{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/1405 <br>KARAR NO:2024/2022<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:23/03/2023<br>NUMARASI:2021/202  E.  -  2023/129  K.<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Deniz yoluyla eşya taşımadan kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;davalının talimatı ile ... ve ... numaralı konşimentolar tahtında 9 tır elektrik direği yükünün 15.11.2019 tarihinde Sakarya/Hendek’ten yüklemesi yapılıp 24.11.2019  tarihinde Sharjah/Birleşik Arap Emirlikleri limanına vardığını, 08.12.2020 tarihinde burada teslimatı yapıldığını,davalının kusuru nedeni ile oluşan demuraj ve feri bedellerden kaynaklanan 22.450,50 USD tutarındaki davacı alacağının ödenmediğini, bu taşımaya ilişkin bekleme ücretinin davalının gümrük işlemlerinin başlatılması için gerekli olan belgeleri göndermemesi ve alıcının yükü davalı tarafından organize edilen teslim tarihinde almayacağını belirtmesi nedeni ile oluştuğunu, bu nedenle sorumluluğun davalıya ait olduğunu, davalı tarafından bu ücretin ödeneceğinin sözlü olarak belirtilip taahhüt edildiğinden yük tesliminin yapıldığını, davacı tarafından geçmiş ticari ilişkilere dayanarak indirim yapıldığını, buna rağmen davalı tarafından indirimli faturanın gerekçesiz olarak iade edildiğini, davacı alacağının ödenmesi veya ödeme tarihine ilişkin olarak yazılı bildirimde bulunulması için 13.03.2020 tarihinde Kadıköy ... Noterliği'nin ...yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, alacağın tahsili amaçlı olarak müvekkili tarafından davalı aleyhinde ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu ,itirazın haksız olduğunu iddia ederek, davalının itirazının iptali ile takibin devamını, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;  davacının müvekkilinin ihmali nedeniyle ödediğini iddia ettiği 22.450,50 USD tutarındaki bedeli davalıya fatura ederek rücu etmek istediğini, yapılan talebin herhangi bir dayanağı bulunmadığını, davacının müvekkiline ait olan bir borcu ödemiş olması, ödenen borcu gösterir ispat vasıtasını da müvekkiline sunması ve rücuya esas teşkil eden hukuki sebebi de ispat etmesi gerektiğini, davacının rücu etmek istediği 19.06.2020 tarihli ve 7.000,00 USD miktarlı fatura ile  23.12.2019 tarihli ve 15.450,50 USD miktarlı faturaların ne için ve kimin adına ödendiğini gösterir bir resmi bilgi mevcut olmadığını, ilgili faturaların davalıya ait bir borcun ödenmesi sebebiyle oluşturulduğu düşünülse dahi davacının bahse konu bedelleri ödediğini gösterir bir belge sunmadığını, davacının ispat külfetini yerine getiremediği gerekçesiyle davacının rücu hakkının doğmadığının kabul edilmesi gerektiğini, davacının davalıya rücuen kesmiş olduğu faturalara ilişkin alacağının olduğunu ispatlayamadığını, müvekkilinin söz konusu faturaların oluşmadığına ve böyle bir borcu olmadığına dair itirazda bulunduğunu, bu sebeple ilgili alacağın varlığı ve faturanın taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak tanzim edildiğinin ispat yükünün davacı tarafa aitse bu hususu ispata ilişkin hiçbir delil sunmadığı da nazara alındığında haksız davasının reddinin gerektiğini, bekleme bedelinin dayanağı faturanın içeriğinin anlamsız ve doğruluğunu şüpheye düşürecek şekilde düzenlendiğini, davacının davalıya herhangi bir ödeme dekontu dahi sunmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen