{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1203 <br>KARAR NO:2024/1877<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:18/01/2024<br>NUMARASI:2021/845 E. - 2024/43  K.<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın iptali (Ticari nitelikte  satım sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili,  dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 11.02.2021 tarihli  ... 149:2001+ A1:2009 standartlarına göre(beş katlı ve 2 katı meltblown kumaştan 3 katı spounband kumaştan) üretilmiş ... tipi koruyucu maske satış çerçeve sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 5. maddesinde, maskenin birim fiyatının 0,24-EUR+KDV olarak belirlendiğini, sözleşmede  tek ürünün poşet içinde olması ve 6’lık kutular halinde ambalajlanması, ilk parti teslimatının 546.480 adet olması hususunda anlaşıldığını, sözleşme ekinde yer alan belgelerde tekli ambalaj görselinin, 6’lı kutu ambalaj görseli ve kalite belgesi bulunduğunu, kalite belgesi uyarınca maskelerin ... Şti. firmasının ...sertifikalı ... markası olması gerektiğini, sözleşmenin imzalanmasına müteakip davalı  satıcı tarafından 546.480 adet ürün için 11.02.2021 tarihli 1.226.993,67-TL tutarlı e-fatura düzenlendiğini ve bedelinin  müvekkili şirket tarafından 01.02.2021 tarihli ve 12.02.2021 tarihli EFT ödemeleri ile ödendiğini, sözleşmede ürünlerin ihraç amaçlı alındığı, davacı tarafından Almanya’da faaliyet gösteren ... firmasına satılacağının açık olduğunu, sözleşmenin ekinde yer alan kutu görsellerinin üzerinde ...firmasının adı  bulunduğunu, müvekkili şirketin, davalı şirket ile sözleşmeyi imzalamasından sonra ... firmasına 546.480 adet maskeyi birim fiyatı 0,25-EUR  toplam 136.620,00-EUR bedelle  sattığını ve 12.02.2021 tarihli  ihracat faturası kestiğini, sözleşmede ürünlerin 12.02.2021 tarihinde teslim edileceği yazılı ise de ürün ambalajının sözleşmeye uygun olmaması sebebiyle ürünlerin anılan tarihte davacı şirkete teslim edilmediğini, ambalaj kutularının davalı şirket tarafından yeniden yaptırıldığını ve ürünlerin yeniden kutulara yerleştirildiğini, ürünlerin, davalı şirket tarafından  20.12.2021 tarihinde nakliye aracına yüklendiğini ve Almanya’ya karayolu ile taşınmak üzere  20.12.2021 tarihinde  ...gümrüğünden çıktığını, ürünlerin Almanya’ya ulaşmasından sonra, ... firmasının, davacı müvekkili şirketi arayarak, ürünlerin belirlenen şartlara ve standartlara  uygun olmadığını, bir kısım maskelerin üzerinde marka ve sertifika bilgilerinin silik olduğunu, bir kısmında ise marka ve sertifika baskılarının hiç olmadığını,  6’lı ambalaj kutuların içerisinden birbirinden farklı maskeler  çıktığını,  maskelerin sözleşmeye uygun olarak tek tip olmadığını, maskelerin kenarlarının kıvrık olduğunu, ürünleri müşterilerinin kabul etmediğini ve ürünlerin tamamını  iade etmek istediğini bildirdiğini, ... firmasının ayıp ihbarının, müvekkili şirket yetkilisi tarafından davalı şirkete bildirildiğini ve  davalı şirket yetkilisinin, ayıplı ürünlerin tamamını iade almayı kabul ettiğini, ancak ürünlerin tekrar Türkiye’ye gelmesinin uzun ve masraflı olacağından, Almanya’da bulunan başka bir müşterisinin bu ürünleri... firmasından almak için Almanya’da firma kuracağını vergi numarası çıkınca ürünlerin hemen iade alınacağını bildirdiğini, 18.03.202 1tarihinde müvekkili şirket yetkilisi tarafından ... mail adresinden davalı şirket yetkilisinin .. adresine mail atıldığını ve ayıplı ürünlerin ... firmasından gecikmeksizin iade alınması istendiğini, davalı şirket yetkilisinin aynı tarihte mail ile verdiği cevapta , ayıplı  ürünleri ... firmasından iade alacağını Almanya’da başka bir müşterisine vereceğini, bir hafta içinde iade alma işleminin olacağını bildirdiğini, davalı şirket tarafından, ürünlerdeki ayıplar sebebiyle ürünleri aldığı ...A.