{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2022/2143 <br>KARAR NO\t: 2024/1959<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 15/09/2022 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2018/249 Esas,  2022/499 Karar<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>Taraflar arasında görülen menfi tespit  davasına ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 16/05/2008 günü sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araç Amasya ... yolunun 45 + 450 km yönünde gitmekte iken, direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sol tarafında bulunan köprü korkuluklarına çarparak ırmağa düşmesi sonucu ... ve ...'ın vefat ettiğini, ... ve ...'ın yaralandığını, kaza nedeniyle Amasya Ağır Ceza Mahkemesinde kovuşturma yapıldığını, kaza nedeniyle davacıların yaralandıklarını, hastanelerde tedavi gördüklerini, kazada vefat eden ...'ın 1945 doğumlu olup, geride destekten yoksun bıraktığı engelli çocuğu ..., öğrenci olarak okula devam eden ve kazada  yaralanan ..., kazada yaralanan ve öğrenci olan kızı ..., kazada yaralanan ve öğrenci olan kızı ... ve eşi ...'ı bıraktığını, kaza nedeniyle sigorta şirketine müracaatta bulunduklarını, çocukların tedavi ve yaralanmalarına ilişkin taleplerinin reddedildiğini ancak anne ...'ın ölümünden dolayı kısmi bir ödeme yapıldığını, yaralanma ve maluliyete ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını, kızı ...'ın kaza nedeniyle ağır yaralandığını, kaza sonrası okulu bırakmak zorunda kaldığını, ruh sağlığının da bozulması nedeniyle ağır engelli olduğunu beyanla fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile ölen için yapılan cenaze ve defin giderleri ile dinsel yükümlülükler için yapılan masraflar olmak üzere şimdilik davacıların tamamı lehine ayrı ayrı  olmak üzere 500,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işletilecek yasal reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, müvekkillerinin yaralanmasından dolayı ... ve ...için ayrı ayrı olmak üzere 500,00-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, davacıların tamamı lehine 500,00-TL cenaze ve dinsel tören giderlerinin olay tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, kaza sonucu sakatlanan ve ömür boyu bakıma muhtaç hale gelen ... için tedavi ve bakıcı giderleri için 500,00-TL'nin olay tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiğini, davadan önce müvekkili şirket tarafından ...'ın vefatı sebebiyle ...'a 13.417,00-TL tazminat, ...'a 3.780,00-TL tazminat ödendiğini, bu nedenle davanın reddini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; \"...Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talepleri için  aktüerya raporu TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlettirilmiştir. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen maluliyet, kusur raporu ve aktüerya bilirkişi tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınarak davacılardan ... yönünden davanın kısmen kabulü ile, 1.477,22-TL geçici iş göremezlik tazminatının sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren sekiz günlük yasal sürenin sonu olan  19/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacılardan ... yönünden davanın kısmen kabulü ile, 496,54-TL destekten yoksun kalma tazminatının davacının sigorta şirketine başvurusunun olmaması ve kaza tarihi itibariyle başvurunun dava şartı olmaması nedeniyle dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacılardan ... yönünden davanın kısmen kabulü ile, 2.358,85-TL destekten yoksun kalma tazminatının ve 112,36 TL geçici iş göremezlik tazminatının davacının sigorta şirketine başvurusunun olmaması ve kaza tarihi itibariyle başvurunun dava şartı olmaması nedeniyle dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacılardan ... yönünden davanın kabulü ile, 55.925,62-TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 45.659,64-TL iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 101.585,26-TL'nin (sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde) sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren sekiz günlük yasal sürenin sonu olan 19/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'ın talepleri yönünden kazanın oluşunda davacının tam kusurlu olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>KARAR : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-Davacı ...'ın davanın kısmen kabulü ile, 1.477,22-TL geçici iş göremezlik tazminatının 19/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, sair hususların reddine, <br>Davacı ...'ın davasının kısmen kabulü ile, 496,54-TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, <br>Davacı ...'ın davasının kısmen kabulü ile, 2.358,85-TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 112,36-TL geçici iş göremezlik tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, <br>Davacı ...'ın davasının kabulü ile, 55.925,62-TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 45.659,64-TL iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 101.585,26-TL'nin (sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde) 19/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, <br>Davacı ...'ın davasının reddine,...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin maluliyetlerine ilişkin yapılan hesaplamanın yeterli olmadığını, gerçek zararlarının tespit edilemediğini, davacıların hem maluliyetlerinden kaynaklı hem de destekten yoksun kalmalarından kaynaklı hak ettikleri tazminat miktarlarının daha yüksek olduğunu, davacıların kendilerini vekille temsil ettiğinden bahisle tek vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak işbu davada birden fazla davacı olduğunu, her bir davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, uzamış ceza zamanaşımı süresinin de geçmiş olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, dava açılmadan önce şirkete yazılı başvuru ile talepte bulunulması, başvurudan itibaren 15 gün içinde bu isteğe cevap verilmemesi veya cevabın talebi karşılamaması halinde dava açılması gerekirken davacılar ... ve ... tarafından davadan önce müvekkili şirkete sakatlanma talepleri ile ilgili başvuru yapılmadığını, sigorta şirketinin poliçe kapsamında davacının tedavi giderleri kapsamında