{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/987 <br>KARAR NO: 2024/2054<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)<br>TARİHİ: 27/05/2021<br>NUMARASI: 2018/467 2021/244<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:19/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  taraflar arasında 04.04.2018 tarihinde Tanzania/ Zanzibar bağlama limanına kayıtlı ... (IMO ...) adlı geminin satışına yönelik satış sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmede geminin satış bedelinin 1.400.000 USD olarak belirlendiğini, davacı alıcının mülkiyetinde bulunan ... IMO numaralı ... isimli geminin 1.000.000 USD karşılığında davalı satıcıya devredileceğini, kalan bedel karşılığında 200.000 USD'lik taksitlerle sırasıyla 14.12.2018 keşide tarihli 200.000 USD bedelli ve 08.02.2019 keşide tarihli 200.000 USD bedelli çekler verildiğini, çeklerin 14.12.2018 ve 08.02.2019 tarihlerinde satıcıya-davalıya ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme uyarınca davalı satıcı tarafından davaya konu geminin emniyetli olarak yüzer biçimde klas sertifika kurallarına uygun sörvey belgeli bir şekilde davacıya teslim edilmesi gerektiğini, geminin 6102 sayılı TTK 932. Maddesi uyarınca denize elverişli olma koşullarını sağlamasının yanı sıra fiziki durumu ve emniyeti açısından asgari evrensel standartlara sahip olması gerektiği hususunda, geçerli bir klas sertifikasına sahip veya bu sertifikayı alabilecek niteliği haiz durumda bulunması gerektiği hususunda tereddüt bulunmadığını, klas sertifikalarının alınabilmesi için gemilerin tekne ve güverte donanımlarının makine donanımlarının, elektrik donanımlarının ve otomasyon sistemlerinin hasar ve aksaklık denetimine tabi tutulması gerektiğini, satış sözleşmesi uyarınca davacı tarafından davalıya verilen geminin klas sertifika kurallarına uygun, sörvey belgeli, hasarsız ve yüzer bir şekilde teslim edilmesine rağmen, 04.04.2018 tarihli satış sözleşmesi ile davacıya satılan ... adlı geminin ağır hasarlı ayıplı olduğunu, davalı tarafça kullanıma müsait olmayan ağır hasarlı ayıplı klas sertifika süresi geçmiş sefere çıkamaz durumda olan bir geminin davacıyı kandırılarak ve dolandırılarak davalı tarafından satıldığını, 04.04.2018 tarihinde Samsun Limanında davacı tarafından tesellüm edilen ... adlı geminin klas serti Akalarının süresinin 06.02.2018 tarihinde dolduğunu, gövde, güverte, makine ve elektrik donanımlarının fiziki koşullarının güvenli sayılamayacağı bu itibarla sözleşmede kararlaştırıldığı üzere emniyetli olarak yüzer biçimde alıcıya teslim edilmediğini, davaya konu edilen gemi üzerinde Samsun 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018 / 47 Değişik İş dosyası ile 1.473.634,00 TL zorunlu harcama yapıldığının tespit edildiğini, davalı tarafından ayıplı ve ağır hasarlı satılan gemiye davacı tarafından faturalı 453.607 USD, 7.000 EURO ve 196.752,00 TL zorunlu masraf edildiğini, geminin bakımı için tersanede kaldığı süre boyunca Nisan 2018 ve Mayıs 2018 tarihlerine ait 43.593,00 USD gemi personel gideri ödemek zorunda kalındığını, geminin Nisan 2018 ayındaki aylık ortalama 6 seferden doğan 65.000 x 6 = 390.000 USD, 2018 Mayıs ayındaki ortalama 6 seferden doğan 75.000 x 6 = 450.000 USD kaybının olduğunu, satıcı taahhütnamesinde belirtilen gemi hakkında teslim tarihinden öncesi için yapılmış olan iddialar varsa bu iddiaların sonuçlarını tazmin etmeyi taahhüt ederim şeklindeki kayıtsız ve şartsız davalı taahhüdü 04.04.2018 tarihli satış sözleşmesinin 4. Maddesinde geminin emniyetli bir şekilde ve yüzer şekilde olacağına dair yazılı maddeler doğrultusunda zararların tazmini için davalıya B. Çekmece ... Noterliği'nin 08.06.2018 tarihli ... yevmiye no.lu ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalı tarafından davacının hiçbir zararının tazmin edilmediğini, davalıya verilmiş olan ... IMO numaralı ... gemisinin davalı tarafından satıldığını, davalının işbu satış işleminin davacıyı mağdur ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak kaydı ile, İhtiyat-i tedbir taleplerinin kabulünü, 14.12.2018 keşide tarihli Trabzon keşide yeri ...'a ait 200.000 USD bedelli ve 08.02.2019 keşide tarihli Trabzon keşide yeri ...'a ait 200.000 USD bedelli çekler üzerine ödemeden men yasağı konulmasını, deniz ticaret kanunu, borçlar kanunu ve TTK mevzuatı kapsamında ayıplı- ağır hasarlı satılan gemiden doğan her türlü menfî ve müspet zararlarının ayrı ayrı tespiti ile ticari faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini, ücret-i vekalet ve yargılama giderlerinin davalı tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  dava dilekçesinin HMK 119 da zorunlu unsurları içermediğinden iptaline karar verilmesi gerektiğini, 119. Maddesi gereğince zorunlu unsurları ihtiva etmediğinden dava dilekçesinin iptali gerektiğini, davacının yabancılık teminatı yatırmadığından davanın dava şartı yokluğundan red edilmesi gerektiğini, davacının satış sözleşmesinden 4 ay sonra davalı gıyabında tek taraflı beyana dayalı ve halen taraflarına tebliğ edilmeyen tamamen davacı tarafından dosyaya sunulan CD, fotoğraf üzerinden yaptırdığı tespit işleminin hukuki değeri bulunmadığını, delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, davacının ... isimli geminin ayıplı, ağır hasarlı, sefere çıkamaz durumda satıldığı iddiasının tamamen satıştan kaynaklı bakiye borcun ödememek için ortaya atılan kötü niyetli isnat olduğunu, davacının kendisi de armatör ve tacir olan muhatap şirketlerce 01.04.2018 - 04.04.2018 tarihleri arasında Samsun Limanında teknik muayeneye tabi tutularak teslim tarihindeki mevcut haliyle görülerek, bilinerek ve kabul edilerek satın alındığını, geminin yapılan detaylı uzman incelemesi sonucunda 04.04.2018 tarihinde saat 16:30 da varılan anlaşma ve imzalanan