Ş.’ne  31.08.2021 tarihli Kartal ... Noterliği'nin ...yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini,  ihtarnamede davacı şirkete satılarak Almanya’ya ihraç edilen maskelerde farklılıklar olduğunun, ürünlerin taraflarca kalitesi ve niteliği  daha önceden belirlenen kriterlerdeki tek tip maske yerine 3 ayrı türde maskeden oluştuğunun, çoğunun kenarının kıvrık olduğunun, ürünlerin bu halde satılamayacağının bildirildiğini ve görüşmelerde ... Şirketi yetkilisi ...’in, hatanın tamamen kendilerinde olduğunu beyan ettiğinin hatırlatıldığını ve zararın karşılanmasının ihtar edildiğini, bu ihtarnameden anlaşılanının esasen davalı şirketin ayıplı ürünleri üreten ... şirketinden başka maskelerde aldığını, bır kısım maskelerin Estonya üzerinden Finlandiya’ya ihraç edildiğini ve Estonya Gümrüğünde kutulardan aynı Almanya ticaretinde ... firmasına gönderilen maskeler)  olduğu gibi 3 ayrı tipte ürünlerden oluştuğu fark edilip ürünlerin sahte olup olmadığı hususunda marka sahibi .... Ltd. Şti’nden yazı istendiğini, davalı şirketin, bu yazıyı ... Şirketinden alıp Estonya Gümrüğüne verdiğinde ise sorunun çözülmediğini ve ürünlerin Türkiye’ye geri geldiğini,  sonrasında davalı şirketin, ürünlerin sahte olup olmadığı hususunda  marka sahibi .... Ltd. Şti.’nce düzenlendiği söylenen  yazının orijinal olmadığını,  kaşe ve imzanın kopyalandığını,  belgede sahtecilik yapıldığını ve Savcılığa suç duyurusunda bulunacağını bildirdiğini, yine ihtarnamede Finlandiya Bakanlıkları tarafından daha önce Finlandiya'ya girmiş olan aynı maskelere dair açıklama istendiğini, davalı tarafça sunulan teknik dosyaların Finlandiya Devletince kabul edilmediğini ve maskelerin ayıplı kabul edildiğini, davalı şirketin, ayıplı ürünleri iade alacağını söyleyerek müvekkili davacı şirketin  müşterisini oyaladığını, ... firmasının ayıplı ürünleri deposunda çok uzun süre beklettiğini ve ayıplı ürünleri aldığı fiyatın çok altında başka firmalara satmak zorunda kaldığını, 02.06.2021 tarihli fatura ile 49.500 adedini  20.07.2021  tarihli fatura ile  41.900 adedini olmak üzere toplamda 92.400 adedini tanesi 0,05-EUR üzerinden sattığını, 03.12.2021 tarihinde müvekkili şirket yetkilisi tarafından ... mail adresinden davalı şirket yetkilisinin ...  adresine mail atıldığını ve ayıplı ürünlerin bir kısmının (91.400 adet) daha önce zararına satıldığı geri kalan 455.080 adet ayıplı ürün için  tanesi 0,03-EUR'dan müşteri olduğunun bildirildiğini, ürünleri iade almaları istendiğini, aksi takdirde ürünlerin bu fiyattan satılacağının bildirildiğini ve ayıplı ürünlerden doğan toplam 117.182,80-EUR zararın ödenmesinin ihtar edildiğini, 04.12.2021 tarihinde davalı şirket tarafından verilen cevabi mailde üretici firmaya ihtarname çekildiğini, üretici firmanın ihtarnameyi kabul etmediğinin bildirildiğini ve mailin sonunda bununla beraber her iki tarafın da yaşamış olduğu  mağduriyeti hukuk olarak  çözmek adına tüm işlemlere başladıklarının bildirildiğini, davalı şirketin bu cevabi mailinden sonra 06.12.2021 tarihinde ... firmasının elinde kalan 455.080 adet ayıplı ürünü  tanesi 0,03-EUR üzerinden sattığını, ... firmasının ayıplı ürünleri zararına satmak zorunda kalması sebebiyle davacı şirkete 546.480 adet ayıplı ürün için 07.12.2021 tarihli toplam 118.397,60-EUR bedelli fiyat farkı  yansıtma faturası kestiğini, davalı şirketin ayıplı ürün satması sebebiyle, davacı şirketin  ayıplı ürün fiyat farkından ve ayıplı ürünlerin Türkiye’den Almanya’ya taşınmasından nakliye