{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1327<br>KARAR NO\t: 2024/ 1797<br>KARAR TARİHİ\t: 12/12/2024<br>KARARIN  YAZILDIĞI TARİH : 13/12/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN <br>MAHKEMESİ\t        : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVA TARİHİ         : 31/12/2015<br>KARAR TARİHİ      : 21/06/2023<br>NUMARASI\t         : 2019/1151 Esas - 2023/696 Karar<br><br>DAVACI\t:......<br>VEKİLİ\t:......<br>DAVALI\t:......<br>\t:......<br>VEKİLİ\t:......<br><br>DAVA\t                         : Sözleşmeden kaynaklı alacak istemi<br>HÜKÜM\t: Kararın kaldırılması- yeniden hüküm<br>İSTİNAF  EDEN\t: Taraf vekilleri<br><br>Taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı alacak istemi nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı taraf vekilleri tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;<br>  07.11.2014’de ... tarafından verilen satın alma siparişine istinaden ... tarafından 17.12.2014’de davacı tarafın İstanbul'da Esenyurt Hadımköy ISISO Sanayi Sitesinde bulunan imalathanesine gönderilen 8.550 USD + KDV tutarındaki 10 ton demir çelik ürünü ayıplı çıktığından irsaliyesinin imzalanmadığını ve davacı tarafından teslim alınamadığını, nakliyecinin şirketten kendisine verilen talimata uyup teslim alınmayan malları araçtan indirip sokak kenarına öylece bırakıp gittiğini, davalı tarafın davacı şirket adına hiç bir yetkisi olmayan ... isimli bir şahıs tarafından imzalandığını ileri sürdüğü 14.01.2014 tarihli yarım sayfalık basit bir sipariş formuna istinaden davacının toplamda 658 ton ürünü 582.330,00 USD + 104.819,40 $ KDV =  687.149,40 USD fiyatla ...'den satın alması gerektiğini, davalı ...'in gerçekte davacıya herhangi bir mal veya hizmet satışı yapmadığı halde, davacının T. İş Bankası Balmumcu Şubesi'nde bulunan hesaplarından, toplam 19.394,69 TL’yi ve 42.255,50 ABD Doları'nı davacının bütün itirazlarına rağmen haksız olarak peyderpey tahsil ettiğini, davalının bütün bu tahsilatları, daha önce davacı tarafındanT. İş Bankası A.Ş.ye verilen 17.03.2014 tarihli Kredili Doğrudan Borçlandırma Sistemi ile ilgili Yetki Belgesi, Ödeme Talimatı ve Taahhütnameye dayanarak, davacının İş Bankası Balmumcu Şubesi'nde bulunan hesaplarından kendi hesabına doğrudan virman  suretiyle yaptığını, davanın kabulünü, T.İş Bankası A.Ş. Balmumcu Şubesi'nin Kredili Doğrudan Borçlandırma Sistemi vasıtasıyla davacıdan tahsil edilen 19.394,69 TL ve 42.255,50 ABD Doları'nın  fiilen tahsil edildikleri tarihlerden itibaren işlemiş ve işleyecek olan en yüksek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; <br>Davaya zamanaşımı yönünden itiraz ettiklerini, davacı tarafın iki adet sözleşme hükümleri çerçevesinde de  vekil eden lehine KDBS hesabı açtırdığını, bu ürünlerin bir kısmını alan davacının bunların diğer kısmını teslim almakta önce geciktiğini, son bunları almaktan vazgeçtiğini, iptal ettiği siparişe ilişkin hukuki müeyyide uygulanınca bu defa kendi satın alma müdürünü bile inkar etmeye çalışarak bahaneler ürettiğini, aldığı ürünlerin bedelini de KDBS sisteminden ödetmekle anlaşmayı kabullendiğinin zaten çok açık ortada olduğunu, ...'nın davacının satın alma sorumlusu,  ...'ın satın alma müdürü olduğunu, kartvizit örneklerinden bu durumun anlaşılacağını, davacı tarafın satın alma müdürü ... vasıtasıyla, 14.01.2014 tarihli iki tane satış sözleşmesi ile Mart-Ağustos 2014 aylarında teslim alınmak üzere 376 ton, Mart-Ağustos 2014 aylarında teslim alınmak üzere 282 ton demir çelik ürünü sipariş verdiğini, satış sözleşmesi kapsamında, davalı şirket lehine Türkiye İş Bankası Balmumcu Şubesi'nden KDBS hesabı açtırdığını, davacı tarafın 14.01.2014 tarihl iki adet sözleşme ile toplamda; 658 ton ürün siparişi verdiğini, davacı tarafın 07.11.2014 tarihli son ve ayrı siparişine konu ürünlerle ilgili haksız ayıp iddiasını öne sürerek bunlara ilişkin iade faturası