{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1182 - 2024/1710<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1182 <br>KARAR NO\t: 2024/1710<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...<br>ÜYE\t: ...<br>ÜYE\t: ...<br>KATİP\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 14/03/2023<br>NUMARASI\t: 2022/503 Esas - 2023/175 Karar<br><br>DAVACILAR\t: 1-...<br>\t: 2-...<br>\t: 3-...<br>\t: 4-...<br>VEKİLLERİ\t: Av. ...<br>DAVALILAR\t: 1 -TÜRKİYE HALK BANKASI A.Ş. ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>\t: 2 -TÜRKİYE HAYAT VE EMEKLİLİK ANONİM ŞİRKETİ ...<br>VEKİLİ\t:Av. ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Bankanın Taraf Olduğu Banka Teminat (Garanti) Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar (Tazminat)<br>DAVA TARİHİ\t: 18/11/20221<br>KARAR TARİHİ\t: 28/11/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 02/12/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; muris ...'ın 26/12/2019 tarihinde vefat ettiğini, ölümünden önce Halk Bankası A.Ş. Uzunçarşı Şubesinden kooperatif kredisi çektiğini, çekmiş olduğu kredi ile kendisine davalı sigorta şirketi tarafından 10/01/2018 tarihinde Uzun Süreli Hayat Sigortası yapıldığını, poliçe başlangıç tarihi 10/01/2018 olup 5 yıl geçerlilik süresinin olduğunu, murisin söz konusu poliçenin primlerini ödediğini, sigorta kapsamında ölümü halinde poliçede belirtilen teminat miktarı kadar lehtar olan kanuni mirasçılarına ödeneceğini, murisin davalı bankanın Uzunçarşı Şubesi tarafından bakiye kredi borcunun ödenmesi talebi üzerine murisin mirasçıları olan davalılarca Sakarya 1. Noterliğinin 16/03/2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname keşide ederek teminat bedeli davalı sigorta şirketinden talep ettiklerini ve meydana gelen uyuşmazlık konusu bakiye kredi borçlarının ödenmemesi halinde yasal yollara başvuracaklarını ihtar ettiklerini, murisin poliçe kapsamında 2. Yıl Vefat Teminatına gelen tarih aralığında vefat ettiğini, hayat sigortası poliçesinde teminat altına alınan rizikonun sigorta süresinde gerçekleştiği, poliçe doğrultusunda lehtar olan yasal mirasçıları olan davacılara ödenmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin 05/02/2020 tarihli yazısında ise tazminat değerlendirme işlemleri sonucunda sigortalının poliçe başlangıç tarihi olan 10/01/2018 yılından önce kalp hastalığının kendisinde mevcut olduğunu, bu sebeple tazminatın ödenmesinin ve herhangi bir prim iadesi yapılmasının mümkün olmadığını bildirdiklerini, murisin yaşından dolayı rutin kontrollere gidere k muayene olduğunu, bahsi geçen derecede bir kalp rahatsızlığı olmadığını, murisin ölüm nedeni ile sigorta şirketinin öne sürmüş olduğu konusu arasında illiyet bağı olmadığını, muris ölümünden önce davalı banka Uzunçarşı Şubesinden çekmiş olduğu kredinin bir kısmını düzenli olarak ödediğini, ölümünden sonra kalan bakiye borç için de murisin uzun süreli hayat sigortası olmasından ve poliçe kapsamında  açıkça belirtilen teminat miktarının yasal mirasçılara ödenmesi gerektiğini ve banka tarafından talep edilen bakiye borcundan da bu şekilde kapatılacağını beyan ederek davacıların Halk Bankası A.Ş.'ye kooperatif kredisi altı altında kredi borcunun olmadığının tespit edilerek hayat sigortası poliçesi uyarınca ödenmesi gereken tazminatın hesaplanarak  ölüm tarihi itibariyle geriye kalan bakiyesinin bu tazminat içerisinden düşülerek tazminat başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı Türkiye Halk Bankası A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar kredi sözleşmesini, kredinin kullanıldığını ve borçlu olduklarını reddetmemekte olup murisin sigorta poliçe teminatı ile kredi borcunun kapatılmamasına dayandığını, davaya konu sigorta poliçesinin öncelikli olarak davalı bankanın riskini teminat altına aldığını, poliçede dain ve mürtehin sıfatıyla birinci derecede lehtar tarafın davalı banka olduğunu, murisin poliçe kapsamında kalan bir rizikodan kaynaklı olarak kredi borcunu ödeyememesi halinde, poliçe teminatından öncelikli olarak davalı bankanın kredi alacağının karşılanacağını, bakiye yönünden ise mirasçılar olan davacıların alacaklı olduğunu, davanın konusunu oluşturan sigorta poliçesinden alacak meblağının karşılanmaması ya da davacılarca kredi borcunun ödenmemesinden asıl zarara uğrayan tarafın davalı banka olduğunu, mütevveffanın kalp hastalığını gizlemesinden dolayı davalı sigorta şirketince ödeme yapılmadığını, kredi sözleşmesinin ve sigorta poliçesinin kurulması sırasında mevcut ve kendisinin bildiği, tedavi gördüğü kalp rahatsızlığını gizlediğini, sigorta şirketine herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, sağlık beyan formunda da hastalığın beyan edilmediğini, davacıların daya konu edilen taleplerinin davalı sigorta şirketince reddedilmesi üzerine davalı bankanın alacağını talep etme hakkı olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>Davalı Türkiye Hayat Emeklilik A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; muris ...'