{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ  <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R <br>ESAS NO:2024/2136 <br>KARAR NO:2024/2315<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:04/06/2024<br>NUMARASI:2022/577 Esas - 2024/452 Karar<br>DAVA:Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ:30/12/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalılardan ... AŞ. tarafından ... numaralı KTK. Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi ile sigortalı, davalılardan .... A.Ş.'ne ait, diğer davalı .... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç, 19.01.2022 tarihinde müvekkile ait... plakalı araca arkadan çarparak hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, müvekkil aracının hasarını ....Şti.nde tamir ettirmiş olup, ilgili tamir firması tarafından kesilen 11.02.2022 tarihli faturaya göre müvekkilin aracının onarım gideri, KDV dahil 40.280,93.TL.'dir. Hal böyle olmasına rağmen, davalı sigorta şirketi tarafından tamir şirketine sadece 11.250,93TL hasar ödemesi yapılmış, bakiye 29.030,00 TL  hasar bedeli ise müvekkil tarafından ödenmek zorunda kalındığını, davalı sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunularak hasar bedelinin karşılanması talep edilmişse de bu talebin  karşılanmadığını, bunun üzerine müvekkil tarafından ödenmiş 29.030,00 TL hasar bedelinin tahsili için davalılar aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalılarca takibe itiraz edildiğini belirterek  itirazın iptaline ve icra takibinin aynen devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere müvekkile lehine icra inkar tazminatına mahkumiyetlerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar .... A.Ş. ve ... vekilinin cevap dilekçesinden özetle: Müvekkil ..., aracın sahibi olup, müvekkil ... ise aracın sürücüsü olduğunu, 19/01/2022 tarihindeki yoğun kar yağışı sonucunda kaza meydana geldiğinden müvekkillerin sorumluluğu olmadığını, kusuru kabul etmediklerini,  icra takibi dosyasına alacağa dayanak belge olarak araç tamir faturasını ibraz ettiğini, hiçbir suretle kabul anlamına gelmemekle birlikte meydana gelen zarar ve zarardan hangi oranda müvekkil şirketin sorumluluğunun olduğu konusu yargılamaya mecbur olduğunu, bu noktada öncelikle araçta herhangi bir eksper incelemesi yapılmadan, tamir masraflarının talep edilmesi mümkün olmayıp hiçbir suretle kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı sigorta şirketi tarafından bir kısım ödemenin yapıldığı da anlaşıldığını, davacının aracı tamir için bıraktığı firmaya müzekkere yazılarak aracın hangi gün teslim edildiğinin tespitine ilişkin olduğunu, zira İstanbul'da 4 gün daha kar yağışı devam etmiş olup aracın başkaca bir kazada ayrıca hasar alıp almadığının da araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kısmen kabulü ile; davalıların ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazların 8.340,47 TL yönünden iptali ile takibin işbu bedel üzerinden devamına, 8.340,47 TL'ye takip tarihinden itibaren  yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm altına alınan 8.340,47 TL'nin %20'si olan 1.668,09 TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Hüküm kısmında miktar bakımından açık maddi hata bulunduğunu,İlk Derece Mahkemesince 28.07.2023 tarihli bilirkişi raporu hasar yönünden, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 09.05.2024 tarihli raporu kusur yönünden kesinleşmekle, ATK raporu gözetilerek 28.07.2023 tarihli bilirkişi raporundan kusur yönünden ayrılınarak; 19.01.2022 tarihinde meydana gelen dava konusu maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle müvekkil davacıya ait ... plakalı araçtaki hasar miktarının 40.280,94 TL olduğu, sigorta şirketi tarafından hasar nedeniyle 11.800,00 TL ödeme yapıldığı ve neticeten bakiye hasar bedelinin 28.480,94 TL olduğu ve sigorta bakiye teminat limiti içerisinde kaldığı anlaşılmakla davanın 28.480,94 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekirken, 8.340,47 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi, açıkça dosyadaki delillere, usul ve yasaya aykırı, maddi hatalı olduğunu, müvekkil davacının ciddi anlamda mağduriyetine sebebiyet verdiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle hasar bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine itiraz üzerine itirazın iptali istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. HMK'nın 298/2.maddesi gereğince, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. ...'nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; \"Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de  sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.”Yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ilamında mahkeme kararında çelişki bulunması halinde bunun mutlak bozma nedeni olacağı ve  bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi giderme koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceği  belirtilmiştir.Hüküm ve gerekçenin çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması, Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır. Mahkemece kısa kararda davanın 8.340,47 TL üzerinden kabulü yönünde hüküm kurulduğu ancak kararın gerekçe kısmında \"ödenen bedel hasar bedelinden mahsup edildiğinde 28.480,94 TL bakiye hasar bedelinin bulunduğu kusur oranları bakamından ATK raporunun dikkate alınması gerektiği ancak sehven 28.07.2023 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporundaki kusura göre hesaplamanın dikkate alındığı, bu haliyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturmamak adına bu hususa yalnızca gerekçeli kararda değinilmesi gerektiği\" açıklamasına yer verilerek gerekçeli karar ile hüküm fıkrası ve kısa karar arasında çelişki oluşturulması Anayasa usul ve yasaya aykırı olmuştur. O halde mahkemece yapılması gereken; kısa kararla bağlı olmaksızın, kısa karara uygun olarak gerekçesini yeniden düzenlemek veya gerekçeye uygun nitelikte yeni bir kısa karar oluşturmak ve bu şekilde kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiyi gidermektir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7ce0b1c2317ca5bd","SID":"f96528830c402250"}}