bedelin fahiş olduğunu, faturaların tek başına delil niteliği bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle demuraj bedelinin mevcut olsa dahi müvekkilinin sorumluluğunun dışında olduğunu, davacının boşaltma için yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Bu kapsamda davacı şirkete ait ticari defter kayıtlarında yer alan ve davacı tarafından asıl taşıyıcı olduğu belirtilen dava dışı ... Şti muavin kayıtları üzerinde  üzerinde muhasip bilirkişi marifeti ile inceleme yapılmış olup, neticede dava dışı şirket tarafından davacı adına tanzim edilen 28/11/2019 tarih ... seri nolu  49.950,00 USD bedelli ve 26/12/2019 tarih ...USD bedelli \"...\" içerikli 2 adet fatura toplam bedeli 53.600 USD karşılığı 309.552,84 TL'nin dava dışı şirketin hesabına alacak kaydedildiği, dava dışı şirkete 2019, 2020 ve 2021 yıllarında banka yoluyla yapılan 217.080,48 TL. toplam ödemenin mahsubu ile, davacının 31.12.2020 dava tarihi itibarıyla dava dışı asıl taşıma şirketine iş bu nakliye fatura bedellerinden 92.472,36 TL., 30.06.2020 icra takip tarihi itibarıyla ise 99,324,66 TL. borçlu olduğu, bunların dışında dava dışı şirket tarafından 2019-2020 yılları arasında davacı adına tanzim edilmiş herhangi bir bekleme içerikli faturanın dosyaya ve bilirkişiye ibraz edilmediği, tespit edilmiştir. Dava dışı şirket tarafından davacı adına tanzim edilen ve yukarıda belirtilen faturalarda ise dava konusu taşımaya ilişkin ayırt edici ve bu taşıma için düzenlendiği anlaşılacak kayıtlar da bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı vekili tarafından \"...\" açıklamalı faturaların. talebe konu demuraj bedelleri olduğu, ürünlerin araç üzerinde beklediği savunulmuşsa da, açıklandığı hali ile faturalar üzerinde dava konusu taşıma için düzenlendiklerine ilişkin bir kayıt bulunmadığından mahkemece bu itiraz yerinde görülemiştir. Davacı vekili tarafından dosyaya dava dışı ... Limited tarafında düzenlendiği anlaşılan ve davalının yükleten olarak kayıtlı bulunduğu bir konşimento örneği sunulmuş olup, bu konşimentoda taşımanın ..., ... ve ... numaralı konteynerler ile yapıldığı görülmekle, davacı vekilinin itirazının aksine davaya konu ürünlerin araç üzerinde değil konteyner içerisinde taşındığı anlaşılmıştır. Ayrıca bu konşimentoya göre tahliye limanı dava dilekçesinde davacı vekilinin beyanının aksine Sharjah olarak değil ... olarak kayıtlanmıştır. Konşimento üzerinde davacı vekilinin taşıyan olduğunu beyan ettiği ... Şti  unvanının yer almadığı anlaşılmakla, dosyada taşımaya ilişkin olarak bu  konşimento dışında başkaca bir taşıma belgesi de sunulmadığından, fiili taşıyanın kim olduğu mahkemece denetlenememiş olup davacının beyanı doğrultusunda muhasip incelemesi yaptırılmıştır.Tüm bunlar ile birlikte, davacı vekili tarafından taleplerine konu edilen Liman Ardiye bedellerinin ödendiğine ilişkin olarak da dosyaya herhangi bir delil sunulmamıştır.Kaldı ki dava konusu talep edilen demuraja konu emtiaların 24/11/2019 tarihinde ... ye ulaştığı davacı vekilinin beyanı olup, dava dışı  ... tarafından düzenlenen 49.950,00 USD bedelli ilk fatura tarihi ise 28/11/2019 olup davacı vekilinin dosyaya sunduğu demuraj hesabına göre serbest sürenin 26/11/2019 tarihinde sona ediği ve 2 gün içerisinde davacı tarafından bildirilen demuraj tarifesine göre bu bedelde demurajın işlemeyeceği, 26/12/2019 tarihli  3.650,00 