{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1184 <br>KARAR NO: 2024/1827<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/03/2021<br>NUMARASI: 2019/662 Esas -  2021/189 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olan davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari iş ilişkisi bulunduğunu, fatura tanzim edildiğini, faturalar tahsil edilemeyince müvekkili olan davacının davalı olan borçludan alacağının tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını,  itiraz edilmesi nedeni ile takibin durduğunu, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız olduğunu, davalı ile müvekkili olan davacı şirket arasında yapılan ticari iş gereği borçlunun müvekkili olan şirkete almış olduğu ürünün karşılığı olarak fatura bedelinin ödenmediğini, fatura bedeli olan borcun ödenmemesi nedeni ile davalı  aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibine başlandığını, itiraz edilmesi nedeni ile takibin durduğunu dermeyan etmiş, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği takip konusu alacağın %20'si tutarında icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davaya konu faturaların müvekkili olan davalı bilgisi dışında tanzim edildiğini, faturalarda müvekkilinin imzasının bulunmadığını, davalının takibe konu edilen faturalara dayalı olarak aldığı bir mal olmadığını, müvekkili olan davalının davacıdan faturaya dayalı olarak aldığı bir mal bulunmadığını, davacıdan almış olduğu ürün  ve mal karşılığı borcunu davacıya ödediğini,  haksız ve hukuka aykırı açılmış olan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep  etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Dosyaya sunulun bilgi ve belgeler, celp edilen BA-BS formları, tarafların ticari defterlerinin içeriği, faturalar, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişilerce tanzim edilmiş bilirkişi raporları dosya içeriği ile birlikte kül halinde düşünülüp değerlendirildiğinde; davalının 2018 ve 2019 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdikinin görülmediği, kapanış tasdiki olmayan ticari defterlerin sahibi aleyhine HMK. m. 222/4 uyarınca delil olacağı, davalının 2018 ve 2019 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdikinin olmadığı SMMM bilirkişice tespit edildiğinden bu durumun davalı aleyhine delil olacağı ve davacının defter içeriğinin hükme esas alınacağı, davacının ticari defterlerinin delil vasfı taşıdığı, davacının ticari defterlerine göre davacının 24.292,76-TL alacağı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacı vekili, dava dilekçesinde dava değerini (harca esas değer) 24.292,76-TL olarak beyan etmiş olup davanın kabulüne, duran takibin 24.292,76-TL üzerinden devamına karar verilmiştir. Tarafların ticari defter kayıtlarında yapılan tetkik neticesinde davacının alacağı para olduğu, işbu alacağın ticari defterler kapsamında likit (bilinebilir) -muayyen- mahiyette bulunduğu gözetilerek İcra İflas Kanunu madde 67/2 uyarınca asıl alacak (24.292,76-TL) üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi kararlaştırılmış olup davanın tarafı olan tacirler arasındaki ticari ilişkinin ticari iş niteliğinde olduğu gerçeği karşısında takibin ticari faiziyle devamına,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  borca dayanak faturaların davalının bilgisi dahilinde düzenlenmediğini ve davalı imzası ile teslim edilmediğini, faturalarda davalının  imzası bulunmadığını, bu konuya dair gerekli imza örneklerinin alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiklerini, davacı tarafın tek taraflı ve davalının haberi olmaksızın söz konusu faturayı düzenlediğini ve davalıdan ödemesini istediğini,i cra dosyasına da yapmış oldukları itirazda belirttikleri üzere faturaların tek taraflı düzenlendiği için kabul etmediklerini, davalının, davacıdan bu faturalara dayalı olarak aldığı malın belirtilen miktarda olmadığını, davalının, davacıdan aldığı ürün ve mala karşı oluşmuş olan borcunu  davalının ödediğini, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere bakiye 1.374,92 TL nin davacının adına ödeme alan işçisine ödendiğini, davacının defterlerinin incelenmesine ilişkin bilirkişi raporuna karşı itirazlarını tekrarladıklarını, iki tarafında karşılıklı olarak ticari defterlerinin karşılaştırılıp bunun üzerine borcun mevcut olup olmadığına ilişkin bir rapor tanzim edilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını, bilirkişinin söz konusu faturaların müvekkil davalıya teslim edildiğini gösteren herhangi bir imzasının ya da belgenin bulunup bulunmadığına