düzenlemiş olmasının davacının ayıp iddiası gerçekle bağdaşmadığından, davalı tarafından kabul edilmediğinden  cevabi ihtarname ile davacıya yollanan faturanın davacıda kaldığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre;...''Davacı taraf davalıya birden çok ihtarname göndermiş ise de; talep edilen bedellerin ödenmesi için süre verilmemiş olduğundan TBK' nın 117. maddesinde belirtilen bir ihtar bulunmadığı görülmekle, kabul edilen bedellere dava tarihinden itibaren faiz işletilmiştir. Kabul edilen bedele 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereği faiz işletilmesi gerekmekte ise de hükümde avans faiz yazılmış olup hükümde değişiklik yapılamayacağından, davanın kısmen kabul-kısmen reddine, 19.394,69.-TL alacağın 31.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek olan değişen oranlarda ticari avans faizi ile birlikte, 7.572,65.-USD alacağın 31.12.2015 tarihindeki kur karşılığı olan 22.170,44.-TL'ye 31.12.2015 tarihinden itibaren işletilecek değişen oranlarda ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 17.08.2017 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen 0,7x1200 mm ölçüsündeki rulo sac ile 0,7x137 mm ölçüsündeki üç adet palet sacın davalıya iadesine, 17.08.2017 tarihli bilirkişi raporunun hükmün eki yapılmasına'' karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf isteminde bulunmuştur. <br><br>B. İstinaf  Sebepleri<br>Davacı vekili istinafa başvuru dilekçesinde özetle; <br> ABD Doları alacağın dava tarihi itibariyle Türk Lirasına çevrilmesi hatalı bir karar olduğunu, mahkemenin ABD Dolarını kendiliğinden 31.12.2015 dava tarihindeki kur ile TL'ye çevirmesi alacağının % 95'ini haksız ve adaletsiz bir şekilde erittiğini, işlemin yapıldığı döviz cinsinden ABD Doları olarak dava ettiklerini, davalı da kredili DBS sistemi üzerinden davacının T.İş Bankasındaki ABD Doları hesabından aynen ABD Doları cinsinden döviz tahsil ettiğini, 2014 - 2015 yıllarında mevzuatta bu konuda döviz ile işlem yapılamayacağına dair herhangi bir kısıtlamanın da olmadığını, davalının elbette döviz borcunu fiili ödeme tarihindeki TL karşılığı ile Türk Lirası olarak ödeyebilme hakkının olmadığını, toplam 42.255,50 ABD Doları tahsil ettiğini, cari hesapta da 19.394,69 TL borçlu olduğu ve son parti ayıplı maldaki açıkça ayıplı kısmın iadesi gereken bedelinin de 7.572,65 ABD Doları yaptığı gayet güzel tespit edildiğini, mahkeme bütün bu tespitlerine rağmen, çelişkili bir şekilde sadece cari hesap bakiyesinin ve açıkça ayıplı olan malla ilgili 7.572,65 ABD Dolarlık kısmın dava tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verdiğini,  mahkeme tarafından neden yalnızca cari hesap bakiyesi 19.394,69 TL'nin ve ayıplı malla ilgili 7.572,65 ABD dolarlık kısmının kabul edildiğini,  34.682,85 ABD Dolarlık kısmın niye ve hangi sebeple reddedildiği konusunda davacının gönderdiği satınalma siparişlerine göre davalının düzenlediği faturaların ticari defter ve kayıtlara alınması bir muhasebe işlemi olduğunu, kısmi redde dair hükmün ve kabul edilen kısımdaki döviz alacağının TL'ye döndürülmesi ve dava tarihinden faiz işletilmesi gibi aleyhteki diğer hükümlerin davacı lehine değiştirilip düzeltilmesini ve davanın talep gibi tümüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinafa başvuru dilekçesinde özetle;<br>İstinaf kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada, ilk derece mahkemesinin, bilirkişi kezbanudgu'ya iki defa görevlendirme yapmış ise de adı geçen bilirkişi herhangi bir inceleme ve kanaat içeren rapor vermediğini, bilirkişinin verdiği 17.08.2017 tarihli rapora karşı 09.11.2017 tarihli dilekçemizle yaptığı itirazlarında, bilirkişinin ürünleri açtırmadığını ve incelemediğini bildirerek itiraz ettiklerini, adı geçen bilirkişinin, istinaf mahkemesi kaldırma kararında belirtilen inceleme ve kanaati bildiren herhangi bir rapor vermediğini, irat faturalarıbnın haklılığı karşısında, bunların cari hesaba eklenmesi, karşısında, davacı lehine olan alacağın, davacı aleyhine borç haline dönüştüğünü, davalının davacının hesabından 19.394,69-TL'yi almadığını belirten bilirkişilerin, raporlarında aynı zamanda, iki tane değil, tek cari hesap olduğunu da bildirdiklerini, 18.05.