{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">     <br>T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: 09/01/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:  (Ara Karar)<br>NUMARASI\t\t:  Esas <br><br>DAVACILAR\t: 1-... <br>\t  2-... - ... <br>VEKİLİ\t: Av. ...-<br>DAVALILAR\t: 1-... - ...- <br>\t\t2-... - ...- <br>\t\t3-... - ...- <br>VEKİLLERİ\t: Av. ...-<br>\t  Av. ...-<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/01/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacılar vekili 18/10/2024 tarihli talep dilekçesinde özetle: İnşaat sektöründe faaliyet gösteren ... İnş.Taah.San.ve Tic.Ltd.Şti.'nde feri müdahil ...'ın paydaş olduğunu, şirket ortaklık yapısının %50'şerden 2 paydaştan ibaret olduğunu, paydaş davacı ...'ın ortağı olduğu ... İnş.Taah.San.ve Tic.Ltd.Şti şirkete maddi zarar verdiğini ve bu zararın tazmini istemiyle Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin ........esasına kayden dava açtıklarını, açılan davada, adı geçen mahkemece 18.09.2024 tarihli celsede paydaş aleyhine şirketin kendi başına dava açabilmek üzere ortaklar kurulu kararının 1 ay içinde ibrazı aksi halde davanın usul yönünden reddine karar verileceğine dair süreli ara kararı tesis edildiğini, talep edence, ortaklar kurulunu toplayarak kurul kararı ile davalı şirketin ... isimli paydaş aleyhine dava açılma yetkisi alması,  %50 paydaşlık ilişkisi  ve şahsın burada kendi menfaatini savunacağından mümkün  olmadığını, aleyhine dava açılan paydaş ile şirket arasında eldeki ile de sabit olduğu üzere ihtilaf bulunduğunu, bu durumdan dolayı şirket menfaatinin zarar göreceğini, bu nedenle, 2020/845 esas sayılı dosyada ...'ın davaya muvafakat vermeme yetkisinin tedbiren sınırlandırılarak dava açılmasına muvafakat verilmek üzere ihtiyati tedbir kararının verilmesi gerektiğini aksi halde tedbiren ...'ın anılan dava ile sınırlı olmak üzere  ivedi temsil kayyımı tayin edilmesi gerektiğini ileri sürerek, Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı davanın açılmasına diğer paydaş (...) adına muvafakat verilmek üzere adı geçen paydaşın anılan davaya muvafakat vermeme yetkisinin tedbiren durdurulmasına, aksi takdirde tedbiren ...'ın anılan dava ile sınırlı olmak üzere  temsil kayyımı tayin edilmesini talep etmiştir.<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, \"müvekkillerin şirket kasasından sürekli olarak altın ve nakit para çaldığı\" iddiasına ilişkin olarak; Davacı tarafından davalı ...'ın şirket kasasından farklı zamanlarda olmak üzere nakit ve altın çaldığı ve bu paralar ve altınları zimmetine geçirdiği iddia edilmiş ise de davacın tarafından işbu iddiaya ilişkin olarak dosyaya hiçbir delil sunmadığını, Davacının \"müvekkil ...'ın  ... şirketinden 40.000,00 markı alarak kendi adına açtırdığı Yapı Kredi Bankası hesabına yatırdığı\" iddiasına ilişkin olarak; Yapı Kredi Bankasından davalı adına kayıtlı hesap bulunup bulunmadığı var ise 01/01/1996 31/12/1996 arası hesap hareketleri celp edilmesi halinde asıl gerçek ortaya çıkacağını, Davacının \"müvekkil ...'ın  1998-2000 yılları arasında şirketin elde ettiği 100.000,00 markı  ... , 200.000,00 markı  ... , 100.000,00 markı  ... yatırarak hisse senedi aldığı\" iddiasına ilişkin olarak; davalı ..., 1998-1999 yılları arasında askerdeken ...,  ...  şirketinin kazandığı paralar ile  ... kendi hisse senedi almıştır. Müvekkil askerden gelince bu paraların hesabını sorunca, ... tarafından davalıya \"benim yatırdığım kadar sana da yatırırız\" diyerek  ... ,  ... ve  ... davalıya hisse aldırdığını, ...'ın,  ... çektiği para ile kendisine BMW marka 20 YD 580 plakalı 8.50 ci model aracı satın aldığını, bu aracı ise  ... hisse karlığında vererek  ... kendi adına hisse aldığını, Ancak davacı yan aracın satışını  ... vermemesi üzerine,  ... tarafından aracın 7 sene boyunca  motorlu taşıtlar vergisini ödenmediğini, Davacını  ... ait taşınmazın 2001 senesinde %33 hissesinin eşit miktarda paylaştırılmak üzere satın alındığı, ancak işbu %33 hissenin tamamının haksız olarak ... tarafından kendi üzerine devredildiği” iddiasının gerçek dışı olduğunu, davalı hakkındaki asılsız ve çirkin hırsızlık iddialarına ilişkin olarak davalı ve feri müdahilin işbu gerçekten uzak ve dayanaksız olduğunu, bu nedenlerle nedenler ile davacının haksız ve kötüniyetli davasını reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ara kararı ile; \"İş bu dava dosyasında mahkememizin 18/09/2024 tarihli celsesinde şirket bakımından açılan davada ortaklar kurulu kararının ibrazı için süre verilmiştir. Bu kapsamda mahkememizce açılan iş bu davada diğer paydaş ...'