ilişkin inceleme yapmadığının ve bu konuda bir beyanda bulunmadığı açık olduğunu,  Esas konunun bu faturaların davalıya teslim edilip edilmediği hususu olduğunu, davalının ticari defterleri üzerinde yapılmış olan incelemeye dayalı dosyaya sunulmuş olan 11/11/2020 tarihli bilirkişi raporunun gerçeği ortaya koyduğunu, ancak mahkemenin bu raporu kabul etmemesinin ve kayıtların davalının aleyhine olduğunu gerekçeli kararında belirtmesinin kesinlikle hukuki olmadığını, kararın eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile verildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller  ile davanın  kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacı ticari defterlerinde kayıtlı miktar kadar  alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı tarafça davalı hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...  Esas sayılı takip dosyası ile \" cari hesap\" borcun sebebi gösterilerek  24.292,76 TL alacağın  tahsili istemiyle ilamsız  takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine  itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.  İspat kendisine olan tarafın ticari defterlerinin kanunu uygun tutulmuş ve sahibi leline delil niteliğinin bulunması,  buna karşılık karşı tarafın incelemeye ibraz edilen  ancak kanuna uygun tutulmamış yada açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırılmamış olması nedeniyle sahibi lehine delil olma vasfına sahip olmadığı hallere ilişkin yasada bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda karşı tarafın kanuna uygun tutulmayan defterlerindeki kayıtların varlığı yada yokluğu durumuna göre farklı ihtimallere göre değerlendirmek gerekecektir.  a) Karşı tarafın ticari defterleri kanuna uygun tutulmamış ve uyuşmazlık konusu hiçbir kayıt içermemesi halinde; Eğer karşı tarafın kanuna uygun tutulmayan ticari defterlerinde hiçbir kayıt yoksa yani ispat yükü kendisinde olan tarafın kanuna uygun tuttuğu ticari defterlerindeki uyuşmazlık konusu kayıtları hiç içermiyorsa,  ispat yükü kendisinde olan tarafın kanuna uygun tuttuğu açılış ve kapanış onayları olan ticari defterleri lehine delil olmayacaktır. Çünkü HMK’nun 222/3 maddesine göre ticari defterlerin lehine delil olabilmesi kanuna uygun tutulan kendi defterlerindeki kayıtların karşı tarafın kanuna uygun tuttuğu ticari defterlerinde de yer alması şartına bağlanmıştır. Karşı tarafın ticari defterleri hem kanuna uygun tutulmamış hem de hiçbir kayıt içermiyorsa artık ispat yükü kendisinde olan tarafın ticari defterleri lehine delil olmayacaktır. b) Karşı tarafın ticari defterleri kanuna uygun tutulmamış ancak uyuşmazlık konusu kayıtlar ticari defterlerde kayıtlı olması halinde; Karşı tarafın ticari defterleri kanuna uygun tutulmamış ancak ispat yükü kendisinde olan tarafın kanuna uygun tuttuğu ticari defterlerindeki kayıtların tamamı yada bir kısmı yer almış ise karşı tarafın ticari defterleri kanuna uygun tutulmadığı için ispat yükü kendisinde olan tarafın kanuna uygun ticari defterleri lehine delil olmasa da karşı tarafın kanuna uygun tutulmayan ticari defterleri HMK’nun 222/4 maddesine göre aleyhine delil teşkil edecektir. Bir örnekle anlatmak gerekirse; davacı tacir davalı tacire 10 ayrı fatura ile mal sattığı iddiası ile açtığı alacak davasında sadece ticari defterlere dayanıyorsa kendi ticari defterleri kanuna uygun tutulmuş ve 10 faturada ticari defterlerinde yer almış olsa da karşı tarafın ticari defterlerinde bu 10 fatura yer almıyorsa davacının ticari defterleri lehine delil olmayacaktır. Mal sattığını davacı başka belgeler ile ispat etmesi gerekecektir. Ancak karşı taraf ticari defterleri kanuna uygun tutulmamış olmasına rağmen davacının dayanağı 10 fatura karşı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı ise bu durum davalı aleyhine delil oluşturacak ve davacının bu faturadaki mallar satıp teslim ettiği vakıası ispatlanmış olacaktır. Eğer  faturaların bir kısmı kayıtlı ise sadece kayıtlı olan faturalarda ki mallar açısından karşı tarafın ticari defterleri aleyhine delil olacağından kayıtlı olan faturadaki malların teslim edildiği ispat edilmiş olacaktır. Karşı tarafın kanuna uygun tutmadığı ticari defterlerinde lehine kayıtlar da varsa örneğin aldığı malların ödeme kaydı da varsa ticari defterler kanuna uygun tutulmadığı için ödeme kayıtları lehine delil olmayacak ve bu ödemeleri başka belgeler ile ispat etmesi gerekecektir. Ancak şunu hemen belirtmek gerekir ki karşı taraf aradaki ticari  (akdi) ilişkiyi tamamen reddediyorsa karşı tarafın ticari defterleri ister kanuna