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda ve gerekçeli kararda taraflar arasında TL cinsi hesap olduğu öne sürülmüş ise de taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi USD olduğunu, istinaf incelemesi sonuçlanana kadar icranın geri bırakılmasını da talep ettiklerini, yerel mahkeme kararının davanın kısmen kabulüne yönelik kısmının istinafen tetkiki ile taraflarına lehine kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.<br>            Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;<br>Yerel mahkeme kararının kısmi kabul hükümlerine karşı davalı satıcının yaptığı istinaf itirazlarının reddedilmesini, hükümdeki davacı alıcı aleyhindeki bölümlerin davacı lehinde değiştirilip düzeltilmesini, dava ve istinaf harçları ile yargılama masrafları ve kanuni vekalet ücretinin de  davalıya yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir.<br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;<br>Davacının istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık,  sözleşmeden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. <br><br>2. İlgili Hukuk<br>6100 HMK, 6098 Sayılı TBK<br><br>3. Değerlendirme ve karar <br>Dava, sözleşmeden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.<br>İlk derece mahkemesinin 2015/717 Esas-2019/588 Karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine vaki istinaf başvurusu nedeniyle dairemizin 2019/757 E, 2019/726 K sayılı ilamı ile mahkeme kararının 6100 sayılı HMK.353/1-a-6 maddesi uyarınca eksikliklerin giderilmesi amacıyla kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>\tDairemizin 2019/757 E, 2019/726 K sayılı kararında; <br>‘’…. Davalı tarafından dayanılan 14.1.2014 tarihli iki adet teklif formu ve mail yazışmalarının davacı şirket çalışanları ... ile ... ile ilişkilendirildiği, bu kişilerin 14.1.2014 tarihli sipariş forumları ile davacı adına mal siparişi verdiği savunulmasına göre mahkemece davacı şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp ... ile ...’nın yaptığı diğer işlemler de araştırılarak bu kişiler tarafından yapılan işlemlerin benimsenip benimsenmediği kısaca ... ile ...’nın bu şekilde başkaca yaptığı işlemlere icazet ve onay verilip verilmediği hususunda olaya uygulanması gereken TBK'nın 46 ve devamı maddeleri uyarınca yetkisiz temsil hükümlerine göre değerlendirme yapılıp sonuca varılması gerekirken bu yönde inceleme yapılmamış olması doğru değildir.<br> Öte yandan; 16.12.2014 tarihli üç adet faturaya konu rulo sacların bir kısmının ayıplı olduğu dosyaya sunulan teknik bilirkişi raporuyla tespit edilmişse de ayıbın eserin reddini gerektirip gerektirmediği, onarımının mümkün yada bedel tenzili gerektirip gerektirmediği, onarımının mümkün yada bedel tenzili yapılması gerekir ise bunların miktarı konusunda anılan raporda bir tespit ve değerlendirme bulunmamaktadır. Mahkemece eserin kabule zorlanamayacak derecede ayıplı olduğu kanısına varılmışsa da dava konusu eserin niteliği itibariyle ayıbın kabule zorlanamayacak derecede olup olmadığının belirlenmesi hakimin hukuki bilgisi dışında özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden mahkemece dosyaya rapor sunan bilirkişi ... dan bu yönde gerekçeli ve denetime elverişli şekilde ek rapor alınmadan  yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru değildir.