{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1923 <br>KARAR NO:2024/1748<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:24/06/2021<br>NUMARASI:2020/108 E.  -  2021/521 K.<br>DAVANIN KONUSU\t:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, davacı vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili,  dava dilekçesinde özetle;  müvekkili banka ile davalı şirket arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden davalı şirkete krediler kullandırıldığını, davalı gerçek kişinin kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, kullandırılan kredilerin çekilen ihtara rağmen ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için başlatılan ... sayılı dosyasına davalı taraflarca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu iddia ederek,  itirazın iptaline,  takibin devamına ve  %20 'den az olmamak üzere  icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, savunmasında özetle; davanın reddini istemiş ve davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında, davacı banka tarafından davalı şirkete kullandırılan ve ödenmeyen kredinin fer'ileriyle birlikte tahsili için alacaklı davacı tarafça, asıl borçlu ve kredi sözleşmesine müşterek ve müteselsil kefil olan davalı gerçek kişi hakkında girişilen ilamsız icra takibinde, bilirkişi raporunda dayanak ve gerekçeleriyle açıklandığı üzere davacı bankanın davalılardan iki adet rotatif kredi yönünden toplam 218.602,76 TL asıl alacak, 47.149,50 TL işlemiş faiz, 2.357,47 TL BSMV olmak üzere toplam 268.109,73 TL nakdi, davalı şirketten kredi sözleşmesi gereği iade edilmeyen 3 adet çek yaprağı yönünden 5.230,00 TL, nakde dönen teminat mektubu yönünden 180.000 TL olmak üzere toplam 185.230,00 TL gayrinakdi alacağının bulunduğu; kredi sözleşmesini 5.000.000 TL kefalet limitiyle müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzalayan davalı gerçek kişinin borcun tamamından kefalet limiti ile sorumlu tutulması gerektiği, kredi sözleşmesinde davalı kefilden gayrinakdi alacak taleplerine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmaması nedeniyle, bu yöndeki istemin davalı kefil yönünden yerinde olmadığı; benimsenen bilirkişi raporu ile tespit edilen 268.109,73 TL nakdi alacağa yönelik her iki davalının itirazının ve 185.230,00 TL gayrinakdi alacağa yönelik davalı şirketin vaki itirazının haksız olduğu ve İİK'nun 67.maddesi gereğince iptalinin gerektiği anlaşılmış; alacak likit ve itiraz haksız olduğundan kabul edilen nakdi alacak üzerinden davalıların icra inkar tazminatına mahkumiyetine, reddedilen miktar yönünden alacaklının kötü niyetinin kanıtlanamamış olması nedeniyle, davalı-borçlu tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine ilişkin...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı borçluların ... sayılı dosyasında iki rotatif kredi yönünden toplam 218.602,76 TL asıl alacak, 47.149,50 TL işlemiş faiz, 2.357,47 TL BSMV olmak üzere toplam 268.109,73 TL nakdi alacağa ve davalı ... A.Ş.'nin gayrinakdi alacağa yönelik itirazlarının iptali ile takibin bu miktarlar yönünden talepnamedeki diğer koşullarla ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla devamına, itirazın iptaline karar verilen toplam 268.109,73 TL nakdi alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 53.621,94 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya ödenmesine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirketin 03.10.2017 ve 21.12.2017 tarihlerinde genel kredi sözleşmeleri imzaladıklarını, davalı şirketin tek ortağı davalı ...'