{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/1242 <br>KARAR NO:2024/1930<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:27/02/2023<br>NUMARASI:2021/933 E. -  2023/208 K. <br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit <br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ...bank ... şubesinden kullandığı kredi için davalı lehine... İmar köyü 18 ada 2 parsel 95.220 m2 1 ve... bloklar natamam B.A.K, ... blok işyeri, benzin istasyonu ile idari binası üzerine, ... Mahallesi 750/120000 arsa paylı, ... blok zemin kat ... nolu benzin istasyonu ve işletme binası niteliğindeki bağımsız bölüm ile cilt 78, sayfa 7691 ana sayfa Z11(...) adresinde bulunan taşınmaz üzerinde ... yevmiye nolu 30.04.2013 tarihli resmi senet ile ipotek tesis edildiğini, kredi borcunun ödendiğini ve müvekkilinin ipoteklere dayalı krediden kaynaklı borcu kalmadığını, ipoteğin fekki için davalı bankaya yazılı başvuru yapılmasına rağmen cevap verilmediğini, yapılan şifahi görüşmede ise ipotekle bağlantısı olmayan ... Şti. lehine verilmiş kefaletten dolayı ipoteğin kaldırılamayacağının bildirildiğini, kredi sözleşmesinin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin kefil olduğu iddia edilen ... Şirketine ait kredi sözleşmesinin artık geçerli olmadığını, davalı banka ile ... Şirketi arasında 16.01.2012 ve 03.06.2014 tarihinde vefa sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmeler sonucunda ... Şirketine ait kredilerin kapatılarak yeni sözleşmeler imzalandığını ve ... Grup Şirketinin kendi taşınmazlarını davalı banka lehine ipotek ettirdiğini, böylece müvekkili şirketin .. Şirketi adına kefalet verdiği kredi sözleşmesinin kapandığını, müvekkili şirketin davalı bankaya herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili 30.11.2021 tarihinde cevap süresinin uzatılması dilekçesinde; dava dilekçesinin 19.11.2021 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek cevap süresinin uzatılmasını istemiş, mahkemece 01.02.2021 tarihli karar ile dava dilekçesinin 24.11.2021 tarihinde tebliğ edildiği belirlenerek, cevap süresinin iki hafta  uzatılmasına karar verilmiştir.Davalı, uzatılan süre içinde davaya cevap vermemiştir. İlk derece mahkemesinin 09.03.2022 tarihli duruşmasında, davalı vekilinin süresinde cevap dilekçesi sunmadığı tespit edilmiştir.Davalı vekili süresinden sonra 29.03.2002 tarihinde sunduğu beyanında; yetki itirazında bulunmuş ve kısmi olarak dava açılamayacağı belirtilmiştir.Dilekçede ayrıca, davacı tarafından Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/394 Esas sayılı dosyasında açılan davada mahkemece hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verildiği, davacının borcunun bulunmadığını savunduğunu, ancak bunun kefalet borcunu kapsayıp kapsamadığının belirtilmediğini, davacının kefili olduğu şirketin borcu bulunduğunu, kamu kurumu olan banka ile yapılan işlemlerin yazılı ihtarlarla yapılması gerektiğini, sözlü beyanlarla borç sorgulanmasına itibar edilemeyeceğini,  davalı banka ile davacı ... Şirketi ve ...Şti arasında 16.01.2012 ile 03.06.2014 tarihlerinde protokol yapıldığını, protokol ile müvekkili banka ile borçlular arasında akdedilen kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borçların tespiti, tahsili ve tasfiyesi şartlarının düzenlendiğini, protokol hükümlerine göre, tarafların, müvekkili bankaya ipotekli olan taşınmaz ile rehinli araçlarının cebri icra yoluyla paraya çevrilmesi hususunda mutabık kalındığını, dava dilekçesinde belirtildiği üzere protokolün müvekkili ile davacı şirket ve ... Şirketi arasında düzenlendiğini, davacı tarafından protokol kapsamına giren taşınmazların müvekkili bankaya devir edildiğini, fakat, aynı zamanda protokole konu