{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/3472 - 2025/91<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/3472 <br>KARAR NO\t: 2025/91<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 29/09/2022<br>NUMARASI\t: ... Esas, ... Karar<br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: Av.  <br>DAVALI\t: TÜRKİYE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -  \t <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA\t: Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 14/01/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH \t: 14/01/2025<br><br>.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.09.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 04/08/2012 tarihinde meydana gelen kaza sonucu yaralanarak sakat kaldığını, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, meydana gelen kazada müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını belirterek, 10,00 TL (5,00 TL geçici iş göremezlik, 5,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatından oluşan) maddi tazminat tutarının olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep etmiş ayrıca belirsiz alacak davası olarak açmış olduğu davasında 30/07/2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile dava değerini 5 TL'lik sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 224.995,00 TL arttırarak toplam 225.000,00 TL tazminatın başvuru tarihi olan 16/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin olmadığını belirtmiş, bu nedenle 29/09/2022 tarihli oturumda alınan beyanında davacı vekili taleplerini yalnızca kalıcı iş göremezlik talepleri yönünden ıslah ettiklerini belirtmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde 07/05/2012- 07/05/2013 tarihleri arasında ... nolu ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, raporların Adli Tıp Kurumundan alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, açılan davanın kısmen kabulü ile; davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkin davasının reddine, davacının kalıcı iş göremezlik tazminatı talebine ilişkin davasının kabulü ile;  225.000,00 TL tazminatın (poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 27/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; davanın zamanaşımı süresi içerisinde ikame edilmemiş olup usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davaya konu kazada müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı tespit edilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan kusur oranının fahiş olduğunu, bilirkişi raporunda yapılan tazminat hesabının hatalı olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz yöntemi kullanılarak tazminat hesabı yapılması gerektiğini, temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br><br>Dava, yaralamalı trafik kazası sonucu açılmış olan maddi tazminat davasıdır.<br>Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Zamanaşımı yönünden yapılan istinaf incelemesinde:<br>Her ne kadar ilk derece mahkemesince zaman aşımı defi hakkında olumlu olumsuz karar verilmemiş olması hatalı ise de, zaman aşımı hususunda aşağıdaki gibi değerlendirme yapılmıştır.<br>Olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. Maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu belirtilmiştir.<br>     Buna karşılık 2918 sayılı KTK'nun 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa\" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK'nun 60 ve 2918 sayılı KTK'nun 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin  başlangıcı  yönünden birbirine paraleldir. <br>Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir.  (HGK'nun 10/10/2001 gün 2001/19-652-705, HGK'nun 16/04/2008 gün, 2008/4-326-325, HGK'nun 05/06/2015 gün 2014/17-2198, 2015/1495 ve HGK'nun 16.09.2015 gün, 2014/17-116, 2015/1771 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)<br> 7226 sayılı Kanun ve Cumhurbaşkanlığının 2480 sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Kararına istinaden Coronavirüs (Covid19) salgını nedeniyle HMK'deki başvuru sürelerinin 13/03/2020-15/06/2020 tarihleri arasında durmasına karar verilmiştir.<br>         Somut olayda; kaza tarihi 04.08.2012'dir. Zamanaşımı yukarıda belirtilen kanun gereğince 8 yıl 3 ay 3 gün sonra dolacaktır. Ancak yine dosya arasında arabulucuya 28.08.2020 tarihinde başvurulduğu, arabuluculuk görüşmelerinin 27.10.2020 tarihinde sonuçlandığı, arada geçen süre içerisinde de zamanaşımının işlemeyeceği anlaşıldığından bu süre zarfında da zamanaşımı yine durmuş olacaktır. Dolayısıyla zamanaşımı 8 yıl 4 ay 3 gün sonra (07/12/2020 tarihinde) dolacaktır. Dava 23.11.2020 tarihinde zamanaşımı süresi dolmadan açıldığından mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi yerinde görülmekle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. <br>Kusur raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde;<br> Dosya arasında mevcut bulunan kaza tespit tutanağında sürücü ...'in araçların hızını, kavşaklara yaklaşırken dönemeçlere girerken azaltmamak kusurunu ihlal ettiğinden dolayı kusurlu olduğu belirtilmiştir.<br>İşbu dosyada alınan trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan 07.03.2021 tarihli  kusur raporunda, sürücü ...'in %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüştür.<br>Mahkemece aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi kaza tespit tutanağı ile de uyumlu olduğu, kazanın tek taraflı olup davacının araçta yolcu olduğu, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle kazanın meydana geldiği anlaşıldığından kusur oranın yanlış tespit edildiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>Hesap raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde;<br> Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında  davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan  hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. <br>Müterafik kusura ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana artmasına etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.<br>Gerçekleşen kazada, davacının yolcu olduğu 5 kişilik araçta 8 kişinin bulunduğu, davacının küçük olduğu, yaralanmasının kafa bölgesinden kaynaklandığından oto koltuğu yada emniyet kemerinin takılı olmadığı anlaşılmakla müterafik kusur indirimi yapılması gerekse de, bilirkişice belirlenen toplam 491.374,00 TL zarardan % 20 müterafik kusur indirimi yapılsa dahi zararın teminat limitinin çok üstünde kaldığı, mahkemece limit kadar tazminata hükmedildiğinden ve sonuç değişmeyeceğinden bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. <br>Faizin başlangıç tarihine yönelik yapılan istinaf incelemesinde:<br>Dava, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan kalıcı ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. <br>Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara  gerek olmaksızın, zararın  doğduğu  anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Sigorta şirketinin ise poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sona erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacının davalı şirkete 16.11.2020 tarihinde başvurduğu, 8 iş günü sonrası 27.11.2020 tarihinde temerrütün oluştuğu, mahkemece de bu tarihten itibaren faize hükmedildiği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. <br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, zamanaşımı defi hakkında karar verilmemesi hatalı ise de davanın zaman aşımına uğramadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 15.369,75 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 3.843,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 11.526,75‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından (225.000,00 TL) miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.14/01/2025<br>\t\t\t\t<br>Başkan<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır<br> <br>Üye<br> <br>e-imzalıdır <br> <br>Katip<br> <br>e-imzalıdır <br> <br><br> <br><br><br><br><br><br>                  İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3a96a71e107e8e30","SID":"8337d10d22d0559c"}}