gümrük ve sigorta işlemlerinden dolayı zararı oluştuğunu, davacı şirketin ayıplı ürün fiyat farkı yansıtması ile taşıma, gümrük ve sigorta masrafından doğan toplam 117.182,80-EUR zararının ödenmesi için davalı şirket hakkında  ... sayılı dosyası ile  icra takibi başlatıldığını ve davalının  haksız itirazı ile takibin durduğunu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 6. maddesinde ayıp ve garanti hükümlerinin düzenlendiğini, bu maddeye göre ürünleri alıcının müşterisinin veya alt müşterisinin kabul etmemesi ve ürünleri reddetmesi halinde satıcı tarafın ürünleri iade almayı ve alıcı tarafın yaptığı bütün masrafları ve ürün bedellerini en geç 3 gün içinde ödeyeceğinin düzenlendiğini, davalının icra takibine karşı itirazının haksız olduğunu iddia ederek, ... sayılı dosyasında davalı şirketin  itirazının iptali ile takibin devamını, davalı şirket aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin, ihracat yapan davacı şirket ile alıcısının Almanya’da mukim müşteri firma olduğu medikal maske ticaretinde aracı firma olarak yer almakta olduğunu, müvekkili firmanın, bu ticarete konu maskelerin ve kutularının imalatı ve hibe hususunda ... Şirketi ile  anlaştığını, ... Şirketi'nin ise bu maskelerin üretimini ... Şirketi firmasının... sertifikalı ....markası ile gerçekleştirmekte olduğunu, taraflar arasındaki ticarete konu maskelerin tüm üretimini, paketleme ve nakliye sürecinde davacı firma yetkilisi .... ve nakliye firması yetkilisi ... ve de müvekkili firma yetkilisi...'ın tüm aşamaları karşılıklı teyit ederek gerçekleştirdiklerini, söz konusu malların 14.02.2021 tarihinde müvekkili şirket tarafından davacıya teslim edilmek üzere hazır hale getirildiğini, fakat davacı firmanın söz konusu malların ihracatı nedeniyle yapması gereken hibe işlemlerini tamamlayamaması üzerine 19.02.2021 tarihinde kendilerine taraflarca mutabık kalındığı üzere eksiksiz olarak teslim edildiğini, söz konusu teslimin akabinde davacı firma tarafından 20.02.2021 tarihinde gümrük işlemleri yapılarak, söz konusu ticarete konu maskelerin davacı tarafından Almanya'daki müşterisine nakliye edildiğini, ayrıca davacıya söz konusu ürünlerin 11.02.2021 tarihli, 1.226.993,67-TL bedelli faturadan da açıkça görüleceği üzere Türk Lirası olarak satıldığını, ancak davacı tarafından uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık Euro para birimi ile zararın talep edilmekte olduğunu, Euro'nun ticaretin yapıldığı tarihteki serbest piyasadaki kurunun 8,53-TL olduğunu, söz konusu malların Türkiye'de ve TL olarak satılması karşısında davacının iddia ettiği zararını Euro olarak talep etmesi ve hatta zararın oluştuğunu iddia ettiği tarihteki Euro kuru ile davanın açılması aşamasındaki Euro kuru arasındaki fahiş fark göz önüne alındığında, bu talebin de hukuk açısından kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu malların davacıya 19.02.2021 tarihinde teslim edildiğini, bu konuda bir ihtilaf olmadığının da ortada olduğunu, hâl böyle iken davacı tarafın mail yazışmalarından da görüleceği üzere söz konusu malların ayıplı olduğuna ilişkin ilk bildiriminin 18.03.2021 tarihli olduğunu, söz konusu mallara ilişkin ayıbın çekilen mail ve yapılan yazışmalarda da açıkça görüleceği üzere ürünlerin paketlerinin içerisinde farklı maskelerin olduğunun bildirildiğini, fakat bu bildirime ilişkin somut bir veri, test, analiz, fotoğraf vs. gibi verilerin mevcut olmayıp, tamamen davacının soyut iddiasından ibaret olduğunu, ayıplı mal iddiasında tacirin, satış sözleşmesi sonucunda ayıplı mal ile karşılaştığında düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilmesi için satıcıya bu