{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/747 Esas<br>KARAR NO: 2025/24<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/02/2023<br>NUMARASI: 2021/189 Esas, 2023/37 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 09/01/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili Kurumun TÜRKPATENT nezdinde sicile ..., ..., ... ve ... tescil numaraları ile kayıtlı fikri eşyanın mülkiyetini haiz olduğunu, anılan markaların tamamının doğrudan doğruya kullanıldığını, davalının işyeri tabelasında \"ET BALIK SATIŞ MAĞAZALI\" \"ET BALIK MAĞAZALARI - SATIŞ\" ifadesini kullandığını, tabelada tercih edilen renk ve yazı karakterlerinin de tüketicileri yanıltıcı özellikte olduğunu, işletmedeki camekan, yazar kasa fişi, barkodlu ürün etiketi ve mağaza poşetindeki kullanımlar itibariyle de marka haklarına ihtilas suretiyle tecavüzde bulunduğunu, davalının müvekkili Kurumun ülke çapındaki tanınmışlığı ve güvenirliğinden yararlanmak suretiyle tüketiciyi yanılttığını ve ortalama tüketici düzeyinde işletmesini müvekkili Kurumla ilintili göstermeye çalıştığı iddiasıyla hakkında iltibas suretiyle marka hakkına tecavüz suçundan ceza soruşturması yürütülmesini talep ettiklerini, İstanbul Anadolu CBS'nca tahkikata başlandığını, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kararda tahkikat makamınca şüpheli şirket yetkilisinin kullanımlarının davalı ... adına tesis olunan ... ve ... tescil nolu markalara dayalı olduğu ve markaya dayalı bu kullanımların soruşturmalar konusu suça vücut vermediğini, itirazda bulunduklarını, itirazlarınında kesin olarak red edildiğini ifade ederek, davalı adına kayıtlı ... ve ... sayılı markaların hükümsüzlüğüne  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili dilekçesine özetle; müvekkilinin yerleşim yeri Kadıköy/İstanbul olduğundan davaya ilişkin yetki itirazımız bulunduklarını, yetkili mahkemenin istanbul anadolu fikri sınai haklar hukuk mahkemesi olduğunu, İstanbul Anadolu 10.Sulh Ceza Hakimliği'nin 11.11.2020 tarih ve 2020/1594D.İş sayılı kararı ile takipsizlik ve yetki itirazlarının kesin olarak reddine karar verildiğini, davaya konu müvekkilinin markasının davacının tecavüz teşkil ettiğini iddia ettiği ET VE BALIK ibaresinin kullanımının TÜRKPATENT Kurumu nezdinde tescilli olduğunu, bu tescil süresi ile davanın açılma tarihi incelendiğinde davada zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu ve tedbir şartlarının oluşmadığını, bu nedenle müvekkilini mağdur duruma düşürecek tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini, internet arama motoruna Et ve Balık Kurumu yazıldığında davalının markası ve internet sitesi çıktığını, müvekkilinin sitesinin ancak Et ve Balık Satış Mağazaları olarak arandığında çıktığını, bu iki isimde de benzer olan tek şeyin Et ve Balık ibareleri olduğunu, bu ibareler de sattıkları ürünün isimleri olduğunu, bu nedenle müvekkilinin markasında Et ve Balık ibarelerini kullanmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, davacının Et ve Balık Kurumu olarak aratıldığında çıkan logosu ile müvekkiline ait logo arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını, Et ve Balık Kurumu ibaresindeki \"Kurum\"dan ortalama bir tüketici (türk vatandaşı) resmi devlete ait bir satış yeri, Et ve Balık Satış Mağazasından da özel kişi veya şirkete ait satış yeri olduğu kolayca ayırt edilebileceğini, bu durum dikkate alındığında ortalama tüketici tarafından markalar arasında bağlantı olduğu yanılgısına düşmesinin imkansız olduğunu, davacı tarafından hükümsüzlük talebine gerekçe gösterilen ve TÜRKPATENT nezdinde hem şekil hem de kelime olarak tescilli bulunan markalar incelendiğinde markalarda esas unsurun “et ve balık” ibareleri olduğunu, marka görsellerinin ise  davacı büyükbaş hayvan başı figürü olduğunu beyan ettiğini, davacı ve davalı müvekkilinin markası internette aratıldığında çıkan logolar arasında benzerlik olduğu iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davaya konu ET VE BALIK Mağazaları