{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2025/107 <br>KARAR NO:2025/88<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:13/12/2023<br>NUMARASI:2022/408 E - 2023/1050 K<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:14/01/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı dava dilekçesinde özetle; ticari ilişkinin merkezindeki işletmenin müvekkili ile davalı borçlunun ortak girişiminin bir ürünü olarak ortaya çıktığını, tarafların borçlu işletme bünyesinde kar/zarar ortaklığı yaptığını, davalı şirketin ... Zemin katta bulunan yiyecek içecek servis alanlarının işletilmesi için ... A.Ş. ile sözleşme akdettiklerini, müvekkilinin 3. kişiler arasında imzalanan bu sözleşmeye konu işletme faaliyete geçtiğinden -neredeyse Mart ayı sonuna kadar- kar zarar ortağı olduğu belli başlı yatırımlar yaptığını, takip konusu alacağın tahsil edilememesi nedeniyle ticari ilişkinin 22 Mart 2016 tarihinde sona erdiğini, aradaki hukuki ilişkinin davalı muhasebe departmanları, yetkilileri, ticari işletmede (Bar- bunia) istihdam edilen personelin sigorta kayıtları ve müvekkil ile davalı borçlunun usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinin incelendiğinde görüleceğini, İşletmede istihdam edilen personelin müvekkil işletmedeki ortaklığı döneminde resmi olarak müvekkili bünyesinde ...'lı olarak çalıştırıldığını, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre müvekkil şirket ile davalı-borçlu arasında gerek işletmenin işleyişi gerekse finansal konulardaki e-mail yazışmalarının delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, bahsi geçen e-mail yazışmalarının şirketlerin resmi e-mail adreslerinden, şirketlerin yetkili temsilcileri arasında yada yetkili temsilcilerin bilgisi dahilinde yazıldığını, gerek mail yazışmalarında gerekse ticari defterler, banka hesap hareketleri, işletmede istihdam edilen personelin sigorta dökümlerinden davalı ile müvekkil şirket arasındaki hukuki ve ticari ilişkinin varlığının sabit olduğunu, davalı tarafından takibe itiraz edilmişse de borcun ödendiğine dair herhangi bir belgenin sunulmadığını açıklanan bu nedenlerle; davalının haksız olarak icra takibine yaptığı itirazın iptalini, alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olup davanın reddinin gerektiğini, “...” adlı restaurantın işletmesinde davacı firma ile kar zarar ortağı olarak ticari faaliyette bulunulduğunu,Davacı firmanın kar zarar hesabında mutabakat sağlanmadan fatura düzenlemiş ve cari hesabına yansıttığını, halbuki müvekkil şirketin davacı tarafından 2015 Ekim Kasım Aralık ve 2016 Ocak aylarına ait hazırlanan kar-zarar evraklarındaki eksiklik ve hataları tespit ederek 01/03/2016 tarihli mail ile davacı firmaya bildirdiğini, buna rağmen davacı firmanın mutabakat sağlanmadan fatura düzenlemeye devam ettiğini, 31/12/2015 tarihinde ... seri numaralı 118.000,00 TL'lik faturayı, 22/02/2016 tarihinde ... seri numaralı faturayı düzenleyerek müvekkili şirkete gönderdiğini, müvekkili şirket söz konusu faturaya itiraz edip iade etmek istemişse de; davacı firma sahibinin “Siz bu faturayı alın sonra hesaplaşırız” diyerek faturanın süresinde iade edilmesine engel olduğunu, bunun üzerine müvekkili firmanın 14/03/2016 tarih ... seri numaralı 90.860,00 TL tutarlı iade faturası düzenleyerek davacı firmaya iade ettiğini,  90.860,00 TL'lik faturaya müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğinden müvekkilinin söz konusu fatura miktarınca borçlu olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, Ayrıca taraflar arasında işletmeye alınan içkilerin otel işletmesinden alınacağı ve davalı firma tarafından davacıya fatura edileceği kararlaştırılmışsa da, müvekkili tarafından tanzim edilen 31/03/2016 tarih ve ... seri numaralı 43.652,01 TL'lik gider ve içki faturası davacı firma tarafından kargodan teslim alınmadığını, dolayısıyla bu tutarın takibe dayalı cari hesaptan düşülmesi gerektiğini, Öte yandan, davacı firma ödemediği halde işletme de yer alan personelin ... prim borçlarının da cari hesaba yansıtılarak