USD bedelli faturanın ise davacının bildirdiği demuraj tarifesine göre hesaplanan bedelin çok altında olduğu mahkemece değerlendirilmiştir. Bu hali ile, davacının dava dışı taşıyana talebe konu demuraj bedellerin ödemediği, davacı yanca katlanılmayan bedelin rücuen davalıdan tahsilinin mümkün olmadığı  mahkemece kabul edilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle,  davaya konu demuraj bedelinin asıl alacaklısının dava dışı konteyner üzerinde tasarruf hakkı bulunan şirket olduğu, davacı tarafın kendi beyanına göre bu şirketin ... Şti firması olduğu, bu şirket tarafından davacı adına dava konusu taşıma için düzenlenmiş bir demuraj faturasının ve talebe konu bedelin ödendiğine dair ödeme belgesinin davacı yanca ortaya konulamamış olması nedeni ile, davacının talep konusu bakımından rücu hakkı ile aktif husumetinin bulunmadığı mahkemece kabul edilerek \" gerekçesiyle   davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile reddine, şartlar oluşmadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine,  karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin forwarder olarak davalı için birden fazla deniz taşıma ve kara taşıma işlemlerini içeren kombine taşıma işlemleri gerçekleştirdiğini, davalı şirket yetkilisi ile yapılan yazışmada teklif şartlarının açıkça belirtildiğini, serbest zaman hatların onayına tabidir şeklinde açık ibarenin mevcut olduğunu, davalı şirket tarafından gümrük işlemlerinin başlatılması için gerekli olan belgelerin gönderilmemesi ve alıcının yükü davalı şirket tarafından organize edilen teslim tarihinde almayacağını belirtmesi nedeniyle oluştuğunu, sorumluluğun münferiden davalı şirkete ait olduğunu, davalının ilgili taşımayı yaptırdığı ordinonun teslim alındığı gecikmenin gerçekleştiğinin bilirkişi raporları ile ve deliller ile sabit olduğunu, davalıdan müvekkili şirketin alacaklı olmadığı ve dava dışı şirkete ödeme yapmadığı yönündeki iddiaların haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin taşıma işlemlerini aracılar vasıtasıyla gerçekleştirdiğini, dava dışı şirket ... Ltd Şirketinin borç kaydının müvekkili şirket defterlerinde görüldüğünü, bilirkişinin bekletme içerikli fatura tanzim edilmemiş olduğu yönündeki yorumunun yanlış olduğunu, yükün içeriği itibariyle beton direk olduğunu, adrese teslim olduğu için kombine taşıma ile gönderildiğini, kiralık araç nakliye gelirleri içinde bekleme tutarı toplam bedelin müvekkilinden talep edildiğini, davalı şirket tarafından yazılı taahhütname ile ödeme kabulü verilen bekleme tutarının davalı şirkete yansıtıldığını, kök raporda müvekkilinin 15.450,50 USD bakımından rücu hakkı olduğunun kabul edildiğini, ancak buna rağmen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddedildiğini, kararın kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu, eksik deliller ve inceleme sonucunda hatalı karar verildiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve yeniden yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 1207. maddesi gereğince, deniz taşımasından kaynaklanan demuraj   bedelinin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra  takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacının deniz taşımacılığında ... olarak faaliyet gösterdiği, davalı şirketin taşıtan olduğu, fiili taşımayı gerçekleştiren şirketin taraf olmadığı konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, davacının