{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2021/565 Esas<br>KARAR NO: 2025/9<br>DAVA:Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)<br>DAVA TARİHİ: 09/09/2021<br>KARAR TARİHİ: 09/01/2025<br><br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Davacı ---- davalı şirket ------Yevmiye nolu Ana sözleşmesi ile kurucu ortaklarından olduğunu, müvekkili Davacının model, tasarım ve üretim yapma gayesi ile kuruluş projesi, yer temini, bu yerin kullanıma uygun hale getirilmesi, çalışmaya amade edilmesi, gerekli ekipmanların temini ilk personelin oluşturulmasında çok büyük bir katkısı bulunmakta olup, bu durumu davalı şirketin diğer ortaklarının çok iyi bilmekte olduklarını, ana sözleşmeye bakıldığında, müvekkili davacının kuruculardan ---- Sırada tescil ve ilan edilmiş ve ----paya karşılık ortaklığı bulunmakta olup, anılan ana sözleşme ile birlikte kendisine kurucu ortaklık ile birlikte Yönetim kurulu üyesi ve yönetim kurulu başkan yardımcısı sıfatı verilmiş, davacı ----- sona erdirilmiş olduğunu, ------ tarihleri arasında müvekkili davacının işlerini yerine getirirken hassasiyetle ve özenle davranmış olduğunu, 6102 Sayılı TTK kapsamında;------------ Yevmiye nolu Ana sözleşmenin 13. Maddesi Karın Tespiti ve Dağıtımını Düzenlemekte olup, 6102 Sayılı TTK 394. Maddede şirket yönetim kurulu üyelerinin mali hakları düzenlenmiştir. \" Net Dönem Karından Her Yıl 965 genel kanuni yedek akçe ayrılır; kalan miktarın 965 i pay sahiplerine kâr payı olarak dağıtılır. Hesap dönemi olarak da ana sözleşmenin 12. Maddesinde ---- Aralık olarak kabul edilmiş olduğunu, ------ taleplerinin; müvekkili Davacının ----- yayınlandığı üzere yönetim kurulu üyeliği sonra ermiş olup, şirkette olan payını davalı -------devrettiğini beyan etmiş olduğunu, taraflarından yapılan anasözleşmede, diğer şirket Genel Kurul kararları ve sair kararlarda örneğin ---- tarihinde kurucu üye olan----hissesi 100.000 TL diğer üye ------ satmış, yine ---- tarih 9098 sayılı ----- ilanı ile bir kısım hisseler ücret karşılığı satılmış olup, bu nedenle davacı ------hissesini devretmiş ise de bu hisselerini geri almak istemekte olduğunu, davalı Şirket yönünden ise müvekkili davacının, -----yayınlandığı üzere -------tarihli ---- sona erdirilmiş, ----- arasında müvekkili Davacının --------- Maddesi kapsamında , 6102 Sayılı TTK 394. Maddesi kapsamında \" Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir.\" amir hükmü gereğince anılan hakları davalıya tarafımızdan çekilen ihtara rağmen ödenmemiş olduğunu iddia ederek, davalı şirketten davacı ------ ortak olduğu döneme ilişkin huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay şartıyla huzur hakkı, prim ve yıllık kârdan pay, yedek akçe hakkına ilişkin alacaklarının alınması ile davacı---- verilmesine yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı taraf yargılama sırasında davasını ıslah  etmiş ve harçlandırdığı anlaşılmıştır.<br><br>SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; asla kabul anlamına gelmemek üzere davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, zira her ne kadar arabuluculuk görüşme tutanağı ek olarak dava dilekçesine konulmuşsa da, söz konusu tutanağın içeriği \"TTK Md.394 gereği alacaklara\" ilişkin anlaşmama tutanağı olup, bu halde dava dilekçesinde talep edilen hisse payının geri alınması ilişkin talebi arabuluculuk görüşmelerine dahil edilmemiş olduğundan, söz konusu talebin dava şartı yokluğundan reddine yönelik karar verilmesi gerektiğini, taleplerini ayrıştırmayan davacı bakımından HMK. Md. 114 gereğince şart yokluğundan davanın usulden reddini istemiştir.<br>Mahkememizce alınan 14.12.2022 Tarihli bilirkişi raporunda davalı şirketin ticari defterlerinin HMK'nın 222'nci maddesi uyarınca sahipleri lehine delil niteliğinde bulunduğu, davalı şirketin 19.11.2018 tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan------ sayılı yönetim kurulu kararı uyarınca net 1.000.000 Türk lirası kâr payı ödemesinin ----- tarihinde ödenmesine karar verildiği, davacının şirketteki dörtte bir payına karşılık 250.000 Türk lirası net kâr payı ödendiği, davacını katıldığı ------- tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan ---- sayılı yönetim kurulu kararı uyarınca davacıya payına isabet eden 100.000 Türk lirası net kâr payının ödendiği, yönetim kurulu tarafından alınmış başka bir kâr payı dağıtımı kararı bulunmadığı, davalı şirkette 5.923.795,56 Türk lirası dağıtılmamış kârın bulunduğu, 21.02.2022 tarihli genel kurul kararı ile dağıtılmayan kârın 4.500.000 Türk İirasının sermayeye ilave edilerek sermaye artırımında kullanıldığını, davacıya huzur hakkı-ücret tutarı ve tahakkuklarına ilişkin kayıtların listede belirtildiği, davacının davalı şirkete 30.09.2019 tarihinde 284.399,82 Türk lirası borçlu olduğu tespit edildiği görülmüştür.