{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1256 <br>KARAR NO\t: 2024/1691<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:01/02/2023<br>NUMARASI\t:2015/762 Esas - 2023/59 Karar<br><br>DAVACI\t:... (T.C.No:...) - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>DAVALILAR\t:1-... - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>\t:2-... (T.C.No:...) -  ...<br>\t:3-... (T.C.No:...) - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... -  ...<br>DAVA\t:Şirket Feshi<br>DAVA TARİHİ\t:30/07/2015<br><br>KARAR TARİHİ\t:21/11/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:16/12/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirketin diğer davalılarla birlikte ortağı olduğunu, belli bir süre sonra şirket kar payının davacıya verilmediğini, şirket kaynaklarının amaç dışında davalılarca kullanıldığını, davacının şirket ortağı olmasına ve masraflara katılmasına rağmen ortaklık haklarının kullandırılmadığını, ortaklıktan uzak tutulan davacının ortaklık devamlılığında hukuki fayda kalmadığını, fesih için haklı nedenlerin oluştuğunu beyan ederek şirketin feshi ile tasfiyesine, aksi halde de davacının payının şirkete yapılan kazandırmaların, paylaştırılmamış olan kar bedellerinin karar tarihindeki değerlerinin ödenerek davalı şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin davalı şirkete yönelik olduğunu, taleplerin davacılar ile herhangi bir ilgisi olmadığını, husumet itirazlarının bulunduğunu, davanın hukuki ve haksız mesnetten yoksun olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı Özel Akmercan Eğitim Kurumları Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının franchise bedeli konusundaki iddialarının gerçeği yansıtmadığı, devralınan okula fuzuli ya da aşırı masraflı harcamaların yapılmadığını, yapılan harcamaların okul işletmesinin daha nitelikli ve ticari gayelere  uygun olarak gelir getirecek düzeye getirme konusunda çalışmalar olduğunu, davacının ödediğini iddia ettiği bedellerin şirket hesapları ve mali kayıtları ile ortaya çıkartılabileceğini, işletme zararına herhangi bir faaliyetin olmadığını, şirketin feshini gerektirecek herhangi bir haklı neden olmadığı savunmaları ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;<br>-Davacının şirket ortaklığından çıkartılmasına, <br>-Ayrılma akçesi talebinin reddine, <br>-Davalı ... ve ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,  ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin borca batık olduğundan bahisle davacıya sermayesinin ödenemeyeceğinin belirtildiğini ancak bu durumun gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle yerel mahkeme kararının eksik ve hatalı inceleme neticesinde hazırlanmış olup usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira davalıların, dava açıldıktan sonra hisselerini, tüm eşyalarıyla birlikte dava konusu  okulu devretmiş olup yüklü miktarda devir parası aldıklarını, devir ettikleri kişinin de halen aktif olarak okulu işlettiğini, dava konusu okulun \"...\" okullarından olup, okulun başlı başına bir isim değeri bulunduğunu, bununla birlikte yerel mahkemece dava konusu okulda yerinde keşif yapılması gerekmekte olup, keşif yapılması talep edilmişse de yerel mahkemece keşif yapılmadan hüküm kurulduğunu, bu durumun da usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının da katlanmış olduğu tüm masraflar ve okula verdiği danışmanlık hizmeti ile okulun en iyi haline getirildiğini ve kayıtlar vs. iyi derecede iken kar elde edilmekte iken ortak olan davacıya kar payı verilmemiş olmasının, şirket yönetimine, yasa ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı şirketin haksız ve kötüniyetli olarak gerçek öğrenci sayısını resmi kayıtlara geçirmediğini, şirketin iyi durumda olduğu ve gelir elde ettiğinin sabit olduğunu, ayrıca her ne kadar reel bilançonun tespit ettirildiği belirtilmişse de alınan raporda işbu araçların gerçek satış değerleri üzerinden hesaplama yapılmadığını, zira araçların satış tarihleri itibariyle rayiç değerleri satış esnasında beyan edilenden çok daha yüksek olduğunu, davalıların hileli hareketleri, delillerinin dikkate alınmaması ve bilirkişinin eksik incelemesi neticesinde bilançonun hatalı hesaplandığını ve şirketin borca batık gibi gösterilerek davalılar tarafından haksız menfaat elde edildiğini, şirketin kar elde ettiği ve değerinin artmış olduğu sabit olup davacıya ayrılma akçesinin ödenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,  öncelikle şirketin tüm aktif ve pasifleri dikkate alınarak şirketin devir bedelinin hesaplanması gerekmekte olup yerel mahkemece bu doğrultudaki taleplerin dikkate alınmadan, bu hususta bir inceleme yapılmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalılar tarafından şirketin hangi bedelle devredildiği hususu da yerel mahkemece araştırılmadığını, bu doğrultuda satış bedelinin satın alan kişiden sorulması, banka hesap hareketlerinin incelenmesi, bilirkişiden rapor aldırılması taleplerinin de değerlendirilmediğini, bu yönüyle de yerel mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, davalılar ... ile ...'in şirket ortakları olup davacıya karşı şahsi olarak da sorumlulukları bulunduğunu, zira kabul anlamına gelmemekle birlikte şirketin borca batık hale gelmesinden de bizzat davalı ortakların şahsi olarak sorumlu olduklarını, bu nedenle davalılar ... ile ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalılar ... ile ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf dilekçesinde davalılar ... ve ...'in davacıya karşı şahsi olarak sorumluluğu bulunduğunu, şirketin borca batık hale gelmesinden davalıların şahsi olarak sorumlu olduklarını