<br> 6100 sayılı HMK.nun 297. maddesine göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Buna göre somut dosyada; mahkemece cari hesaba dayalı alacak olarak hükmedilen 11.886,57 TL yönünden kurulan hükümde bu miktara ne şekilde ulaşıldığı hususunda karar gerekçesinde bir açıklık bulunmaması da HMK.297 maddesindeki düzenlemeye aykırıdır. <br> Diğer yandan, davalının mali müşavir bilirkişinin ek raporuna yönelik 3.5.2019, 7.5.2019 ve 8.5.2019 tarihli ekinde belgeye dayalı ısrarlı itirazlarının tarafların ticari defter ve kayıtlarının yeniden incelenmek suretiyle aynı bilirkişiden veya gerektiğinde re’sen oluşturulacak bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle itirazları karşılar mahiyette yeniden ek rapor veya rapor alınmak suretiyle itirazlar giderilmeden karar verilmesi de doğru değildir…’’ Denilerek mahkeme kararı kaldırılmıştır.<br>Davacı vekilince her ne kadar ilk derece mahkemesinin ilk kararının dairemizce istinaf incelemesi neticesinde taraflarının istinafının incelenmediği ileri sürülmüşse de, dairemiz kaldırma kararının tahkikat eksikliğine ilişkin olduğu, davacı istinaflarının sair nedenler kapsamında kalıp esasen tahkikat eksikliğini gerektirmediğinden dairemizce kaldırma kararının verildiği aşamada dosyada tahkikat eksikliği olduğundan dolayı davacı istinafının esasıyla ilgili değerlendirme yapılmamıştır.<br>Kaldırma kararı sonrasında mahkemece, bilirkişi incelemesi yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş, hükme karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>Davacı vekili; 07.11.2014’de ... tarafından verilen satın alma siparişine istinaden davalı tarafından 17.12.2014’de müvekkilin imalathanesine gönderilen 16.12.2014 tarihli üç adet faturaya konu demir çelik ürünü (rulo sac) ayıplı çıktığından irsaliyesinin imzalanmadığını ve müvekkil tarafından teslim alınamadığını, bu ürünlerle ilgili davalıya iade faturası kesildiğini, davacı tarafça 14.01.2014 tarihli sipariş formuna istinaden müvekkili aleyhine teslim alınmayan ürünlerden dolayı sipariş iptali adı altında ceza kesilmişse de taraflar arasında usulüne uygun şekilde akdedilmiş bir satış sözleşmesinin olmadığını ve 14.01.2014 tarihli sipariş formunun müvekkilini bağlamadığını beyan ederek ayıplı mallar bedeli ve müvekkiline mal ve hizmet teslimine dayanmayan ceza kesintisine ilişkin müvekkilden tahsil edilen 42.255,50 ABD Doları'nın davalıdan tahsilini, ayrıca cari hesap ilişkisinden kaynaklı  19.394,69 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili; davacının 14.01.2014 tarihli iki adet sözleşme hükümleri çerçevesinde de müvekkili lehine KDBS (kredili doğrudan borçlandırma sistemi) hesabı açtırdığını, davacının  14.01.2014 tarihli iki tane satış sözleşmesi ile Mart-Ağustos 2014 aylarında teslim alınmak üzere 376 ton, Mart-Ağustos 2014 aylarında teslim alınmak üzere 282 ton demir çelik ürünü olmak üzere toplamda  658 ton ürün sipariş verdiğini, davacı tarafın sözleşme kapsamındaki 298 tonunu teslim aldığını, 14.01.2014 tarihli sözleşmede sipariş iptali halinde ilgili siparişlerin toplam bedelinin %10’u oranında ceza kesileceğinin kabul edildiğini, davacının teslim almadığı ürünlerin siparişinden vazgeçmesi nedeniyle müvekkilin davacı aleyhine KDBS hesabından irat bedeli kestiğini, müvekkilin davacıdan yaptığı kesintilerin haklı ve yerinde olduğunu, davacının ayıp iddiası ve cari hesap alacağı taleplerinin yerinde olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.<br>Dosya kapsamından; davacı şirket kaşe ve imzalı 14.01.2014 tarihli iki adet sipariş formuna istinaden davalı tarafından imal edilecek çeşitli ebatlarda özel imalat niteliğindeki toplamda 658 ton demir çelik ürününün yaklaşık olarak 687.000 USD bedel karşılığında davalı tarafından davacıya imal ve tesliminin kararlaştırıldığı, ilgili sözleşmede sipariş iptali halinde ilgili siparişlerin toplam bedelinin %10’u oranında ceza kesileceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı tarafça 14.01.2014 tarihli sözleşmenin tarafını bağlamayacağı iddia edilmişse de dairemiz kaldırma kararı sonrasında mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı itibariyle ilgili sözleşmelerdeki siparişlerin ve sözleşmeler gereği sipariş ve sevkiyat durumlarının davacı şirket çalışanları ... ile ... tarafından takip edildiği ve davacı çalışanlarının bu şekilde başkaca yaptığı işlemlere davacının icazet ve onay verdiğinin anlaşılması karşısında TBK'nın 46 ve devamı maddeleri uyarınca yetkisiz temsil hükümlerine göre dava konusu 14.01.2014 tarihli sözleşmelerin davacıyı bağlayıcı nitelikte olduğu, ilgili sözleşmelerdeki hükümlerin davacı yönünden hak ve borç doğuracağı değerlendirilmiş, bu yöne değinen davacının istinafları yerinde görülmemiştir.<br>Mahkemece toplanan delillerden, 14.01.2014 tarihli sipariş formlarındaki 658 ton malzemeden 20.320 kg sacın davalı firmaya iade edildiği, dava konusu olan 9.825 kg dahil 288.469 kg sacın davacı firma tarafından teslim alındığı, 370 (369.531 kg) ton malzemenin teslim alınmadığı, teslimi yapılan mallardan 0,7x1200 mm ölçüsündeki rulo sac ile 0,7x137 mm ölçüsündeki üç adet palet sacın ayıplı olduğu, bedellerinin 7.572,65 USD olduğu, davacı tarafça süresi içerisine davalıya ayıp ihbarının yapıldığı, ayıplı olan kısmın davacı tarafça kabule zorlanamayacağının anlaşılmasına göre 7.572,65 USD bedelin davalıdan tahsili ile ayıplı ürünlerin davalıya iadesi gerekmektedir. Nitekim mahkemece de sözkonusu ürünlerin ayıplı olduğunun kabulü ile bedellerinin davalıdan tahsiline karar verilmişse de ürünlerin USD cinsinden ödemesinin yapıldığı ve davacının da talebinin USD nin tahsil tarihindeki TL karşılığına hükmedilmesine ilişkin olmasına rağmen mahkemece dava tarihindeki TL karşılığına hükmedilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan istinafı yerinde görülmüştür. Öte yandan, her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olan davalının davacıya borçlu olduğu 19.394,69 TL alacak yönünden davasını ispatladığı dikkate alınarak mahkemece davacının cari hesap alacağı talebinin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı tarafça davalıya çekilen ihtarnamelerde talep edilen bedellerin ödenmesi için süre verilmemiş olduğundan TBK' nın 117. maddesinde belirtilen bir ihtar bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece temerrüt tarihinin dava tarihi olarak esas alınması da yerinde görülmüştür.<br>Davacının 42.255,50 USD talebinin yaklaşık olarak 9.986,75 USD’si (16.12.2014 tarihli toplamda 23.195,36 TL bedelli) ayıplı olduğu ileri sürülen ürünlere ilişkin olduğundan 42.255,50 USD’den ayıplı ürün bedelleri dışında kalan meblağın davalı tarafça davacıya sipariş iptali nedeniyle irat bedeli adı altında kestiği ceza kesintilerinden kaynaklı olduğu anlaşılmaktadır. Esasen taraflar arasında düzenlenen 14.01.2014 tarihli sözleşme gereği davacının davalıya yaklaşık olarak 687.000 USD bedel karşılığında toplamda 658 ton ürün sipariş verdiği, dosyada yer alan mail yazışmalarına göre sözkonusu ürünlerin davalı stokunda bekletildiği ve davacı tarafça teslim alınmasının istendiği, buna karşılık davacının 370 ton ürünü teslim almadığı gibi sözleşme ilişkisini de inkar ettiği anlaşılmakta olup bu durumda davalı tarafça davacının teslim alınmayan ürün bedelinin (687.000usd/658tonx370ton=386.309,60 USD üzerinden)  %10 u kadar davacı aleyhine ceza kesmesinin taraflar arasında kararlaştırılan sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, tarafların yaptıkları işin hacmi ve tacir sıfatları da gözetildiğinde kesilen cezanın fahiş olmadığı da anlaşılmakla mahkemece davacının bu yöndeki istek kaleminin reddine dair verilen kararı sonucu itibariyle yerinde görülmüştür.<br>Hukuk Genel Kurulunun 1993/13-41 Esas 1993/145 Karar sayı ve 07.04.1993 tarihli kararında vurgulandığı üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre nisbi karar ve ilam harcının ve avukatlık ücretinin hesaplanması gerekmektedir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılması ile yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/06/2023 tarih, 2019/1151 Esas - 2023/696 Karar sayılı kararının  HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın KISMEN KABUL-KISMEN REDDİNE, <br>-19.394,69.