evrak ile birlikte aynı tarihte alıcı firma olan ...yetkilisine teslim edildiğini, gemide ağır hasar veya ayıp mevcut olmadığı gibi tacir olan davacı tarafından TTK uyarınca süresinde yapılmış bir ayıp ihbarının olmadığını, davalının sözleşmeden kaynaklı üzerine düşen tüm yükümlülüğü yerine getirdiğini, davacının sözleşmeye uyarak çek bedellerini ödeyeceği inancıyla davalının gemiyi teslim ettiğini, ... isimli gemide ayıp, ağır hasar, sefere çıkamaz durumda olduğu iddiasının kendisinin de armatör olan yıllardır deniz ticareti ve gemi taşımacılığı yapan davacıya dava dilekçesinde belirtilen şekilde kandırılarak, dolandırılarak satılmış olduğu iddialarının gerçekliğinin bulunmadığını, dava konusu geminin davacıya sözleşme hükümlerin uygun mevcut haliyle emniyetli yüzer şekilde 04.04.2018 tarihinde teslim edildiğini, satış anlaması madde 6'da belirtildiği üzere teslimatta havuzlama yapılmayacağını, teslim tarihinden daha sonraki havuzlamalarda tespit edilen hasarlardan satıcının hiçbir sorumluluğu yoktur ibaresinin mevcut olduğunu, satış anlaşmasının eki olan madde 19 alıcı ...'ya satış öncesi geminin mevcut klas sertifikalarının yenilebilmesi için havuzlanması mecburiyeti konusunda bilgi verdiğini, alıcının gemiyi bu hali ile satın aldığını, satış sözleşmesine ekli 04.04.2018 tarihli ... gemisi teslim tesellüm tutanağında, geminin mevcut haliyle teslim ve tesellüm edildiğinin kabul ve müzakere edilemez olduğunun açıkça belirtildiğini, davacının gemiye yapmış olduğunu iddia ettiği zaruri masrafları davalıdan talep edebilmesinin hiçbir sözleşmesel ve hukuki dayanağı olmadığını, davacının gemiyi satın alırken mevcut haliyle satın aldığını, geminin klas sertifikasının yenilenmesi gerektiği klas sertifikasının yenilenmesi için havuzlama işlemi yapması gerektiğini, teslimatta havuzlama yapılamayacağım, havuzlamalarda tespit edilen hasar ve masraflardan da satıcının sorumlu olmadığını kabul ederek gemiyi teslim anındaki mevcut haliyle satın aldığı sözleşmede açıkça sabit olduğunu, ... gemisinin 04.04.2018 tarihli satış anlaşmasının 8 nolu maddesi gereğince biz satıcı ... geminin tüm borç, haciz ve ipoteklerden azade ve ari olduğunu alıcı ...'ne taahhüt ederiz, şeklinde olduğunu, gemi hakkında teslim tarihinden öncesi için yapılmış olan iddialar varsa, bu iddiaların sonuçlarını tazmin etmeyi taahhüt ederiz şeklinde olduğunu, zaten taahhütname de belirtilen satış anlaşmasının 8 numaralı maddesinin aynen \"satıcı gemiyi teslim anında haciz ve borçlarından temizlenmiş olarak teslim edecektir. Gemi hakkında teslim tarihinden öncesi için yapılmış olan iddialar varsa bu iddiaların sonuçlarını tazmin etmeyi taahhüt ederiz.\" şeklinde olduğunu, geminin üzerinde herhangi bir haciz veya borç var mıdır, dolayısıyla davalının bir sorumluluğunun olmadığını, davacının peşinat olarak verilen ... isimli geminin satış sözleşmesinden hemen sonra satıldığını İddia ettiğini, davacının yakışıksız ve mesnetsiz iddialarından birisi olduğunu, ayıp iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla tacir olan davacının sözleşme ve borç ifa ederken basiretli tacir olarak davranmak zorunda olduğunu, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığım belirterek, usule ilişkin itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddini, esasa girilecek olursa cevap dilekçesinde izah edildiği üzere davanm reddini, ücret-i vekalet ve yargılama giderlerinin davacı tahmiline karar verilmesini arz ve talep ettikleri görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi   kararında;\"Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuna özetle; Dosya üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, yukarıda ayrıntıları açıklanana gerekçelerle, dava konusu gemi satışına ilişkin sözleşmede bulunan kayıtların sorumsuzluk kaydı olarak değerlendirilebileceği ve geçerli kabul edilebileceği, davacının geminin teslimi sırasında halihazırdaki durumundan haberdar olduğunun kabul edilmesinin gerektiği, sözleşmede kararlaştırılan edimler arasındaki dengenin de bu kanaati güçlendirdiği, davacının teslimden ve tamirlerinden başlamasından iki ay sonra yaptığı ayıp ihbarının işlerin olağan akışına göre süresinde yapılan bir ayıp ihbarı olarak değerlendirilemeyeceği, gemide tespit edilen ayıplar teknik yönden gizli ayıp olarak değerlendirilmediğinden davalının bu ayıplardan sorumlu tutulamayacağı, geminin klasının yenilenmesi gereğinin sözleşme ile hüküm altına alınmış olduğu, davacının davalıyı gemi için yaptığı harcamalardan sorumlu tutamayacağı kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Dava konusunun ... isimli geminin ağır hasarlı, ayıplı kabul edilip edilemeyeceği, kabul edilmesi durumunda davacının kandırılma ve dolandırılma iddiasına göre talep edebileceği tazminat miktarının ne olacağı hususları olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama ve dosya kapsamı, deliller ile uyumlu olması nedeniyle içeriğine itibar edilen bilirkişi raporu birlikte incelenip değerlendirildiğinde; 04/04/2018 tarihli Satış Anlaşması, aynı tarihli Teslim-Tesellüm Tutanağı ,\"Liman Çıkış Belgeleri\", \"Klas Sertifikası\", \"Bilirkişi Tespit Raporu\" ve taraf anlatımları birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında davalının mülkiyetinde bulunan ... (...) isimli geminin, 400.000 USD'si 2 taksit halinde nakdi ödeme ile ve kalan kısmı davalının mülkiyetinde olan bir geminin (... isimli, ... IMO numaralı) 1.000.000 USD bedele karşılık gelmek üzere verilerek, toplam 1.400.000 USD bedel mukabilinde davacıya satışına yönelik satış sözleşmesi akdedildiği anlaşılmaktadır. Davacının, ... isimli kendi gemisinin satış devrini yaptığı ve gemisini davalıya teslim ettiği; davalının da ... isimli kendi gemisinin satış ve devir işlemlerini yaparak gemisini davacıya teslim ettiği anlaşılmaktadır. ... isimli geminin son seferini 05/01/2018 tarihinde Rusya/Novorossiysk limanından Türkiye/Samsun Limanına yaptığı; burada \"Trayler-Taşıma Amaçlı\" cinsi yükünü tahliye ettiği; 04/04/2018 tarihinde satış ve devir işlemleri yapıldıktan sonra da, Samsun Liman Başkanlığı'ndan alman izinle İstanbul/Tuzla'ya gitmek üzere 14/04/2018 tarihinde liman çıkış izni aldığı anlaşılmaktadır. 