{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/1525 <br>KARAR NO:2024/2023<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:27/04/2023<br>NUMARASI:2023/110   E. -  2023/400  K.<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin uluslararası taşımacılık alanında faaliyet gösterdiğini, Çin mevzuatına göre kurulmuş Hong Kong menşeli bir sermaye şirketi olan ... (...)  Limited şirketinin müvekkili şirketin %77 hissesine sahip olup, karşı yanın ise müvekkili şirketin %23 hissesine sahip ortağı konumunda olduğunu, davalı yanın 31/08/2017 - 28/02/2021 tarihleri arasında müvekkili şirkette tek müdür olarak görev aldığını; 21/01/2021 tarihli genel kurul kararı neticesinde ise şirketin temsili konusunda yapılan değişiklikle müdürler kurulu başkanı olan ... ile birlikte müşterek yetkili olarak görevine devam ettiğini, iki müdürle yönetim ve temsile geçildikten sonra müvekkili şirket tarafından davalı yanca gerçekleştirilen şirket yönetimine ilişkin pek çok usulsüzlük tespit edildiğini, davalı yanın, şirket yönetiminde bulunduğu dönemde şirket menfaatleri ve usule aykırı pek çok işlem gerçekleştirmesi nedeniyle 21/05/2021 tarihli olağan genel kurulu kararı ile müdürlük görevine son verildiğini, bununla birlikte söz konusu hukuka aykırı işlemler nedeniyle,  müvekkili şirket tarafından davalıya karşı pek çok ceza ve hukuk davası ikame edildiğini, müvekkili şirketin tespit ettiği hukuka aykırılık teşkil eden işlemlerden birinin de davalı yanın müvekkili şirkette tek müdür olarak görev yaptığı tarihten itibaren kendi lehine usulsüz şekilde huzur hakkı ve bağkur ödemesi gerçekleştirdiğini, davalı yanca gerçekleştirilen bahse konu usulsüz ödemeler nedeniyle işbu dilekçe ile huzurdaki davayı ikame etme zarureti doğduğunu, davalı yanın müvekkili şirketteki görevini kötüye kullanmak suretiyle kendisi lehine usulsüz şekilde huzur hakkı ödemeleri gerçekleştirdiğini, davalı yanın herhangi bir imza içermeyen karar doğrultusunda kendisi lehine 2017 yılından itibaren usulsüz şekilde huzur hakkı ödemeleri gerçekleştirdiğini, buna ilişkin olarak 12/04/2022 tarihinde karşı yana ihtarname keşide edildiğini ve davalının kendisi lehine şirketten tahsil ettiği 1.221.703,62-TL tutarındaki huzur hakkı ödemelerinin iadesinin talep edildiğini, ancak davalı yanca, söz konusu ihtarnameye herhangi bir cevap verilmediğini ve anılan ödemelerin iadesinin hiçbir şekilde gerçekleştirilmediğini, söz konusu tarihten sonra da davalı şirket bütçesinden hukuka aykırı şekilde kendisi lehine huzur hakkı ödemeleri gerçekleştirmeye devam ettiğini, davalı yanın, şirket yönetiminde bulunduğu dönemde usule aykırı pek çok işlem gerçekleştirmesi nedeniyle 21/05/2021 tarihli olağan genel kurulu kararı ile müdürlük görevine son verildiğini, ancak buna karşın davalı yanın şirketteki temsil görevi sona ermiş olmasına rağmen müvekkili şirketten huzur hakkı ödemelerine devam ettiğini, davalının ilgili dönemde de müvekkil şirketin müdürler kurulundaki görevi sona ermiş olmasına karşın bu vasıfla haksız ve hukuka aykırı şekilde şirketten tahsil ettiği ve bu tahsilatlar nedeniyle şirketten mali kesintilere sebebiyet verdiği toplam tutarın 156.535,84-TL olduğunu, davalının 31/08/2017 - 28/02/2021 tarihleri arasında müvekkili şirkette tek müdür olarak görev aldığını, limited şirketlerde genel kurul kararı ile müdürlere huzur hakkı ödenebileceğini, ancak bu isim altında ödeme yapılabilmesi için şirkette birden fazla müdürün bulunması ve bunların kurul oluşturarak belli aralıklarla toplantı yapmasının esas olduğunu, dolayısıyla tek müdürün bulunduğu şirketlerde huzur hakkının ödenmesinin söz konusu olmadığını, sonuç olarak, davalının Eylül 2017 - Eylül 2021 tarihleri aralığında şirket bütçesinden kendi uhdesine geçirdiği ödemeler ile bu ödemeler neticesinde şirketin vergi kesintisine uğramasına neden olduğu tutarların müvekkili şirkete iadesinin zaruri olduğunu, tüm