ın davaya muvafakat vermeme yetkisinin tedbiren durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı veremeyeceği, yani mahkememizce uyuşmazlığın esasını çözer şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden davacılar vekilinin davada diğer paydaş ...'ın davaya muvafakat vermeme yetkisinin tedbiren durdurulmasına yönelik talebinin reddine\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Usul ekonomisi gereği ilk derece mahkemesine verilen değişik iş başvurusu dilekçemizi iş bu isitnaf aşamasında da aynen tekrar ettiklerini, inşaat sektöründe faaliyet gösteren ... İnş.Taah.San.ve Tic.Ltd.Şti.'nde davacının ... paydaş olup, şirket ortaklık yapısı %50'şerden 2 paydaş iken hissedar  ...'ın ortağı olduğu adı geçen davacı şirkete verdiği maddi zararın tazmini istemiyle Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin .......e kayden kanuni temsilci paydaş ve doğrudan şirket tarfından açılan davada, Mahkemece 6102 sayılı TTK'nın 555.maddesindeki açık lafza rağmen 18.09.2024 tarihli 9.celsede paydaş aleyhine şirketin kendi başına dava açabilmek üzere ortaklar kurul kararının 1 ay içinde ibrazı aksi halde davanın anılan şirket yönüyle usul yönünden reddine karar verileceğine dair süreli ara kararı tesis edildiğini, konuya dair ara kararından rücü edilmesi talep dilekçelerimize henüz cevap verilmediğinden değişik iş başvurusu ile davalı paydaşın muvafakat vermeme yetkisinin sınırlandırılması aksi halde kanuni temsilcinin anılan dava yönüyle sınırlı olarak temsil kayyımı tayini talep edildiğini, fakat Mahkemece bu hukuki olanaklarda 04.11.2024 tarihli ara kararı ile eddi üzerine itiraz edildiğini, Gerçekte, 18.09.2024 tarihli ara kararı 6102 sayılı TTK 555.maddesine açıkça aykırı olup, hayatın olağan akışına aykırı anılan müzekkereye konu talep, iki paydaşlı şirketler söz konusu olduğunda ortaklar kurulundan adı geçen paydaşın kendi aleyhine dava açılmasına müsaade edilmesini aradığından, beyhude ve izin alınmasının imkansızlığı nedeniyle şirketin menfaatinin ağır zarar görme tehlikesi söz konusu olduğunu, talep edence, ortaklar kurulunu toplayarak kurul kararı ile davalı şirketin ... isimli paydaş aleyhine dava açılma yetkisi alması, %50 paydaşlık ilişkisi ve şahsın burada kendi menfaatini savunacağından hukuki imkansızlık hali olduğunu, aleyhine dava açılan paydaş ile şirket arasında mahkeme iş bu dava dosyası ile de sabit olduğu üzere net bir ihtilaf bulunduğunu, bu durumun, şirket menfaatinin, anılan celsede ki yükümlülük ile beklenen düzeyde korunması bir yana, alınamayacağı en baştan açık olan karar ibraz yükümlülüğü öngörmesi sebebiyle Mahkeme eliyle zarar görmesi sonucunu doğuracağının da açık olduğunu, hukukun çare üretmesi gerektiğini, açık yasanın davacı müvekkillerine verdiği hakkın özüne dokunur yasaya aykırı yaklaşımla TTK madde 630/2’de ortağın başvurumuz üzerine mahkemece, haklı sebeplerimizin varlığı esas alınıp, çoğunluk istemese bile, ortaklık iç ilişkilerine kanundan dolayı müdahale etme yetkisini talebimiz doğrultusunda kullanmayı tercih etmesi gerektiğini, ortaklardan birinin müdür vasfını taşıdığı somut olayda olduğu üzere iki kişilik limited şirkete olduğu gibi münferiden her ortağa sağlanan bu hakkın kullanılması ile yönetim krizinin aşılması mümkün hâle geleceğini, karşı ortağın(...), dava açmaya muvafakat yetkisinin müvekkil şirket lehine sınırlandırılmasını suretiyle hakimliğiniz müdahalesini ve ...'ın davaya muvafakat vermeme yetkisinin sınırlandırılarak dava açılmasına muvafakat verilmek üzere ihtiyati tedbir kararı verilmesi veya terditli olarak yine tedbiren müvekkil ...ın anılan dava ile sınırlı olmak üzere  ivedi temsil kayyımı tayini talebimden birisinin karşılanması yolunda anılan karara istinaf taleplerinin kabulünü istemiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; davacı şirkette müdür olan davalı ...'