haksız kazanç elde etme gayesinde olduğunu, davacı tarafından ödenemeyen toplamda 24.739,20 TL prim borcunun da müvekkili tarafından yapılandırılarak ödendiğini, açıklanan bu nedenlerle; davalı şirketin olsa olsa 69.137,74 TL borcu olabileceğinin görüleceğini ve müvekkilinin cari hesap ekstresi ile uyum göstereceğini beyanla davanın reddini, davacının takip tutarının % 20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; \"Mahkemede açılan iş bu davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu, 08/07/2020 tarihinde 1.kez işlemden kaldırıldığı, 13/12/2023 tarihli duruşmada 2. kez işlemden kaldırıldığı anlaşılmakla, HMK 320/4 hükmü gereği işlemden kaldırıldıktan sonra yenilenmiş olan dava taraflarca takip edilmeksizin ikinci kez işlemden kaldırılmakla açılmamış sayılmasına,\" karar verilmiştir.İlk derece mahkeme kararını davacı vekili istinaf etmiştir.Mahkemece 05/11/2024 tarihli ek karar ile; istinaf kanun yoluna başvuran davacının istinaf avansını yatırmadığı anlaşılmış, tamamlaması için mahkeme tarafından yazılı bildirim yapılmış, muhtıranın istinaf kanun yoluna başvuran  davacı vekiline 16/10/2024 tarihinde tebliğ edildiği ve buna rağmen 1 haftalık yasal kesin süre içinde  istinaf avansını  yatırmamış olduğu  anlaşılmakla; tebliğ edilen muhtıraya rağmen istinaf  avansını süresi içinde yatırmayan \" davacı tarafın  istinaf kanun yoluna başvuru  talebinin  reddine, \" karar verilmiştir.Bu ek kararı davacı vekili istinaf etmiştir. istinaf başvuru dilekçesinde; muhtıra usulüne uygun olmayıp hukuki sonuç doğuracak nitelikte olmadığını, Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 344'üncü maddesi çerçevesinde hakim kararı ile eksik harç ve giderlerin tamamlanması istemiyle ayrıca, bir muhtıra düzenlenmeli ve bu muhtırada, yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; buna yönelik olarak da ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanması gerektiğini, muhtıranın kanunun aradığı şartlara haiz olmadığı aşikar olup usule aykırı ve geçersiz bu belgenin hak kaybına yol açacak şekilde sonuç doğurması  mümkün olmadığını,  kanunun aradığı şartlara uygun olmayan muhtıraya dayanılarak istinaf etmekten vazgeçmiş sayılmasına olanak olmadığını, hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkı ihlal edildiğini, huzurdaki dosyada istinaf dilekçesi ile birlikte gerekli istinaf başvuru harcı ve istinaf karar harcı da dosyaya yatırılmadığını, kaldı ki yargılamanın başında dosyaya gerekli gider avansları da yatırılmadığını, buna rağmen yukarıda izah edildiği üzere hukuki geçerliliği olmayan muhtıra ile sadece istinaf avansının yatırılmadığından bahisle istinaf isteminden vazgeçilmiş sayılmasına karar verilmesi açıkça Anayasa'da güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı ve hak arama hürriyetinin ihlali olduğunu beyan ederek 05.11.2024 tarihli ek kararının kaldırılmasını istemiştir.İstinaf masraflarıyla ilgili uyuşmazlığın çözümünde öncelikle hukuk yargılamasında gider avansı kavramına ilişkin mevzuat hükümlerinin ortaya konulması gerekir.Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu’nun 114. maddesinin (g) bendinde, gider avansının yatırılmış olması dava şartları arasında sayılmış olup aynı Kanun’un 115. maddesinin 1. fıkrasında, mahkemenin bu koşulun mevcut olup olmadığını kendiliğinden araştıracağı, ikinci fıkrasında ise, bu şartın noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği öngörülmüştür.7251 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle değişik HMK’nın “Harç ve gider avansının ödenmesi” başlıklı 120. maddesinde;  “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. (3) Taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen delil avansına ilişkin 324 üncü madde hükümleri saklıdır” düzenlemesi bulunmaktadır.18. Anılan maddenin gerekçesinde ise; “Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. ... miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl Adalet Bakanlığınca ilan edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır. Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır” ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır (Hukuk Genel Kurulunun 22.06.2021 tarihli, 2017/3-3179 E., 2021/806 K. sayılı kararı).Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan ve 01.10.2016 tarihli, 29844 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi’nin 3. maddesine göre “Gider avansı her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri ile dosyanın Yargıtay’a gidiş dönüş ücretleri gibi giderleri kapsar”.Bu hüküm istinaf mahkemelerinin göreve başlaması sonrasında değişmiş olup 24.09.2020 tarihli, 31254 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve 01.10.2020 tarihinde yürürlüğe giren yeni Tarife’nin 3. maddesi “Davacı, bu Tarife’de gösterilen gider avansını dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır ve gider avansı her türlü tebligat ücreti, dosyanın bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay’a gidiş dönüş ücreti ile diğer posta ücretleri gibi giderleri kapsar” şeklindedir. Bu düzenlemelere bakıldığında dava açılırken yatırılması gereken gider avansı içerisinde kanun yollarına başvuru da dâhil tüm yargılama sürecinde kullanılması muhtemel tebligat masraflarının da yer aldığı açıktır.ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulurken bu başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler başvuran tarafından ödenir. Bunlar hiç ödenmemişse yahut eksik ödendiği sonradan anlaşılacak olur ise kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içerisinde eksikliğin tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçilmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içerisinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkemece başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verilir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde HMK’nın 346/2. fıkrası kıyas yoluyla uygulanır (HMK, m. 344).(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/3-878 E.2022/1740 K sayılı ilamı) Tüm bu açıklamalar kapsamında yargılama sürecine bakıldığında;İlk derece mahkemesince 13/12/2023 tarihli davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın taraflara tebliği sonrası davacı vekilince26/02/2024 tarihinde kanun yoluna başvuru harçları ödenerek hükmün istinfa edildiği,ilk derece mahkemesince 700,00 TL istinaf gider avansının yatırılmasına dair usulüne uygun muhtıra düzenlenerek 16/10/2024 tarihinde tebliğ edildiği,davacı dosya içerisinde mevcut yargılama masraf ve giderlerine ilişkin kayıtların incelenmesinde davacının gider avansının bulunmadığı 02/12/2024 tarihinde iki ayrı makbuzla 750,00 'er TL yatırıldığı iş bu avanstan 310,00 TL'nin 07/01/2025 tarihinde reddiyat makbuzunun  mevcut olduğu dosyada mevcut görünen 1220,00TL'nin ilk derece mahkemesinin muhtırasında belirtilen 1 haftalık kesin süreden sonra  yatırılan miktardan bakiye kalan miktar olduğu  anlaşılmıştır.Bu süreç ve yukarıda açıklanan konuyla ilgili mevzuat hükümleri ışığında uyuşmazlık değerlendirildiğinde; dava açılırken HMK’nın 114. maddesi çerçevesinde yatırılan gider avansının kanun yollarına başvuru sırasında gerekli olacak tebligat masraflarını da kapsadığı, kanun koyucunun HMK’nın 344. maddesini şayet yargılama sonunda kalan gider avansının istinaf yoluna başvuruda kullanılacak giderleri karşılamaması durumu için öngördüğü şüphe götürmeyecek şekilde açıktır.Yukarıda açıklandığı üzere muhtıra tarihinde dosyada yeterli istinaf gideri mevcut değildir. Somut olayda, mahkeme tarafından davacı vekiline istinaf avansının yatırılması için  kesin süre verilmiş ve usulüne uygun ihtarat yapılmış olmasına rağmen davacı vekili tarafından kesin sürede gider avansı yatırılmadığından mahkeme tarafından verilen karar usul ve esasa uygun olduğundan davacı vekilinin ek karara karşı isitinaf talebinin HMK 353/1-b-1 reddine karar vermek gerekmiştir. <br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının ek karara karşı istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6e479b69ed7a270b","SID":"4aad796dba96190c"}}