takibe konu etmiş olduğu faturalardan kaynaklanan alacak hakkının olup olmadığı, davalı şirkete bekletme bedeli olarak yansıtıldığı iddia edilen fatura alacağının sübuta erip ermediği ile kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davalı tarafından dava dışı ... adına tanzim edilen 14.11.2019 tarihli faturanın dava konusu emtianın satış faturası olduğu, teslim yerinin Birleşik Arap Emirlikleri olduğu, emtianın 25 adet ... çelik elektrik direği olduğu, davacı tarafından davalı adına tanzim edilen 11.11.2019 tarihli 75.000,00 USD tutarlı faturanın dava konusu taşımaya ilişkin navlun faturası olduğu, dava dışı şirket tarafından davacı adına tanzim edilen 20.12.2019 tarihli 15.450,50 USD tutarlı faturada alıcı ... olarak belirtildiği, faturanın boşaltma limanı iç nakliye ve liman ardiye masrafları faturası olduğu, 04.12.2019 tarihli konşimento olduğu, varış tarihinin 24.11.2019, yükleme limanının ... olduğu, davacı tarafça 23.12.2019 t arihli 15.450,50 USD tutarlı fatura açıklamasında ... bekleme bedeli (9 palet) ancak taşımaya ait bilgiler ve demuraj tarihi ya da hesabının yer almadığı, 19.06.2020 tarihli 7.000,00 USD tutarlı fatura açıklamasında ... bekleme bedeli ve ayrıca 23.12.2019 tarihli faturanın devamı olarak ek demuraj bedeli şeklinde belirtildiği, taşımaya ait bilgilere yer verilmediği, davacı şirket tarafından  davalıya karşı...sayılı dosyasında 30.06.2020 tarihinde toplam 22.546,70 USD alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirketin takibe itiraz ettiği, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır.19.10.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacının inceleme günü hazır bulunmadığı, yasal defter ve kayıtlarını incelemeye ibraz etmediği, bu sebeple davacının yasal defter ve kayıtları üzerinde herhangi bir inceleme yapılamadığı, davacı tarafından davaya konu edilen 23.12.2019 tarih, 2209 seri nolu, 15.450,50 USD bedelli ve 19.06.2020 tarih  7.000 USD bedelli toplam 22.450,50 USD bedelli faturaların davalının yasal defter kayıtlarında yer almadığı, dava konusu taşımaya ait konşimento, navlun sözleşmesi ve taşıma belgelerinin bulunmadığı, taşıma belgeleri olmadığından tarafların bilgi ve beyanlarına göre davacı şirketin taşıma işleri organizasyonluğunu yaptığı, navlun faturası tanzim ederek ödemesini tahsil ettiğinden bahisle akdi taşıyan konumunda olduğu, ancak fiili taşıma işinin hangi şirket tarafından düzenlendiğinin bilinmediği, davalı şirketin ise adına tanzim edilen navlun faturası ödemesini yaptığı, gümrük beyannamesine ve beyanlara göre, gönderilen ve aynı zamanda taşıtan konumunda olduğu, dava konusu satış işinde teslim şekli olarak... (...) (Gümrük Vergisi Ödenmiş Olarak Teslim) şeklinin davacı taşıyan tarafından bilindiği, bu taşıma şekline göre alıcı adresine tüm masraf dahil olarak teslimin gerçekleştirilmesinin davalı sorumluluğunda olduğu, davalı bu taşıma işini davacı şirket aracılığıyla taşıma şekli sebebiyle ödenen yüksek navlun fiyatına katlanarak gerçekleştirdiği, dava konusu emtianın alıcısı tarafından teslim alındığı, davacı tarafın iddia ettiği gecikmeye tam olarak hangi eksikliğin sebep olduğunun anlaşılmadığı, davalı ya da alıcı şirketlerin eksikliğinin yada kusurunun kanıtlanamadığı, dava konusu taşımanın 24 ve 29 Kasım 2019 tarihlerinde varış limanına vardığı ve 08.12.2019 tarihinde