04/04/2018 tarihli  Satış anlaşmasının ilgili maddelerine  göz atıldığında; Teslimatta Gemilerin Durumu başlıklı 4. Maddeye göre; Satıcı, gemileri teslim ettiği anda gemiler emniyetli bir şekilde yüzer şekilde olacak ve mevcut halleriyle teslim edilecektir,. Anlaşmanın imzalandığı tarihten teslim tarihine kadar geçen sürede gemilerde sefer yapılmasından dolayı meydana gelebilecek normal aşınma, yıpranma ve hasarlar alıcı tarafından kabul edilmiştir. Teslim anında gemide bulunması zorunlu tüm ulusal, uluslararası sertifikalar ve klas sertifikaları gemiye ait plan, proje ve dokümanlar Alıcıya teslim edilecektir. Havuzlama başlıklı 6. Maddeye göre; Teslimatta havuzlama yapılmayacaktır. Teslim tarihinden daha sonraki havuzlamalarda tespit edilen hasarlardan Satıcının hiçbir sorumluluğu yoktur. Madde 17. Satıcının Alıcıya sunacağı belgeler düzenlenmiştir. Madde 19 'a göre ... LTD, Alıcı ... 'ya satış öncesi geminin mevcut klas sertifikalarının yenilenebilmesi için havuzlanması mecburiyeti konusunda bilgi vermiş olup, alıcı gemiyi bu haliyle satın almıştır. Teslim-tesellüm tutanağına göre ; Burada bugün; TANZANYA bayrağına kayıtlı, ... IMO numaralı \"...\" gemisinin Satıcı \"... LTD\" tarafından Alıcı \"...\" firmasına 04.04.2018 tarihli Satış Anlaşmasına göre teslim ve tesellüm edildiği teyid ve kabul olunur. Bu tutanağa göre dava konusu geminin Satıcı \"... LTD\" tarafından Alıcı \"...\"e mezkur Satış Anlaşmasına göre  mevcut haliyle teslim ve tesellüm edildiğini gösterir. Şartları göz önüne alındığında, alıcı davacının, gemiyi görerek ve durumunu bilerek satın aldığı; klas sertifikasının geçerlik süresinin gemiyi teslim aldığı tarihten önce dolduğunu sertifikasından gördüğü; sertifikasının yenilenmesi için geminin havuzlanması gerekeceğinin kendisine bildirildiği anlaşılmaktadır. Gemi, davalının mülkiyetinde iken son seferi olan Rusya/Novorossiysk -Türkiye/Samsun yolculuğunu ve keza davacı tarafından satın alındıktan sonra Samsun - İstanbul/Tuzla yolculuğunu yapmış ve Tuzla'da tersaneye girmiştir. Gemilerin tersaneye tamir maksatlı boş olarak gitmelerine izin verilebilmektedir. Samsun Liman Başkanlığı tarafından 14.04.2018 tarihinde düzenlenen belge ile \"...\" isimli geminin Samsun Limanından Tuzla Limanına gitmesine izin verilmiştir. Öte yandan geminin pek çok aksamının bakım/onarım ve yenilenme ihtiyacı içinde bulunduğu ve bu işlerin davacı tarafından gemi satın alındıktan sonra yapıldığı da bellidir. Bu durumda, gemiyi görerek ve o günkü durumunu bilerek satın almış olan davacının, süresi dolmuş sertifikalann yenilenebilmesi için gemiye yapacağı tamirat ve yenileme işleri ve bunların maliyetini önceden öngördüğü ve satın almayı düşündüğü gemiye vereceği bedeli buna göre belirlemiş olduğunun kabulü gerekeceği anlaşılmıştır. Ayrıca satışı yapılan ... isimli geminin, satış tarihindeki makul değerinin ne olabileceği hususunda da bir değerlendirme yapmak gerekirse; ... isimli geminin satışı için 1.400.000 USD değer biçildiği; bu değerin 400.000 USD'si nakit ödeme ile kalan 1.000.000 USD'si ise yine özellikleri yukarıda VII (b) maddesinde yazılı olan ... isimli geminin takas edilmesi suretiyle ödeneceği kararlaştırılmıştır. Yani her ikisi de gemi donatanı ve tacir olan taraflar, 1974 yılı yapımı ve 3388 DWT'luk bir yük gemisi olan ... gemisine kendi aralarında 1.000.000 USD değer biçmişler; daha sonra da 1980 yılı yapımı ve 3734 DWT'luk bir yük gemisi olan ... gemisi için de 1.400.000 USD değer tespit etmişlerdir. Her iki geminin yapım yılları ve özellikleri mukayeseli olarak karşılaştırıldığında ve gemilere biçilen bedeller değerlendirildiğinde, ... isimli gemi için tarafların aralarında müştereken belirledikleri değerin makul olduğu anlaşılmaktadır. Gemiye İstanbul - Tuzla'da yapılan bakım onarım ve yenileme ihtiyacını, bir başka anlatımla, geminin satın alındığı tarihteki mevcut durumunu, önceden tespit edilemeyecek ve gizli ayıp niteliğindeki eksiklik ve ayıplar olarak değerlendirmek mümkün değildir. Zira, kendisinin de bir gemi sahibi olduğu anlaşılan davacının, satın almadan önce gemiyi bütünüyle muayene etmiş/ettirmiş olduğunun kabulü gerekeceği gibi, bu muayenelerde geminin sonradan bakım onarım ihtiyacı gerektiren durumunu da tespit etmiş olması kendisinden beklenecektir. Satış Sözleşmesinde Ayıptan Kaynaklanan Sorumluluğa İlişkin Değerlendirme; Taraflar arasındaki gemilerin satışına ilişkin sözleşme TBK m. 207 vd. hükümlerine tabidir. (Her ne kadar iki geminin mülkiyetlerinin karşılıklı değişimi söz konusu olsa da mülkiyet haricinde bir ödemenin yapılmasının kararlaştırılması bu hükümlerin uygulanabileceğini göstermektedir.) Davalının satılan malın ayıplarından kaynaklanan sorumluluğu ve sorumluluğunun kaldırılmasına İlişkin sözleşme kayıtlarının TBK hükümleri çerçevesinde belirlenmesi gereklidir. Ayıp, satılan malda ortaya çıkan ve alıcının o maldan tümüyle veya gerektiği gibi yararlanmasını engelleyen eksiklikler ve bozukluklardır. TBK m. 219 gereğince satıcı, satılan mala ilişkin taahhüt ettiği özelliklerin bulunmamasından sorumlu olduğu gibi, böyle bir taahhütte bulunmasa dahi niteliği gereği o malda kullanım amacı bakımından bulunması gereken niteliklerin eksikliğinden de sorumlu tutulur. Satıcının ayıptan sorumlu tutulması için aranması gereken bazı maddi ve şekli şartlar bulunmaktadır. Bu şartlar, satılanın taahhüt edilen ve gereken niteliklere sahip olmaması, ayıbın hasar ve yararın geçmesinden önce satılan malda bulunması, sorumsuzluk anlaşması yapılmamış olması ve ayıbın alıcı tarafından önceden bilinen bir ayıp olmaması (gizli ayıp)dır. Satıcının ayıptan kaynaklanan sorumluluğunun kaldırılmasına ilişkin sorumsuzluk anlaşması satıcı satılan malı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise geçerli olmaz. Satıcının hilesi halinde de sorumsuzluk anlaşması geçersiz olur. Sözleşmenin 19. maddesinde yer alan \"... LTD, Alıcı ...'ya satış öncesi geminin mevcut klas sertifikalarının yenilenebilmesi için havuzlanması mecburiyeti konusunda bilgi vermiş olup, Alıcı gemiyi bu haliyle satın almıştır.