uygun tutulsun isterse kanuna uygun tutulmamış olsun uyuşmazlık konusu kayıtların hiç birini içermiyorsa  davacı öncelikle akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekecektir. ( Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması,   Hüseyin Tuztaş, Yargıtay Hukuk Genel Kurul Üyesi ) Davcının davalı adına 28/02/2017 tarihide 6.320,02 TL ve 18.798.58 TL,  31/03/2017 tarihinde 247,80 ve 10/05/2017 tarihinde 6.374,36 TL olmak üzere 4 adet defter kaydı  ile toplam 31.740,76 TL alacak kaydettiği, mahkeme dosyasına kayıtlara dayanak 5 adet fatura örneği ibraz ettiği,  buna karşılık 2017 ve 2018 yılında değişik tarihlerde davalının yaptığı ödemeleri mahsup ederek 31/12/2018 tarihinde 24.292,76 TL alacak bakiyesi verdiği, takip tarihi 16/04/2019 tarihinde de aynı bakiyenin mevcut olduğu bilirkişi raporu ve dosyadaki kayıtlardan anlaşılmaktadır. Yine davalı tarafça vergi dairesine verilen BA formunda uyuşmazlık konusu faturaların bildirilmediği, davacı tarafça ise beyan limitlerini aşan satışlarının BS formuyla beyan edildiği, davalı tarafça davalıya yapılan ödemelerin ise taraf defterlerinde kuruşlu bakiye hariç uyumlu olduğu anlaşılmaktadır.  Yine davacını sunduğu sevk irsaliyelerinde davalı tarafça teslime ilişkin bir kayıt bulunmamakla birlikte davacı taraf satıma konu ürünlerin kargo yolu ile davalıya gönderildiğini iddia ederek buna ilişkin 4 adet kargo teslim fişini dosyaya sunduğu anlaşılmaktadır.  213 sayılı Vergi Usul Kanunu(VUK)'nun 230/5. Maddesi uyarınca,  satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlemesi ve taşıtta bulundurulması şarttır. Davacı tarafça davacıya 4 adet kargo gönderi bilgileri evrakı ile davalıya kargo şirketlerince koliler gönderildiği, sevk irsaliyelerinde alıcıya ait kaşe ve imza bulunmadığı, ancak davacı tarafça sunulan kayıtlar ile kargo şirketine teslim edildiği  ve  kargo şirketince de davalı tarafa teslim edildiği anlaşılan mallar  bulunduğu sabittir.  24/12/2015 tarih ve 29572 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ... Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin Kargo ve Lojistik İşletmeleri başlıklı 3.4. Maddesinde, kargo ve lojistik işletmeleri ticari nitelikteki gönderileri Vergi Usul Kanunu uyarınca düzenlenmesi zorunlu tevsik edici belgeler ile birlikte kabul edecekleri ve taşıma esnasında istenildiğinde ibraz edilecek şekilde gönderiye ekleyecekleri hususları düzenlenmiştir. Taşıma yapan kargo şirketleri, emtiayı kabul ederken gönderiye ilişkin sevk irsaliyesiyle birlikte kabul etmek zorunda olduğundan davacı gönderenin, gönderi ile birlikte sevk irsaliyesini de verdiğinin kabulü gerekir. Aksinin davalı tarafça ispatı gerekmektedir. Kaldı ki davalı tarafça cari hesaba dayanak satımlardan olup davalıya  aynı  kargo yolu ile gönderilen 05/05/2017 tarihli fatura içeriğinin kabul edilerek ticari defterlerine işlenmiş olduğu görülmektedir.  Davacının HMK 222 maddesi gereği sahibi lehine delil olma niteliğine sahip  ticari defterlerindeki kayıtlarla; davalıdan 24.292,76 TL alacaklı görüldüğü, davalının ticari defterlerinin ise kapanış tasdikleri yaptırılmamakla usulüne uygun tutulmadığı, bu durumda davalının ticari defterlerine kaydettiği 05/05/2017 tarihli fatura yönünden malların teslim edildiğinin sabit olduğu, davalı ticari defterlerine kaydedilmeyen dolayısıyla herhangi bir kayıt bulunmayan faturalar yönünden ise dosyaya sunulan kargo evrakları ile davalıya teslim edildiği anlaşılan kargo paketleri tarihi ile uyumlu sevk irsaliyelerinin de davalıya teslim edildiğinin kabulünün gerekeceği, davalı tarafça teslim aldığı mallara ilişkin sevk irsaliyelerinin içeriğine itiraz  ettiğine dair herhangi bir belge sunulmadığı, kargo belgesi ile teslim edildiği sabit olan kolilerin içeriğinin sevk irsaliyelerine uygun olmadığına yönelik  bir itiraz ve ispatı da bulunmadığından fatura ve sevk irsaliyesi konusu malların davalıya teslim edildiği kanaatine ulaşılmaktadır. Cari hesaba işlenilen fatura içeriği malların davalıya teslim edildiği kabul edilmesi sonucu davacı kayıtlarına göre takip tarihi itibarıyla davacının alacak miktarı 24.292,76 TL olarak belirlenmiş olmakla davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.  Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir. \t<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 417,25 TL harcın, alınması gerekli olan 1.659,44 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.242,19‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"30b6097ed2c9c1f6","SID":"0c84790cbfcfd981"}}