ın genel kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil olarak yer aldığını, Yargıtay kararlarına ve taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine aykırı olarak gayri nakdi alacaklardan kefilin sorumlu olmadığına karar verildiğini, sözleşmede buna dair bir hüküm bulunmadığının raporda belirtildiğini, mahkeme tarafından bilirkişi tarafından yapılan hatalı değerlendirmeye itibar edilerek gayri nakdi alacağın depo talebine ilişkin olarak davanın reddine karar verildiğini, kefillerin sorumluluğu başlıklı 3.5.1 maddede düzenlenmenin mevcut olduğunu, kefillerin açıkça gayri nakdi alacakların depo edilmesinden sorumlu olduğunun düzenlendiğini, Giresun İl  Özel İdaresine verilen 29 Ocak 2021 tarihinde nakde dönen 180.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubunun nakde döndüğüne itibar edilmeden karar verildiğini, nakde dönen teminat mektubu hakkında alacağın artık nakit  olmasından dolayı kefilin sorumluluğunun her ihtimalle doğacağını, sözleşme ile temerrüt halleri ve ödeme vadelerinin açıkça belirlenmiş olduğuna göre borçluların temerrüte düşmesi için bir ihtarname tebliğine gerek bulunmadığını, müvekkili tarafından hesap kat ihtarnamesinin davalıların genel kredi sözleşmesinde yer alan adreslerine gönderildiğini, sözleşmenin kredinin kefalet karşılığı kullandırılması ve kefillerin sorumluluğu başlıklı 3.5.2.8 maddesi ile kefillerin sözleşmede yazılı adresine ikametgah adresi olarak seçtiğini, adres değişikliklerini noter kanalıyla derhal ihbar etmeye aksi takdirde sözleşmede yazılı adrese yapılan tebligatların geçerli olacağı hususunda mutabık kalındığını, 6.maddesinde de değişikliklerin bankaya belgeleri ile sunulmak zorunda olduğunun belirtildiğini, mahkeme tarafından kısmi ödemeler öncelikle ana para alacağından düşen rapora itibar edilerek müvekkili alacağının düşük bulunduğunu, öncelikle faiz ve masraflardan mahsup edilmesi gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve  talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava,  genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı, davalı gerçek kişinin kredi sözleşmelerinde müştereken ve müteselsil kefil olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir.Uyuşmazlık, davalı kefilin gayri nakdi kredi borcundan dolayı sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, sorumluluğu ile ilgili olarak kredi sözleşme hükümlerinin isabetli değerlendirilip değerlendirilmediği, temerrüt hükümlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği, mahkemece hükme esas bilirkişi raporu ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında davacı bankanın... Şubesi ile davalı şirket arasında 03.10.2017 tarihli 1.500.000,00 TL bedelli ve  21.12.2017 tarihli  3.500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı, davalı gerçek kişinin sözleşmede müştereken ve müteselsil kefil olarak yer aldığı, kredi sözleşmesinin 3.maddesinde, teminatlarla ilgili hükümlerin düzenlendiği, 3.5.maddesinin kredinin kefalet karşılığı kullandırılması ve kefillerin sorumluluğu başlığını taşıdığı, 3.5.1.maddesinde, sözleşmede imzası bulunan kefillerin birbirlerinden bağımsız olarak ayrı ayrı müteselsil kefil sıfatıyla kefalet vermeyi kabul edecekleri, kefalet limiti sınırlı olmak üzere müteselsil kefaletin ana para ve akdi faizine, mer'i teminat mektupları, çek kredisi gibi tüm gayri nakdi kredileri bilcümle işlemiş işleyecek temerrüt faizlerini, fonları, komisyonları, her türlü masrafları, gayri nakdi kredilerinin depo edilmesinin talep edilebileceğini kabul ve taahhüt ettiğinin belirtildiği, temerrüt faizinin sözleşmenin 2.7 maddesinde düzenlendiği, tebligat adresinin 6.3.maddesinde düzenlendiği, maddede müşteri ve kefillerin sözleşmede yer alan hususların yerine getirilmesi ve bankaca gerekli tebligatın yapılabilmesi için yazılı yerin kanuni ikametgah kabul edildiği, belirtilen adresin yazılmaması halinde sicil dosyalarında son adreslerinin yerleşim yeri olarak kabul edileceği, herhangi bir değişikliğin noter aracılığıyla bankaya bildirilmedikçe doğan zarardan bankanın sorumlu olmayacağının belirtildiği, davacı banka tarafından davalılara 21.08.2019 tarihinde Üsküdar ... Noterliğinde düzenlenen ihtarnamenin keşide edildiği, 19.08.2019 tarihi itibariyle kredi borcunun ödenmemesi sebebiyle kat edilmiş olduğu ve diğer alacak kalemlerine yer verildiği, kat ihtarnamesinin davalılara tebliğ edilemediği, davacı banka tarafından davalılar hakkında ... sayılı dosyasında, 248.495.92 TL rotatif, 46.567,46 TL işlemiş faiz, 3.105,93 TL rotatif, 582,04 TL işlemiş faiz ve 2.357,47 TL BSMV olmak üzere toplam 301.108,83 TL alacak ile 185.230,00 TL gayri nakdi alacağın tahsili amacıyla 04.12.