{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/129 <br>KARAR NO: 2024/1892<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/12/2023<br>NUMARASI: 2023/927 E. -  2023/1062  K.<br>DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki istirdat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili,  dava dilekçesinde özetle;  davacı aleyhine alacaklı sigorta şirketi tarafından, rücu alacağı iddiası ile  Bakırköy ... İcra Müdürlüğü”nün ... Esas sayılı dosyası ile “ilamsız icra takibi” yapıldığını, davalı sigorta şirketi tarafından, davacı aleyhine rücu alacağına ilişkin icra takibinin haksız gerekçe ile yapıldığını, davacının iş yoğunluğu sebebi ile sehven unutularak itiraz edilmediğinden icra takibinin kesinleştiğini ve davacı tarafından ödeme yapılarak dosyanın kapandığını, davacının  sigorta şirketine hiçbir borcu bulunmadığını, Yargıtay’ın vermiş olduğu karar örneklerinde görüldüğü gibi, zarar gören kişilere sorumluluk sigortasından ödeme yapan sigortacının, işletene ve taşımacıya  rücu edebilmesi için, kazanın oluşu ile taşıma sınırının üstünde fazla yolcu ve yük alınması arasında “nedensellik bağı” kurulabilmesi gerektiğini, yasal olarak bu şartların gerçekleşmesi halinde rücu hakkından bahis edilebileceğini, tazminat ödenmesine sebebiyet veren trafik kazasında  sigorta şirketi lehine rücu talebinin oluşabilmesi için  trafik kazasının oluşumunda  ağır kusurunun bulunup bulunmadığı, gerçekleşen riziko ile istiap haddinden fazla yük ve yolcu taşıma arasında “uygun nedensellik bağı”nın bulunup bulunmadığı tespit edilip araştırılması ile elde edilecek teknik ve bilimsel verilere göre rücu hakkının doğup doğmadığının tespit edilmesinin gerektiğini,  bunun yasal bir zorunluluk olduğunu, sigorta şirketinin yalnızca tek taraflı soyut iddiası ile değerlendirme yapılarak rücu hakkının bulunduğu iddiası ile davacı aleyhine rücu alacağına dayalı icra takibi yapılmasının hiçbir hukuki dayanağının olmadığını, bu durumun hakkaniyet ilkeleri ile de bağdaşmadığını belirterek davacının borçlu olmadığı halde Bakırköy ... İcra Müdürlüğü”nün ...Esas sayılı dosyası ile ödemek zorunda  kaldığı 112.440,00 TL takip miktarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; görev itirazlarının olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, yetki itirazlarının olduğunu,  davanın; icra takibini yapan icra dairesinin bulunduğu yerde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılmasının gerektiğini, icra takibinin Bakırköy İcra Dairelerinde başlatıldığını, borçlunun icra takibinde yetki itirazlarının bulunmadığından somut uyuşmazlıkta Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu belirterek davanın görevsiz mahkemede açılmasından dolayı usulden reddine, davanın yetkisiz mahkemede açılmasından dolayı usulden reddine, davacının dava ehliyeti olmadığından dolayı usulden reddine,  mahkemenin esasa ilişkin inceleme yapması halinde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, alacağın %20'sinden az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep etmiştir. Mersin 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/455 Esas, 2023/141 Karar ve 16.05.2023 tarihli kararı ile; mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Karar istinaf edilmeyerek kesinleşmiştir.Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/338 Esas, 2023/332 Karar 28.08.2023 tarihli kararı ile; dava konusunun, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine dayanarak davalı sigorta şirketinden tazminat davası olduğu ve dava dışı şirket ile davalı sigorta şirketi arasında zorunlu mali sorumluluk sigortası olduğu, zorunlu mali trafik sigorta hükümlerinin TTK'da düzenlendiği, TTK'nın 4.maddesine göre TTK'da düzenlenen işlerden kaynaklanan hukuk davalarının ticari dava olarak kabul edildiği gerekçesiyle mahkemenin görevi ile ilgili dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davacı, takip dosyasında borçlu olup diğer takip borçlusu ise ... Ltd. Şti.dir. 2004 Sayılı İİK'nun 9 ve devamı maddeleri uyarınca icra dosyasına yapılan ödemeler borca mahsuben yapılmış sayılır. Dosyanın incelenmesinde, takip bocu yönünden ödemenin davacı değil diğer takip borçlusu ... Ltd. Şti adına bu şirketin yetkilisi ... tarafından yapıldığı görülmüştür.  