\" kaydı geminin klas sertifikasına sahip olması gerekmediğine ilişkin bir sorumsuzluk kaydı olarak değerlendirilebilir; zira bu kayıtla alıcı geminin normal şartlarda beklenen ve teslim edilmesi gereken belgeler listesinde yer alan klas sertifikasına sahip olması gereğinin bulunmadığını kabul etmiş ve satıcıyı bu sorumluluktan kurtarmıştır. Buna göre, anılan sorumsuzluk kaydının geçerli olduğu ve geminin klas sertifikasının bulunmamasından davalının sorumlu tutulamayacağı kabul edilmelidir. Burada geminin klaslı bulunup bulunmadığının satıcının verdiği bilgiler dışında birçok elektronik kaynaktan öğrenilebilir nitelikte olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır. Taraflar arasındaki satış sözleşmesinde gemilerin \"emniyetli bir şekilde yüzer şekilde olacak ve mevcut halleriyle\" teslim edileceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin bu hükmünden ilk olarak çıkarılan sonuç teslim sırasında yüzer şekilde olması gerektiği, diğer bir anlatımla yüzme kabiliyetini haiz olması gerektiğidir. Bu şart esasen geminin anılan niteliği haiz olmaması durumunda satıcının bundan kaynaklanan zararlardan sorumlu olmasını gerektirmekle birlikte, TBK m. 222 f.l gereğince, satıcı satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu tutulamayacağından dava konusu satış ilişkisinde davacı alıcının geminin teslimi sırasındaki elverişsizlik halinden haberdar olup olmadığı tespit edilmelidir. Davalı geminin 01.04.2018- 04.04.2018 tarihleri arasında Samsun Limanı'nda alıcı tarafça teknik muayeneden geçirildiğini ve geminin durumundan haberdar olduğunu ileri sürmüştür. Geminin teslimi sırasında havuzlanmayacak olduğu ise Sözleşme'nin 6. maddesinde kabul olunmuştur. Öte yandan Sözleşme'de yer alan \"as is where İs basis\" kaydı da satılan şeyin her ne durumda olursa olsun, tüm ayıpları ile satın alındığı anlamına gelmektedir. Bu kaydın da bir sorumsuzluk kaydı olarak değerlendirilmesi mümkündür. Teknik değerlendirmede gemilerin satış bedelleri karşılaştırılmış ve dava konusu ... gemisi için belirlenen bedelin makul olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer bir anlatımla, gemi için belirlenen değer geminin halihazırdaki durumuna göre makul bir değer olarak kabul edilmiştir. Buna göre, tarafların basiretli davranma yükümlülüğü de dikkate alındığında gemilerin mevcut hallerine göre satış bedellerini belirledikleri, satıcının ağır kusurunun veya alıcıyı dolandırma gibi bir kastının tespit edilemediği, teslim öncesinde geminin mevcut halinden alıcının haberdar sayılabileceği kanaati oluşmaktadır. Öte yandan geminin teslim sonrasında Samsun- İstanbul seferi yapmış olması da ağır hasarlı olmadığı ve yüzer halde olduğunu ortaya koymaktadır. Buna göre, geminin teslim sırasındaki halinden haberdar olan alıcının TBK m. 219 vd. hükümlerine göre ayıptan sorumlu tutulması mümkün değildir. Satıcının ayıptan kaynaklanan sorumluluğunun söz konusu olması için gerçekleşmesi gereken şekli şartlar gözden geçirme ve ayıbın bildirimi sürelerine uyulmuş olmasıdır. TBK m. 223 f.l'de bu husus satılanın durumunu \"işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz gözden geçirmek\" ve \"ayıp görürse\" yine bu sürede satıcıya bildirmek ifadeleriyle düzenlenmiştir. Hükmün ikinci fıkrası uyarınca alıcı inceleme ve bildirim yükümlülüklerini uygun sürede yerine getirmezse malı ayıplı haliyle kabul etmiş sayılır; diğer bir anlatımla artık satıcıya karşı ayıptan kaynaklanan sorumluluk ileri sürülemez. 14.04.2018 tarihinde düzenlenen Liman Çıkış Belgesi'nden \"...\" isimli geminin teslimin gerçekleştiği Samsun Limanından Tuzla Limanına gitmesine izin verildiği anlaşılmaktadır. Gemideki ayıba ilişkin ihtarname ise Büyük Çekmece ... Noterliği'nin 08.06.2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesidir. Dosyaya sunulan tamir masraflarına ilişkin faturalardan İse davacının Nisan 2018 itibariyle gemideki eksikliklerin tamamlanması için işlemler yaptırmaya başlamış olduğu görülmektedir. Bu durumda gemideki eksiklikleri teslim ile belirlemiş olan bulunmuş olması işlerin olağan akışına göre uygun sürede yapılmış bir ihbar olarak değerlendirilemeyecek, alıcı gemiyi ayıplarıyla kabul etmiş sayılacaktır.Usul ve yasaya uygun alınmış bilirkişi raporu doğrultusunda yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, açıklanan gerekçelerle, dava konusu gemi satışına ilişkin sözleşmede bulunan kayıtların sorumsuzluk kaydı olarak değerlendirilebileceği ve geçerli kabul edilebileceği, davacının geminin teslimi sırasında halihazırdaki durumundan haberdar olduğunun kabul edilmesinin gerektiği, sözleşmede kararlaştırılan edimler arasındaki dengenin de bu kanaati güçlendirdiği, davacının teslimden ve tamirlerinden başlamasından iki ay sonra yaptığı ayıp ihbarının işlerin olağan akışına göre süresinde yapılan bir ayıp ihbarı olarak değerlendirilemeyeceği, gemide tespit edilen ayıplar teknik yönden gizli ayıp olarak değerlendirilmediğinden davalının bu ayıplardan sorumlu tutulamayacağı, geminin klasının yenilenmesi gereğinin sözleşme ile hüküm altına alınmış olduğu, davacının davalıyı gemi için yaptığı harcamalardan sorumlu tutamayacağı kanaatine varıldığından haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...