ibaresinin müvekkili tarafından kullanımı tamamen müvekkilinin tescilli markasına dayanmakta olup, davacının markasına yönelik herhangi bir tecavüzü söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin hiçbir şirketin veya markanın tanınırlığından faydalanmaya ihtiyacı olmadığı gibi müvekkili şirketin gerek başkalarının haklarına duyduğu saygı gereği gerekse de kendisinin piyasada oluşturduğu saygınlığa zarar vermemek adına bir başkasının haklarına tecavüz sayılabilecek hiçbir girişimde dahi bulunmadığını, müvekkilinin hizmet verdiği alanda yeterli tanınmışlığa ulaşmış olup; başkasının tanınmışlığından faydalanma amacıyla markayı taklit etmeye hiçbir şekilde gerek duymadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"...  davacı kurumun ET VE BALIK alanında uzun yıllardır faaliyette bulunduğu 1952 yılında kurulup özellikle ucuz et,  balık ve süt  satışı yönünden faaliyette bulunduğu, davalı tarafın da yine davacı kurum ile aynı sektörde et ve balık satışı yapmak suretiyle faaliyette bulunduğu, bu yönüyle tarafların ticari faaliyet alanlarının aynı olduğu, markalar karşılaştırıldığında, ortak olarak et ve balık ibarelerinin kullanıldığı, her ne kadar tescil sınıfları farklı ise de davalı kullanımları ile davacı kullanımlarının aynı ticari faaliyet alanında olması  sebebiyle ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet verebileceği, davalı iş yerlerinin davacının şubesiymiş gibi algılanabileceği, bu şekilde markalar arasında ortalama tüketiciler nezdinde karışıklığa sebebiyet verebileceği anlaşıldığından davalının markalarının tescilli olduğu 35. Sınıftaki gıda hizmetleri ile ilgili faaliyetler bakımından hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği, davacı tarafından kötü niyetli tescil iddiasında da bulunulmuş, aslolan iyi niyet olup kötü niyeti iddia edenin ispat etmesi gerekmekte olup, davacı kurumun 1952 yılından beri Türkiye' de ET BALIK KURUMU ismi ile faaliyette bulunduğu bu alanda belli bir bilinirliği olduğu, özellikle gıda sektöründe faaliyet gösteren kişi veya kurumların davacı markasından haberdar oldukları veya olmaları gerektiği, bu yönüyle mahkememizce yapılan re'sen değerlendirmede de et ve balık ibareleri gıda sektöründe her ne kadar tek başına tescil edilemeyecek tanımlayıcı ibareler olsa da ET VE BALIK KURUMU ibaresi davacı kurum ile özdeşleşmiş bu yönüyle uzun yıllarca yapılan kullanım sebebiyle ayırt edicilik kazanarak  gıda alanında herkes tarafından bilinen veya bilinmesi gereken bir marka haline gelmiş, davalı tarafça davacının bu markalarından haberdar olunduğu halde bu kumunun bilinirliğinden uygun ve kaliteli gıda satışına ilişkin toplumda uyandırdığı güven ve istikrarından faydalanmaya yönelik marka tecillerinin mahkememizce iyi niyetli olmadığı kanaatine ulaşıldığı bu sebeple 6769 Sayılı SMK' nun 6/9. Maddesi uyarınca davalı markalarının kötü niyetli tescil edildiği kanaatine ulaşıldığından kötü niyetli tescil halinde tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiğinden, davalının davaya konu markalarının tümüyle hükümsüzlüğüne karar verilerek; 1-Davanın KABULÜ ile, davalı adına tescilli ... ve... numaralı markaların hükümsüzlüğüne,\" Şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Davacının markaları ile müvekkilinin markalarının benzer olmayıp tüketici nezdinde ayırt edilebilecek nitelikte olduğunu, Müvekkilinin markasının 35.sınıfta, davacının markalarının ise 18,29 VE 40. sınıfta olduğunu, \"ET VE BALIK\" kelimeleri satılan malın cinsini tanımlar nitelikte olup tekel haline getirilemeyeceğini,  Raporda Müvekkili adına tescilli markanın sicilde açık ve kesin olarak gösterildiğini,  markaların ön tarafındaki\"e.b.k., \"e.s.k.\"\" ile \"e.b.s.m.\"ibarelerinin şekil unsuru olarak bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini, iş yeri tabelasında \"e.b.k.