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, takip öncesinde nakdi alacaklar için İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1562 Değişik İş sayılı dosyasında, 09.12.2019 tarihinde ihtiyati haciz kararının alınmış olduğu, davalı borçlular tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, davalı gerçek kişinin davalı şirketin aynı zamanda yetkilisi olduğu, davacı banka tarafından İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde harca esas değer 301.108,83 TL üzerinden itirazın iptali davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Taraflar dosyaya delillerini ibraz etmiş ve mahkemece bilirkişi raporu alınmıştır. 17.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı bankanın davalılara Üsküdar ... Noterliğinin 21.08.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarını göndererek: \".... A.Ş. ne kullandırdığı kredilerin 19.08.2019 tarihi itibarıyla kat edildiği, nakit krediler toplamı olan 418.802,18 TL. nın ve 3.105,93 TL'nın 1 gün içinde ödenmesi, 8 adet çek yaprağı bedeli toplamı 13.230 TL. ve 180.000 TL lık teminat mektubu bedellerinin 1 gün içinde depo edilmesi, aksi halde yasal yollara başvurularak tahsili cihetine gidileceği,\" ihtarında bulunduğu ve ihtarın davalılara tebliğ edilemeden iade edilmiş olduğunun görüldüğü, takip talebi incelendiğinde de görüleceği üzere; davacı yanın  248.495,92 TL. ve 3.105,93 TL' lık iki ayrı nakit alacak ve  üç adet çek yaprağı için 5.230, TL ile  Giresun İl Özel İdaresine hitaben verilmiş olan 180.000 TL bedelli teminat mektubu için 180.000 T Toplamı olan 185.2030 TL'nin  depo edilmesi için   iki ayrı talepte bulunduğu, dava konusu Giresun İl Özel İdaresine hitaben verilmiş olan 180.000,-TL. bedelli teminat mektubunun takip tarihi olan 04.12.2019 tarihi itibarıyla mer'i olduğu, ancak takip tarihi olan 04.12.2019 dan sonra ve dava tarihi olan 13.02.2020 önce olmak üzere muhatabın 29.01.2020 tarihinde  mektubun tazminini istemesi üzerine, mektup tutarı 180.000 TL tazmin edilerek, bu bedelin 128.000 TL'lık kısmının, muhatabın davacı bankaya olan borçları ile takas mahsup yapıldığı, kalan mektup bedeli olan 52.000 TL'nınde muhatap  Giresun İl Özel İdaresi hesaplarına EFT yapıldığının görüldüğü, davacı yanın ayrıca 3 adet çek yaprağı için 5.230 TL nakit depo talebinde bulunduğu, nakit alacaklar için risk doğduğunda kefillerin sorumluluklarını tartışmasız ise de; gayrı nakit krediler mer'i iken, başka bir anlatımla henüz nakte tahvil edilmemiş iken, kefillerden nakit depo isteminde bulunulması, zaten kefalet imzasının bir teminat olmasına karşın, risk doğmadan kefilden bir de nakit depo talep edilmesinin ticari hayatın olağan akışına uygun olmadığı, zira verilen şahsi teminatın zaten nakit kullanımını asgariye indirmek içinde olduğu, öte yandan; yerleşik Yargıtay içtihatlarında; kefillerden nakit depo talep edilebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmede açıkça, bankaca talep edilmesi halinde kefillerin nakit depo edeceklerini gösterir bir hüküm bulunmasının  şartı arandığı, somut olayda; yukarıda da arz edildiği üzere; taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşme maddeleri arasında kefilden teminat mektupları ve çek yaprakları için depo istenmesi halinde; bunu yerine getireceğini gösterir bir taahhüt görülemediğinden, gayrınakit kredi tutarları için depo taleplerinin kefil ... bakımından yerinde olmadığı, ancak bu bedellerin tazmini halinde sorumluluğunun söz konusu olacağının kanaatine varıldığı, davacı bankanın davalılardan  04.12.2019  takip tarihi itibarıyla : nakit alacak olarak;   218.602,76  TL. asıl alacak ve talebiyle bağlı olarak  47.149,50 TL. işlemiş faiz ve 2.357,47  TL. faizin gider vergisi  olmak üzere toplam 268.109,73 TL.  alacak olduğu, takip Tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar  218.602,76 TL matrah üzerinden % 90 faiz ile bunun % 5 gider vergisinin istenebileceği, Gayrınakit alacak olarak; asıl borçlu  ... A.