\"gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili (katılma yoluyla) tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;\"Müvekkil davacı ... ile davalı ... LTD. arasında 04.04.2018 tarihinde Tanzania/Zanzibar bağlama limanına kayıtlı ... IMO numaralı ''...'' adlı geminin satışına yönelik 1.400.000 USD bedelli bir satış sözleşmesi akdedilmiştir. İşbu sözleşme hükümleri uyarınca satışı yapılan geminin satış bedelinin ödeme yöntemi şu şekildedir: -Satış bedeli davacı alıcının mülkiyetinde bulunan ... IMO numaralı ''...'' adlı geminin 1.000.000 USD karşılığında davalı satıcıya devredilecek, -Kalan bakiye bedelin de 400.000,00 USD 2'şer taksitle sırasıyla; *14.12.2018 keşide tarihli, Trabzon keşide yerli, ...a ait 200.000,00 USD bedelli çek *08.02.2019 keşide tarihli Trabzon keşide yerli, ...a ait 200.000,00 USD bedelli çek -14.12.2018 ve 08.02.2019 tarihlerinde satıcı davalıya ödeneceği kararlaştırılmıştır. İşbu sözleşmeye göre, davalı satıcı tarafından ''...'' adlı (satılan) geminin emniyetli olarak yüzer (yüzmeye elverişli) klas sertifika kurallarına uygun ve sörvey belgesine sahip bir şekilde davacıya teslim edilmesi kararlaştırılmıştır. 6102 sayılı TTK'dan hareketle mezkur geminin denize elverişli, fiziki durumu ve emniyeti açısından evrensel standartlara uygun ve geçerli bir klas sertifikasına haiz bir durumda olması gerekmekte iken davalı tarafından işbu unsurlar yerine getirilmeksizin gemi ayıplı bir şekilde davacı müvekkile satılmış olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından davanın reddolunması yönünde hüküm kurulması yasaya ve hakkaniyete uygun düşmemektedir. Söz konusu klas sertifikasının alınabilmesi için bütün teknik ve mekanik kontrolün yapılması, geminin tekne donanımlarının, güverte donanımlarının, makine donanımlarının, elektrik donanımlarının, otomasyon sistemlerinin hasar ve aksaklık denetimine tabi tutulması gerekmektedir. Zira; deniz ticaretinde kullanılacak olan araçların diğer araçlardan farklı olarak denizde yol alması, belirli noktalarda bulunan limanlar dışında sığınabileceği bir yer olmaması ve su gibi aşındırıcı bir etken ile sürekli temas halinde olması nedeniyle bakımının ve tamirinin aksatılmaması, zamanında ve 6102 sayılı TTK ile ticari örf ve adetin gerektirdiği standartlara uygun bir şekilde sağlanması gerekmekte olup geminin süreklilik arz eden ticari faaliyetleri yerine getirebilecek kabiliyette olduğu teyit ve garanti edilmelidir. Aksi takdirde telafisi güç ve imkansız zararların doğması kaçınılmaz olmakla birlikte davalı tarafından ehemmiyet arz eden bu gereklilikler göz ardı edilmiş ve müvekkil bu hususta yeterli bir şekilde aydınlatılmamış olup işbu sözleşme maddelerine sığınarak sorumluluktan kurtulmaya çalışmaktadır. Satış sözleşmesi uyarınca davacı alıcı tarafından davalıya ''...'' adlı gemi klas sertifika kurallarına (evrensel standartlara) uygun, sörvey belgeli, ayıpsız-hasarsız ve yüzer (denizde yüzmeye elverişli) bir şekilde teslim edilmiş olup davacı müvekkilimiz işbu sözleşmeden doğan edimini tam ve eksiksiz yerine getirmiş olmasına rağmen davalı tarafından kullanıma ve yüzmeye uygun olmayan, elverişli olmayan, ağır hasarlı, ağır/esaslı ayıplı, klas sertifikası geçerli olmayan, denizde seyrüsefer etme kabiliyeti olmayan, sefere çıkamaz durumda olan atıl bir gemiyi müvekkilimizin duyduğu güveni kötüye kullanıp ustaca bir plan kurgulayarak kandırmış ve dolandırmış olup davacı müvekkilimizi maddi ve manevi olarak zarara uğratmış, ticari itibarını zedelemiş ve dürüstlük kurallarını hiçe sayarak kötü niyetle mağdur etmiştir. ''...'' adlı geminin klas sertifika süresi 06.02.2018 tarihinde dolmuştur. ANCAK; davacı müvekkil tarafından dava konusu \"...\" isimli gemi, 04.04.2018 tarihinde Samsun Limanında davalının teslimi ile tesellüm edilmiştir. Davalı kötü niyetli satıcı, dava konusu geminin denize elverişli ve yüzer durumda olduğunu gösteren klas sertifikasının olmadığını bilerek ve kasten zarara uğratmak saikiyle müvekkilimiz ile işbu satış sözleşmesini yapmakta olup aslen geminin hasarlı ve ayıplı olduğunu saklayarak dürüstlük ilkelerini hiçe saymıştır. Davalının işbu TMK ve TTK hükümlerine aykırı davranışları, davacı müvekkil tarafından fark edilebilir nitelikte değildir. Bununla birlikte TTK hükümlerince tacirlerin basiretli davranma yükümlülüğü nedeni ile müvekkilimiz davalı tarafın basiretli bir tacir olduğu düşüncesinden kaynaklanan güveni dayanak alarak geminin gözle görülemez nitelikteki ayıplarını satış ve teslim esnasında fark edememiştir. Kaldı ki; davalı tarafından iradesi fesada uğratılan müvekkilimizin dava konusu ayıpları fark edebilme kabiliyeti de bulunmamaktadır. Dava konusu geminin teknik ve mekanik yapısı emniyetli ve denizde yüzmeye elverişli olmadığı açıkça ortada olup aslen emsallerine göre gemi vasfını niteler düzeyde kullanılabilir durumda bulunmadığı da aşikardır.Hiçbir tacirin, ticari faaliyetlerinde kullanamayacağı ve faydalanıp kazanç ile kar elde edemeyeceği bir araç satın almayacağı açıktır. Müvekkilimiz de uzun yıllar ticari faaliyetlerinde bu gemiyi araç olarak kullanmak niyetiyle satın almıştır.