iddia ettiğini ancak bu iddiaların tümüyle haksız, hukuki mesnetten yoksun ve gerçek dışı olduğunu, davacı şahsın işbu davadaki taleplerinin diğer davalı şirkete yönelik olup; taleplerin davalılar ile herhangi bir ilgisi olmadığını, ayrıca davalıların bir dönem diğer davalı Özel Akmercan…Ltd. Şti’nin ortakları olmuş olmasının da davalılara karşı da husumet yöneltilmesine hukuken olanak tanımadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı Özel Akmercan Eğitim Kurumları Ltd. Şti. vekili cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme yargılaması sürecinde, davalı şirketin tüm defterleri ve ticari kayıtlarının incelendiğini, bu incelemeler sonucunda dosyada mevcut bir çok bilirkişi raporu bulunduğunu, bu bilirkişi raporları incelendiğinde görüleceği üzere, tüm raporların birbiriyle uyumlu olarak, şirketin mali durumunu ve davacının ayrılma akçesinin bulunmadığını teyit ettiğini, dava sonucu kısmen kabul olmasına karşın, diğer davalılardan ayrı olarak şirketin temsil edilmesine rağmen  vekalet ücreti tayin edilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek; davacının haksız istinaf başvurusunun reddine, istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın terditli olarak ikame edildiğini, öncelikle şirketin feshi, olmadığı takdirde ayrılmaya izin talep edildiğini, yerel mahkemece de asli talep olan ayrılmanın kabulüne karar verildiğini, bununla birlikte ayrılma akçesi de asli talebe bağlı fer-i bir talep olup asli talep kabul edilmiş olduğundan davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesine gerek bulunmadığını belirterek; davacının davalı şirketin haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/02/2023 tarih, 2015/762 Esas - 2023/59 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; limited şirketin haklı sebeple feshi, bunun kabul edilmemesi halinde davacının çıkma payı ödenerek şirket ortaklığından çıkmasına karar verilmesine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı vekili ile katılma yoluyla davalı Özel Akmercan Eğitim Kurumları Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İstinaf incelemesine konu uyuşmazlık; çıkma payının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı hususudur.<br>TTK'nın 638/2 maddesi uyarınca her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.  <br>TTK'nın 641/1. maddesine göre ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkını haizdir. Çıkma payı bir nevi tasfiye payıdır. Yani çıkan ortak için tasfiye payının yerine geçmektedir. Bu nedenle bu hak, farazi tasfiye payı olarak ifade edilmektedir. Çıkma ile ortaklık, sadece çıkan ortak için sona erdiğinden, ona düşen payın verilmesi amaçlanmaktadır, zira diğer ortaklar için ortaklık ilişkisi devam etmektedir. Bu bağlamda ayrılma payını, ortaklıktan ayrılan ortağa esas sermaye payını ve bu payın ona sağladığı ortak sıfatını kaybetmesine karşılık kendisine ödenmesi gereken değer olarak kabul etmek gerekir (Bkz. Yrd. Doç. Dr. Nihat TAŞDELEN, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Limited Ortaklıklarda Çıkma Çıkarılma ve Fesih, Ankara 2012, sf. 179 vd.).<br><br>Hukukun genel ilkeleri ayrılma akçesinin ayrılma ile muaccel olmasını gerekli kılar; bu kural burada da geçerlidir. Ancak bu kural şirketin \"kullanabilir öz sermayesi\" varsa uygulanır. Çünkü ayrılan ortağa ödenecek ayrılma akçesi, esas sermaye payının gerçek değerine göre belirlenecek olup, payın gerçek değeri belirlenirken şirketin en azından bilanço değerinin bulunması gerekir.<br>Somut olayda; ayrılma akçesi hesaplaması yapılırken şirketin karar tarihine en yakın rayiç bilançonun belirlenmesi gerektiği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında rapora yansıyan bilançoların yeterli açıklığı içermediği, davalı şirketin duran varlık değerinin neleri kapsadığının belirli olmadığı, bu durumda raporların ayrılma akçesi yönünden hükme esas alınmasının mümkün olmadığı görülmektedir.<br>Bu durumda ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş; şirketin rayiç değerinin ve davacının varsa ayrılma akçesinin belirlenebilmesi için şirketin tüm taşınır taşınmaz mallarının belirlenmesi, şirket merkezinde ve işletmelerinde şirket değerlemesinden anlayan bir SMMM bilirkişi ile şirketin mallarına göre gerekirsen inşaat mühendisi bilirkişi, makine mühendisi bilirkişi ve sektör bilirkişilerden oluşan heyetle keşif yapılması, şirket mallarının değerinin belirlenmesi ve şirketin karar tarihine en yakın rayiç değeri hesaplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu hususlar atlanarak karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın kaldırılması gerekmiştir.<br>İlk derece mahkemesinin yaptığı yargılama ve verdiği kararda tespit edilen ve yukarıda belirtilen eksiklik ve hatalar  dairemizce HMK'nın 353/1-a.6 maddesi kapsamında \"uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması\" olarak nitelendirildiğinden, davalı vekilinin bu aşamada istinaf talebinin incelenmesine yer olmadığına, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,  davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı şirketin bu aşamada istinaf talebinin incelenmesine yer olmadığına,<br>2-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>3-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/02/2023 tarih, 2015/762 Esas ve 2023/59 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>4-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>7-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>8-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.21/11/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d0c7dd70ab29db97","SID":"aae48890002bf5d5"}}