği, sonuçlarını kendiliğinden meydana getirirler. İhtirazi kayıt ileri sürmeye yönelik hak, başka bir hakkı koruyucu nitelikte olup, koruduğu hak, asıl alacağa bağlı olan ve henüz ifa edilmeyen yan edimlere ilişkin haklardır. İhtirazi kayıt, irade bildirimi ile yapılır. Bu bildirim ifadan önce ya da en geç ifanın ardından derhal yapılmalıdır. Şekle tabi değildir. Ön koşul ileri sürülmezse ilişkin olduğu hakkın düşmüş sayılması, o haktan zımnı olarak vazgeçilmiş olması esasına dayanır.Mahkememizce 23/05/2017 tarihli protokolün incelenmesinde davalı tarafından icra dosyasına konu borcun ödenmesinin kabul edildiği, davalı tarafından yapılan ödemelerle ilgili olarak herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmediği gibi protokol metninden bu hususta bir beyanda bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Anılan nedenlerle protokol ile borcu kabul ederek ödeyen davalının  davacıya borçlu olmadığı iddiasının araştırılmasına mahkememizce gerek duyulmamıştır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin Tarih: 30.04.2019, Esas: 2018/3798, Karar: 2019/2516 sayılı kararı) Davalı tarafından her ne kadar söz konusu protokolün haciz baskısı altında yapıldığı ve yine haciz baskısı altında borcun ödendiği iddia edilmiş ise de mahkememizce verilen 04/04/2017 tarihli kararla icra takibinin devamına karar verilmiş olması ve gerekçeli karar yazıldıktan yaklaşık 1 ay sonra davalının iş yerine hacze gidilmiş olması ve salt haciz tarihi ile protokol tarihinin aynı olmasının haciz tehdidi iddiasını sübuta erdirmeyeceği; davalının müzayaka halinde olduğuna ilişkin somut bir delilin olmaması nedeniyle davalının aksi yöndeki iddialarına mahkememizce itibar edilmemiştir. (Aynı yönde kararlar için bknz: İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi'nin Esas No: 2020/941, Karar No: 2022/1117 sayılı kararı; İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi'nin Esas No: 2020/1044, Karar No: 2022/707 sayılı kararı) Davacı ile davalı arasında yapılan protokol kapsamında ödemelerin yapılarak borcun ödenmiş olması nedeni ile açılan davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına; dava açıldıktan sonra borcun ödenmesi nedeniyle davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğuna; davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek... \" gerekçesiyle, davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın hukuka, Anayasa Mahkemesi kararlarına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırı olduğunu, mahkemenin 04.04.2017 tarihli kararı sonrasında davacı tarafça kararın icra takibine intikal ettirildiğini, müvekkilinin evine ve eşine ait olan işletmeye haciz geldiğini, muhafaza işleminin gerçekleştirilmeye çalışıldığını ve haciz yapıldığını, daha sonra icra hukuk mahkemesinde eşine istihkak davası açmak için süre verildiğini, davacı tarafından yeniden muhafaza talebinde bulunulduğunu, verilen karara istinaden devam eden icra dosyası sebebi ile eşine ait malların satılmaması, muhafaza altına alınmaması ve eşinin işletmesinin dağılmaması sebebiyle zorda kalarak mecburen davacı ile anlaşma tutanağı imzalamak zorunda kaldığını, teminat gösterilemediğinden tehiri icra alınamadığını bu nedenle satışı engellemeyeceği hususunun ortaya çıkması ile tutanağın imzalandığını, protokolde müvekkilinin iddia edilen borcu kabul ettiğine yönelik herhangi bir iradesinin mevcut olmadığını, 2017 tarihli istinaf dilekçesindeki beyanlarını aynen tekrar ettiklerini, mahkemenin önceki gerekçeli kararında doktrin görüşlerinin yer aldığını, savunmalarına, herhangi bir açıklamalarına yer verilmediğini, kararın Bölge Adliye Mahkeme kararı ile kaldırıldığını, mahkemenin Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma gerekçesi çerçevesinde işlem yapmayarak usul ve yasaya aykırı hareket ettiğini, mahkemenin konuyu ve davayı yanlış bir biçimde irdelediğini, en baştan belirtildiği üzere davacı ile müvekkili arasındaki sözleşme gereğince zaten davalıya herhangi bir mal teslim edilmediğini, üretilen yufkaların askeri birliklere teslim edileceğini, müvekkilinin şifahi sözleşme gereğince bu yükümlülüğünü yerine getirdiğini, mahkemenin kendi gerekçelerine ait izah ve irdelemeye yer vermediğini, savunma hakkının ihlali