ın 01/01/2018 başlangıç tarihli 10/01/2023 bitiş tarihli 5 yıl sigorta süreli ... nolu 47.200,10 TL vefat teminatlı HALK HAYAT SİGORTASI sözleşmesi ile sigorta kapsamına alındığını, mütevvefa sigortalıyı vefat riskine karşı güvence altına alan hayat sigortası olup, teminatın kapsamı grup kredi hayat sözlemesi, özel şartları ve hayat sigortası genel şartlarına tabi olduğunu, bu hayat sigortası ile bankadan kredi kullanan kişiler isteğe bağlı olarak sigorta kapsamına alınmakta olduğunu, vefatları halinde sözleşmede belirlenen sigorta bedeli sözleşmede belirlenen şartlar uyarınca hak sahiplerine ödendiğini, sigorta süresi içinde sigortalının vefatı halinde -teminat tuarı ile sınırlı olmak üzere- kredi borcu dain-i mürtehin bankaya, varsa teminatın kalan kısmı sözleşmede belirtilmişse 2. sıradaki lehtarlara, lehtar belirtilmemişse  kanuni mirasçılara ödendiğini, sigortalı murisin vefatından sonra mirasçıları olan davacıların davalı sigorta şirketine başvurduğunu ve rizikonun gerçekleşmesi sebebiyle sigorta tazminatı için talepte bulunduklarını, mirasçılardan riziko değerlendirme için gerekli evrakların talep edildiğini, evrakların incelenmesi akabinde mütevvefa sigortalının sözleşmesinin başlangıç tarihinden önce mevcut bulunan KALP hastalığını poliçenin başlangıç tarihinden önce beyan etmemesi nedeniyle tazimat talebinin reddedildiğini, mütevvefaya ait sağlık kuruluşlarından alınan sağlık raporlarının dosya kapsamında incelendiğini sigorta başlangıcından evvel sigortalının KALP hastalığının mevcut olduğunun görüldüğü, sigorta öncesinden gelen kalp hastalığını, kendisine bu hususta sağlık beyan formlarında soru sorulmasına rağmen sigorta şirketine bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, mütevvefa sigortalının sigorta poliçelerini tanzim edilmeden önce, vefatından yaklaşık 10-11 sene öncesine kadar kalp hastalığının kendisinde mevcut olduğu vefat dosyası kapsamından anlaşıldığını, sigorta öncesinden gelen hastalığı ile ilgili beyan yükümlülüğüne aykırı davranarak kurulmaması gereken bir sözleşmesine kurulmasına sebebiyet verdiğini, davalı sigorta şirketinin bu kapsamda da tazminat ödeme borcu bulunmamakta olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... -Davalı Türkiye Hayat Emeklilik A.Ş. yönünden davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereği dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden REDDİNE,<br>-Davalı Halk Bank A.Ş. yönünden davanın REDDİNE,  ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada arabuluculuk tutanakları mevcut olup dava süresi itibariyle dava şartı olan arabuluculuk tutanakları dosyaya eklendiğini, arabuluculuk 07/06/2022 tarihinde eklenmiş olup ...'ın Sakarya 1. Noterliğinin 16/03/2020 tarihi ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı yana çektiği ihtarname ile tüm vasiler adına hareket ettiği açık olduğunu, arabuluculuk tutanaklarının sonuç olarak tüm mirasçılar bakımından dosyaya sunulduğunu; esas yönünden ise, Türk Ticaret Kanunu 1436.maddesi uyarınca sigorta ettiren sigortacıdan aldığı soru formunu ve ilave soruları yanıtlamaktadır, ancak bu formun murise verilmediği, herhangi bir bilgilendirme veya aydınlatma metnisigorta evraklarında sağlık beyan formunda  herhangi bir işaretleme ve  imzasının bulunmamasıyla anlaşılmakta olduğunu, sağlık beyan formlarında herhangi bir işaretleme veya imza bulunmamakta olup basiretli tacir olan sigorta şirketinin hukuka uygun hareket etmediğini, yine davalı taraflarca sigorta poliçesi aslının da dosyaya sunulmadığı, kimse kendi kusurundan menfaat edemez ilkesi göz önüne alınarak davalı yana işbu ilkeye uymaksızın verilen ilk derece mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, sigortacının; işbu sigortanın hayat sigortası olduğu ve sigorta ettirenin yaşı sigorta sözleşmesinin kurulduğu yıl 59 -60 yaşına isabet ettiği ve bu noktada sigortacının sağlık formlarının mahiyetinin son derece önemli olduğuna ve bilhassa özenin  gösterilerek yazılılık şartına uygun hareket etmekle yükümlü olmasına rağmen bu hususa gerekli özeni göstermediği, mağduriyet yaşamış olan muris ...'