ayıbı ihbar etmesi gerektiğini, ticari satışlar yönünden malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiğini, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğunu, davacı tarafın ise süresi içerisinde herhangi bir ayıp ihbarında bulunmamış olduğunu, fakat yine söz konusu malların ayıplı olduğu iddiasını kabul etmemekle birlikte söz konusu malların paketlerinin açılıp, içerisinde üç farklı maske olduğu iddiası karşısında ayıbın bir inceleme dahi yapılmaksızın tespit edilebileceğini, söz konusu ayıp iddiasının gizli ayıp olmadığının aşikar olduğunu, gizli ayıp olsa bile söz konusu malları inceleyip ya da gerekli incelemeleri yaptırmanın davacı ve müşterisinin sorumluluğunda olduğunu, ayrıca davacı tarafın, müşterisinin ürünleri iade etmek istediğini bildirdiğini, bu hali ile sözleşmeden dönmek isteyen davacının TTK'nın 18/3. maddesi uyarınca ayıp ihbarını noter  aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapması gerektiğinin kanun metniyle açık olduğunu, ancak müvekkili firmaya TTK'nın bu emredici hükmü çerçevesinde yapılan bir ayıp ihbarının da söz konusu olmadığını, bu yönüyle de söz konusu dava şartı oluşmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında 5 milyon adet maskenin satışı konusunda prensip anlaşmasına varılmış olduğunu, söz konusu emtiaların bu ticaretin ilk partisini oluşturmakta olduğunu, bu nedenle ticari ilişkisini sekteye uğratmak istemeyen müvekkilinin açıkça söz konusu malların ayıplı olduğunu kabul etmemekle birlikte, söz konusu malların Almanya'da başka bir firmaya satışı konusunda çaba sarf ettiğini fakat bu çabalarının sonuç vermediğini, bu aşamadan sonra davacının dilekçesinde de açıkça belirttiği üzere söz konusu malların 92.400 adetinin satılmış olduğunun davacı tarafından taraflarına bildirildiğini, hal böyle iken söz konusu malların gerçekten ayıplı olması durumunda hem ülkeden çıkışı esnasında; hem de söz konusu ürünlerin Almanya'ya girişi esnasında uygun görülüp ihracatının gerçekleştirilmesi karşısında ve davacının müşterisi tarafından söz konusu malların 92.400 adetinin ilk partide 455.080 adetinin ikinci partide satılması karşısında bir ayıbın olmadığının açıkça ortada olduğunu, söz konusu malların ... maske olduğunu, mevcut salgın sürecinde kullanıldığı da göz önünde bulundurularak satışa konu edilemeyecek kadar bir ayıp söz konusu olsa idi, bu malların Almanya gibi bir ülkede satışının mümkün olmayıp, mahrece iadesiyle müvekkili şirkete tesliminin sağlanacak olduğunu ve sağlanmasının gerektiğini, bu nedenle ticaretin gerçekleştirildiğini ve malların tesliminin sağlandığını, 19.02.2021 tarihinden bu yana davacı ve müşterisinin tasarrufunda bulunan malların açıkça satışa arz edildiğini ve bundan dolayı müvekkili şirketin hiçbir dahilinin de olmadığı göz önüne alındığında, davacı ve müşterisinin iddia ettiği üzere malları daha ucuz bir fiyata sattığı gerekçesiyle müvekkiline bundan doğan bir zararın yüklenemeyeceğinin açık olduğunu, davacı ve müşterisinin söz konusu malların 49.500 adetinin  02.06.2021 tarihinde satıldığı göz önünde bulundurulursa söz konusu malların ederinden daha düşük bir fiyata satılması hususunda müvekkili şirketten bir icazet alınmadığı gibi müvekkili şirketin icazetinin de söz konusu olmadığını, bu durumun tamamen davacı ve müşterisinin tasarrufunda gerçekleştirildiğini, daha sonrasında ise 03.12.2021 tarihinde davacı şirket yetkilisi .... tarafından bakiye 455.080 adet malın satışı konusunda 0,03-EUR'dan satılacağı hususu konusunda taraflarından icazet talep edilen bir mail atılmışsa da, söz konusu müvekkili firma yetkilisi tarafından verilen cevapta  malların kendi