{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 08/05/2024<br>DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 16/12/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkilinin .... Kooperatifi'nin denetim kurulu üyesi olduğunu, davalılardan ...'in yönetim kurulu başkanı/tasfiye memuru ve ...'un kooperatifin tasfiye memuru/yönetim kurulu üyesi olduğunu, Kadıköy 21. Noterliği'nin 20.09.2021 tarih .... sayı ile tasdikli 06.09.2021 tarihli genel kurul kararı ile rayiç değeri üzerinden kooperatife ait .... bulunan 13.846,96 m2 taşınmazın satımı konusunda yönetim/tasfiye kuruluna yetki verildiğini ancak yönetim/tasfiye kurulunun kendilerine verilen yetkiyi kötüye kullandıkları gibi yetkisinde olmayan bir satış işlemi yaparak kooperatifi zarara uğrattıklarını, yönetim/tasfiye kurulunun yetkisi sınırlarında olmayan bir satışın genel kurul kararı olmadan gerçekleşmesinin hukuken mümkün olmadığını, yapılan satışın iptalini, taşınmazın gerçek değerinin altında değer gösterilerek satılmasının muvazaalı olduğunu, kooperatife kayyım atanmasını, dava konusu  taşınmazın ... adına tapu kaydının iptali ile kooperatif adına tescilini, bunun mümkün olmaması halinde davaya konu taşınmazın keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde rayiç değerinin tespitini ve bu değer ile satış değeri arasındaki değer farkının tazminat olarak satış tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte denkleştirici adalet ilkesi gereğince günceleme yapılarak davalılardan tahsili ile kooperatife ödenmesine ilişkin belirsiz alacak davalarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, dava konusu taşınmazın dava tarihinden sonra el değiştirmesi nedeniyle HMK'nın 125. maddesi uyarınca yeni malik aleyhine davaya devam ettiğini açıklamıştır. <br>DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Dahili davalı .... Şti. vekili,  müvekkili şirketin, dava konusu taşınmazı ... isimli şahıstan satın aldığını, bu nedenle şirkete davanın yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının dava konusu taşınmazın hiçbir zaman maliki olmadığını, böyle bir davayı ancak bahsi geçen eski mal sahibi kooperatifin, satış sözleşmesinin diğer tarafı olan ...'a açabileceğini, konu ile ilgili bir mağduriyetinin olması halinde hak veya alacağı varsa bu davayı ancak üyesi bulunduğu kooperatife karşı açabileceğini, davacının bu davada yasal sıfatının bulunmadığını, yetkisiz ve taraf sıfatı olmayan kişinin açmış olduğu davada müvekkilinin taşınmazına haksız ihtiyati tedbir kararı verildiğini, davacı tarafın açmış olduğu davada muvazaaya ilişkin herhangi bir iddiasının da olmadığını, tek dayandığı hususun üyesi olduğu kooperatifin yönetim kurulunun görevini kötüye kullandığı iddiası olduğunu, böyle bir sorun var ise de bunun kooperatifin iç meselesi olduğunu, bu davanın konusu olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.<br>Davalılar ... ve ... vekili, müvekkili ...'in, kooperatifin yönetim kurulu başkanı, ...'un ise yönetim kurulu 2. başkanı olarak görevlendirildiğini, müvekkillerinin hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğu kooperatifin halihazırda tasfiye halinde olduğunu, üzerinde kayıtlı bulunan .... parselde tapuya kayıtlı taşınmazın satışının uzun bir süredir tüm hissedarların ortak talebi olduğunu, huzurdaki davaya konu taşınmazın birinci derecede doğal sit alanı olduğunu, yapılaşmaya ve parselasyona müsait olmadığını, bu durumun taşınmazın değerini büyük ölçüde etkilediğini ve satışını zorlaştırdığını, taşınmazın rayiç bedelinin piyasa araştırması ve SPK raporuyla belirlendiğini, taşınmazın 2.400.000,00 TL bedelle davalı ...'a satıldığını, tüm hissedarlara payları oranında satış bedelinin dağıtıldığını, davacı hariç tüm paydaşların da işbu satış işlemi bakımından yönetim kurulu üyeleri olan müvekkillerini ibra ettiğini, müvekkillerinin satış işlemini genel kurulun kendilerine verdiği yetkiye istinaden yapmış olduğunu, kooperatif esas sözleşmesinde de satış için yetki bulunduğunu beyan ederek davanın öncelikle usulden reddini, mümkün olmaması halinde esastan reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...Dava, kooperatif eski yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan zarar iddiası ile açılan tapu iptal tescil, olmadığı taktirde zararın tahsil edilerek kooperatife ödenmesine ilişkindir. Antalya BAM 11. Hukuk Dairesi'nin .... Esas ve .... Karar sayılı kararı ile, davacı kooperatif üyesi tarafından kooperatif yönetim kurulunun kendilerine verilen yetkiyi kötüye kullandıkları gerekçesiyle davalı kooperatif ve diğer davalılar hakkında açılan davada uyuşmazlığın çözümünde Kooperatifler Kanunu'nun uygulanacağından bahisle Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna ilişkin kararı üzerine dosya mahkememizin .... Esas numarasına kaydedilmiş ise de; HMK'nın 14. maddesi: “Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir” hükmünü içermektedir. İlgili madde uyarınca kooperatif ile ortağı arasındaki uyuşmazlıklara bakmaya yetkili mahkeme kooperatif merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Bu yetki kesin ve kamu düzenine ilişkindir. Bu düzenlemeye paralel olarak Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/02/2022 tarih .... Esas ve ... sayılı kararında da \"Mahkemece yanlış değerlendirme ile taşınmazın bulunduğu yer yetkili görülerek yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması  gerekmiş\" olduğu vurgulanmakla kooperatif ile üye arasındaki davaların taşınmaz farklı yerde olsa dahi kooperatif merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu, bu kuralın kamu düzenine ilişkin ve kesin yetki olduğunun anlaşıldığı\" gerekçesiyle dava dilekçesinin yetkiye ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkemenin yetkisizliğine, yetkili mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir.   <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili ve dahili davalı ... Şti. vekili istinaf başvurularında bulunmuşlardır.  <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava tapu iptali ve tescil davası olduğundan, davanın taşınmazın bulunduğu Kaş'ta açıldığını, Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi'nce görevsizlik kararı verilerek dosyanın Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiğini, ilk talebin tapu iptal ve tescil olduğunu, davanın tarafının kooperatif değil 3. kişi konumunda taşınmazı satın alan kişi olduğunu, hatta Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava devam ederken taşınmazın bir başka kişiye daha devredildiğini ve bu tüzel kişinin de davaya dahil edildiğini, işbu davanın içeriğinin kooperatifi ve ortağı arasındaki uyuşmazlık şeklinde yorumlanmasının dosyanın esasına aykırı olduğunu, bu nedenle de kesin yetki kuralının uygulanmasının mümkün olmadığını, Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi'nin Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla baktığı dosyalardaki yetkisinin, Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devredildiği için dosyanın Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiğini, mahkemece yargılamaya devam edilmesi gerekirken hukuka aykırı olarak yetkisizlik kararı verilerek, dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine ilişkin karar verildiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Dahili davalı .... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; .... D.İş sayılı ihtiyati tedbir kararı verilip, hala devam ettiğini, D.İş dosyasının asıl dava olan mevcut dosyaya dahil edilmesi ve D.İş dosyasından konulan ihtiyati tedbir kararının mevcut asıl dosyada yeniden değerlendirilmesini talep ettiklerini ancak mahkemece bu hususta bir karar verilmediğini, kararın bu yönüyle eksik olduğunu, zira, asıl dosyanın belli olup, tüm hukuki tasarrufun da mevcut asıl dosyada yapılması gerektiğini, yetkili yerin İstanbul Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verildiğine göre ihtiyati tedbir kararının da bu çerçevede yeniden değerlendirilerek ve Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi'nin tedbir kararının yetkisizlik sebebi ile BAM tarafından kaldırıldığı da dikkate alınarak mevcut usul ve yasalara aykırı tedbir kararının da kaldırılması gerekirken, bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, kooperatif yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğundan kaynaklanan zarar iddiası ile açılan tapu iptal tescil, olmadığı taktirde zararın tahsil edilerek kooperatife ödenmesine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 62. maddesine göre; yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar. <br>Sorumluluk davası konusunda Kooperatifler Kanunu'nda hüküm bulunmadığından, aynı Yasa'nın 98. maddesi atfıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553. ve devamı maddelerinde düzenlenen anonim şirket yönetim kurulu hakkındaki sorumluluk davasına ilişkin hükümler kooperatifler hakkında da uygulanacaktır. <br>TTK'nın 553. maddesine göre; \"Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./28.md.) kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.\" , yine aynı Yasa'nın 555. maddesinde; \"(1) Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.