ın mirasçılarına karşı ret kararı verilerek ayrı ayrı karşı vekalet ücretine hükmedilmesi de hukuk ve hakkaniyetle bağdaşmadığını, nitekim davalı sigorta şirketi vekili duruşmaları da takip etmediğini, bu nedenle davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesine itirazlarını beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılması, davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2023 tarih, 2022/503 Esas - 2023/175 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; tazminat istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davacıların muris ...'ın 26/12/2019 tarihinde vefat ettiğini, davalı bankadan  kooperatif kredisi çektiğini, çekmiş olduğu kredi ile kendisine davalı sigorta şirketi tarafından 10/01/2018 tarihinde Uzun Süreli Hayat Sigortası yapıldığını, kendilerinden murisin davalı bankanın bakiye kredi borcunun ödenmesi talebi üzerine murisin mirasçıları olan davalılarca  teminat bedelini davalı sigorta şirketinden talep ettikleri, sigorta şirketince poliçe başlangıç tarihi olan 10/01/2018 tarihinden önce kalp hastalığının kendisinde mevcut olduğunu, bu sebeple tazminatın ödenmeyeceğini bildirdiği, Halk Bankası A.Ş.'ye kooperatif kredisi adı altında kredi borcunun olmadığının tespit edilerek hayat sigortası poliçesi uyarınca ödenmesi gereken tazminatın hesaplanarak ölüm tarihi itibariyle geriye kalan bakiyesinin bu tazminat içerisinden düşülerek tazminat başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesini talep ve dava etmiştir. Burada davacı, davalı bankaya karşı menfi tespit ve istirdat, davalı sigorta şirketine karşı alacak talebinde bulunmuştur. Mahkeme de yargılamasını bu temel ilişki üzerinden devam ettirmiştir.<br>Alacak talebi yönünden yapılan incelemede;<br>Dosyanın incelenmesinde; davacıların murisin kullandığı kredi ile bağlantılı kullandırılan hayat sigortasından kaynaklı murisin vefatından dolayı sigorta teminatının kendilerine verilmesi talepli alacak davası açtıkları, mahkemece mirasçıların birlikte arabuluculuk şartını yerine getirmediğinden, arabuluculuk dava şartı nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, karara karşı davacıların istinaf talebinde bulunduğu görülmüştür.<br>Davanın açıldığı sırada yürürlükte bulunan yasal düzenleme incelendiğinde,\t7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; \"(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" düzenlemesi  getirilmiştir. <br>01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünün son hâli \"Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" şeklinde olup, eldeki davanın 01/09/2023 tarihinden önce açılması nedeniyle alacak davası yönünden arabuluculuk şartı aranmalı, menfi tespit ve istirdat davası yönünden ise arabuluculuğun dava şartı olmadığı, zaten Mahkemenin de bu ayrıma göre hareket ettiği görülmektedir.<br>Arabuluculuk Kanunu m.18/A-deki düzenleme şu şekildedir.\" Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\"<br>\tDosya kapsamı yukarıdaki kanun maddeleri ışığında değerlendirildiğinde; davanın sigorta şirketine karşı açılmış sigorta poliçesinden kaynaklı alacak talebine ilişkin olduğu, davanın ticari dava olduğu, ticari dava niteliğindeki alacak davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, davadan önce arabuluculuğa ilişkin anlaşmazlık son tutunağının dosyaya sunulduğu ancak arabuluculuk görüşmelerinin sadece bir mirasçı tarafından yapıldığı, tüm mirasçıların bulunduğu arabuluculuk son tutanağının sunulması için davacıya ihtarda bulunulduğu ve bir haftalık süre verildiği, bu kez davacı vekili tarafından diğer mirasçıların yer aldığı, arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulduğu, bu tutanağın tarihinin 03.06.2022 olduğu, arabuluculuk sürecine başlama tarihinin 31.05.2022 olduğu, bu durumda davadan sonra arabuluculuk yoluna başvurulduğu ve arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği, mirasçılar arasında terekeden kaynaklı eldeki davada elbirliği mülkiyetinin geçerli olduğu ve zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu, mirasçıların elbirliği mülkiyetinde birlikte hareket etmeleri gerektiği,  dava açılmadan önce tüm mirasçılar tarafından arabuluculuğa başvurulmadığının dosya kapsamından anlaşıldığı,  davacıların birlikte dava tarihinden evvel arabuluculuğa başvurmadığı ve arabuluculuk işlemlerini tamamlamadığı, dava açıldıktan sonra diğer mirasçılar tarafından arabuluculuk başvurusunda bulunulmasının ve arabuluculuk anlaşmama son tutanağının mahkemeye sunulmasının 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi ve TTK'nın 5/A maddesinde düzenlenen dava açılmazdan evvel arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartının gerçekleşmediğini değiştirmeyeceğinden Mahkemenin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermesinde bir isabetsizlik yoktur.<br>Menfi tespit ve istirdat talebi yönünden yapılan incelemede;<br>Uyuşmazlık; davacıların murisinin beyan yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı ve rizikonun teminat içinde olup olmadığı noktalarındadır.<br>Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6102 sayılı TTK 1435, 1439 ve 1440. maddeleri her ne kadar mal sigortalarına ilişkin bulunmakta ise de, Yargıtay'ın yerleşik kararları ile hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi ile sözleşme hükmü halini almıştır. Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.<br>Gerek TTK'nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta  şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.<br>Eldeki davada; davacılar murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle, hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; poliçenin düzenlenmesinden sonra davacılar murisi vefat etmiştir.<br>TTK'nın 1435. maddesinde yer alan \"Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır\" hükmü ve Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesinde yer alan \"Gerek sigorta ettiren gerekse sigortalı ve temsilci, sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali halinde, sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeden cayabilir veya sözleşmeyi yürürlükte tutarak sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir\" düzenlemelerine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.<br>Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, aynı TTK'nın 1439/2. maddesinde, \"rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi heyeti raporunda :\"... Davalı T. Halk Bankası A.Ş. tarafından muris ...'a 15.11.2017 tarihinde 59.000,00 TL tutarında 60 ay vadeli Hazine Destekli Kooperatif Kredisi Kullandırıldığı,  Davalı T. Halk Bankası aracılığı ile davalı Türkiye Hayat ve Emeklilik A.Ş Firması tarafından kredi ile bağlantılı — 10.01.2018 tarihinde ... poliçe numaralı59 000,00 TL teminat tutarlı Uzun Süreli Hayat Sigortası Poliçesi düzenlendiği, Muris ...'ın 26.12.2019 tarihinde vefat ettiği, vefat tarihinde ... poliçe numaralı Uzun Süreli Hayat Sigortası Poliçesi teminat tutarının 47.200,00 TL olduğu, Dava konumuz kredinin 18.11.2021 dava tarihi itibariyle risk tutarının 24.620,50 TL olduğu, 05.05.2022 dava tarihi itibariyle ise kredi borcunun kapandığı, riskin sıfırlandığı,  Muris ...'ın vefat ettiği 26.12.2019 tarihinde dava konumuz kredi borcunun 34.416,75 TL olduğu, 26.12.2019 vefat tarihinden sonra krediye toplam 40.181,18TL ödeme yapıldığı, kredi borcunun 18.04.2022 tarihinde sıfırlandığı, Normal şartlar altında ... poliçe numaralı Uzun Süreli Hayat Sigortası Poliçesi kapsamında 47.200,00 TL tazminat ödemesi yapılması gerektiği, Poliçenin düzenlenmesi sırasında müteveffanın, doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği ve sigortalı müteveffanın hastalığı ile riziko (ölüm) arasında dosya içeriğinde sunulan tıbbi bilgi ve belgelere dayanarak illiyet bağının bulunduğu tespit edildiğinden davalı sigortacının TTK'nun 1435 ve 1439. Maddedeki hükümlerince tazminat veya bedel ödeme borcunun ortadan kalkması gerektiği...\" bildirilmiştir.