tasarruflarında olduğunu, söz konusu malların gerçekten ayıplı olup olmadığı hususunda somut bir veri dahi ortaya konulamamışken bakiye ürünlerin satışı konusunda tasarrufun tamamen kendilerinde olduğunu, bu konuda kendilerine bir icazet vermelerinin mümkün olmadığının bildirildiğini, ayrıca davacının, dava konusu ürünlerin 02.06.2021 tarihinde 49.500 adetini, 20.07.2021 tarihinde 41.900 adetini olmak üzere toplamda 92.400 adetini 0,05-EUR ve 06.12.2021 tarihinde 455.080 adetini 0,03-EUR bedel ile sattığını bildirdiğini, davacının müşterisinin bu satışları hangi kriterlere göre satmış olduğunun da belli olmadığını, davacının, müşterisinin ayıp iddiası karşısında ürünleri müşterisinden iade almadığını, taraflarınca dava konusu ticari işlemin davacı ile gerçekleştiğini, davacının ise müşterisine sattığını, haliyle davacının müşterisinin ayıp iddiasına davacının çözüm bulmasının gerektiğini, davacının müşterisini mağdur etmemek adına ürünleri iade alıp, bu hali ile elinde bulunan ürünler ile müvekkili aleyhine yasal yollara başvurmasının gerektiğini, ancak ürünlerin davacının müşterisi tarafından satıldığını ve davacının da bu satışlardan sonra zarara uğradığına yönelik fark bildirmekte olduğunu, ancak yapılan satışların bedellerinin neye göre belirlendiği, hangi kriterler ile bu bedellerin tespit edilerek satışın yapıldığının belli olmadığını, ayrıca davacının talep ettiği zararın doğmuş olması için davacıya müşterisi tarafından yansıtılan fiyat farkı faturasının davacı tarafından ödenmiş olmasının gerekmekte olduğunu, ancak dava dilekçesi ve ekleri incelendiğinde söz konusu fiyat farkı faturasının dosyaya sunulmuş olduğunu, ancak bu faturaya ilişkin davacı tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığına dair  ödeme dekontunun mevcut olmadığını, bu hali ile davacının zararının oluşup oluşmadığının ise kesinlik kazanmadığını, ayrıca dava konusu ticarette belirtildiği üzere maskelerin ve kutularının imalatı ve hibe konusunda ... Şirketi ile anlaşıldığını, huzurdaki davanın müvekkili aleyhine sonuçlanması ihtimaline binaen, söz konusu maskelerin üreticisi olan ... Şirketi'ne rücu edilecek olması nedeniyle davalı yanında yer almak üzere davanın... Şirketi'ne ihbarının gerektiğini, söz konusu ayıbı kabul anlamına gelmemek üzere ileride doğabilecek herhangi bir zarar nedeniyle müvekkili şirketin mağdur olmaması adına üretici firma  ... Şirketi'ne durum izah edilerek, söz konusu mallara ilişkin talep edilen zararın karşılanmasının istendiğini, fakat ekte sunulan cevabi ihtarnameden de görüleceği üzere söz konusu malların tüm proseslere ve standartlara uygun olarak üretim esnasında kontrolör firma ... Grup tarafından her aşamada denetlendiği, davacının iddia etmiş olduğu gibi 3 ayrı maskenin aynı pakette ihraç edilebilmesinin mümkün olmayacağı gibi bahse konu böyle durumda hem Türkiye hem de Almanya gümrüğünden iddia edildiği üzere ürünlerin geçirilebilmesi ihtimalinin dahi bulunmadığının bildirilerek söz konusu mallarda herhangi bir ayıbın mevcut olmadığının ... Şirketi tarafından bildirildiğini savunarak, davanın reddi ve davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...İtirazın iptali, İİK'da düzenlenen bir dava türü olduğundan İİK hükümleri de dikkate alınır. İtirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır. HMK'daki dava şartları yanında İİK'daki  özel dava şartları da incelenecektir.Buna göre yapılan değerlendirmede, davacı tarafça ... sayılı dosyası kapsamındaki icra takibinde 112.932,80-EUR ayıplı ürün fiyat farkı alacağı ve 4.250,00-EUR ayıplı ürün taşıma ve gümrükleme masrafı olmak üzere toplam 117.182,80-EUR alacak talebinde bulunulduğu, takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının gösterilmediği, bu anlamda 2004 sayılı İİK'da özel dava şartı olarak öngörülen dava şartının somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacı tarafından açılan davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilerek ...\" gerekçesiyle davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle HMK’nın 114/2 ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine, karar  verilmiştir.Bu karara karşı, her iki taraf vekillerice istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Usulden ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın kaldırılması gerektiğini, davacının alacak iddiasının ayıplı ürüne dayandığını, malların davacıya teslim edildiğini, bir ihtilafın olmadığını, ayıplı olduğuna dair ilk bildirimin 18.03.2021 tarihinde yapıldığını, fakat bu bildirime ilişkin somut bir veri, test, analiz, fotoğraf vs verilerin mevcut olmayıp tamamen soyut iddiadan ibaret olduğunu, ayrıca davacının herhangi bir numuneyi elinde bulundurmadan, tespit yaptırmadan dava açtığını, ayıplı ürün olduğunun kabul edilebilmesi için mevcut verinin olmadığını, teslim edilen ürünlere ilişkin numunelerin mahkemeye sunulduğunu iddia ederek, kararın kaldırılıp davanın esas bakımından reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalı şirketin sözleşmeye uygun edimini yerine getirmemesi ve ayıplı ürün sebebiyle oluşan zararın ödenmesi amacıyla icra takibi başlatıldığını, itirazın iptali davasının mahkeme tarafından İİK'daki özel dava şartının yokluğu nedeniyle usulden reddedildiğini, ret kararının hukuka aykırı olduğunu, sözleşmede ayıp ve garanti hükmünün uygulanması gerektiğini, bilirkişi ek raporunda tespit yapıldığını, dava konusu olayda davacı alt müşterisinin ürünleri kabul etmeyip reddettiğine göre sözleşmenin 6. maddesine istinaden davalının ürünleri iade alması ve masrafları ödemesi gerektiğini, usulden ret kararının hukuka aykırı olduğunu, sistem üzerinden yabancı para alacaklarında takibin TL değerinin girileceğine dair bir alanın olmadığını, UYAP sistemi üzerinden yabancı para alacağı takibi açma işlemleri sırasında yabancı para alacak miktarı girildiğinde sistemin otomatik olarak o günkü kur üzerinden yabancı para alacağını TL'ye çevirerek nispi harcı hesapladığını, UYAP Avukat Portalı üzerinden açılan takiplerde takip talebini sistemin kendisi oluşturduğunu, evraka haricen yeni bir ifade yazılmasına takip tarihindeki TL değerinin yazılmasına sistemin izin vermediğini, UYAP sisteminin kur bilgileri üzerinden hesaplamayı otomatik yapıp harcı belirlediği için takibin açıldığı tarihteki TL değerinin UYAP işlem kayıtlarında mevcut olduğunu, avukat portal takip programında ilgili mevzuata aykırılık var ise bu aykırılık nedeniyle davanın usulden ret kararının Anayasanın 36. maddesine aykırı olduğunu, adil yargılanma hakkına açıkça aykırılık oluşturduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, satış çerçeve sözleşmesi kapsamında satılan ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile  ürün satış bedeli, ayıplı ürün fiyat farkı, ayıplı ürünlerin taşıma, gümrükleme, fatura ve makbuz bedellerinin tahsili amacı ile  başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Taraflar arasında, satış çerçeve sözleşmesinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, icra takip talebinde döviz cinsinden başlatılan takipte Türk lirası karşılığının gösterilmemiş olmasının usul ve yasaya uygun olup olmadığı, davacı iddiasına göre avukat uyap portal sisteminde başlatılan takiplerde takip talebinde takibin Türk Lirası karşılığının gösterilmemiş olması