\" hükümleri düzenlenmiştir. <br>Tarafların karşılıklı dava ve cevap dilekçelerinden anlaşılacağı üzere, davacının kooperatifin hem hissedarı hem denetim kurulu üyesi olduğu anlaşılmış, işbu davanın pay sahibi sıfatıyla açılan sorumluluk davası olduğu değerlendirilmiştir. <br>Dava ilk olarak, taşınmazın bulunduğu Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ve tapu maliki ... ile kooperatif üyeleri ... ve ...'a yönelik  olarak açılmıştır. Taşınmazın yargılama sırasında el değiştirmesi sebebiyle, mahkemenin verdiği ara karar üzerine davacı taraf, seçimlik hakkını, davayı yeni malike yöneltmek şeklinde kullanmış ve yeni malik .... Şti. bu şekilde davaya dahil edilmiştir. Mahkemece ayrıca, kooperatifin de davaya dahil edilmesi için davacıya süre verilmiş olup, davacı taraf, kooperatif adına dahili dava dilekçesi sunmuştur. Kooperatifin tasfiye halinde olduğu ve tasfiye memurlarının davalılar ..., ... ile dava dışı ... olduklarının anlaşılması üzerine, ...'ya tebligat yapılarak, kooperatifin davaya dahili sağlandığı anlaşılmıştır. <br>Kooperatif yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat istemine ilişkin davaların, kusurlu olduğu iddia edilen yönetim kurulu üyelerine karşı açılması gerekli ve yeterlidir. Eldeki davada, zararın kooperatife ait taşınmazın 3. bir kişiye devredilmesi şekliyle ortaya çıktığı iddia edilerek, taşınmazın 3. kişiye ait tapusunun iptali ile kooperatif adına tesciline karar verilmesi istendiğine göre, yönetim kurulu üyelerinin yanında tapu malikine de husumet yöneltilmesi gerekir. Bunun dışında kooperatifin bu tür davalarda, davalı olarak gösterilmesi gerekli olmayıp, talebin muhatabı da kooperatifin kendisi değildir. Dava zaten kooperatife yöneltilerek açılmamıştır. Mahkemenin ara kararı üzerine davacı taraf kooperatifi davaya dahil etmiş olup, bu şekilde dahili dava yoluyla bir kişinin davada taraf olması da mümkün değildir. HMK'da bunu mümkün kılan herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla, kooperatifin davada taraf olmadığı gözetilerek, değerlendirme yapılması gerekirken, kooperatifin davalı gibi kabul edilip merkezinin bulunduğu yere göre yetkisizlik kararı verilmesi hatalı olmuştur. <br>Kabule göre de, kooperatifin sicilden terkin edilmiş olduğu, bu dosya için verilmiş bir ihya kararının bulunmadığı görüldüğünden, kooperatifin ihyası sağlanmadan, dosyanın karara bağlanması isabetsiz olmuştur.<br>Diğer taraftan, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemeleri'nin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 18.06.2014 tarih, 6545 sayılı Kanun'un 45. maddesi ile değişik 5/3. maddesinde, asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunacağı belirtildikten sonra, heyet halinde bakılacak davaların hangileri olduğu tek tek düzenlenmiş, bunun dışında kalan  dava ve işlere mahkeme hakimlerinden birinin karara bağlayacağı hüküm altına alınmıştır. İlgili maddenin 3. fıkrasına  göre; şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalara heyet halinde bakılır. <br>Eldeki uyuşmazlık, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin olmakla, davacının talebi konusunda heyet halinde karar verilmesi gerekirken tek hakimle karar verilmesi isabetsiz olmuş, neticeten, heyet halinde oluşacak ilk derece mahkemesince işin esasına girilip, karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olduğu  kabul edilmiştir. <br>Davalı .... Şirketi'nin istinaf incelemesinin değerlendirilmesinde; HMK'nın 397/2. maddesine göre; ihtiyati tedbir kararının etkisi aksi belirtilmediği takdirde nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder. Kararın kesinleşmesinden önce, tedbir kararının kaldırılıp kaldırılmaması, mevcut duruma göre mahkemenin takdirindedir. Bu anlamda nihai kararın verilmesiyle birlikte tedbirin kaldırılmaması usuli bir eksiklik olarak değerlendirilemez. Ayrıca, davacı tarafın istinaf başvurusu kabul edilip, kararın kaldırılarak işin esasına girilmesi gerektiği belirtildiğine göre, hukuki korunmanın sağlanmasına yönelik olarak taşınmaz üzerinde mevcut tedbirin de yargılama boyunca devam etmesi gerekir. Açıklanan sebeplerle yerinde görülmeyen davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. <br>Sonuç olarak, davalı .... Şirketi'nin vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 ve 353/1-a-6 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı .... Şirketi vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 ve 353/1-a-6 maddeleri gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/05/2024 tarih ve .... Esas - .... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>4-İlk derece mahkemesinin yetkili olmasına rağmen yetkisizlik kararı verilmiş olması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 ve 353/1-a-6 maddeleri gereğince davanın yeniden görülmesi için  dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>5-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>6-Davalı ... Şirketi'nin istinaf başvurusu reddedildiğinden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, <br>7-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, <br>8-Davalı .... Şirketi'nin istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>9-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>10-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>11-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ee13eb91be714a03","SID":"7cb147b2b861ec90"}}