taşınmazların tapu  kayıtlarının iptali için Sakarya 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/554 Esas, Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/179 Esas, Bakırköy 4.ATM'nin 2021/522 ve Bakırköy 3.ATM'nin 2021/394 Esas sayılı dosyalarında açılan davaların derdest olduğunu, davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, borçlunun borcunu icra dairesine ödedikten sonra yeniden dava açmasında hukuki yarar bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;  dava dışı ... Şti. İle davalı banka arasında 07.11.2007 tarihli 3.575.000 EUR limitli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı,  davacı şirketin de müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmenin imzalanmış olduğu,  Davalı ... Bankası... ile dava dışı ... Şti. arasında imzalanan 22.11.2013 tarihli 3.327.201,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesinin, davacı ... A.Ş. tarafından müteselsil kefil sıfatı ile imzalanmış olduğu, 16.01.2012 tarihli Protokol Borçlusu davacı ... A.Ş. olduğu, kefillerinin ..., ..., ..., ... ve .... Şti. olduğu, 16.01.2012 tarihli diğer Protokol borçlusu dava dışı .... Şti. olduğu, kefillerinin ...,...ve davacı ... A.Ş. Olduğu, 03.06.2014 tarihli Protokol Borçlusu davacı ... A.Ş. ile dava dışı .... Şti. olduğu, Satıcısı .... Şti. ... olduğu, Borçlusu .... Şti. olan Yeniden Yapılandırma Protokolünün davacı... A.Ş. tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalanmış olduğu, diğer kefillerin ...ve ... olduğu, yeniden yapılandırma protokolüne istinaden davacı ... A.Ş. adına, davalı Banka tarafından 09.09.2015 tarihinde 2.750.551,22 TL tutarında 58 ay vadeli eşit taksit ödemeli ticari yapılandırma kredisi tahsis edilmiş olduğu, söz konusu kredi taksitlerinin davacı şirket tarafından davalı bankaya ödenmiş olduğunun, davacı şirketin ticari defter kayıtlarında ve davalı bankanın hesap ekstrelerinde tespit edildiği, davalı bankanın 30.04.2021 tarihli yazısına göre; dava dışı şirkete ait açık kredi riskinin bulunmadığının bildirilmesi karşısında borcun ödenmesinden sonra borçlu tarafından artık menfi tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmadığı... \" gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı bankanın Esenyurt şubesinden kullandığı kredi için .. köyü 18 ada 2 parselde bulunan 95220,00 m2 alanlı 1 ve ... bloklar natamam B.A.K ... blok işyeri, benzin istasyonu ve idari binası, ... mahallesi 750/120000 arsa paylı ... blok zemin kat ... nolu benzin istasyonu ve işletme binası ipotek tesis edildiğini, kredi borcunun ödenerek müvekkilinin borcunun kalmadığını, ipoteğin kaldırılması için yapılan başvuruya cevap verilmediğini, şifahi görüşmede ise ipotekle hiç bağlantısı olmayan, ... Şti. lehine verilmiş kefaletten dolayı ipoteğin kaldırılmayacağının bildirildiğini, ipotekle bağlantısı olmamasına rağmen...Grup yetkilisi...'in eşi tarafından karşı taraf aleyhine açılan aile konutu ve ipoteğin kaldırılması ile tapu iptal ve tescil davaları bulunduğundan ipoteğin kaldırılamayacağının bildirildiğini,Müvekkili şirketin davalı lehine ipotek verdiği kredi sözleşmelerinin kapatıldığını, kredi sözleşmesinin hali hazırda zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin kefil olduğu iddia edilen... Şirketine ait kredi sözleşmesinin de artık geçerli olmadığını, borcun kalmamasına rağmen kötü niyetle ipoteğin kaldırılmadığını, zamanaşımına ilişkin itirazların mahkemece değerlendirilmediğini.06.12.2022 tarihli  bilirkişi raporunda, yeniden yapılandırma protokolüne istinaden davacı adına, davalı banka tarafından 09.09.2015 tarihinde 2.750.551,22 TL tutarında 58 ay vadeli eşit taksit ödemeli ticari yapılandırma kredisi tahsis edildiğini, söz konusu kredi