{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1875 Esas <br>KARAR NO:2024/1991 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2024/728 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH:14/10/2024 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA:Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)<br>KARAR TARİHİ:12/12/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların  davalı şirkette toplam %20 oranında pay sahibi olduklarını, davalı şirketin, Sakarya 3. Organize Sanayi Bölgesinde yer alan fabrikasında üretim faaliyetini sürdürmekte olup ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi markaları bulunduğunu, ayrıca külotlu yetiskin hasta bezi yatırımı ile Türkiye'deki ilk ve tek yerli sermayeli külotlu bez üreten ve önemli oranda ithalat talebi olan bu ürünü yerli olarak üretmeyi başarmış tek yerli şirket olduğunu, Şirketin, hasta bakım, bebek bakım, temizlik kağıtları, hijyenik kağıt, ıslak havlu, kişisel bakım ve kullan-at ürün gruplarında 500'e yakın ürün çeşidi ürettiğini, müvekkillerinin mirasbırakanı ve kardeşleri tarafından kurulan diğer grup şirketlerin ise .... Şti. ve .... Şti. olduğunu,  bahse konu tüm grup şirketlerinin yöneticisi/ müdürleri/ yetkililerinin ... ve ... olduğunu, özellikle ...'nin vefatından sonra miras yoluyla pay sahibi olan müvekkillerinin, şirket yetkilileri olan amcaları tarafından tamamen şirket işleyişinin dışında bırakıldıklarını, bahse konu grup şirketlerinin aile şirketi olması sebebiyle güven unsurunun, sıradan bir ticari ortaklıklardan daha derin ve etkin olduğunu, yönetim kurulu üyeleri olan ve şirkette çoğunluk paya sahip iki kardeşin; şirketi yönetirken keyfi davrandıklarını, kendi lehlerine kararlar aldıklarını, müvekkilleri de dahil diğer pay sahiplerine talep edilen bilgi ve belgeleri vermediklerini,  özetle şeffaf olmayan, hesap verilebilirlikten uzak, özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı iş ve işlemler yaptıklarını, bu sebeplerle taraflar arasında devam eden davalar ve soruşturmalar bulunduğunu, davalı şirketin 29.07.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında bu hususların tek tek görüşüldüğünü ve müvekkilleri tarafından tutanağa şerh düşüldüğünü,  davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağına aykırı davranarak yasadan, esas sözleşmeden ve dürüstlük kuralından kaynaklanan sorumluluklarına aykırı hareket ettiklerini, davalı şirketin iki kişilik yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'nin 17.05.2023 tarihinde fiili faaliyet alanı ve esas sözleşmesi davalı şirket ile birebir aynı olan ... Şirketi'ni kurduklarını, halihazırda grup şirketlerini (.... Şti. Ve ... Ltd. Şti) yönetirken özen ve sadakat yükümlülüklerine aykırı davranarak ve aynı zamanda suç işleyerek kendileri lehine haksız kazançlar sağlamalarının yanında; davalı şirketin içini boşaltmak, ortak oldukları diğer ticari faaliyetlerini minimum düzeye indirmek ve mal varlığına aktarmak maksadıyla karlılığı düşük seviyede tutarak; rekabet yasağına aykırı olarak davalı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren mezkur şirketi kurduklarını, davalı şirket  ürettiği ürünlerin direk müşterilerine satışını yapabilecekken, yönetim kurulu üyeleri tarafından haksız rekabet oluşturacak şekilde kurulan ... Ltd. Şti. üzerinden işlemlerin yapılamasının şirketi ve diğer pay sahiplerini (dolayısıyla müvekkilleri) zarara uğrattığını, bu durumun TTK 369 maddesinde düzenlenen özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırılık ve TTK 396 maddesinde düzenlenen Rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğini, 29/07/2024 tarihli genel kurul tıplantısında, TTK 364 m gereğince yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'nin Genel Kurul tarafından azli ile yeni yönetim kurulu seçimi yapılamasını