alıcıya teslim edildiği, 3 gün serbest süre tanındığı, ancak demuraj tarifesinin öncesinde yükleten ve taşıtan konumundaki davalıya bildirildiğine dair bir bilgi ya da belgenin bulunmadığı, davacı vekili tarafından dilekçesi ekinde takip konusu demuraj faturalarına dayanak olarak tahliye limanında demuraj ve ardiye hesaplamaları sunulduğu, ancak bu demuraj ve ardiye hizmetlerinin asıl alacaklısı olan şirketlerin faturaları, hesaplamaları ve varsa bu şirketlere yapılan ödeme belgelerinin dosyada bulunmadığı, emtianın zamanında alıcıya teslim edilmesi görevinin davalı taşıtan şirket tarafından davacı akdi şirketin sorumluluğunda olduğu, ancak alıcı şirket tarafından bir kusur sebebiyle gecikme oluştuysa bu durumda ödenecek demuraj ve ardiye ücretlerinin emtiayı teslim almakla dava dışı alıcı şirket sorumluluğuna geçeceği, TTK m.1205 açık hükmüne göre, taşıyan yükü bir kere gönderilene teslim etmişse, TTK m.1203 gereği gönderilenin sorumluluğunda olan varma limanı bekleme ücreti ve sair yükümlülükleri artık taşıtandan talep edemeyeceği, somut olayda, davacı yan yükün alıcı-gönderilene teslimi sürecinde gerekirse hapis hakkını ileri sürerek malı teslimden imtina etmek gerekirken, dava dilekçesinde de belirtildiği gibi “davalı tarafından bu ücretin ödeneceği sözlü olarak belirtilip taahhüt edildiğinden yük tesliminin yapıldığını,” beyan ettiğine göre davacının davalıdan talep ve dava ile alacak iddiası için davalının bu ödemeden sorumlu tutulabileceğini ispat etmesi gerektiği, malın teslim şeklinden bağımsız olarak, davacının taşıyan/akdi taşıyan, davalının taşıtan olduğu somut olayda, davalının özel bir yüklenmesi olmadığı sürece davalının ileri sürdüğü iki adet bekleme faturasına dayanan alacağı davalıdan talep edemeyeceğinin değerlendirildiği, öte yandan davacı yan iki faturaya dayanmakta ise de kendisinin katlandığı ...firmasınca düzenlenen bir adet 15.450,50 Usd fatura  olduğu, tüm tutar olan 22.450,50 USD bekleme ücretine davacının katlandığının da sabit olmadığı, davalı şirketin alıcı konumunda olmadığı, taşıtan ve yükleten konumunda olduğu, gecikmeye sebep olduğuna dair bir belgenin bulunmadığı, taşıma ve sevk evrakı ile ihracat evrakında eksik iddiasına dayanan beklemenin sabit olmadığı; varsa tahliye adresindeki demuraj ya da ardiye masraflarının sorumlusunun dava dışı gönderilen şirket olduğu, malı teslim eden taşıyanın bundan sonra taşıtandan varma limanı beklemesine dayanarak  talepte bulunamayacağı belirtilmiştir.21.02.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda; davacının incelenen yasal defter kayıtlarında; davacının davalıdan icra takip tarihi itibarıyla 135.880,94 TL alacaklı olduğu gözüktüğü, davacı tarafından davalı adına 99.714 USD yükleme  navlun faturası, 32.302,11 USD bekletme vergi faturası içerikli toplam 132.016,96 USD'lik faturalar tanzim edildiği, davacı ile davalının muavin kayıtlarının karşılaştırılması neticesinde; kök raporda da tespit edildiği üzere, davacı tarafından davalı adına tanzim edilen 23.12.2019 tarihli, 15.450,50 USD bedelli ve 19.06.2020 tarihli 7.000 USD bedelli toplam 22.,450,50 USD bedelli faturaların davalının yasal defter kayıtlarında yer almadığının tespit edildiği, iş bu ek rapor ile de davacının davaya konu ettiği faturalar haricinde tüm fatura bedellerinin davalı tarafından ödemesinin gerçekleştirilmiş olduğu, dava dışı asıl taşıma