{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1827 Esas<br>KARAR NO: 2024/2064 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/10/2024<br>NUMARASI: 2023/862esas-2024/939karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 19/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalıdan alacağı olan 262.939,52-TL'nin işleyecek yasal faizi ile tahsiline, itirazında davalı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra-inkâr tazminata mahkûm edilmesine,  yargılama sonuna kadar alacağını teminat altına alınması için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi kararında;\"Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasındaki kömür ithalat ihracatına ve satımına dayalı ticari ilişki kapsamında davacının alacaklı olup olmadığına ilişkin  olduğu tespit edilmiştir. Küçükçekmece İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 13.941,65 USD alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılamada ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapmak üzere bilirkişiden rapor alınmıştır. Alınan bilirkişi raporuyla davacı ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının cari hesap alacağının bulunduğu, alacak miktarının 13.865,67 USD asıl alacak ve 94,97 USD işlemiş faiz olduğu belirtilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Mevcut olayımızda davalının kendisine verilen kesin süre içerisinde ticari defterlerini sunmadığı, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu anlaşılmakla davacı defterleri hükme esas alınmıştır. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taleple bağlı kalınarak toplam alacağın 13.941,65 USD olduğu, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödenmediği anlaşılmakla davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur....\"gerekçesi ile, '' 1-Davanın KABULÜ ile; davalının Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazının 13.865,67USD asıl alacak ve 75,98USD gecikme faizi olmak üzere toplam 13.941,65USD üzerinden İPTALİNE, 13.941,65USD alacak yönünden takip tarihinden itibaren  3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca 1 yıl vadeli USD cinsi mevduatlara uygulanan en yüksek mevduat faizi uygulanarak takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, 2-Hükmedilen alacağın %20'si olan 52.587,90TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;\" A- Dosyadaki tüm tebligatlar usulsüz olup; istinaf başvurumuza konu hüküm  müvekkilin savunma hakkı kısıtlanarak ve adil yargılanma hakkı elinden alınarak, hukuki dinlenilme hakkı da ihlal edilerek hukuka aykırı şekilde verilmiştir. ... Mersis nolu ... unvanlı davalı müvekkil şirketin ekte sunduğumuz ... sayılı 27 Temmuz 2023 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinden de anlaşılacağı üzere; Bakırköy ... Noterliği 'nin 24.07.2023 tarihli ... yevmiye no ile tasdikli 20.07.2023 tarihli 1 sayılı genel kurul kararı gereği,İkitelli Organize Sanayi Bölgesi ... Sanayi Sitesi ... Blok No:... Başakşehir-İstanbul  olan yasal adresi ... Mahallesi ... Sokak ... No:... İç Kapı No:... Zeytinburnu-İstanbul olarak değiştirilmiştir.İşbu değişiklik Türk Ticaret Kanun'una uygun olarak 27.07.2023 tarihinde TTSG 'de İLAN edilmiştir. Görüldüğü üzere İstinaf başvurumuza konu hukuka aykırı kararı vermiş olan yerel mahkeme, 12.09.2023 tarihinde açılan işbu davanın dilekçesi ve tensip zaptı başta olmak üzere dosyadaki tüm tebligatları, davalı müvekkil şirketin eski adresine göndermiştir. Müvekkil şirketin yasal adresi dava tarihinden çok önce, 27.07.2023 tarihinde değişmiş VE İLAN edilmiştir.Önemli olduğu için tekraren; davalı müvekkil şirketin söz konusu merkez nakli dava tarihinden önce resen tescil edilmiştir. Bu durum İTO kayıtlarından anlaşılmaktadır. Dosyadaki tüm tebligatlar doğrudan İTO kayıtlarında yer alan ve güncel olmadığı açıkça belirtilmiş olan eski adresine yapılmıştır. Yeni adres araştırılması yapılmaksızın davalı müvekkili şirketin yokluğunda yargılamaya devam edilmesi kabul edilemez. Bu nedenle dosyadaki tüm tebligatlar usulsüzdür. Elektronik Tebligat başlıklı Tebligat Kanunun 7. maddesi gereğince tüm özel hukuk tüzel kişilerine elektronik yolla tebligatların yapılması gerektiği açıktır. Tebligat Kanunun 35/4 maddesi gereğince daha önce tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlarda ki adreslerin esas