-TL alacağın 31.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek olan değişen oranlarda ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>-7.572,65.-USD alacağın 31.12.2015 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4A maddesine göre kamu bankalarınca usd cinsinden 1 yıllık mevduata verdikleri en yüksek faiz oranının işletilmek suretiyle fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, <br>-17.08.2017 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen 0,7x1200 mm ölçüsündeki rulo sac ile 0,7x137 mm ölçüsündeki üç adet palet sacın davalıya iadesine, 17.08.2017 tarihli bilirkişi raporunun hükmün eki yapılmasına,<br>4-Alınması gereken 2.839,31.-TL karar ve ilam harcından, başlangıçta yatan 2.436,32 TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 402,99.-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, (harç tahsil müzekkeresinin temyize tabi  dosyalarda Dairemizce, temyize tabi olmayan (kesin karar) dosyalarda ilk derece mahkemesince ilgili vergi dairesine yazı yazılmak sureti ile yerine getirilmesine,)<br>   İlk Derece Mahkemesince hesaplanan harç miktarı ile Dairemizce hesaplanan harç miktarının farklı olduğu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince düzenlenen     30/12/2019<br> tarih, 2019/344 nolu harç tahsil müzekkeresinin işlemsiz iadesinin istenmesine,<br>  5-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan 2.436,32 TL peşin harç ve 27,70 TL başvurma harcından, davanın kabul-ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 739,20.-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>6-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan ve harcanan 673,95.-TL posta ve diğer giderler ile 1.950,00.-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.623,95.-TL yargılama giderinden davanın kabul-ret oranı dikkate alınarak 787,18.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>7-Yargılama sırasında davalı tarafından yatırılan ve harcanan 2.113,50 TL posta ve diğer giderler ile 2.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.363,50.-TL yargılama  giderinden davanın kabul-ret oranı dikkate alınarak 3.054,45.-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00.-TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. Uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000.-TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,<br>10-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,  <br> İstinaf incelemesi bakımından;<br>1-Davacı vekilinin başvurusu kısmen yerinde görüldüğünden yatırılan istinaf karar harcının tarafına iadesine,<br>2-Davalı tarafın istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden alınması gerekli istinaf karar harcından peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 1.726,32 TL nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 1.169,40 TL başvuru harcı yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br> 5-Duruşma açılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br> 6-İstinaf kararının yerel mahkemesince taraflara tebliğine,<br>\t Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda davacı yönünden6 100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere davalı yönünden ise HMK.362/1-a maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 12/12/2024<br><br>\t\t         *                                        \t                       <br>...<br> Başkan<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br>...<br> Üye<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br>...<br> Üye<br> ...<br>  ¸e-imzalı<br>...<br> Katip <br>...<br>  ¸e-imzalı<br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"76a7349a50f2f59f","SID":"3de9697cd1de841a"}}