{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1528 <br>KARAR NO:2025/22<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:01/07/2024<br>NUMARASI:2023/13 2024/533<br>DAVANIN KONUSU:İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156))<br>KARAR TARİHİ:08/01/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile;  müvekkilinin avukat olduğunu, aleyhine iflas yoluyla takip başlatılan davalı ... Şti. ile müvekkili arasında 01.01.2022 tarihli Avukatlık Danışmanlık Sözleşmesi akdedildiğini, şirketin alkol üretim ve dağıtım faaliyeti ile iştigal ettiğini, ... nolu 19.03.2023 geçerlilik tarihli alkol üretim izin belgesi ile ... no.lu 19.03.2024 geçerlilik tarihli alkol dağıtım yetki belgesinin şirketin yasa ve yönetmeliklere aykırı işlemleri sebebiyle Tarım ve Orman Bakanlığı, Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı'nın 26.07.2022 Tarihli ve ...-...-...Sayılı Belge İptali konulu tebligat yazısı ekinde iletilen 22.07.2022 tarihli ve ...-...-... sayılı belgelerin iptali konulu başkanlık oluru işlemi ile iptal edildiğinin öğrenildiğini, şirket yetkililerinin kötü niyetli olarak şirketin mal varlıklarını tasfiye etmeye ve alacaklılarından mal kaçırmaya başladıklarının öğrenildiğini, fatura bedellerinin izin belgeleri'nin iptal edildiği tarihten beri ödenmemesi ve Ekim ayında keşide edilen fatura akabinde müvekkilinin şirket tarafından kötü niyetli olarak azledilmesinin borçlu şirketin menkul ve gayrimenkullerini alacaklılardan kaçırmak amacıyla üçüncü kişilere devretme ve bu şekilde alacaklılarından mal kaçırma amacını ortaya koyduğunu, Ankara ... Noterliği 12/10/2022 tarihli ... yevmiye no ile ihtarname keşide edilerek 73.500,00 ₺ tutarlı fatura alacaklarının ödenmesinin talep edildiğini, davalı şirketin temerrüde düşürüldüğünü, borcun ödenmemesi sebebi ile...  sayılı dosyası üzerinden iflas yoluyla takip başlatıldığını, davalı şirketin 02/11/2022 tarihli dilekçesi ile borca ve ferilerine itiraz ettiğini belirterek itirazların kaldırılarak davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı  vekili cevap dilekçesi ile; davacı ile müvekkili şirket arasındaki danışmanlık ilişkisinin davacı tarafından açıkça suistimal ve ihmal edildiğini, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, icra takibine konu miktarı hak edecek iş ve fiillerde bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece, \"  ...2004 sayılı İİK'nun 155 vd. maddesi gereğince iflas yolu ile takipte borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi üzerine açılan, borca itirazın kaldırılması ve iflas talepli davada mahkemenin öncelikle tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek davacının alacaklı davalının ise borçlu olup olmadığını maddi hukuk kurallarına göre tespit etmesi gerekir. Mahkememizce hazırlanan 30/05/2024 tarihli depo kararı davalı ... Şti. vekiline usulünce tebliğ edilmiş olup davalı şirket tarafından 11/06/2024 tarihinde 109.477,00-₺ bedel mahkememiz veznesine yatırılmıştır. Depo bedelinin yatırılmış olması nedeni ile iflas davasının konusuz kaldığı anlaşılmakla davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Öte yandan 6100 sayılı HMK'nun 331/1 maddesi gereğince davanın konusuz kalması halinde dava tarihindeki haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücreti takdiri gerektiğinden somut olayın yukarıda açıklanan özelliği karşısında davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilerek \" konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; müvekkilin davacıya böyle bir borcu bulunmadığını, davacı ile müvekkil arasında hukuki danışmanlık sözleşmesi imzalandığını ancak davacı hukuki danışmanlık sözleşmesi gereği üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, davacı, müvekkilin karşılaştığı hukuki problemlerde yardımcı olmadığını ve serbest meslek makbuzu düzenlemeye devam ettiğini, bu süreçte de müvekkilin görüşme taleplerini çeşitli bahaneler ile reddettiğini, yerel mahkeme tarafından davacının ücrtete hak kazanıp kazanmadığı incelenmediğini, bu konuda yeterli araştırma yapılmadığını, gerekçeli kararda da bu hususta bir değerlendirme yapılmadığını, oysa gerçekten bir avukatlık ücretinin doğup doğmadığının araştırılması gerektiğini ileri sürmüştür.Davacı vekili yasal süresi içinde katılma yoluyla sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Yerel mahkeme kararında depo bedelinin hangi aşamada müvekkile verileceği konusunda herhangi bir karar verilmemiş olduğundan eksik tanzim edilen karardaki ihtilaflı hususların çözümlenmesi adına gerekçeli karardaki eksikliğin düzeltilerek yeniden esas hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, İİK 154. maddesinde düzenlenen iflas yolu ile takibe karşı yapılan itirazın kaldırılması ile borçlu şirketin iflasının istemine ilişkindir.2004 Sayılı  İİK nun 154 vd maddelerinde iflas yoluyla takip düzenlenmiştir. Maddede, İflas yolu ile