bu açıklamalar ışığında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davanın kabulü ile davalı yanın hukuka aykırı işlemleri nedeniyle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla  müvekkili şirket bütçesinden kesilen tutarın şimdilik 50.000 TL'lik kısmının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müvekkili şirkete iadesine, yargılamadaki İhtiyati tedbir talebimiz kapsamında davalının üzerine kayıtlı mal varlıklarının elden çıkartılmasını engellemek adına davalı adına kayıtlı olan taşınmaz ve araç kayıtlarına sistem üzerinden tedbir konulmasına, bankalara müzekkere yazılarak varsa hesaplarına bloke konulmasına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; Müvekkilinin yirmi seneyi aşkın bir süredir uluslararası taşımacılık sektöründe çalıştığını,  müvekkilinin daha önce sektörde yöneticilik yaptığı şirketler aracılığıyla tanıyıp takip eden Hong Kong'da mukim ... (...) Limited isimli şirket (kısaca '...' ya da '...' olarak anılacaktır), 2017 yılında müvekkiline iş teklifi yaptığını, müvekkilinin teklifi kabul etmesi üzerine, anılan yabancı şirketin Hong Kong'taki genel müdürü olan  dava dışı ...'nun görevlendirildiğini ve 2017 yılında...'nun kardeşi olan ...'nun sahibi olduğu ... Danışmanlık adlı atıl bir şirketin devir alınarak, adının değiştirildiğini ve İstanbul Büyükçekmece'de mukim davalı \"... Ltd.Şti.'nin böylece kurulduğunu, ... şirketinin Uluslararası Hava Taşımacılığı, Uluslararası Karayolu Taşımacılığı, Ulusal Dağıtım ve Deniz Taşımacılığı alanlarında faaliyet gösterdiğini, ... isimli şirketin ...'ya dönüştürülürken ilkin % 18  müvekkilinin, % 82 ... isimli yabancı şirketin hisse sahibi olduğunu, Gateway'in hisselerinin emaneten kendi müdürü olan ... üzerinde gözüktüğünü,  ... şirketinin kuruluş, işleyiş ve faaliyetine ilişkin ilkelerin ... tarafından belirlendiğini ve 2017 yılının Ağustos ayındaki '...' isimli bir mail ile açıklandığını, 2019 yılı Kasım ayına dek, diğer ortak ... şirketinin...ıtlarına göre zaten resmi  ortak da gözükmediğini, bunun tek sorumlusunun da müvekkilinin değil, yine diğer ortak ... olduğunu,  davacı ... şirketinin kurulduğu 2017 yılında, Hong Kong'ta mukim ... şirketinin Türkiye'de İstanbul'da, tıpkı ... gibi, .... A.Ş. (Galpi) adında bir ortağı bulunduğunu, ... şirketinin ... A.Ş. (...) şirketi ile aynı sektörde ve aynı iş kolunda onunla rekabet eder şekilde kurulduğunu, ilk kurulduğunda Transavrasya şirketinin ... adıyla davalı müdür ... 'nun kardeşi ve şirket ...'lı çalışanı ... üzerine gözüktüğünü,  2019 yılı Ağustos ayına gelindiğinde %82 lik tüm şirket hisselerinin müvekkiline devir edildiğini, müvekkilinin de Hong Kong'a giderek, ... ile görüştüğünü ve hisselerin % 77 sinin...'ye 1 (bir) Dolar karşılığında devri sağlandığını, müvekkilinin davacının itham ettiği gibi yolsuzlukla şirketin içerisini boşaltacak karakterde bir insan olsa, emaneten üzerinde bulunan % 77 lik hisseyi 1 dolar karşılığında diğer ortak... şirketine devir etmeyeceğini, şirketten kesintisi yapılan vergi  tutarlarının şirkete iadesi gibi bir talebin hukuki dayanağının olmadığını, davacı şirketin huzur hakkı ve bağkur ödemelerini gider olarak gösterdiği için gelirinin o oranda azaldığını ve dolayısıyla da daha az vergi ödemiş olabileceğini ancak burada 'davacı şirkete iadesi lazım gelen şirketten kesintisi yapılan bir vergi tutarı' bulunmadığı gibi, bu yöndeki bir talebin de hukuki ve fiili dayanağının bulunmadığını, izahtan vareste olması gerektiğini, bu nedenle huzurdaki davanın usulden red edilmesi gerektiğini, davacı şirketin halihazırdaki tek müdürünün şirketin %77 büyük ortağı olan ... (...) şirketinin de müdürü olan ... olduğunu,  davacı ..., müvekkili ile birlikte 2017 yılı Ağustos ayında kuranın da yine bu kişi olduğunu, davacı tarafın davacı şirketin 4 yıl boyunca tek müdür olarak müvekkili tarafından sevk ve idare edildiğini,  müvekkiline ödenen aylık net 3 bin USD ve Bağkur prim ödemeleri, davacı şirketin aleyhine de olmadığını, davacı şirketin bu bedelleri, brüt ücret üzerinden ödenecek olan vergiden de düştüğünü, müvekkili tarafından usulsüzlük yapıldığı iddiasının da tamamen gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, yöneticinin sorumluluğuna ilişkindir. 