taksitlerinin davacı şirketçe davalı bankaya ödendiği ve davacı şirketin kayıtları ile davalı bankanın hesap ekstrelerine göre borç bulunmadığının tespit edildiğini, davalı bankanın 30.04.2021 tarihli yazısına göre, dava dışı şirkete ait açık kredi riskinin bulunmadığının tespit edildiğini, Davalının rapora itirazında, tapu iptali ve tescil davaları devam ettiği, bu davalardan Büyükçekmece 6. Aile Mahkemesinin 2019/967 Esas sayılı dosyasında, taşınmazın tapu kaydının iptali ile eski malik adına tesciline karar verildiği, kararın istinaf edildiği ve kesinleşmediği, kararın kesinleşmemesine rağmen dava konusu taşınmazın yapılan vefa protokollerinde devir bedeli olarak kabul edilen tutar ile müvekkili bankaya devri sırasında tasfiye edilen risklerin tekrar canlanacağından, davacının bankaya borçlu olduğunun belirtildiğini, müvekkili banka şubesince de bu yönde cevap verildiğinin belirtildiğini, rapora itirazdan anlaşılacağı üzere, bankanın kötü niyetle hareket ederek müvekkilinin borçlu olduğunu savunarak ipoteği kaldırmadığını, bankaca müvekkilinin borçlu olduğunun  iddia edilmesi karşısında müvekkilinin dava açmakta hukuki yararı bulunduğunu, davalının bu dilekçesine rağmen 30.04.2021 tarihli yazı öne sürülerek hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bir çok emsal nitelikteki Yargıtay kararlarına göre, bazı durumlarda borç ödenmesine rağmen senetlerin borçluya teslim edilmemesi halinde borçlunun sürekli ödeme ya da icra takibi veya dava tehdidi altında olması anlamına geleceğinden bu durumlardaborçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabul edildiğini, ayrıca icra takibine maruz kalma ihtimali bulunan borçlunun menfi tespit davası açmasında hukuki yarar bulunduğunun tespit edildiğini,Bankanın, bir yandan 30.04.2021 tarihli yazısına dayanırken, davada halen müvekkilin borcu olduğunu iddia etmesinin TMK'nın 2. maddesine aykırı olduğunu, süresinden sonra sunulan cevap dilekçesinin dikkate alınamaması gerektiğini, müvekkili açısından icra tehdidinin devam ettiğini Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davacının davalı bankadan asaleten kullandığı veya kefil sıfatıyla yer aldığı kredi sözleşmeleri nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemiyle İİK'nın 72.maddesi uyarınca açılmış bir menfi tespit davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, banka ile düzenlenen genel kredi sözleşmeleri çerçevesinde ipotek verildiğini, ayrıca müvekkilinin dava dışı ... Şirketi ile davalı banka arasında düzenlenen sözleşmeler kapsamında kefaleti bulunduğunu, ancak banka ile  borçlular arasında yapılan yenileme ve borç tasfiyesi protokolleri ile kefaletin sona erdirilerek yeniden teminat alındığını ve protokol kapsamında borcun ödenmesine rağmen bankaca ipoteklerin kaldırılmadığını, yapılan şifahi görüşmelerde, dava dışı şirketin kredi riskinden ve vefa protokolü kapsamında devredilen taşınmazlara yönelik tapu iptali ve tescili davaları ile aile konutu şerhi nedeniyle ipoteğin kaldırılması davasının gerekçe gösterilerek ipoteğin kaldırılmadığını ileri sürerek, İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca davacının, davalı bankaya  asaleten veya kefaleten kredi borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Bu tür bir davanın takipten sonra açılması mümkün olduğu gibi, icra tehdidi altındaki bir borçlunun takip öncesi de davayı açması mümkündür.Davalı banka süresinde cevap vermeyerek dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları HMK'nın 128. maddesine göre inkar etmiştir. Bu tür bir davada, borcun bulunmadığını ve ödendiğini kanıtlama yükümlülüğü davacıya aittir. Davacı, gerek banka ile yapılan kredi sözleşmeleri kapsamında kullanılan krediler yönünden, gerekse de kefil olunan kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borçların tamamının ödendiğini kanıtlamakla yükümlüdür.  