takipte yetkili merciinin, borçlunun muamele merkezinde bulunan icra dairesi olduğu, 154/3.fıkrada ise, borçlu ile alacaklının yetkili icra dairesini yazılı anlaşma ile tayin etmişlerse, o yerin icra dairesinin  dahi iflas takibi için yetkili sayılacağı, iflas davaları için yetki sözleşmesinin yapılamayacağı, iflas davasının mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılacağına yer verilmiştir. Maddedeki iflas davasının açılacağı yetkili yer mahkemesinin yetkisi, mutlak yetki olup, kamu düzenine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1- ç bendinde, yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartları arasında sayılmıştır. Yani aynı yasanın 115.maddesinde belirtildiği gibi, mahkemece, davanın her aşamasında ve kendiliğinden araştırılması gerekir. Bu açıklamalar sonrasında somut olay değerlendirildiğinde, dava, davalı borçlunun sicil  adresinin yetki çevresinde bulunan Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.156/4 fıkrada ise, iflas istemek hakkının ödeme emrinin tebliğ tarihinden bir sene sonra düşeceğine yer verilmiştir. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece kendiliğinden gözetilir ve süresinde açılmayan dava reddedilir. Ayrıca, iflas ödeme emri tebliğ edilmeden açılan takipli iflas davası dinlenemeyeceğininden, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı ve diğer şartlarının re’sen incelenmesi gerekecektir.Dosya kapsamına göre; davacı ... tarafından tarafından davalı .... Şirketi aleyhine 4 adet serbest meslek makbuzuna  istinaden  ... sayılı dosyası ile 73.500,00 TL asıl alacak, 1.223,32 TL  işlemiş faiz olmak üzere toplam 74.723,32 TL asıl alacağın tahsili amacıyla iflas yolu ile adi takip başlatıldığı, davalının itiraz üzerine eldeki davanın hak düşürücü süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.İİK'nın 158.maddesinde \"Alacaklının iflas takibi kesinleştiğinde l66. maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahele veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler. Mahkeme, icra dosyasını celbeder ve basit yargılama usulüne göre duruşma yaparak, gerek iflas talebini gerek itiraz ve defileri umumi hükümler dairesinde tetkik ve intac eder. Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir.\" düzenlemesi yer almaktadır. Takibe itiraz edildiğinden, mahkemece öncelikle itirazın kaldırılması talebi yönünden genel hükümlere göre alacağın mevcut olup olmadığı, muaccel hale gelip gelmediği hususları incelenerek değerlendirilme yapılması gerekmektedir.\"İflas davasının açıldığı ticaret mahkemesinde, icra mahkemesindeki gibi sıkı şekil şatlarına tâbi bir yargılama yapılmayıp, HMK’nın genel hükümleri uygulanır. Basit yargılama usulünün uygulanacağı iflas davasında borçlu evvelce ödeme emrine karşı ileri sürdüğü itiraz sebepleri ile bağlı olmaksızın meselâ, takip konusu borcu ödemiş olduğu ya da borcun zamanaşımına uğradığı itirazını cevap dilekçesinde beyan edebilir.İflas davasında alacaklı, alacağını ispat bakımından İİK’nın 68. maddesinde tahdidi olarak sayılmış bulunan belgelerle bağlı değildir. Alacaklı normal bir alacak davasında olduğu gibi alacağın varlığını HMK’ya göre mümkün olan her türlü delil ile ispat edebilir. Mahkemenin yapacağı inceleme sonucunda borçlunun borçlu olmadığı kanısına varılırsa iflas davasının reddine karar verilir. İflas davasının reddi kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder ve alacaklı iflas takibi ve davası konusu yapılmış alacak için borçluya karşı yeni bir alacak davası açamaz. Yapılan inceleme sonucunda alacağın mevcut olduğu kabul edilirse borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasına karar verilir. Bu halde iflas takibi kesinleşeceğinden iflas talebini İİK'nın 166. maddesindeki usule göre ilan edilir. Akabinde  davalı borçluya  takip konusu borcu ödemesi  için İİK'nın 158. maddesine uygun  olarak  bir depo  kararı çıkarılır.  Bu depo kararı ile mahkeme, borçluya yedi gün içerisinde faiz ve icra giderleri ile birlikte borcunu ifa etmesini veya o kadar miktarı mahkeme veznesine depo etmesini emreder (m.158, II c. 2). Borçlu yedi günlük depo süresi içerisinde faiz ve giderleri ile birlikte borcu ödemez veya mahkeme veznesine depo etmez ise, mahkemece depo kararından sonraki ilk oturumda borçlunun iflasına karar verilir.