ın şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla TTK'nun 644/1.a maddesi yollamasıyla 553. maddeleri uyarınca sorumluluk davası kapsamında maddi tazminat istemine ilişkin olup, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, Mahkemece yapılan yargılama sırasında şirket yöneticisi hakkında şirketçe sorumluluk davası açılabilmesi için limited şirket genel kurulu (ortaklar kurulu) tarafından verilen karar bulunması gerektiğinden bahisle davacı şirket vekiline bu kararın ibrazı için verilen kesin süre nedeniyle davacı şirket vekilinin talep ettiği ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkindir.<br>Davacılar vekili, mahkemenin şirket yöneticisi hakkında şirketçe sorumluluk davası açılabilmesi için limited şirket genel kurulu (ortaklar kurulu) tarafından verilen kararın ibrazı  için verilen kesin süre sonrası, mahkemeden, davacı ... ve davalı ...'ın davacı ... İnş.Taah.San.ve Tic.Ltd.Şti.'de %50-%50 pay ile eşit oya sahip ortak olmalarından dolayı davalı ...'ın şirket genel kurulunda, kendi aleyhine dava açılmasına müsaade edilmesine olumlu yönde oy vererek bu yönde genel kurul kararı alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, davalı ...'ın dava açmaya muvafakat vermeme yetkisinin tedbiren sınırlandırılması ve tahvili terditli olarak ise davacı ...'ın iş bu dosya ile sınırlı olarak davacı şirkete temsil kayyımı olarak atanmasını talep ettiği, mahkemece talebin ara karar ile reddine karar verildiği, karara karşı davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusu incelendiğinde, 6102 sayılı TTK'nun 644/1.a maddesi uyarınca yollama yapılan 553/1. maddesinde; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları, 6102 sayılı TTK'nun 555/1. maddesinde; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri, 6102 sayılı TTK'nun 557/1. maddesinde; birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her birinin, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zararın şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olacağı düzenlemeleri yer almaktadır. <br>Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yöneticinin,  ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Bir başka deyişle, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğuracaktır. Şirket yöneticisi hakkında ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davası açma hakkını düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 555. maddesi gereğince; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecektir. <br>Öte yandan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin uygulamasına göre limited şirket müdürleri yönünden 6102 Sayılı TTK'nun 553 vd. maddeleri gereğince şirket tarafından sorumluluk davası açılabilmesi için 6102 sayılı TTK'nın 618/3.c maddesi uyarınca yasada öngörülen nisapla alınmış bir genel kurul kararının bulunması gerekmektedir. Anılan husus dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Davacı tarafından ortaklar kurulunca bu yönde alınmış bir karar sunulmadığı takdirde bu husus yargılama aşamasında da tamamlanabilecektir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2020 tarih ve 2019/881 Esas 2020/3917 Karar, 29/06/2020 tarih ve 2019/5335 Esas 2020/3250 Karar  sayılı ilamları). <br>Somut olayda davacılar vekilince, dava dilekçesi ekinde davacı şirket yöneticisinin  olan davalı aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde ortaklar kurulunca alınmış bir karar sunulmamıştır. Mahkemece dava dilekçesi ekinde anılan kararın bulunmaması üzerine tamamlanabilecek dava şartı niteliğindeki bu hususun giderilmesi için davacılar vekiline  kesin süre verilmiş, verilen kesin süre içerisinde davacılar vekilince  yukarıda anılan ihtiyati tedbir niteliğindeki talepte bulunulmuştur. Davada diğer paydaş ...'ın davaya muvafakat vermeme yetkisinin tedbiren durdurulmasına yönelik bir diğer ifade ile uyuşmazlığın esasını çözer şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, yine davacı ortak ...'ın temsil kayyımı olarak atanmasına yönelik tedbir talebinin de şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi temsil kayyımı atanması halinde dahi temsil kayyımı tarafından alınacak kararın dava şartı olan yönetici hakkında sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararı niteliğinde de olmayacağından,  Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.  <br>Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dosyasında verilen 04/11/2024 tarihli ara karara karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.09/01/2025\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c7340133659a8604","SID":"723f13993cb67133"}}