Buna göre, davacı takip borçlusu sebepsiz zenginleşen konumunda değildir. Ayrıca İİK'nun 72. maddesi uyarınca istirdat davasını ancak takip borçlusu açabilecek ise de somut olayda ödemeyi yapan kişi davacı olmadığından diğer borçlu şirket tarafından icra takip dosyasına ödenen bedeli davacının geri isteme hakkı bulunmamaktadır. (Benzer nitelite Yargıtay 4.HD 2015/16289 E. 2016/3744 K. , Yargıtay 19.HD 2013/11618 E. 2014/8909 K. , Yargıtay 11.HD 2020/3425 E. 2020/5455 K.)...\" gerekçesiyle, davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından dava konusu takip borcu yönünden ödemenin müvekkili tarafından değil diğer takip borçlusu  ... Ltd Şirketi adına şirket yetkilisi ... tarafından yapıldığı, buna göre müvekkilinin sebepsiz zenginleşen konumunda olmadığı, İİK 72.maddesi uyarınca istirdat davasını ancak takip borçlusunun açabileceği, ödemeyi yapan kişinin müvekkili olmadığı gerekçesiyle davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili tarafından ibraz edilen deliller incelenmeden karar verildiğini, istirdat davasının borçlu olunmadığı halde bir paranın cebri icra   tehdidi altında alacaklıya veya icra dairesine ödemek zorunda kalan kişinin bunu geri almak için açtığı bir dava olduğunu, icra takip dosyasında davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen mevcut takip ve ödeme emirlerini, bu icra emirlerinde kimlerin borçlu sıfatı bulunduğunu, icra takibinin kesinleştiği incelenmeden verilmiş bir karar olduğunu, müvekkilinin davada hukuki menfaati olduğunu, icra takibinde borçluların müvekkili ile müvekkilinin hala çalıştığı şirket olduğunu, alacaklının ise davalı olduğunu, istirdat davasının borçlu görünen kişi veya borçlu yerine geçerek ödeme yapan kişi tarafından alacaklıya karşı açılacağını, istirdat davasında ispat yükünün borçluya ait olduğunu, davacının yalnızca bu parayı ödemesi gerekmediğini ispatlamakla ispattan kurtulacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince istirdat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, dava dışı şirket ile davacı gerçek kişi hakkında davalı sigorta şirketi tarafından hasar bedelinin rücuen tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, icra takibi sonucunda takip borcunun ödenmiş olduğu, davacının icra takibinin diğer borçlusu şirket çalışanı olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, takip borçlularından davacının ödenen takip borcu nedeniyle istirdat davasını açıp açamayacağı ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, meydana gelen trafik kazası neticesinde davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında  hasar bedelinin karşı araç maliki ve sürücüsünden rücuen tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında asıl alacak ve faiz olmak üzere toplam 87.651,08 TL tutarın tahsili amacıyla 05.07.2022 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, icra takibine takip borçlularının itiraz ettiği,  sonraki aşamada dava dışı borçlu şirketin temsilcisi ... tarafından icra takip borcunun ödendiği, davacının takip borçlusu olarak iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Dosya içerisinde davacının icra takip dosyasını yaptığı ödemeye  dair herhangi bilgi ve belge mevcut değildir. İİK'nın 72.maddesinin 7-8 fıkralarında; \"...Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer  mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı  istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur.\" düzenlemesine yer verilmiştir.  Somut davada, davanın konusunu oluşturan icra takip ödemesini yapan kişinin dava dışı takip borçlularından şirket temsilcisi olduğu sabittir. Davacı tarafça, aleyhine başlatılan icra dosyasından dolayı ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge dosyaya  ibraz edilmemiştir. Davacı vekili, menfi tespit veya istirdat davasının icra takibinin borçlusu tarafından açılması gerektiğini iddia ederek iş bu davayı açmıştır. Davanın takip borçlusu tarafından açılması gerekmekle birlikte takip borcunu ödemeyen borçlunun istirdat talebinin kabulü yasal düzenlemeye uygun düşmeyecektir.  Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir. Takip borcu, dava dışı diğer takip borçlusu tarafından ödenmiş olup, davacının istirdat davasında sübjektif  hak sahibi olmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince aktif dava ehliyeti yokluğu gerekçesiyle verilen ret kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.19.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"474cf6c11cf1b947","SID":"4890c1f5bf70029e"}}