\" ve \"e.s.k\" kısaltmalarının kullanılmadığının yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda sunulan fotoğraflardan da anlaşılmakta olduğunu, ayrıca davacının markasında \"kurum\" kelimesi yer almaktayken müvekkilinin kullanıldığı tabelada \"satış mağazaları\" ibaresi yer aldığını, satış mağazası tabelasında bulunan logoda davacı kurum logosundan farklı olarak büyükbaş hayvan kafası figürü kullanıldığını, Davacı kurumun eski adıyla Et ve Balık Kurumu yeni adıyla Et ve Süt Kurumu' nun 2017 yılı itibariyle de Türkiye içerisinde bilinen hiçbir mağazası kalmadığını, Müvekkili adına tescilli markanın ise Et Balık Satış Mağazaları ismi ile İstanbul İlinde 10' dan fazla şubesi bulunduğunu, Davaya emsal nitelikteki İstanbul Anadolu CBS 2020/120353 soruşturma numaralı dosyasında alınan bilirkişi raporunda ve BAKIRKÖY 1. FİKRİ SİNAI HAKLAR CEZA MAHKEMESİ' NİN 2021/398 E. sayılı dosyasında alınan 28.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili adına tescilli markanın davacı kurum adına tescilli markanın hakkına tecavüz etmediğinin belirtildiğini, mahkemenin bu delil ve itirazları dikkate almadığını, davacı kurum tarafından müvekkili adına tescilli markanın lisans sözleşmesi ile ... tarafından kullanılarak işletildiği Et ve Balık Satış Mağazası Güngören Haznedar Şubesi' inin ve içerisinde satılan ürünlerin davacı Et ve Süt Kurumu üzerine kayıtlı marka hakkına tecavüz edecek ve tüketiciler nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verecek nitelikte olduğu iddiası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, Bakırköy 1. Fikri ve Sinai Haklar Ceza Mahkemesi' nin 2021/398 E. Sayılı dosyası ile dosyasına istinaden alınan bilirkişi raporunda \" ... adına tescilli markaların 35. Sınıf açısından koruma kapsamında olduğu, sanık ...' ın lisans aldığı markaları tescile uygun olarak kullandığı,sanık ...' ın markasal kullanımlarının 35. Sınıf kapsamında kaldığı, lisans hakkı kapsamında kullandığı müvekkilimiz ... adına tescilli markaların da aynı sınıfta tescilli olduğu ancak müşteki Et ve Süt Kurumu adına 35. Sınıfta tescilli markanın yer almadığı, sayılan nedenlerle sanığın iş ve eylemlerinin marka hakkına tecavüz suçu teşkil etmeyeceği\" görüş ve kanaatine varıldığını, mahkemece beraat kararı verildiğini, Delil olarak sunulan iki bilirkişi raporunda da açıkça müvekkili adına tescilli markanın davacı kurum adına tescilli markanın hakkına tecavüz etmediğinin belirtildiğini, Mahkemenin benzerlik ve kötüniyete dayalı istemleri kabul etmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir.<br>GEREKÇE Dava, ... numaralı \"... ET BALIK SATIŞ MAĞAZALARI\" ibareli marka ile  ... numaralı \"... ET BALIK SATIŞ MAZAĞAZALARI ŞEKİL\" İbareli  markanın benzerlik ve kötüniyetli tescil iddiası ile hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davacının ... numaralı \"E.B.K ET VE BALIK KURUMU 1952 ŞEKİL\" ibareli markasının 23.01.2009'dan itibaren, ... numaralı \"... ET VE BALIK KURUMU 1952 ŞEKİL\" ibareli markasının 11.05.2010'dan itibaren 18,29,40.sınıflarda (et, balık ürünlerini kapsar şekilde)  tescilli olduğu, davalının markalarının ana unsurunun \" ET BALIK SATIŞ MAĞAZASI\" olduğu, mahkemece kabul edilen bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere markalar arasında benzerlik olup ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacı kurumun ilk kez 1952'de kurularak, \"ET VE BALIK KURUMU\" adını uzun yıllar kullandığı, satış mağazalarının bu isimle faaliyet gösterdiği, et ve balık ibareleri gıda sektörü yönünden tek başına tescil edilemeyecekse de ET VE BALIK KURUMU ibaresinin davacı kurum ile özdeşleştiği, kullanım sebebi ile ayırt edicilik kazandığı, gıda alanında bilinen marka haline geldiği, davacının özellikle uygun fiyatlı et balık süt satışı faaliyetinde bulunduğu dikkate alındığında mahkemece tescilde kötüniyet kabul edilerek markaların tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi yerinde olup ceza mahkemesinin beraat kararı yahut soruşturma aşamasındaki KYOK verilmesi hukuk mahkemesi yönünden bağlayıcı olmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"42eb36c457c58082","SID":"4f7ec244acb5ac75"}}