alınacağı ve bu madde hükmünün uygulanacağı da ortadadır. Davalı müvekkili şirketin limited şirket olması ve kanunen zorunlu elektronik tebligat alıcısı olduğunun da açıkça ortada olmasına rağmen mahkeme tarafından davalı müvekkile elektronik tebligat yolu ile bildirim yapılmamıştır. Normal yolla yapılan tebligatın iade dönmesini takiben resmi kayıtlarda yer alan adres araştırması yapılması sonucunda yeniden tebligat işlemleri yapılması gerekirken eksik ve hatalı işlem yapılmıştır. Yerel Mahkemenin bu şekilde TTSG üzerinden herhangi bir araştırma yapmaksızın davalı müvekkilin yasal adresi olmayan bir adrese tebligat yaparak yargılamayı yürütmüş olması davalı müvekkilin savunma hakkını kısıtlamış olup adil yargılanma hakkını elinden almıştır. Haliyle bunun neticesinde HMK md 27 'de düzenlenmiş olan hukuki dinlenilme hakkı da ihlal edilerek verilmiş olan ilam da hukuka aykırı hale gelmiştir. İstanbul BAM, 14. HD., E. 2024/3 K. 2024/538 T. 28.3.2024 \"...TK'nın 35. maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebligatların yapılması gerekirken, nakil olunan adrese taşınmış olduğuna dair açıklamaya rağmen TK'nın 35.maddesine göre eski adrese gerçekleştirilen tebligatlarla davalının yokluğunda yargılamaya devam olunması usul ve yasaya uygun olmamıştır. Taraf teşkili sağlanmadan, davalının yokluğunda gerçekleştirilen yargılama neticesinde davalı tarafın HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edilmiş olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir...\" Bunun yanında tüm tebligatların davalı müvekkilin elektronik tebligat adresine yapılması gerektiğini açık olmakla, Mahkemenin ... ve ... barkod nolu \"örnek no:24\" ve \"örnek no:25\" nolu tebligatları da \"tebliğ tarihinde geçerli olmayan eski adreste\" Tebligat Tüzüğü'nün 18. Maddesine aykırı şekilde, davalı müvekkil şirketi temsil ve ilzama yetkili olmayan ve hatta davalı müvekkil şirket tarafından tanınmayan ve davalı müvekkil şirkette SGK kaydı bulunmayan ... isimli kişiye yapılmıştır. Ayrıca bu iş bu tebligatlarda, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. ve 13. maddelerine aykırı davranılmış ve tebliğ yapılacak kişilerin herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunup, bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olup, olmadıkları hususu da araştırılmamış, tebliğ mazbatasında da gösterilmemiştir. Dosyadaki tebligatlar ve özellikle işbu tebligatlar bu yönleriyle de hukuka aykırıdır. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2008/14436 K. 2008/17953 T. 21.10.2008 \"...Borçlu şirket yetkilisinin bulunmadığı belirtilmeden doğrudan doğruya temsil yetkisi olmayan şirket çalışanına yapılan tebligat usulsüzdür. Tebliğ usulsüz olsa dahi muhatap öğrenmiş ise tebliğ geçerli sayılır. Yetkili olmayan personel huzurunda yapılan işlemler tebliğ anlamına gelemez. 7201 Sayılı Tebligat Kanununun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ; yapılacak bu kişiler herhangi bir sebeple mutat is saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birisine yapılır. Tebligat Nizamnamesinin 18. maddesinde de selahiyetli kişilerin bulunmadığının tebliğ mazbatasında gösterilmesi lüzumu hüküm altına alınmıştır. Somut olayda Borçlu ... Tas. ve Tic. AŞ. ne gönderilen 13 örnek Ödeme emri “genel müdür ...” imzasına tebliğ edilmiştir. Alacaklı vekilince sunulan Beyoğlu ... Noterliğince düzenlenen 01.09.2006 tarih ve ... yevmiye nolu imza sirkülerine göre ...’ın borçlu şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Tebligat Tüzüğü’nün 18. maddesine aykırı olarak borçlu şirket yetkililerinin tebligat tarihinde adreste bulunmadığı belirlenmeden doğrudan doğruya temsil yetkisi bulunmayan şirket çalışanına yapılan tebligat usulüne uygun bulunmamaktadır. Bu ilkeler Hukuk Genel Kurulu’nun 22.06.1988 tarih 1988/12-266 sayılı kararında da kabul edilmiştir...\"<br>YARGITAY 12. HD. 12.02.2018 T. E: 2016/27622, K: 1127 \"...Tebliğ memurunun, beyanı alınan ve haber verilen komşunun kim olduğunu belirlemediği, muhatabın adreste bulunmama sebebini, borçlunun adresinden geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığını, ilgili kişilerden sormak suretiyle tesbit ve tevsik etmeden \"nerede olduğunun bilinmediği\" açıklaması ile yetinerek, muhtara tebliğ ve 2 nolu haber kağıdının kapıya yapıştırılması ile tebliğ işlemini tamamlaması halinde, yapılan bu tebligatın, usulsüz olduğu...