müzakere edilerek karara bağlamasının, haksız rekabet halinde yönetim kurulu üyelerine karşı şirket tarafından hukuksal süreç başlatılması suretiyle haksız rekabetin durdurulmasının ve tazminat davası açılmasının karara bağlanmasının talep edildiğini, ancak davalı şirketin %60 oranında çoğunluk pay sahipleri olan (aynı zamanda rekabet yasağına aykırı hareket eden yönetim kurulu üyeleri olan) ... ve ...'nin çoğunluk oyu ile taleplerin reddedildiğini, oysa TTK 436/1 uyarınca bu kişilerin bu oylamalarda oydan yoksun olduklarını,  davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin menfaat çatışması nedeni ile hukuka aykırı olarak genel kurulda rekabet yasağına aykırı fiillerine karşı dava açılmasını engellediklerini, yasa gereği şirket yöneticilerinin rekabet yasağına aykırı davranması sebebiyle oluşan zararın şirket tarafından talep edilebileceğinin düzenlendiğini, zira bu halde menfaat çatışması olduğundan yasal temsilci olan yönetim kurulu üyelerinin görevini yerine getirmesine engel bir hal olduğunu, bu sebeple yönetim kurulunun rekabet yasağına ilişkin fiilleri nedeni ile haksız rekabetin önlenmesi ve bağlı davaların açılarak şirket menfaatinin yeniden tesisi amacı ile TMK md. 426/3 uyarınca şirkete bir temsil kayyımı atanması ve davanın kayyım tarafından açılması zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek, şirket yönetim kurulu üyeleri tarafından haksız rekabet eylemlerine devam edilmesi şirketin ve diğer pay sahiplerinin nezdinde ekonomik olarak güç hatta imkânsız zararlara sebep olacak mahiyette olduğundan, öncelikle tedbiren davalı ... A.Ş. ile ... Ltd. Şti arasındaki iş ve işlemler ile ticari faaliyetin tedbiren durdurulmasına, ayrıca TTK 235. Maddesi; “Haklı sebeplerin varlığı hâlinde temsil yetkisi, bir ortağın başvurusu üzerine, mahkemece kaldırılabilir. Gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde mahkeme temsil yetkisini ihtiyati tedbir olarak kaldırıp bu yetkiyi bir kayyıma verebilir” şeklinde düzenleme kapsamında mahkemece tedbiren davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ... ve ...'nin temsil yetkisinin kaldırılarak dava devam ederken bu yetkinin bir kayyıma verilmesine, neticede davanın kabulü ile haksız rekabet sebebiyle şirket adına dava açılmak üzere davalı şirkete temsil kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 14/10/2024 (Ara Karar Tarihi) 2024/728 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; \"İhtiyati tedbir, 6100 sayılı HMK 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılması ile hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir.(Pekcanıtez H.; Atalay O.; Özekes M., Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, 13. Basım, Ankara 2012, S. 873)HMK’nun 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır.İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir.Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir.İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır.Kanun, \"uyuşmazlık konusu hakkında\" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Ancak, özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir. Bu sebeple, para alacakları konusunda özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir. Keza, diğer özel hükümlerde açıkça farklı bir geçici hukuki korumadan bahsedilmişse, bu durumda da o çerçevede bir karar verilmeli, ihtiyati tedbir kararı verilmemelidir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, a.g.e., s. 877).Bu anlamda, işbu davanın ticari şirkete temsil kayyımı atanması istemine ilişkin bir dava oluşu, 6100 Sayılı HMK 389. maddesi kapsamında uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecek olup,davalı şirket ile dava dışı ...