İş ilişkilerinin sürekliliği gereğince mezkur geminin devamlı bir şekilde kullanılacağı da açık olup klas sertifikasının bulunmadığını bir başka deyişle denizde yüzmeye elverişli ve emniyetli olmadığını bilerek müvekkilimiz tarafından satın alındığı iddiasının mantıklı ve makul bir izahı olmayıp davalı tarafından yalnızca yanıltmak, gerçekte var olmayan çelişkiler ortaya çıkararak müvekkili zor durumda bırakmak ve haksız, hukuksuz bir şekilde elde edilen menfaatleri korumak maksadıyla hareket edilmekte olduğu ortada olmasına rağmen yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması açıkça hakkaniyete aykırıdır. Müvekkil şirket satın aldığı gemiden tacir olarak ticari kazanç ve kar elde etmeyi umarken; mezkur geminin gerektiği ölçüde kullanılabilir bir durumda olmaması ve beklediği faydayı sağlayamaması nedeniyle ticari iş ve ilişkilerinde telafisi mümkün olmayan masraf ve zararlar meydana gelmekte olup her geçen gün uğranılan zarar daha da artmaktadır. Zira; bir geminin barınması, bakımı ve işletilmesi oldukça yüksek maliyetli işler olup müvekkilimiz bu giderlerin her birine bizzat katlanmak zorunda kalmıştır. Ayrıca, müvekkilimizin uğradığı zararlara ve ödediği masraflara ek olarak, yoksun kaldığı ticari kazancı da hesaba katarsak müvekkilimizin mağduriyeti açık ve bariz şekilde ortadadır. Müvekkilimize ağır hasarlı ve ayıplı bir şekilde satılan ''...'' adlı gemiye faturalı olarak 453.607,00 USD, 7.000,00 EURO, 196.752,00 TL zorunlu masraf edilmiş, bakımı için tersanede kaldığı süre boyunca Nisan 2018 ve Mayıs 2018 tarihlerine ait 43.593,00 USD gemi personel gideri ödenmiş ve mezkur geminin 2018 Nisan ayındaki ortalama 6 seferden doğan 65.000,00x6=390.000,00 USD, 2018 Mayıs ayındaki ortalama 6 seferden doğan 75.000,00x6=450.000,00 USD kaybı da mevcuttur. Müvekkilimiz ile akdedilen 04.04.2018 tarihli satış sözleşmesinde davalı, davacının zararlarını kayıtsız ve şartsız tazmin etmeyi taahhüt etmiştir. Ayrıca, mezkur geminin emniyetli ve yüzer şekilde olduğuna dair bir kayıt yer almaktadır. İşbu maddeler uyarınca, davacının zararlarını karşılamak amacıyla Büyükçekmece ... Noterliğinin 08.06.2018 tarihli ... yevmiyeli ihtarname çekilmesine rağmen davalı satıcı tarafından hiçbir zararımız karşılanmamış olup müvekkilimizin mağduriyeti artmıştır. Müvekkilimiz tarafından peşinat olarak verilen ... IMO Numaralı ''...'' gemisi davalı tarafından bir an önce elden çıkarılmak istenmiş olup aceleyle art niyetli olarak satılmıştır. Kaldı ki işbu satış işlemi de davalının, müvekkilimizi dolandırarak satmış olduğu geminin kullanılamaz halde olduğunu tespit ettiğinde herhangi bir talepte bulunmaması adına gerçekleştirilmiş iyi niyet ilkelerine aykırı ve yine müvekkilimizi mağdur etmek kastıyla yapılan bir işlem olduğu açıkça ortada iken yerel mahkeme tarafından davanın reddolunması açıkça hakkaniyete ve ticari hayatın gereklerine aykırıdır. İşbu satış sözleşmesinin edimlerinin gerektiği şekilde ifa edilmemesi ile müvekkilimiz ağır bir mağduriyet yaşamış olup hem menfi hem de müspet zararlara uğramış ve maddi açıdan büyük kayıplar yaşamıştır. Ayrıca, tek amacı teknik anlamda kullanılabilir bir gemi satın alıp ticari faaliyetlerde bulunmak olan müvekkilimiz bu süreçte yorgun düşmüş olup ticari hayatına eskisi gibi de devam edememektedir. Zira; ticari faaliyetlerin esasını oluşturan güven ilişkisini kuramamakta ve amacından sapan işbu sözleşme nedeniyle maddi gücünü tekrar toparlayıp ticari faaliyetlerini eskisi gibi yürütememektedir. Mağduriyetin boyutu düşünüldüğünde, müvekkilimizin haklarının tesis edilmesi, haksız ve hukuksuz durumun acil bir şekilde giderilmesi ve zararların tamamının tazmin edilmesi zarureti doğmaktadır.<br>MAHKEMECE HÜKME ESAS ALINAN BİLİRKİŞİ RAPORUNA İLİŞKİN İSTİNAF GEREKÇELERİMİZ Bilirkişi raporunda sunulan mütalaaya katılmadığımızı belirterek işbu rapor, 04.04.2018 tarihli satış sözleşmesin içerdiği sorumsuzluk kayıtları adı altında düzenlenen maddeleri gerekçe göstererek davalıyı aklayıp temize çıkarmaktadır ancak davalı, müvekkilimizin güvenini kazanarak kurduğu ilişkiyi kendi açısından garanti altına alıp müvekkilimizin aleyhine doğabilecek herhangi bir durumu gözetmeyip korumasız bırakmak kastıyla hareket etmiş olup ve işbu kayıtların müvekkilimizin davalıya duyduğu hususi güvenini koruyan lehe ibareleri de barındırmamasına özen göstermiş ve bunu itinayla sözleşme maddelerine işlemiş ve hakkaniyetin gerektirdiği hiçbir ilkeye ve ölçüye uymamıştır. Üstelik, müvekkilimiz davalının kurnazlıkla hareket ederek kendisini dolandırdığını sözleşme aşamasında değil, ticari faaliyetlerini yürüttüğü sırada ne yazık ki tecrübe ederek öğrenmiştir. Zira, işbu sözleşme maddeleri de hukuki ilişki içerisinde davalı tarafından bilinen hasar ve ayıpların müvekkilimiz tarafından öğrenildiğinde kendisini savunmasız bırakacak bir şekilde ustaca kurgulanmış olup müvekkilimizin ''...'' adlı gemiyi hasarlı ve ayıplı olduğunu bilerek ve kabul ederek satın aldığını ileri sürmek hiçbir tacir açısından mantıklı bir çıkarım olamayacağı gibi müvekkilimiz için de kabul edilebilir bir durum değildir. Ayrıca, müvekkilimizin davalı tarafla ticari teamüller gözetilerek kararlaştırdığı ve ödediği bedeller de dikkate alındığında işbu sözleşme hükümlerini iyi niyetli ve dürüstçe yerine getirdiği açıkça anlaşılmakta iken davalı satıcı üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemekte olup bu hususta verilen edimler arasındaki dengenin müvekkil aleyhine yorumlanması işbu raporun haksız, hukuksuz ve taraflı bir bakış açısıyla düzenlendiğini ortaya koymaktadır. Yerel mahkeme de gerekçeli kararında işbu rapora katılarak hakka, hukuka, olaya ve hakkaniyete aykırı karar vermiş olup yargılamayı işbu haksız ve hukuksuz olan rapor çerçevesinde yürütmüştür. Mahkemenin hükmü kurarken esas aldığı bilirkişi raporunun yalnızca müvekkil aleyhine oluşu dikkate alındığında yargılamanın adil ve hakkaniyetli bir şekilde yürütülmemiş olduğu ile müvekkilimizin bir tacir olarak çok ciddi hak kayıpları yaşamasına neden olduğu da açıkça görülecektir. İşbu raporda müvekkilimiz tarafından ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı mütalaa edilmekte ancak mezkur geminin denizde sefere çıkması ile ortaya çıkan ayıpları haklı olarak