mahiyetinde olduğunu, gerekçede askeri birliklerce gönderilen yazılarda teslim ile ilgili herhangi bir bilginin yer almadığının iddia edildiğini, bu konuda yapmış oldukları başvurulara yönelik askeri makamlarca verilen cevabı yazıların mahkemeye sunulduğunu belirterek ve  ayrıca dosya içerisindeki tüm itiraz ve iddialarını tekrar ederek, işin esasına dair açıklamalar sonrasında, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını belirtip  kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin açık hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine yöneltilen itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı, mahkeme kararına esas alınan anlaşma tutanağının davalı tarafça zorda kalınarak ve mecburen imzalandığına yönelik iddialarının iş bu davada değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkindir.Davacı tarafça davalı hakkında ... sayılı dosyada toplam 72.182,95 TL cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla 04.02.2013 tarihinde ilamsız icra takibi başlatmıştır. Davalı borçlunun itirazı üzerine davacı tarafça İİK 67.maddesi gereğince itirazın iptali davasını açmıştır. Mahkemenin 2013/394 Esas, 2017/222 Karar ve 04.07.2017 tarihli kararı ile; \"...Şu halde davalı tarafından davacının defterlerinde kayıtlı olmayan ¨61.812,00'lik toplam 5 adet faturadaki malların davacıya teslim edildiğinin ispat edilmesi gerekir.Davalı aldığı un bedelini ödediğini veya bu unları yufka haline getirerek davacıya teslim ettiğini usulünce ispat edememiştir.Davalı her ne kadar söz konusu yufkaları davacı adına askeri birliklere teslim ettiğini savunmuş ise de,askeri birliklerden gelen cevabi yazılarda teslim ile ilgili herhangi bir bilginin yer almadığı,davalının veya davalı çalışanlarının askeri birliğe girişlerini gösterir araç kayıtlarının gönderildiği,bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davalının davacı adına kestiği ve davacının kayıtlarında yer almayan faturalardaki ürünleri davacıya teslim ettiğini ispat edemediği anlaşılmaktadır.Tüm bu belirlemeler ışığında somut olaya döndüğümüzde,davacının davalıya un sattığı,davalının da davacıya yufka sattığı,davacının,davalının kendisine tanzim ettiği yufka faturalarından satmış olduğu ürünlerin bedellerini mahsup etmekte ayrıca davalıya kalan bedellerini çeşitli şekilde (çek nakit vb.) ödediği ve ayrıca davalı tarafından davacının kazandığı ihaledeki yufkaların askeri birliklere davacı tarafından verilen vekaletname uyarınca teslim edildiği anlaşılmaktadır.Davalı takibe konu faturalardaki unları teslim almasına karşın bu malların bedelini nakit veya çek ,bono şeklinde ödediğini ispat edemediği gibi savunmasında belirttiği gibi davacının yasal defterlerinde kayıtlı olmayan faturalardaki yufkaların davacıya teslim edildiğini de yazılı deliller ile usulünce ispat edememiştir.Davalı ve vekili dilekçelerinde açıkça yemin deliline dayanmadıklarından yemin delili hatırlatılmamış,neticeten davacının sattığı un karşılığı davacıdan  alacaklı olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak davalının itirazının iptali ile takibin ¨71.182,95 üzerinden devamına karar verilmesi gerekmiştir.Davalının aleyhine girişilen icra takibinin tamamına haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiği,dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu,bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak  bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesi gerektiği,davalı,davacının icra takibine girişmekte kötüniyetli olduğunu ispat edemediğinden davalı vekilinin koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin ise  reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak...\" davanın kabulü ile davalının b... sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın ¨71.182,95 asıl alacak yönünden iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına karar verilmiştir.Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2017/3668 Esas, 2020/529 Karar 28.02.2020 tarihli kararı ile; \"...Davalı aşamalardaki savunmalarında, imal edilen yufkaları askeri birliklere teslim ettiğini savunmuştur. Mahkemece bu hususta müzekkere yazılmış ise de; müzekkere cevapları, davalının savunmasının yerinde olup olmadığı yönünden değerlendirme yapmaya elverişli olmadığı gibi, bir kısım müzekkerelerin cevabına da dosyada rastlanmamıştır. Bu durumda, HMK 221.maddesi gereğince uyarılı müzekkere yazılarak davalının teslim hususundaki savunması yönünden deliller tamamlandıktan sonra karar verilmesi gerekliyken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiş ve davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.Bununla birlikte; davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde davanın konusuz kaldığını belirterek protokol örneğini sunmuştur. UYAP incelemesinde davalının icra dosyasına borcun tamamen ödendiğine ilişkin dilekçe sunduğu görülmüş olmakla davacı vekiline bu hususta beyan için süre verilmiş ise de; davacı vekili, davalı tarafın sunduğu tutanak yönünden evrakta sahtecilik iddiası ile şikayetçi olduklarını belirterek soruşturma dosya bilgilerini dosyaya sunmuştur Lüleburgaz CBS'nin 2018/3666 Sor. Sayılı dosyasında davacının şikayeti yönünden yapılan soruşturmanın derdest olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle kabul edilen istinaf istemi gereğince eksikliğin ikmali ile devam eden soruşturma dosyasının da celbi ile değerlendirilerek karar verilmesi için ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince Lüleburgaz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/62 Esas sayılı dosya örneği ve  ilgili  bilgi ve belgeler dosyaya celp edilmiştir. Mahkeme Lüleburgaz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/62 Esas sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenmesine dair karar vermiştir.Davacı vekili, 10.10.2023 tarihli duruşma zaptına geçen beyanında; dava konusu ... sayılı dosyasının yenilenerek 2017/6516  Esas sayılı numarayı aldığını beyan etmiştir.Lüleburgaz 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/62 Esas, 2021/659 Karar sayılı 21.10.2021 tarihli kararı ile sanık davalı hakkında özel belgede sahtecilik suçundan dolayı   sahtecilik suçunun unsurlarını oluşmadığı vb  gerekçeyle beraat kararı verildiği görülmüştür.Mahkemece,  Bölge Adliye Mahkeme kararı sonrasında protokol kapsamında ödemelerin yapılarak borcun ödenmiş olduğu kabul edilerek, davanın konusuz kalması nedeni ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edilmiştir.Taraflar arasındaki imzalanan protokol başlıklı belge 23.05.2017 tarihli olup, adi yazılı şekilde düzenlenmiştir. Protokol, alacaklı vekili, davalı borçlu ve şirket yetkilisi tarafından imzalanmıştır. Protokolde, ... sayılı takip dosyasında borçlu ...'in iş yerine gelindiğinde muhafaza için anlaşamaya varıldığı, protokol tanzim edilmek üzere anlaşmaya geçildiği belirtilerek dosya numarası yazılı borcun 5.000,00 TL'sinin 24.05.2017 günü, 65.000,00 TL'sinin ise 15.08.2017 tarihinde ödenmesi için borçludan taahhüt alındığının belirtildiği, geri kalan dosya borcunun ne şekilde ödeneceğine dair açıklamaya yer verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesinin kararında da belirtildiği üzere davalı borçlu tarafından icra takip dosyasına borcun tamamen ödenmiş olduğuna dair yazılı belgenin sunulduğu anlaşılmaktadır.Davanın konusu, davacının icra takip talebindeki  cari hesap alacağına ilişkindir. Tarafların  takip aşamasında  takip konusu borca yönelik olarak anlaşmaya vardıkları buna dair protokol düzenledikleri ve davalı borçlu tarafından protokol konusu borcun tamamen ödenmiş olduğu tartışmasızdır.Dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması, eş söyleyişle tarafların davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın göz önüne alınması ve mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmektedir. Bu sebeple davanın konusuz kalmasından dolayı verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı tarafça işin esasına yönelik  ileri sürülen  istinaf nedenlerinin  incelenmesinde ve değerlendirilmesinde  hukuki yarar mevcut değildir. Davalı tarafça aksi iddia edilmediği şekilde protokol gereğince ödemelerin tamamen yapıldığı tartışmasızdır. Davalının aksine iddialarının iş bu davada tartışılması usul ve yasaya uygun görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının   harcının Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.19.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a6a728dc85ded7d0","SID":"742aa2777cf942ea"}}