<br>Eldeki davada; davacıların murisinin dava konusu poliçedeki  başlıklı bölümdeki sorulara cevap vermediği ve formun imzalanmadığı, ancak yukarıda açıklandığı üzere sigortalının herhangi bir form verilmese dahi beyan yükümlülüğünün bulunduğu, bunun yanında müteveffanın 17.05.2017 tarihli teklifteki kalp hastalığı olup olmadığı yönündeki soruya da hayır cevabını verdiği, kalp rahatsızlığı olan ve ciddi bir tedavi süreci geçiren kişinin hayat sigortası poliçesi hazırlanırken hastalığını bildirmesinin hem anılan hükmün (m.1435) hem de dürüstlük kuralının (4721 s. TMK m.2) bir gereği olduğu hususu göz önüne alındığında davalı sigorta şirketinin aydınlatma yükümlülüğünü ihlâl ettiği sonucuna varılamayacağı değerlendirilmiştir. Murisin vefatı da beyan etmediği hastalığından kaynaklanmıştır.<br>Buna göre mahkemece, murisin beyan yükümlülüğünü kasten ihlâl ettiğinin, ölümü ile beyan yükümlülüğünün ihlâli arasında illiyet bağı bulunduğunun ve TTK'nın 1439-(2) maddesi uyarınca davalı sigortacının tazminat ödeme borcunun ortadan kalkacağının kabulü isabetli olmuş, mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.<br>Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;<br>Ancak; dosya kapsamında resen yapılan inceleme sonucu; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi, 7036 sayılı Kanun'un 3. madde 14-16. fıkralarda; tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarının Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği, Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı, yine bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderlerin anlaşmaya varılamaması halinde ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı düzenlendiği halde, Devlet bütçesinden karşılanan zorunlu arabuluculuk ücreti ile ilgili bir karar verilmemesi hatalıdır.<br>Eldeki uyuşmazlıkta; ilk derece mahkemesince de belirtildiği üzere davacı mirasçıların dava açmadan önce birlikte zorunlu arabuluculuğa başvurmaları gerekirken başvurmadıkları, sadece davacı ...'ın kendi adına başvurduğu, bu başvurunun usulüne uygun olmadığı, ancak bu başvuru nedeni ile ödenen arabuluculuk ücreti hakkında ilk derece mahkemesince bir karar verilmediği görülmekle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve uyuşmazlığın davanın reddi ile sonuçlanması nedeniyle davacı ...'nın usulüne uygun olarak yapmadığı arabuluculuk başvuru ücretinin davacı ...'dan tahsiline karar vermek gerekmiştir.<br>Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; tarafların adresinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.<br>Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;<br><br>2-Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/03/2023 tarih, 2022/503 Esas - 2023/175 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,<br>YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,<br>a-Davalı Türkiye Hayat Emeklilik AŞ yönünden davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri gereği dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden REDDİNE,<br>b-Davalı Halk Bank AŞ yönünden davanın REDDİNE,<br>c-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 179,90-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 626,16-TL'nin yatıran tarafa iadesine,<br>ç-Davalı Türkiye Hayat Emeklilik AŞ kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 9.200,00-TL maktu vekalet ücretinin davacılardan müştereken müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,<br>d-Davalı Halk Banksı AŞ kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 9.200,00-TL maktu vekalet ücretinin davacılardan müştereken müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,<br>e-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>f-Davada başvurma harcı alınmadığı görülmekle 179,90 TL başvuru harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>g-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>h-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik 1.600,00-TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın reddedilmesi nedeniyle davacı ...'dan tahsili için hazineye müzekkere yazılmasına, <br>ı-Artan gider avansının dosya kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,<br>3-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>b-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile kalan 247,70-TL istinaf karar harcının (her bir davacı için ayrı ayrı) davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>c-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>ç-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>e-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>f-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/11/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2b9fc85c100366df","SID":"034e1d1c7d1c638d"}}