müvekkilimiz satış sözleşmesi imzalanırken olağan bir kontrol ile öğrenememiş olup geminin tesliminden sonra ticari faaliyetleri için kullanırken farkına varması hayatın olağan akışına uymaktadır. Müvekkilimizin işbu ayıpları öğrendikten sonra davalı tarafa derhal bildirmek yerine geminin bakımı ve tamiratı için gerekenin yapılması hususunda iyi niyetli ve fedakar davranarak kendisinin üstlenebileceği bir durum olarak görmekte ve gereğinden fazla sorumluluk almaktadır. İşbu bu süre zarfında ayıp ihbarının yapılamamış olmasının müvekkilimiz aleyhine yorumlanmış olması, tarafın iyi niyetini korumayarak mağduriyetine yol açmış olup ve geçen yaklaşık iki aylık sürenin ayıbı bildirmek için geç kalınmış bir süre olduğunu belirtilmekle yapılam bu değerlendirme, sübjektif bir anlayıştan uzak bir yaklaşım olmakla birlikte somut olayın özellikleri baz alınarak taraflar nezdinde yapılan bir değerlendirme olmadığı da açıktır. Heyet tarafından gizli ayıp olmadığı nitelendirilen hasar ve ayıpların mezkur geminin müvekkilimiz tarafından satın alınırken kendi bilgi ve becerisi ile yaptığı kontrol ve incelemelerde ortaya çıkmadığı ve geminin ancak kullanımı esnasında fark edildiği anlaşıldığından işbu mühim neticelere yol açan ayıpların müvekkilimizin katlanmak zorunda olması, hakkaniyetin gerekleri ile çelişmekte ve kusurun paylaştırılması ilkesi göz ardı edilerek bütün sorumluluğun müvekkilimize yükletilerek davalıyı ödüllendirmiş olmakta ve adaletin tesisine halel getirmektedir. Bilirkişi raporunun aksine gemideki tüm hasar ve ayıplar gizli ayıplardır. Eğer davalı satıcı müvekkilimiz gibi iyi niyetle ve ticari örf ve adetin gerekliliklerini gözeterek dürüstlük kurallarına uygun bir şekilde edimini ifa etmiş olsaydı, müvekkilimizin hiçbir zararı olmayacaktı ancak davalının müvekkilimizin iyi niyetinden faydalanarak kandırmak suretiyle atıl durumdaki mezkur gemiyi satması ve karşılığında müvekkilimizin tam ve eksiksiz olarak ödediği bedeller de göz önüne alındığında davalının haksız ve hukuksuz kazanç elde etmesi ile birlikte uzun ve sancılı bu süreçte müvekkilimizin uğradığı zararlardan edimini ayıplı bir şekilde ifa eden ve bütün iyi niyet kurallarını açıkça ihlal eden davalının sorumlu tutulmamasını kabul etmek mümkün değildir.Bilindiği üzere bilirkişi raporları kesinlik barındıran hukuki deliller değillerdir. Kesin nitelikli olmayan delillerden olan dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunun hükme esas teşkil etmesi yargılamanın salahiyetinin sağlanamadığının açık bir göstergesidir. Dosya kapsamında davacı müvekkilin aleyhine herhangi bir kesin nitelikli delil bulunmadığı halde davanın reddolunmuş olması açıkça hukuka aykırı olup aslen yerel mahkemenin re'sen değerlendirme, araştırma ve inceleme yapmadığını ve bir kısım işlemleri yetersiz şekilde yaptığını da ortaya koymaktadır. Hal böyle iken açıkça hukuka aykırılık barındıran yerel mahkeme ilamının ivedilikle kaldırılması gerekmektedir.Gerekçeli kararda bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, işbu rapor değerlendirildiğinde müvekkilimiz tarafından açılan bu davanın haksız ve mesnetsiz olduğu belirtilmiştir. Ancak gerekçeli karar bütünüyle okunduğunda mahkemenin hüküm kurarken bilirkişi heyetinin beyanlarını tekrar ettiği, teknik bir dava konusu olması hasebiyle doğru, tam ve eksiksiz bir değerlendirme, yargılama ve gerekçelendirme yapamadığı ortadadır. Hal böyle iken, işbu gerekçeli karara katılmak kesinlikle mümkün değildir. Zira; denizcilik ihtisas mahkemesi sıfatıyla Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davanın özü pek anlaşılmamakla birlikte yalnızca haksız ve taraflı bir bilirkişi raporu esas alınarak hüküm tesis edilmekte, müvekkilimizin mağduriyeti göz ardı edilmekte olup adaletin tesisi sağlanamadığından ve ciddi hak kayıplarına neden olduğundan yerel mahkemenin 27/05/2021 tarihli kararını istinaf etme zaruretimiz hasıl olmuştur.\" demiştir,İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde;Davalı vekili, AAÜT'nin 13/4 maddesi uyarınca davalı lehine maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekirken nispi vekalet ücreti takdirine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile vekalet ücreti yönünden kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen gemi satış sözleşmesi kapsamında davalı tarafından davacıya satılarak teslim edilen dava konusu geminin ağır hasarlı olarak ayıplı bir şekilde teslim edildiği iddiası ile uğranılan müspet ve menfi zararın davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında dava konusu geminin satışı konusunda satış sözleşmesi akdedildiğini ve sözleşme konusu geminin davalı tarafından davacıya teslim edildiğini, ancak söz konusu geminin emniyetli yüzer biçimde klas sertifika kurallarına uygun ve servey belgeli bir şekilde teslim edilmesi gerekmesine rağmen ağır hasarlı ve ayıplı bir şekilde davacıya teslim edildiğini, söz konusu geminin davalı tarafından davacının iradesi fesada uğratılarak davacıya satıldığını, bu hususun delil tespiti dosyası ile sabit olduğu, geminin ağır hasarlı olması sebebiyle davacı tarafından zorunlu masraf yapıldığını, tersanede kaldığı süre boyunca gemi personel gideri ödemek zorunda kaldığını ve geminin sefere çıkamamasından dolayı kar kaybı oluştuğunu, söz konusu zararlardan davalının sözleşmenin 4. maddesi ve taahhütname maddeleri uyarınca sorumlu olduğunu, bu sebeple ağır hasarlı ve ayıplı gemiden dolayı uğranılan zararın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, gemideki ayıpların gizli ayıp olduğunu ve geminin kullanımı sırasında ortaya çıktığını, ayıp ihbarının süresinde yapıldığını, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, sözleşme maddelerinin hukuki ilişki içerisinde davalı tarafından bilinen hasar ve ayıpların davacı tarafından öğrenildiğinde kendisini savunmasız bırakacak bir şekilde kurgulandığını ve gemiyi hasarlı ve ayıplı olduğunu bilerek ve kabul ederek satın aldığının ileri sürülmesinin kabul edilemez olduğunu, Mahkemece bu hususların aksinin kabul edilerek hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. HMK'nın 282. maddesinde \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.\" yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafından ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda bu iddialar ve itirazlar  değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir iddia ve savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır.HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamında bulunan taraflar arasında akdedilen sözleşme ve taahhütname, bilirkişi raporu, davacı tarafından sunulan ihtarname, faturalar ve ödeme belgeleri, teslim-teslim tutanağı, liman çıkış belgeleri, delil tespiti raporu, gemiye ait raporlar ve taraflar tarafından sunulan tüm belgeler dikkate alındığında; tacir ve gemi armatörü olan davacının sıradan bir satış sözleşmesi olmayan gemi satış sözleşmesini imzalamadan önce gemiyi teknik olarak incelemeden ve incelettirmeden, taraflar arasında akdedilen satış sözleşmesi maddelerini değerlendirmeden imzalaması ve aldatıldığı iddialarının basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olan davacı tarafından ileri sürülmesinin yasal olarak mümkün olmadığı, gerekçeli karar ve bilirkişi raporunda da isabetli bir şekilde belirtildiği gibi davacının sözleşme hükümlerine göre dava konusu geminin klas sertifikasının süresinin dolduğu ve yenilenmesi gerektiğini bilerek aldığı, teslimde havuzlama yapılmadığının ve sonraki havuzlamada ortaya çıkacak hasarlardan satıcının sorumlu olmadığını kabul ettiği, geminin satıştan kısa bir süre önce Rusya'dan Samsun Limanına sefer gerçekleştirdiği ve davacı tarafından Samsun'dan Tuzla Limanı'na getirildiği dikkate alındığında sözleşmeye uygun olarak yüzer bir şekilde davacıya teslim edildiği ve sözleşme hükmüne göre davacının gemiyi mevcut haliyle teslim aldığını kabul ettiği, davacı tarafından davalıya verilen taahhütte geminin borç, aciz ve ipoteklerden azada ve ari olduğunun ve satış tarihinde önce bu hususta bir iddia bulunması halinde bu iddiaların sonuçlarının tazmin edilmesinin taahhüt edildiği, yoksa davacının iddia ettiği gibi ayıp iddialarına ilişkin bir taahhüt verilmediği, davacı tarafından gemide olduğunu iddia ettiği ayıpların kullanılmakla ortaya çıkan gizli ayıp olduğu ve süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu iddia edilmiş ise de, 04/04/2018 tarihinde teslim alınan geminin 14/04/2018 tarihinde Samsun Limanından Tuzla Limanına getirilmesine izin verilen ve 17/04/2018 tarihinde limana gelen geminin davacı tarafından sunulan bakım, onarım ve malzeme alım faturalarından ilk 21/04/2018 tarihinde başlayan ve haziran ayına kadar devam eden işlemlere ilişkin olarak işlemlere başlanan tarih (iddia edilen ayıpların öğrenildiği tarih) ile ihtarname tarihi (08/06/2018) ve delil tespiti talep tarihi (25/07/2018) dikkate alındığında ayıp ihbarının TTK'nın 23/1/c maddesi uyarınca süresinde yapılmadığı, geminin Tuzla Limanına getirildikten sonra dosyada bakım ve onarıma başlanmadan önce sefere çıktığına dair bir bilgi bulunmadığı dikkate alındığında sefere çıkmadan önce bakım ve onarıma başlandığı, dolayısıyla iddia edilen ayıpların kullanmakla ortaya çıktığının söylenemeyeceği, bilirkişi heyeti tarafından da ayıp olduğu iddia edilen hususların gizli ayıp olmadığının tespit edildiği, biran için gizli ayıp olduğunun kabul edilmesi halinde dahi davacı tarafından TBK'nın 223/2 maddesi uyarınca süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı anlaşılmakla, Mahkemece bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekili, AAÜT'nin 13/4 maddesi uyarınca davalı lehine maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekirken nispi vekalet ücreti takdirine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. AAÜT'sinin 13/4 maddesi uyarınca maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. Söz konusu hüküm uyarınca Mahkemece karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre davalı lehine maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekirken nispi vekalet ücreti takdirine karar verilmesi yerinde olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Sonuç olarak; davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)'nin  27/05/2021 tarih,  2018/467 esas ve  2021/244 karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,  dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; Davanın REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60-TL harçtan davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 170,78-TL harcın mahsubu ile bakiye 256,82‬-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediği anlaşıldığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca red edilen miktar ve tarifenin 13/2 maddesi uyarınca takdir olunan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından davacı tarafından  yatırılan 80,70-TL istinaf maktu karar hırcının mahsubu ile bakiye 346,90‬‬-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 10-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 11-Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL  istinaf başvurma harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 12-Davacı tarafından sarf edilen  harç ve giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına, 13-Davalı tarafından sarf edilen 54,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 14-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 19/12/2024  tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6275784ea27aa6ce","SID":"16e982903e2d319c"}}