Ş.'de  5.230 TL çek bedeli deposu ve  180.000 TL  teminat mektubu için depo talep edilebileceği, kefil sıfatıyla borçlu olan ...'dan gayrinakit krediler için bankanın depo talebinin yerine getirileceğine dair taraflar arasındaki sözleşmelerde açık hüküm bulunmadığından, çek bedeli ve teminat mektubu depo taleplerinin yerinde olmadığı,  180.000,- TL. lık teminat mektubu, takip tarihi 04.12.2019 tarihinden sonra ve dava tarihi 13.02.2020 den önce olmak üzere 29.01.2020 tarihinde tazmin edildiğinden, her iki davalıdan da 29.01.2020 tazmin tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar 180.000 TL. nın % 90 temerrüt faizi ve bunun % 5 gider vergisi ile birlikte tahsilinin talep edilebileceği belirtilmiştir.Davacı vekili rapora karşı itiraz dilekçesinde; sözleşmede depo talebinin kefile yöneltileceğinin açıkça düzenlendiğini, yapılan tespiti kabul etmediklerini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili rapora karşı beyan dilekçelerinde; akdi faizin uygulanması gerektiğini, ayrıca kefil sıfatıyla imzalayan müvekkili yönünden bankanın depo talebinin yerine getirileceğine dair sözleşmede açık hüküm bulunmadığını, müvekkilinin taahhütünün olmadığını belirtmiştir.Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Bilirkişi raporu, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine, dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçelidir. Taraflar arasında, genel kredi sözleşmesinin varlığı ve içeriği konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Kat ihtarnamesi her iki davalıya  takip öncesinde tebliğ edilememiştir. Takip tarihinde teminat mektubunun paraya çevrilmemiş olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. TTK 7/1 fıkrasında, iki veya fazla kişinin içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olacakları, ancak kefil ve kefillere taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizinin yürütülemeyeceği belirtilmiştir.Genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan TBK'nın 581 vd maddelerinde, kefalet sözleşmesi düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesinin şekil şartına yasanın 583.maddesinde yer verilmiştir. TTK'nın 7/2 maddesinde yukarıda belirtildiği üzere, ticari borçlara kefalet halinde hem asıl borçlu ile kefil, hem de kefiller arasındaki ilişkilerde 1.fıkra hükmünün geçerli olacağı, 1.fıkrada ise, kefil ve kefillere taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği, ihbar edilmeden temerrüt faizinin yürütülemeyeceği düzenlenmiştir. Yasanın emredici düzenlemesine göre mahkemenin davalı kefilin temerrüte düşürülmediği gerekçesiyle kabulü kararında isabetsizlik görülmemiştir. Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/3501 Esas, 2019/3769 Karar sayılı ilamında da; aynı hususa yer verilmiştir.Diğer taraftan, davalı kefilin gayri nakdî kredilerden dolayı depoya esas olan alacaktan sorumlu tutulmamış olmasınında da bir isabetsizlik görülmemiştir. Zira,  Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2018/689 Esas, 2018/1624 Karar ve 06.11.2018 tarihli emsal ilamında da belirtildiği üzere, gayri nakdî alacaktan kefilin sorumluluğu bulunmadığından, ilk derece mahkemesince gayri nakdî alacak bakımından verilen hüküm isabetli bulunmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 05.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3fa1132dd27c9bb6","SID":"4c9ba94c02771801"}}