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TTK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 644/1-(a) bendi yollamasıyla  408/1, 553/1ve 479/3-c maddelerindeki düzenleme karşısında  limited şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu  doğurmamalıdır. Somut olayda davalı yönetici aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir kararın bulunmadığının tespiti üzerine davacı vekiline sorumluluk davasının açılmasına ilişkin genel kurul kararını sunması için kesin süre verilmesine rağmen davacı vekili verilen kesin süre içerisinde ilgili genel kurul kararını dosyaya ibraz etmemiştir.Söz konusu genel kurul kararı özel dava şartı olup davacı tarafından kesin süre içerisinde tamamlanmadığından davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak ...\" gerekçesiyle davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına yönelik genel kurul kararını dosyaya ibraz etmediği anlaşıldığından davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin %23 ortağı olan ve müvekkili şirkette 2017/2021 yılları arasında tek müdür olarak görev yapan davalının şirketteki yetkisini hukuka aykırı şekilde kullanmak suretiyle şirket bütçesinden kendisi lehine usulsüz huzur hakkı ödemeleri gerçekleşmesi nedeniyle dava açıldığını, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mülga TTK'da şirketin açacağı sorumluluk davasında buna yönelik bir genel kurul kararı alınması gerekliliği düzenlenmişse de yürürlükteki TTK'da buna yönelik herhangi bir düzenlemenin mevcut olmadığını, doktrinde de dava şartı niteliğindeki genel kurul kararı alınması gerekliliğine TTK'da da aynı şekilde açıkça yer verilmesinin gerektiğinden hareketle bilinçli olarak eski düzenlemeden vazgeçildiği ve TTK 479/3-c hükmünün ise unutulduğu için o şekilde kanunda bırakıldığının ileri sürüldüğünü, müvekkili şirketin 01.09.2022 tarihli genel kuruluna ilişkin gündem 03.08.2022 tarihli aynı tarihli genel kurul kararlarınında Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, genel kurul gündeminde 18.05.2021 tarihine kadar şirket kaynaklarından yersiz olarak yapılan ödemelerin tespiti ile bu ödemelerin iadesi için dava açılması konusunda şirket yetkililerine yetki verilmesininde yer aldığını, mahkeme  tarafından oluşturulan 06.02.2023 tarihli tensip tutanağının 9 nolu hükmü uyarınca 2 aylık kesin süre verilmesine aksi takdirde davanın usulden reddine karar verileceği hususunun ihtar edilmesine karar verildiğini ancak müvekkili şirketin mahkeme tarafından dava şartı olarak aranan genel kurul kararını davanın ikame sürecinde zaten almış bulunduğunu, görüldüğü üzere yüksek mahkemenin yerleşik hale gelmiş içtihatlarında genel kurulda davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına yönelik bir karar var ise öncelikle ibrazının sağlanması aksi halde ise söz konusu eksikliğin giderilmesi için davacıya uygun bir süre verilmesi, gerekirse kesin süre verilmesi konusunda istikrarlı şekilde görüş bildirdiğini, mahkeme tarafından, dava kapsamında usul ve yasaya aykırı şekilde genel kurul kararının dosyaya ibrazı sağlanmadığını, bununla birlikte anılan eksikliğin giderilmesi için uygun bir süreninde verilmediğini, mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı olduğunu, hak arama özgürlüğünün kısıtlandığını, mevcut olan genel kurul kararının dosyaya celbi yerine davanın usulden reddine karar verildiğini, dava şartı olarak aranan genel kurul kararının şirket nezdinde gerçekleştirilen 01.09.2022 tarihli genel kurulda alınmış bir karar olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın  644/1-a maddesi yollaması ile TTK'nın 553 vd. maddeleri gereğince limited şirket yöneticisinin şirkete vermiş olduğu zararın tazmini  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarakyapılmıştır. Mahkemece, 06.02.2023 tarihli tensip tutanağının 10 nolu ara kararı ile; \"...Davacı vekiline davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına  yönelik alınan genel kurul kararının sunması, bulunmaması halinde söz konusu kararı genel kuruldan alınıp dosyaya sunması için 2 aylık kesin süre verilmesine, aksi halde davanın usulden reddine karar verileceği hususunun davacı vekiline ihtar edilmesine...\" karar verilmiştir. Ara karar davacı vekili 17.02.2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı vekili tarafından 24.02.2023 tarihli dilekçe ile ara karar kapsamında beyanda bulunmuştur. Dilekçesinde; davalı tarafça usulüne aykırı olarak düzenlendiği iddia edilen huzur hakkı tahsisi konulu genel kurul kararlarının dosya içerisine sunulduğu belirtilmiştir. Sorumluluk davası açılmasına yönelik genel kurul kararına dair herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Davalı vekili ise davacı vekilinin açıklamasına karşı yazılı beyanda  bulunarak, mahkeme ara kararının davacı tarafa tebliğ edildiği, davacı vekili dilekçesinde eksikliğin ikmal edildiğini belirtilmiş olmasına rağmen dilekçe ekinde genel kurulda alınan sorumluluk davası açılmasına yönelik bir karar bulunmadığını belirterek, eksiklik ikmal edilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme tarafından 27.04.2023 tarihli celsede, bu konuda herhangi bir açıklamaya yer verilmeksizin taraf beyanları alındıktan sonra yukarıda açıklandığı şekilde davanın usulden reddine karar verilmiştir.6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir.Fakat anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu  doğurmamalıdır. Somut olayda, istinaf dilekçesine ekli ve dosyada mevcut delillerden, davacı şirketin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde 03.08.2022 tarihinde yayınlanan 01.09.2022 tarihli genel kurul toplantısına davet kararında, şirket müdürler kurulunca alınan 29.07.2022 tarihli karara istinaden 01.09.2022 tarihinde belirtilen gündem maddeleri çerçevesinde 2021 yılı olağanüstü genel kurul toplantısı gerçekleştirileceğinin belirtildiği, genel kurul toplantısının gündeminin 2 nolu maddesinde 2021 yılı ve öncesi faaliyetlerinden dolayı ilgili dönemden sorumlu şirket müdürü hakkında danışmanlık şirketi tarafından düzenlenen 09.07.2021 tarihli rapor kapsamında TTK'nın 553. maddesinde belirtilen sorumluluk davası açılması ve bu konuda şirket vekillerine hukuki süreçleri işletmek için ve gerekirse Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunmak konusunda yetki verilmesinin görüşülmesi ve karara bağlanmasının yer aldığı, 3 nolu gündem maddesinin, 18.05.2021 tarihine kadar şirket kaynaklarından yersiz olarak olarak yapılan ödemelerin tespiti ile bu ödemelerin iadesi için dava açılması konusunda şirket vekillerine yetki verilmesi olduğu, ancak dosya kapsamından, dava açılmasına dair gündem maddesinin görüşülerek bu konuda genel kurul tarafından alınan herhangi bir karara rastlanılmamıştır. Sonuç olarak, davalı yönetici aleyhine tazminat davası açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararı mevcut değildir. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54 ve 115/2 maddeleri uyarınca uygun süre verilmesine rağmen davacı vekilinin yukarıda yer verilen beyan dilekçelerine ve istinaf dilekçesine ekli genel kurul karar örneklerine göre genel kurul tarafından alınmış geçerli bir kararın sunulmadığı anlaşıldığından, Mahkemece davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nı 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 247,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 27.12.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"780e35539cc832a7","SID":"b60432ac5cf955e1"}}