<br> 03.07.2023 Tarihli bilirkişi raporunda ise,  31.01.2019 tarihli yönetim kurulu toplantısında dağıtılmasına karar verilen net 400.000 Türk lirası kârdan davacıya düşen 100.000 Türk lirasının ödemesinin 31.01.2019 tarihi itibariyle ortaklar cari hesabında görülmekte ise de 19.11.2018 tarihli yönetim kurulu kararıyla dağıtılmasına karar verilen net 1.000.000 Türk lirasından davacının payına düşen 250.000 Türk lirası ödemenin cari hesapta görülmediği ancak cari hesapta 284.399,82 Türk lirası borç mevcut olduğundan ödemenin yapılmadığı kabul edilse bile alacağın bulunmadığı ayrıca şirketin dörtte bir payına sahip davacının alacaklarını tahsil etmeden ortaklık payını devretmesinin de hayatın olağan akışına mutabık sayılmayabileceği kanaatine varıldığı görülmüş, 25.09.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda her iki kök raporda değişiklik gerekmediğini belirtikleri anlaşılmıştır. Yine mahkememizce davacının alacak talep edip edemeyeceği, varsa miktarı ile iddia ve savunmaları karşılar nitelikte bilirkişiden rapor aldırılmış ve alınan ---- tarihli raporda; davacı ------- davalı---------- kararına istinaden 250.000 Türk lirası alacağı bulunduğu, bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere davacını şirkete olan borcunun 284.399,82 Türk lirası  olduğu yönünde rapor sunulduğu anlaşılmıştır. <br><br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava,  davacının ortağı olduğu ve yönetim kurulu üyeliği yaptığı döneme ilişkin huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kardan pay alacağı tazmini talebine  ilişkindir.Davacının hisselerini devrettiği davalı tarafın da kabulünde olup uyuşmazlık konusu değildir.TTK'nın 394'üncü maddesine göre yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir. Ana sözleşmenin 13'üncü maddesine göre şirketin dönem net kârının her çeşit masrafların çıkarılmasından kalan tutar olduğu, net dönem kârından her yıl %5 genel kanuni yedek akçe ayrılacağı, kalan miktarın %5'nin paysahiplerine kâr payı olarak dağıtılacağı belirtilmiştir.Mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre; davalı şirketin kâr dağıtımına ilişkin iki adet yönetim kurulu kararı tespit edilmiş olup. 31.01.2019 tarihli yönetim kurulu kararı ile dörtte bir payı bulunan davacıya 400.00 Türk lirası kâr payından 100.000 Türk lirası ödenmiştir. 19.11.2018 Tarihli yönetim kurulu kararında net 1.000.000 Türk lirası kâr payı ödenmesine karar verilmiştir. Davacının payına düşen 250.000 Türk lirasının ödenmiş olduğu davacının kayıtlarından anlaşılmamıştır. Bu nedenle davacı ---- davalı ----- kararına istinaden 250.000 Türk lirası alacağı bulunduğu, bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere davacını şirkete olan borcunun 284.399,82 Türk lirası olduğu ancak  her ne kadar davalı cevap dilekçesinde davacının borcu bulunduğunu beyan etmiş ise de  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu takas için bir irade açıklaması aramaktadır. Dolayısıyla, takas definin açıkça ileri sürülmesi gerekli olup, ileri sürülmedikçe kendiliğinden dikkate alınması mümkün değildir. Takas defi dava dilekçesine cevap verilirken süresinde ileri sürülmelidir. Aksi halde, savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamındadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141/2. maddesinin öngördüğü şekilde, davacı tarafın açık bir muvafakat beyanının bulunmadığı da sabittir. Takas defi süresinde ve usulüne uygun şekilde ileri sürülmediğinden davanın ıslah edilen bedel üzerinden kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda  açıklandığı üzere;<br>Davanın  KABULÜNE,<br>250.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Karar harcı olan ‭17.077,5‬ TL'nin dava açılırken peşin olarak yatırılan 170,78 TL ve ıslah harcı 4.099,00 TL'den mahsubu ile bakiye kalan  ‭12.807,72‬ TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye  irat kaydına,<br>Davacı tarafından yapılan ‭4.329,08‬ TL harç masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>Dava nedeniyle davacı tarafından yapılan 6.929,10 TL yargılama gideri masrafının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 40.000,00 TL vekalet ücreti alacağının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan  Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına,<br>Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde PTT ile konutta ödemeli olarak taraflara İADESİNE,<br>Dair,  davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı,  kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"34cdf3f01c474ba3","SID":"675e28b96a478fd4"}}