Şti. arasındaki  iş ve işlemler ile ticari faaliyetin bu davada uyuşmazlık konusu olmayışı, değerlendirilerek yasal şartları oluşmadığından davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin  reddine  dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile,''Davacı vekilinin, davalı şirket ile dava dışı ....Şti. arasındaki  iş ve işlemler ile ticari faaliyetin tedbiren durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin ... Şti'ni kurmak sureti ile Rekabet Yasağına aykırı fiilleri nedeni davalı şirkete temsil kayyımı atanması için dava ikame edildiğini; taraflarınca, ihtiyati tedbir talepli olarak dava açılmış olup öncelikle davalı şirketin ilgili şirketle arasındaki iş ve işlemler ile ticari faaliyetin tedbiren durdurulmasına karar verilmesinin talep edildiğini, mahkemece 14.10.2024 tarihli ara karar ile; \"işbu davanın ticari şirkete temsil kayyımı atanması istemine ilişkin bir dava oluşu, 6100 Sayılı HMK 389. maddesi kapsamında uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecek olup, davalı şirket ile dava dışı ... Şti. arasındaki iş ve işlemler ile ticari faaliyetin bu davada uyuşmazlık konusu olmayışı, değerlendirilerek yasal şartları oluşmadığından davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine\" karar verildiğini, ihtiyati Tedbir Taleplerinin reddine dair ara karar hukuka aykırı olup istinaf başvurularının kabulü ile kaldırılmasını talep ettiklerini,Davalı şirket yetkilileri tarafından rekabet yasağına aykırı olarak kurulan ... Şti. davalı şirket ile aynı alanda faaliyet göstermekte olup davalı şirket üzerinden yapılan işlemler ile haksız kazanç elde etmekte olduğunu; dolayısıyla davalı şirket ile ilgili şirket arasındaki iş ve işlemlerin davada uyuşmazlık konusu olduğunu; bu sebeple davalı şirkete temsili kayyım atanmasının talep edilmekte olduğunu, ilgili şirket ile davalı şirket arasındaki işlemlerin görülen davda uyuşmazlık konusu olduğunun delilleri ile de sabit olduğunu, dosyaya ibraz ettikleri Genel Kurul Toplantı tutanağında gündemin 4. Maddesinde belirtildiği üzere; “... A.Ş. 31.01.2023 – 31.05.2023 e kadar yönetim binasının maliki olan ...’a aylık 1.875 TL kira bedeli öderken, 23.06.2023 tarihinden itibaren  ....Şti.’nin ana kiracı yapılması sonrasında ... A.Ş tarafından bahse konu yeni kurulan bu şirkete aylık 20.000 TL+ Kdv kira bedeli ödenmeye başlanmıştır.\", davalı şirket yetkililerinin bu sayede müvekkillerin ortağı olduğu davalı şirketi alt kiracı yaparak, rekabet yasağına aykırı olarak kurulan ve müvekkillerinin ortağı olmadığı ... Şti. lehine haksız kazanç sağlamakta olduğunu, davalı şirket yönetim kurulu üyeleri tarafından ve diğer hissedarlar ortak edilmeyerek kurulan ... Şti. ile mal ve hizmet alımına ilişkin yaklaşık 50 milyon TL ciro yaptığının tespit edildiğini; bu satışların müvekkillerinin ortağı olduğu şirket üzerinden değil ... Ltd. Şti üzerinden yapılması ile haksız kazanç elde edildiğini, davalı şirketin ürettiği ürünlerin direk müşterilerine satışını yapabilecekken, yönetim kurulu üyeleri tarafından haksız rekabet oluşturacak şekilde kurulan .... Şti. üzerinden işlemlerin yapılamasının şirketi ve diğer pay sahiplerini (dolayısıyla müvekkilleri) zarara uğratmakta olduğunu, Şirketlere ait kayıtlar celp edildiğinde bu hususlar sabit hale gelecek olmakla birlikte, taraflarınca sunulan internet sitesi görüntüsü, Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları ve  genel kurul toplantı tutanağı ile de açıkça görülmekte olduğunu; mahkemece delilleri incelenmeksizin ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca, davalı şirket ile rekabet yasağına aykırı olarak kurulan ilgili şirketin faaliyet alanlarının aynı olmasının yanında ilgili şirketin adresinin, diğer grup şirketlerin adresi olan ... Kartal - İstanbul adresi olduğunu; bahse konu ilgili şirket müvekkillerin ortağı olduğu aile şirketleri ile grup şirket olmamasına rağmen, internet sitesinde