şirketi tarafından davacı adına 28.11.2019 tarih,  26.12.2019 tarihli “ ...” içerikli 2 adet 53.600 USD karşılığı 309,552,84 TL'lik fatura tanzim edilmiş olduğu, dava dışı şirket tarafından 2019-2020 yılları arasında davacı adına tanzim edilmiş herhangi bir “bekleme” içerikli faturanın dosyaya ve tarafına ibraz edilmediği, davacının yasal defterlerinde de dava dışı şirketin iki adet navlun faturası haricinde herhangi bir fatura kaydına rastlanmadığı, davacı yasal defter kayıtlarında; dava dışı şirkete 2 adet navlun bedelini ihtiva eden fatura karşılığında 2019, 2020 ve 2021 yıllarında banka yoluyla yapılan 217.080,48 TL toplam ödemenin mahsubu ile davacının 31.12.2020 dava tarihi itibarıyla dava dışı asıl taşıma şirketlerine iş bu nakliye fatura bedellerinden 92.472,36 TL, 30.06.2020 icra takip tarihi itibarıyla ise 99.324 66 TL. borçlu olduğu belirtilmiştir.Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. TTK'nın 1200.maddesinde, navlunun borçlusunun taşıtan olduğu düzenlenmiştir.Ödeme yükümlülüğünün doğması başlığını taşıyan TTK'nın 1203. maddesi \"(1) Eşya, taşıtandan başka bir kişiye teslim edilecekse, bu kişi, navlun sözleşmesi veya konişmento ya da diğer bir denizde taşıma senedi uyarınca eşyanın teslimini istediğinde, bu istemin dayandığı sözleşmenin veya konişmentonun yahut diğer bir denizde taşıma senedinin hükümlerine göre ödemeye yetkili kılındığı bütün alacakları ödemekle, kendi hesabına gümrük resmi ödenmiş ve başka giderler yapılmış ise bunları da vermekle ve üstüne düşen diğer bütün borçları yerine getirmekle yükümlü olur\" şeklindedir.<br>TTK'nın 1207. maddesinin başlığı \"Gönderilenin eşyayı teslim almaması hâlinde\"dir. Maddenin ilk fıkrasında, gönderilen, eşyanın teslimini isteme  hakkını kullanmazsa, taşıtanın navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve diğer alacakları taşıyana ödemekle yükümlüdür düzenlemesine yer verilmiştir. Somut davada, davacı, gönderilen eşyanın  gümrük işlemlerinin başlatılması için gerekli dokümanların geç teslim edildiğini ve alıcının yükü davalı şirket tarafından organize edilen tarihte teslim almayacağını belirttiğini, bu nedenle müvekkili şirketin demuraj ücretine ve ferilerine  hak kazandığını iddia ederek söz konusu bedellerin tahsilini talep etmiştir. Ne var ki, bilirkişi heyet raporunda ayrıntılı şekilde belirtildiği üzere davacı tarafça iddiaları ispat edilememiştir. Davalı şirket alıcı konumunda olmayıp taşıtan ve yükleten konumundadır.Gecikmeye sebep olduğuna dair herhangi bir belge mevcut değildir. Taşıma ve sevk evrakı ile ihracat evrakında eksik iddiasına dayanan beklemenin sabit olmadığı, varsa tahliye adresindeki demuraj ya da ardiye masraflarının sorumlusunun dava dışı gönderilen şirket olduğu, malı teslim eden taşıyanın bundan sonra taşıtandan varma limanı beklemesine dayanarak talepte bulunamayacağı belirtilmiştir.Fatura düzenlenmiş olması tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığından davacı vekilinin aksine iddiaları yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı ile ve peşin karar harcının 427,60 TL'lik bölümünün Hazineye gelir kaydına; fazla alınan  2.787,40 TL harcın, talibi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5 Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.27.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8864fbdea71126eb","SID":"bf55592a97b9233e"}}