{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/1039 <br>KARAR NO: 2024/1362<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/02/2021<br>NUMARASI: 2018/317 Esas, 2021/151 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 19/12/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, İstanbul ... Merkezi’nde 75 m² alanda kurulacak sokak hayvanları temalı çocuk oyun grubunun üretimi ve kurulumu için 08/02/2017 tarihinde davacı ile davalı arasında KDV dahil 118.000 TL bedelle bir sözleşme imzalandığını, sözleşmede davacının bedelin %50’sini sözleşme kurulmasına müteakip, kalanını ise eserin tamamlanmasıyla ödeyeceğini, davalının ise oyun grubunu sözleşmede belirtilen niteliklere uygun olarak üretip teslim etmeyi kabul ettiğini, ancak davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, teslim edilen oyun grubunun çocukların sağlığını ve güvenliğini tehlikeye sokacak nitelikte ciddi eksiklikler ve ayıplar içerdiğini, bu eksikliklerin davacı tarafından kendi imkânlarıyla giderildiğini, tespit için İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nden 2017/34 D.İş sayılı dosya ile rapor alındığını, sözleşmede belirlenen %50’lik peşin bedel olan 50.000 TL’nin davacı tarafından ödendiğini ancak ayıplı ifa nedeniyle kalan bedelin ödenmediğini, davalının eksik ve ayıplı ifasına rağmen davacıdan haksız şekilde alacak talep ederek icra takibi başlattığını ve davacının banka hesabına bloke koydurduğunu ileri sürerek, davacının davalıya borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığını, tarafların tacir sıfatıyla hareket ettiğini ve davalının sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini sözleşmeye ve davacının taleplerine uygun şekilde yerine getirdiğini, sözleşme konusu oyun grubunun 04/03/2017 tarihinde teslim edildiğini, ancak davacının İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/34 D.İş sayılı dosyasından yaptırdığı tespitte teslim tarihini 09/03/2017 olarak iddia ettiğini, teslim edilen ürünlerde herhangi bir ayıp bulunduğunun kabul edilmemekle birlikte, bir an için ayıp olduğu varsayılsa bile, davacının teslim tarihinden itibaren iki gün içinde ayıp ihbarında bulunmadığını, davacının sözleşmeyi iş bittikten sonra, davalının ısrarı ve sözleşme imzalanmadığı takdirde düzeltmelerin yapılmayacağı yönündeki zorlamasıyla imzaladığını, ancak davacının bu durumu fırsat bilerek yapılmayan işleri sözleşmeye aykırı yapılmış gibi sunarak kötü niyetli davrandığını, davacının ayıp olarak ileri sürdüğü hususların sözleşme kapsamında olup ayıp olarak değerlendirilemeyeceğini, davalının ön ödeme kapsamında KDV dahil 59.000 TL alması gerekirken davacının yalnızca 50.000 TL ödediğini, davacının oyun alanından kaynaklı somut ve gerçekleşmiş bir zarar iddiası ya da fiili bir zararı bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında İstanbul ... Merkezi’nde çocuk oyun grubu imalat ve kurulumu için 08/02/2017 tarihli eser sözleşmesi imzalandığı, sözleşme bedelinin KDV dahil 118.000 TL olduğu, davacının toplam 59.000 TL ödeme yaptığı, davalının bakiye 59.000 TL’nin tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... esas (yeni esas ...) sayılı dosyasıyla takip başlattığı, davacının ise işin ayıplı olduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, yaptırılan bilirkişi incelemesinde, yapılan işlerin sözleşmede belirtilen malzemeler kullanılmaksızın ve ayıplı şekilde yapıldığı, ayıbın açık ayıp mahiyetinde olduğu, çocuk parkının eksik ifadan kaynaklı ayıplara rağmen faaliyette ve kullanıma açık olduğu, ayıplı iş bedelinin toplamda KDV dahil 39.589 TL olduğu, davacının eserin tesliminden sonra İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/34 D. İş dosyasıyla tespit yaptırıp ayıbı makul sürede bildirdiği ve seçimlik hakkını onarım bedelinin tenzili yönünde kullandığı, bu bedelin KDV dahil 39.589 TL olduğu, davacının harç yatırarak 39.250 TL yönünden menfi tespit talebinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda, davacının ayıp ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, edimi kabul ettiğini ve iki gün içinde ayıbı bildirmesi gerekirken bildirmediğini, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, zarar söz konusu ise bunun yalnızca yapılan işler ile yapılamayan işler arasındaki maliyet farkı olması gerektiğini, davacının oyun alanını teslim aldığı haliyle kullanmaya devam ettiğini, somut olayın özellikleri gereği indirim oranına denk gelen maliyet farkına hükmedilecekse bilirkişi tarafından hesaplanan onarım bedeline ayrıca hükmedilemeyeceğini, daha önce de itiraz edilmesine rağmen hataların düzeltilmediğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunan davacı vekili, kötü niyet tazminatı talepleri hakkında karar verilmediğini, istirdat talepleri hakkında da hüküm kurulmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Davacı iş sahibi, taraflar arasındaki çocuk oyun grubu üretimini konu sözleşme kapsamında iş bedeline mahsuben davalı yükleniciye 59.000 TL ödeme yaptıklarını ancak ayıplı ifa nedeniyle bakiye bedeli ödemediklerini belirterek alehine yapılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı yüklenici ise süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını savunarak davanın reddini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; Dosya kapsamına göre, davalı yüklenici tarafından davacı iş sahibi alehine 59.000 TL tutar üzerinden icra takibi yapıldığı, bilirkişi raporu ile ayıplı iş bedelinin 39.250,00 TL olarak belirlendiği, yargılama aşamasında i̇cra dosyasında mevcut olan olan 03.12.2019 tarihli 21.212,58 TL bedelli ödeme dekontu ile tahsilat yapıldığı ve davacı tarafça bu bedelin de istirdatının talep edildiği anlaşılmıştır. Menfi tespit davası devam ederken yapılan ödemeler kanun gereği istirdata dönüşür. Ancak somut olayda davacının borçlu olmadığı miktar düşüldüğünde kalan tutar üzerinden takip devam edeceğinden yapılan ödemin buna sayılması gerekir. Davacı kısmen değil de en az takip tutarı kadar borçlu olmasaydı bu durumda yaptığı ödemenin istirdatını talep edebilirdi. Yapılan ödeme borçlu olduğu kısımdan fazla olsa bile bu davada istirdat konusu olamaz. Ancak infazda değerlendirilebilir. İstirdat borçlu olmadığı halde yapılan ödemeye ilişkin olabilir. Bu nedenle davacı burada istirdat talep edemez.  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi hükmünce yargılama aşamasında yapılan ödemelerin TBK'nın 100. maddesi gereğince icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınması gerekmekte olup, davacı vekilinin yargılama sırasında yaptığı ödemenin istirdatına karar verilmesi gerektiğine dair istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin kötüniyet tazminatına ilişkin talebinin incelenmesinde, davalının kötüniyetli şekilde takip başlattığına dair dosya kapsamında somut bilgi ve belge bulunmadığından, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiğinden kararının bu nedenle kaldırılması gerekmiştir. Davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde; Dosya kapsamı, bilirkişi raporundaki teknik değerlendirmeler, tespit raporu, mail yazışmaları, sözleşmeye konu işin niteliği ve hacmi birlikte değerlendirildiğinde, ayıp ihbarının süresinde yapıldığı, bilirkişi raporu ile ayıp giderim bedelinin usulünce belirlenmiş olduğu anlaşılmıştır. Bu hususlar dikkate alındığında, davalı tarafın buna yönelik istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine,  davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın kabulü ile kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, davalı vekilinin istinaf talebinin  REDDİNE,  2-İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 23/02/2021 tarih ve 2018/317 Esas, 2021/151 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3- Davanın KISMEN KABULÜ ile,  taraflar arasında imzalanmış olan 08/02/2017 tarihli sözleşmeden kaynaklı olarak başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... esas (yeni esas ...) sayılı takip dosyasına takibe konu borç miktarının asıl alacak yönünden 39.250,00TL'si yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 4-Kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,<br>B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 2.681,16 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 670,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.010,86‬  TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı tarafından yatırılan 670,30 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,3-Davacı tarafından yapılan bilirkişi ücreti ve  posta masrafı olmak üzere 2.404,20TL,  tespit dosyasında yapılan 51,70TL harç ve 400,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.855,90 TL nin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan   Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, <br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davacı  tarafından yatırılan 670,00 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,2-Davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,3-Alınması gereken 2.681,16 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 670,29‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 2.010,87 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere19/12/2024  tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"35db61eb4daa3f3d","SID":"3233a078f2b85cdd"}}