Davalı cevap vermemekle birlikte inkar savunması kapsamında delil gösterebilir.  Hukuki yarar her türlü dava ve talep için dava şartıdır. Bu nedenle davanın açılması sırasında hukuki yararın bulunması gerektiği gibi, hukuki yararın davanın sonuna kadar sürmesi de gerekmektedir.Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/5522-1178 E.K. sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı ... AŞ tarafından 18.06.2021 tarihinde davalı bankaya karşı, bu dava dilekçesinde belirtilen ... İmar köyü ... ada .. parsel 95.220 m2.. ve ... bloklar natamam B.A.K,...blok işyeri, benzin istasyonu ile idari binası üzerine, ... Mahallesi 750/120000 arsa paylı,... blok zemin kat ... nolu benzin istasyonu ve işletme binası niteliğindeki bağımsız bölüm ile cilt 78, sayfa 7691 ana sayfa Z11(45403020) adresinde bulunan taşınmaz üzerinde ... yevmiye nolu 30.04.2013 tarihli resmi senet ile tesis edilen ipoteklerin kaldırılması, banka ile imzalanan kredi sözleşmelerinin iptali, davacının, dava dışı ... Şirketi için bankaya verdiği  kefaletin iptali istemiyle dava açılmıştır. Bu davada, davalı vekili, davacının asaleten ve kefaleten canlı kredilerinin bulunduğunu ve açık kredi riski bulunan ipoteklerin kaldırılamayacağınını savunmuştur. İlk derece mahkemesince 21.06.2021 tarihli tensip tutanağı ile eksik harcın yatırılması için süre verilmiştir.Davacı vekilinin ihtara rağmen eksik harcı tamamlaması nedeniyle 13.09.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve üç ay içinde harcı ödenerek yenilenmeyen davanın açılmamış sayılmasına 16.12.2021 tarihinde karar verilmiştir.  Bu davadaki kredi ve kefaletin iptali ile ipoteğin kaldırılması talebi niteliği gereği bir menfi tespit davasıdır. Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/332 Esas,  2023/107  Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, davacının dava dosyamız ile yukarıda belirtilen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/522 Esas sayılı dosyasındaki iddiaları aynen tekrar ederek, borcun ödenmesine rağmen ipoteğin kaldırılması talebinin reddi ile davacının maddi ve manevi zarara uğradığı, ipotek nedeniyle ticari faaliyetinin kısıtlandığı, kredi kullanamaması nedeniyle bir çok fırsatın kaçırıldığı ileri sürerek, ipoteğin kaldırılmaması nedeniyle 10.000 TL maddi ve 1.000 TL manevi tazminat ile 1.000 TL mahrum kalınan karın tahsilini istemiştir. Davalının ise, benzer savunmalarla ipoteğin kaldırılması davasının derdest olduğunu ileri sürdüğü görülmüştür. İlk derece mahkemesince, ipoteğin kaldırılması davasının kesinleşmediği ve ipoteğin devam ettiği aşamada erken açılan davanın reddine karar verilmiştir. Davacının istinaf başvurusu üzerine ilk derece mahkemesi kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2023/821-723 E.K sayılı kararı ile davacının ipoteğin kaldırılması davasından ayrı tazminat davası açmasında hukuki yarar bulunudğu gerekçesiyle kaldırılmıştır.Eldeki dava, 10.000 TL harca esas değer üzerinden 16.11.2021 tarihinde açılmıştır. Dava, davacının bankaya borçlu olmadığının istendiğini, esasında borçlu olunmadığının  tespiti ile ipoteklerin kaldırılmasının amaçlandığını, ancak önceki ipoteğin fekki davasının işlemsiz bırakılarak açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle öncelikle  ipotek miktarının belirlenerek bu miktar üzerinden eksik harcın ikmali gerekmektedir.Eksik harcın tamamlanmasından sonra yargılama yapılmalıdır.Davalı vekili, davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığını savunmaktadır. Ancak gerek sunulan beyan dilekçesinde, gerekse de bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, davacının genel kredi sözleşmesi ile kefalet sözleşmesi kapsamında kredi riskinin devam ettiğini, başka bir anlatımla, davacının, davalı bankaya borçlu olduğunu savunmaktadır. İİK'nın 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davası başlatılmış bir icra takibine karşı açılabileceği gibi, icra takibinin olmadığı bir aşamada da açılması mümkündür.Gerçekte bulunmayan bir borç yada bir sona erdiği iddia edilen bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalma ihtimali bulunan kişinin, gerçekte borçlu olmadığını tespit edilmesini istemekte hukuki yararı bulunmaktadır. Somut olayda da bankanın savunmasına göre davacının gerek asaleten gerekse kefaleten borçlu olduğu, banka ile borçlular arasında düzenlenen protokol ve vefa sözleşmesi kapsamında devir edilen bir kısım taşınmazlar hakkında açılan tapu iptali ve tescil davaları ile ipotekli taşınmaz hakkında Büyükçekmece 6. Aile Mahkemesinin 2019/967 Esas sayılı dosyasındaki aile konutu şerhinin tespiti ve tapu iptali davasında verilen karara göre riskin devam ettiğini savunmasına göre, davacının yapılan sözleşmeler kapsamındaki ödemeleri ve diğer nedenlerle bankaya borçlu olmadığının tespitini talep etmesinde hukuki yararı bulunmaktadır. Mahkeme, bankanın 30.04.2021 tarihli yazısında, davacının açık kredi riskinin bulunmadığını kabul etmiştir. Ancak davalı banka yargılama sırasındaki beyanlarında bu yazıya rağmen davacının borçlu olduğunu savunmuştur. Özellikle kefalet borcu nedeniyle ipotekleri fek etmemesi ile dayanılan yazının anlamsız kaldığı görülmektedir. Kaldı ki dava dilekçesine ekli 30.04.2021 tarihli Bankanın ... Şubesinden verilen yazıda, banka aleyhine açılan derdest davadan söz edilerek bu dava sonucu oluşacak masraflar nedeniyle doğabilecek kredi, dava masrafı, vekalet ücreti gibi borçlar saklı olmak üzere açık kredi riskinin bulunmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle belirtilen yazı nedeniyle menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim bilirkişi raporu ile davacının açık kredi riskinin bulunmadığının tespiti üzerine, kredi riskinin bulunduğu, ancak menfi tespit yerine ipoteğin kaldırılması veya borçtan kurtulma davası açılması gerektiği savunulması karşısında, bankanın halen borcun varlığını ve kredi riskinin devam ettiğini savunarak uyuşmazlık yaratması nedeniyle, menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğu kabul edilmelidir.Bu nedenle mahkemece, öncelikle harcın tamamlanması sağlandıktan sonra, davacının davalı banka ile yaptığı tüm kredi sözleşmeleri ile bunların tasfiyesine ilişkin protokoller incelenerek, davacının kendisinin borçlu olduğu kredi sözleşmelerinin yanı sıra, davalının kefil sıfatı ile imzaladığı kredi sözleşmeleri nedeniyle bankaya her hangi bir borcunun bulunup bulunmadığı, kredi ilişkisinin asaleten ve kefaleten borçlar yönünden tasfiye edileceği de göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yapılacak incelemede bankaya karşı açılan derdest davaların sonucuna göre oluşacak risklerden kaynaklı muhtemel borçların bulunup bulunmadığı, davalı vekilinin beyanlarında sözü edilen tapu iptal davalarını dosyaları getirtilerek incelenmelidir.Tüm bu hususlar, banka kayıtlarının konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturularak tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.4 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.4. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden yapılacak yargılama sonucunda verilecek hüküm kapsamında yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.19.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"07315a83561020e4","SID":"974a228b31244967"}}