\"( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21/12/2021 tarih 2019/(15)6-574 E., 2021/1710 K. Sayılı ilamı) Dosya kapsamına göre; mahkemece dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de dava, itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkin olduğundan borçlu takibe itiraz etmişse mahkemece öncelikle itirazın kaldırılması talebi yönünden genel hükümlere göre alacağın mevcut olup olmadığı, muaccel hale gelip gelmediği hususları incelenerek değerlendirilme yapılması gerekmektedir.Nitekim 16/05/2024 tarihli duruşmada davalının ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kaldırılmasına, takibin devamına karar verilmesi üzerine  davalı borçluya  takip konusu borcu ödemesi  için İİK'nın 158. Maddesi uyarınca çıkarılan  depo bedelinin yatırılması üzerine karar verildiğine  göre gerekçeli kararda öncelikle davacının, davalı borçlunun itirazın kaldırılması talebi yönünden değerlendirme yapılması, diğer bir anlatımla davacının mevcut bir alacağı bulunup bulunmadığı konusunda karar verilmelidir. Her ne kadar duruşma ara karar ile davalı borçlunun takip dosyasına yönelik itirazın kaldırılmasına karar verilmiş ise de nihai kararda itirazın kaldırılması talebi yönünden gerekçe de bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK 297. Maddesinin birinci fıkrasında; \"mahkeme kararında tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler, hüküm sonucu,  varsa kanun yolları ve süresi, hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzaları ve gerekçeli kararın yazıldığı tarihin yer alması; ayrıca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi\", ikinci fıkrasında ise \"hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi\" gerektiği düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi ve mahkemelerce taleplerden her biri hakkında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm kurulması  gerekmekte olup bu husus kamu düzenine ilişkindir.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 141. Maddesinde; bütün mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olarak yazılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve hukuka uygunluk denetiminin yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.Bu bakımdan; yasanın aradığı anlamda gerekçeli bir hüküm mevcut olmaması ve ortada denetlenebilecek usulünce düzenlenmiş  gerekçeli bir karar bulunmaması nedeniyle, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun görülmemiştir.O halde, mahkemece yapılacak iş; iddia, savunma ve deliller birlikte değerlendirilerek, özellikle Anayasanın 141/3. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 27. ve 297. maddeleri kapsamında gerekçe oluşturularak, vardığı yargıyı içerir ve denetlenebilir  hüküm kurmak olmalıdır.Kabule göre de; davalının depo bedelini yatırmış olması nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de borçlu, yedi günlük depo süresi içinde faiz ve giderleri ile birlikte borcunu bizzat alacaklıya ödediğini kesin delillerle mahkemede ispat eder ya da borç mahkeme veznesine depo edilirse ticaret mahkemesi iflas davasının reddine karar verir... Borçlu, depo kararındaki süreden sonra fakat nihai karardan önce, takip konusu borcu davacıya tamamen ödemişse, mahkemenin; \"konusu kalmayan davanın reddine\" karar vermesi gerekir (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 442). Emsal mahiyette Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 29/06/2022 tarihli 2021/4690 E. 2022/3802 K. sayılı ilamında; \"...ilk derece mahkemesince itirazın kaldırılmasına karar verilmesi yerinde olduğu, davalı tarafça süresi içerisinde depo emri yerine getirildiğinden, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.2-Dava, İİK'nın 158. maddesi uyarınca iflas takibinde borçlunun itirazının kaldırılması ve iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir.Davalı tarafça depo emrinin yerine getirilmesi sebebiyle iflas talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince iflas davasının konusu kalmadığı gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmamış ise de, hüküm fıkrasında yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi hükmünün aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir...\" şeklinde karar verilmiş, süresi içerisinde depo emrinin yerine getirilmesi halinde, iflas davasının reddine karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Öte yandan mahkeme veznesine yatırılan depo bedelinin akıbeti hakkında karar verilmemesi de hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf talebinin kamu düzeni yönünden \"ortada denetlenebilir gerekçeli  karar  yazılmamış olması” ve \"taleplerden her biri hakkında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm kurulmamış olması\"   nedeniyle kabulü ile, diğer istinaf sebepleri ve işin esası bu aşamada  incelenmeksizin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6 ve 355/1 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 297 maddesine uygun ve dosya kapsamı ile uyumlu, yargısal denetime elverişli şekilde ve yukarıda belirtilen hususlara riayet edilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/13 E. 2024/533 K. Sayılı 01/07/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 ve 355/1 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Taraflarca yatırılan başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde taraflara ayrı ayrı iadesine, 4-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d063e83ca7e57371","SID":"393751cbfe8a4ef9"}}