sayılan geçici iş göremezliğe ilişkin tazminat talebi ile sair tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, hesaplamada PMF yaşam tablosunun esas alınması ve 1.8 teknik faiz yönteminin uygulanması gerektiğini, müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, sigortalı araç ticari araç olmadığından yasal faize hükmedilebileceğini belirterek kararın kaldırılması ile davanın müvekkili sigorta şirketi yönünden reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:<br>Dava; davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın yaptığı tek taraflı trafik kazası sonucu davacılar yakınının ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma ve aynı kaza nedeniyle yaralanma nedeniyle uğranılan cismani zararın tahsili istemine bağlı maddi tazminat davasıdır. <br>İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;<br>1-)6100 Sayılı HMK'nın 297/2 maddesinde \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir\" düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemenin de gereği olarak mahkemece verilen hükmün, infazda tereddüt yaratmayacak mahiyette olması gerekmektedir.<br>Davacılar, davalı ... Sigorta A.Ş'ye ZMSS poliçesi gereği zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle husumet yöneltmiştir. Mahkeme tarafından, davalı sigorta şirketinin poliçe limitiyle sınırlı biçimde zarardan sorumlu olduğu hükümde belirtilmiş olmakla birlikte, her bir davacı yönünden  tahsiline hükmedilen miktar itibariyle belirlenen tazminat bedelleri toplamının ZMSS kapsamında bakiye poliçe teminat limiti dahilinde kalıp kalmadığının belirtilmediği, davalının sorumlu poliçe limitinin hükümde açıkça gösterilmediği görülmektedir. <br>Ayrıca aktüer bilirkişi raporunda kaza tarihi olan 16.05.2008 tarihi itibariyle ZMMS limitinin sakatlanma ve ölüm için kişi başı 100.000,00 TL ve kaza başına 500.000,00 TL olduğu ifade edilmekle birlikte poliçe örneğine bakıldığında sakatlanma ve ölüm kişi başına 80.000,00 TL, kaza başına 800.000,00 TL şeklinde yazılı olduğundan mevcut çelişkinin hangi husustan kaynaklandığının araştırılmadığı, tazminat hesabında yazılı olduğu üzere miktarlar arasında çelişki bulunduğundan iş bu hususun aydınlatılmayarak tereddüte mahal verildiği görülmektedir. Eksik inceleme dahilinde ve kabule göre ise 6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesine aykırı biçimde ve infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm tesisi kararın kaldırılmasını gerektirmiştir. (bknz. Yargıtay 17.H.D. 2019/3328 E. 2020/4726 K. Sayılı ilamı) <br>Davalı sigorta vekilinin poliçe limiti dahilinde tazminat taleplerinin karşılandığı ve sigorta şirketinin sorumluluğu kalmadığına yönelik istinaf itirazının yazılı gerekçe kapsamında bu aşamada incelenmesine yer olmadığı anlaşılmıştır.<br>2-)Yargılama konusu haksız eylemin suç niteliği taşıdığı anlaşıldığından somut uyuşmazlıkta 2918 sayılı KTK'nın 109/2 maddesinde düzenlenen uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği açıktır. Dava konusu olayda uygulanacak ceza zamanaşımı süresi ise suçun taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir ya da birden fazla kişinin yaralanmasına ilişkin olması nedeniyle 5127 Sayılı TCK'nın 85/2. ve 66/1-d maddesi gereğince 15 yıl olup meydana gelen olay 16.05.2008 tarihinde gerçekleşmiş, eldeki dava 25.05.2018 tarihinde açılmıştır. TCK 85/2 de düzenlenen taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına sebep olma suçunun cezası itibari ile  ceza davası zamanaşımı süresi TCK.'nun 66/1-d maddesi gereğince 15 yıldır. Davalı (sürücü) ...'a ölenlerden ...'ın annesi, ...'ın ise eşi olması münasebetiyle yargılandığı Amasya Ağır Ceza Mahkemesince  ceza verilmesine yer olmadığına dair karar ihdas edilmiş olmasının zamanaşımı süresine etkisi bulunmamaktadır.  Bu hali ile dava tarihi itibariyle uzamış zamanaşımı süresi olan 15 yıl  dolmamış olduğundan  davalı sigorta vekilinin zamanaşımın dolduğuna dair istinaf itirazına itibar edilmemiştir.<br>3-)Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosunun kullanılmasının uygun olacağına karar verilmiştir. (bknz. Yargıtay 4. H.D. 2022/8910 E. 2024/3799 K. Sayılı ilamı)  Hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılarak işleyecek devre bakımından progresif rant formülü kullanılmak suretiyle tazminatın belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.  Konuyla ilgili olarak Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasında uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair alınan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/3323 E. 2024/5474 K. Sayılı ilamı da benzer yönde olup yazılı gerekçe kapsamınca davalı vekilinin aksi yöndeki itirazının reddi gerekmiştir.<br>4-)Davacılar arasında ihtiyati dava arkadaşlığı bulunmasına göre  her bir davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş olup, bu yöndeki davacı vekilinin istinaf itirazının kabulü, kararın mahiyetine göre sair yöndeki istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davalı sigorta vekilinin istinaf itirazlarının (1.) bentte yazılı sebep dahilinde kısmen kabulü, poliçe limiti dahilinde ödeme yapılıp yapılmadığı yönündeki istinaf itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığı, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının (5.) bentte yazılı sebep dahilinde vekalet ücreti yönünden kabulü, sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı sigorta vekilinin istinaf itirazlarının (1.) bentte yazılı sebep dahilinde kısmen kabulü, poliçe limiti dahilinde ödeme yapılıp yapılmadığı yönündeki istinaf itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığı, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının (5.) bentte yazılı sebep dahilinde vekalet ücreti yönünden kabulü, sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığının kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca  KALDIRILMASINA,<br>2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran taraflara iadesine, <br>4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>5-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 362-(1)/g maddesi gereğince kesin olmak üzere... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a5f66c3027fd0cbd","SID":"1e00fc486cfe39df"}}