neticesinde davanın dava şartı yokluğundan usulden ret kararının adil yargılanma hakkını ihlal edip etmediği ve davanın usulden değil esastan reddinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Mahkemece, taraf delilleri değerlendirilip ,bilirkişi rapor ve ek rapor alındıktan sonra davanın  dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair karar verilmiştir.Dava, İİK 67.maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. Davacı vekili tarafından, ... sayılı dosyasında, davalı hakkında toplam 117.182,80 EURO tutarındaki alacağın tahsili amacıyla 10.12.2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Takip talebinde tarafların da kabulünde olduğu üzere alacağın Türk Lirası karşılığının gösterilmemiş olduğu, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itirazda bulunulduğu ve davacının İİK'nın 67. madde gereğince iş bu itirazın iptali davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. <br>İİK'nın 58. maddenin üst başlığı \"Takip talebi ve muhtevası\"dır. Anılan maddenin ilk fıkrasında, takipte bulunması gereken hususlara ve  takip talebinin icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılacağı ifade edilmiştir. Maddenin 3. Fıkrasında, takip talebinde bulunması zorunlu olan hususlar arasında \"Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi; \" sayılmıştır. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. İcra İflas Kanunu Yönetmeliğinin 16. maddesinde, UYAP'ın kullanılması düzenlenmiştir.İcra İflas Kanunun Yönetmeliği'nin 16. Maddesinde, icra takip talebinin ve ilgili işlemlerin UYAP üzerinden yapılabileceği hususu ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Gerek Yönetmeliğin anılan hükmü gerekse İİK'nın 60. maddede, icra müdürünün takip talebinin bu kanunda öngörülen şartları içerdiğine karar vermesi hâlinde ödeme emri düzenleyeceği, talebin kabul edilmemesi hâlinde verilen kararın tutanağa yazılacağı belirtilmiştir.Somut davada, davacı vekili tarafından her ne kadar takip talebinin elektronik ortamda yapıldığı ve yabancı para ile ilgili başlatılan takipte Türk lirası karşılığında harcın alınmasına rağmen takip talebinde Türk lirası karşılığının gösterilmediği ve bunun kendilerinden kaynaklanmadığını iddia edilmiş ise de iddiayı destekler dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belge mevcut değildir. İddianın bir an için  doğru olduğunun kabulü halinde ise takibin bu şekilde başlatılarak devamı usulüne uygun bir icra takibi başlatılmamış olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir. İİK'nın 58. madde düzenlemesi emredici niteliktedir. Yasa ve yönetmelik kapsamında elektronik ortamda başlatılan takip talebindeki eksikliğin mevcudiyeti hâlinde başvuran tarafça bu durumun ilgili icra müdürlüğüne bildirilmesi ve talebin yenilenerek düzeltilmesi gerekirken bu düzeltme yapılmamıştır.Teknik veya sistemsel sorun usule uygun şekilde gerçekleştirilmeyen takip talebini geçerli hâle getirmeyecektir. Bu nedenlerle, takibin geçerli olmadığı ve böylece itirazın iptali davası bakımından özel dava şartı olan geçerli bir takibin bulunması şartının somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin istinaf konu kararının hukuka uygun olduğu kanaatine varıldığından, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği durumlarda, uyuşmazlığın esasına dair dair yargılama yapılamayacağından ve buna dair bir karar verilemeyeceğinden, davalı vekilinin esasa yönelik istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca  yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 19.12.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"303812bd3a92f2fa","SID":"ef3fdf9a4556fbbb"}}