\" DAvacı taraf işbu hukuka aykırı yargılama neticesinde verilmiş olan hukuka aykırı ilamı ve ferilerini Küçükçekmece İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında infaza başlamıştır. Sayın Daireniz tarafından tedbiren ve teminatsız olarak işbu takibin durdurulması yönünde bir karar verilmediği takdirde davalı müvekkilin telafisiz zor ve imkansız zararları doğacaktır. bu nedenle öncelikle tedbiren söz konusu icra takibinin teminatsız olarak durdurulması yönünde ara karar vererek ilgili icra dosyasına gönderilmesine akabinde de istinaf başvurumuzun kabul edilerek yerel mahkeme hükmünün kaldırılarak, yeninden yargılama yapılmak üzere dosyanın iade edilmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz.B- Davalı müvekkilin davacıya herhangi bir borcu bulunmamaktadır. HAtta ve hatta davalı müvekkil ile davacı şirket arasında hiç bir ticari ilişki yoktur. Dava haksız ve kötü niyetli ikame edilmiştir. Davacı ... ÜRETİM SAN. TİC. A.Ş. İle davalı müvekkil ... TİC LTD. ŞTİ. Arasında hiç bir zaman bir ticari ilişki kurulmamıştır. Kanaatimizce davacı maddi hata yapmış ve yanılarak davalı müvekkile fatura kesmiştir. Zaten davalı müvekkilimiz söz konusu faturaya itiraz etmiş ve kayıtlarına dahi almıştır. Yukarıda açıkladığımız usulsüz tebligatlara dayalı yargılamada davalı müvekkilimiz savunma haklarımı kullanamadığı için bu durum ortaya koyulamamıştır. Sayın Dairenizin kaldırma kararı neticesinde yapılacak inceleme sonucunda işbu gerçek durum ortaya çıkacaktır.Gerçekten de dava dilekçesi ekinde sunulmuş olan e-mailler, ve diğer belgeler incelendiğinde hiç bir belgede davalı müvekkil ... TİC LTD. ŞTİ. 'nin unvanının geçmediği, davacının ... Ticaret Ltd. Şti. unvanlı bir şirket ile ticari ilişki kurmuş olduğu daireniz tarafından da görülecektir. Özetle davacının, davalı müvekkil ile hiç bir ticari ilişkisi yoktur. Davacının, davalı müvekkile mal teslim ettiğini gösterir ve dosyaya sunduğu hiç bir sevk irsaliyesi yoktur. Dosyaya video kaydı sunduğundan bahsetmişse de dosyada herhangi bir video kaydı yoktur. Dosyada yer alan fotoğraflarda görünen konteyner numaraları ile dosyaya sunduğu gümrük belgeleri ve faturalardaki konteyner numaraları farklıdır. Davacının dilekçesinde de ikrar ettiği üzere şirket yetkililerinin yabancı olması, genellikle Türkiye dışında bulunması v.b. nedenlerle kendi kayıtlarında karışıklık yaşadıklarını ve sehven davalı müvekkile karşı bu süreci yürüttüklerini düşünmekteyiz. Çünkü davalı müvekkilin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere davalı müvekkil ile davacı arasında hiç bir ticari ilişki kurulmamıştır. Davacının delil olarak dosyaya sunduğu hiç bir belgede davalı müvekkil unvanı yer almamaktadır. Faturasına itiraz edilmiştir. Sevk irsaliyesi yoktur. Davalı müvekkile teslim edilmiş herhangi bir mal yoktur. Davalı müvekkile ödenen ya da davalı müvekkilden ödenmiş herhangi bir bedel yoktur. Tüm bu gerçek durum değerlendirildiğinde yeniden yargılama neticesinde haksız ve hukuka aykırı davasının da reddi gerektiği sayın daireniz tarafından görülecektir. Tüm bu kapsamda işbu gerçek durumun ortaya çıkartılabilmesi için davalı müvekkilin yokluğunda, usulsüz tebligata dayalı olarak yürütülen ve karar verilen dosyadaki kararın kaldırılmasını ve neticesinde davanın reddine karar verilmesini talep ederiz.\" demiştir.İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı tarafından ithal edilerek davalıya teslim edildiği iddia edilen fatura konusu ürünlerin bakiye bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1 maddesine göre kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Aynı Kanunun  12. maddesine göre hükmi şahıslara tebliğin selahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılır. Kanun'un 13. maddesine göre de tebliğ yapılacak bu kişiler her hangi sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacakları bir halde oldukları takdirde tebliği orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. 25.01.2012 tarihli ve 28184 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik Hükümlerine göre, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gerektiği, bu kişilerin de bulunmaması halinde bu hususların tebliğ evrakına yazılarak tebligat, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır. 35. Maddesine göre kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır. (Ek : 6/6/1985-3220/12 md.; Değişik fıkra: 11/1/2011-6099/9 md.) Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır. Somut uyuşmazlıkta; davalının Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı adresi \"İkitelli Organize Sanayi Bölgesi ... Sanayi Sitesi ... Blok No:... Başakşehir/İstanbul\" adresi iken dava tarihinden önce 27/07/2023 tarihine yayımlanan ticaret sicil gazetesine göre adresini  \"... Mah. ... Sk. ... No:... İç Kapı No:... Zeytinburnu/İstanbul\" taşıdığı, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde de davalının yeni adresi olan \"... Mah. ... Sk. ... No:... İç Kapı No:... Zeytinburnu/İstanbul\" adresinin gösterildiği, Mahkemece Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca ilk önce dava dilekçesinde belirtilen bu adrese tebligat çıkarılması gerekirken bu adres dikkate alınmadan dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli ön inceleme duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin dava tarihinden önce değiştirilen  \"İkitelli Organize Sanayi Bölgesi ... Sitesi ... Blok No:... Başakşehir/İstanbul\" eski adresine çıkarıldığı, söz konusu tebligatın \"tüzel kişinin adresinde bulunmaması, iş takibinde olması sebebiyle ehil yetkili 18 yaşını doldurmuş daimi işçisi imzasına tebliğ edilmiştir.\" şerhiyle tebliğ edildiği, ancak söz konusu tebligatı alan bu kişinin şirketin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle muhatap hükmi şahsın mümessilinden sonra gelen veya evrak müdürü gibi esasen bu işlerle tavzif edilmiş bir kimse olup olmadığının, şirkette böyle bir kimsenin bulunup bulunmadığının tespiti yapılmadan bu kişiye tebligat yapıldığı, bu haliyle söz konusu tebligatın usulüne uygun olmadığı, tebligattaki kişinin icra dosyasında takip sırasında henüz değiştirilmeyen ve resmi olarak geçerli olan eski adresinde davalı şirket adına tebligat almasının da sonuca etkisinin bulunmadığı, daha sonra Mahkemece aynı adrese çıkarılan bilirkişi raporu ekli duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin bila tebliğ iade edildiği, bunun üzerine Mahkemece davalının güncel İTO kaydı dahi sorgulanmaksızın ve söz konusu adresin davalı şirketin güncel resmi adresi olup olmadığı kontrol edilmeksizin bundan sonraki tüm tebligatların davalının dava tarihinden önce değiştirilen bu eski adresine yapıldığı ve yapılan tebligatların usul ve yasaya aykırı olduğu, böylelikle Mahkemece davalı tarafa dava tarihinden itibaren usulüne uygun olarak tebligat yapmaksızın ve savunma hakkı tanımaksızın gıyabında yargılama yapılmak suretiyle yukarıda belirtildiği şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 7. maddesine göre maddede belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik tebligat usulü ile yapılması öngörülmüş ve davalı vekili tarafından da her ne kadar davalının mersis adresine e-tebligat yapılmadığı ve tebligatın bu haliyle de geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de, Uyap ortamından yapılan sorgulamada davalının e-tebligat adresinin bulunmadığı tespit edildiğinden bu husus kaldırma sebebi yapılmamıştır.Mahkemece yapılacak iş; yeni bir ön inceleme duruşma günü tayin edilmek suretiyle davalı vekiline dava dilekçesi, davacı delilleri, tensip zaptı, bilirkişi raporu, duruşma tutanakları, ara karar ve yargılamaya ilişkin tüm belgelerin ekli olduğu ön inceleme duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebliğ edilerek savunma hakkı tanınması ve bildirdiği delillerin toplanması, davacı vekiline ön inceleme duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebliğ edilmek suretiyle belirlenen ön inceleme duruşmasında tarafların iddia ve savunmalarının dinlenmesi, varsa dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verilmesi,  anlaştıkları ve anlaşmadıkları konuların tespit edilmek suretiyle tahkikatın yürütülmesi ve sonucuna göre karar verilmesidir. Sonuç olarak, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, davalının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının  istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/10/2024 tarih, 2023/862 esas-2024/939 karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/12/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6016231e7dc8b479","SID":"30698836a07ad2ad"}}