grup şirketi olarak gösterildiğini; mevcut yöneticilerin bu yöntem ile usulsüzce kurdukları şirketi gerçek dışı ifadeler ile, aynı logoyu da kullanarak sanki çatı firması gibi göstermekte, müşterilere grup şirket çatısı altında bir firma algısı yaratmakta ve bu sayede haksız kazanç sağlamakta olduğunu, Şirket yönetim kurulu üyeleri tarafından haksız rekabet eylemlerine devam edilmesinin şirketin ve diğer pay sahiplerinin nezdinde ekonomik olarak güç hatta imkânsız zararlara sebep olacak mahiyette olduğunu; bu sebeple taraflarınca öncelikle tedbiren davalı ... A.Ş. ile ... Şti arasındaki iş ve işlemler ile ticari faaliyetin  durdurulmasına karar verilmesinin talep edildiğini, TTK 235. Maddesi; “Haklı sebeplerin varlığı hâlinde temsil yetkisi, bir ortağın başvurusu üzerine, mahkemece kaldırılabilir.Gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde mahkeme temsil yetkisini ihtiyati tedbir olarak kaldırıp bu yetkiyi bir kayyıma verebilir”  şeklinde olduğunu, dava dilekçelerinde detaylı olarak açıklanan hususlar ve delilleri uyarınca TTK 235. Maddesi gereği ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ile taleplerinin reddine karar verildiğini ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E. 2019/2636 K. 2020/171 T. 14.2.2020),Açıklanan sebeplerle istinaf başvurularının kabulü ile ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair ara kararın kaldırılmasını, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile davalı şirket ile  .... Şti. arasındaki ticari faaliyetlerin tedbiren durdurulması için yönetim kurulu üyeleri ... ve ...’nin temsil yetkisinin kaldırılarak dava devam ederken bu yetkinin bir kayyıma verilmesine karar verilmesini talep ettiğini, İleri sürerek,  yukarıda izah edilen ve resen dikkate alınacak sebeplerle; istinaf başvurularının kabulü ile 14.10.2024 tarihli ara kararın kaldırılarak TTK 235. Maddesi uyarınca ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; davalı şirketin mevcut yönetim kurulu üyeleri aleyhine TTK'nun 396 maddesine dayalı tazminat davası açılması için davalı şirkete temsil kayyımı atanması istemli davada; davalı şirket yönetim kurulu üyelerinin temsil yetkilerinin tedbiren kaldırılmasına ve davalı şirket ile dava dışı ... Şti arasındaki ticari faaliyetin tedbiren durdurulmasına karar verilmesine yönelik olup, mahkemece tedbir isteminin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Eldeki davada davacıların netice-i talebi, davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri olan diğer davalılar aleyhine şirket adına, yönetici azli ve TTK'nun 396 maddesine dayalı tazminat davası açılmak üzere yetkilendirilecek bir temsil kayyımı atanması yönünde olup, davacıların iddialarının esası ve taleplerinin kabul edilebilirliği bakımından mevcut delil durumuna göre yaklaşık düzeyde ispat koşulu oluşmadığı gibi, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere davalı şirketin dava dışı ... Şirketi ile arasındaki ticari faaliyet  doğrudan uyuşmazlığın konusunu teşkil etmediği, eldeki dava bir yönetici sorumluluğu veya azil davası  olmadığından, mevcut yönetim kurulu üyelerinin tedbiren şirketi temsil ve ilzam yetkilerinin kaldırılmasına yönelik tedbir isteminin de doğrudan uyuşmazlık konusu ile ilgilisinin bulunmadığı, öte yandan davanın tarafı olmayan üçüncü kişileri kapsar mahiyette tedbir kararı da verilemeyeceği,  aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı,  davalı şirkette bir organ boşluğunun  bulunmadığı nazara alındığında, mahkemece tedbir isteminin reddine karar verilmesinde usule, yasaya ve kamu düzenine aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, davacıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/12/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6b4c0136915c759a","SID":"0ace7f5344285cc9"}}