{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1161 <br>KARAR NO: 2024/1802<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/04/2021<br>NUMARASI: 2020/158 Esas -  2021/353 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/12/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı şirketten ticari amaçla kullanılmak üzere ... plaka nolu, ... marka ... tip 2016 model ... sınıfında olan aracı 14.04.2016 tarihinde 144.920,00 TL ödeyerek satın aldığını, aracın tavanında satış tarihinden birkaç yıl sonra boya dökülmelerinin meydana geldiğini, kullanıcı hatası olamayacak düzeyde olan gizli ayıp meydana geldiğini, davalı şirkete 24 08.2019 tarihinde mail ile bilgilendirme yapıldığını, davalı şirketin de araçlarını ikinci el olarak çok daha düşük fiyata, mağduriyetlerini daha da arttıracak bir fiyata alabileceklerini belirttiğini, taraflarınca vekaleten 26.08.2019 tarihli yazıda yenisi ile değiştirme seçimlik haklarını kullandıklarının ayrıntılı olarak izah edilerek davalı tarafa iletildiğini, bu aşamadan sonra davalı tarafça taleplerinin dikkate alınmadığını, 2 davalı ile ayrı ayrı arabuluculuk görüşmeleri yapıldığını fakat uzlaşmanın sağlanamadığını beyanla sonuç olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere bedelin belirlenebildiği anda artırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL olarak ikame edilen davada, terditli olarak ayıplı olarak satılan aracın geri alınarak yenisi ile değiştirilmesine, mümkün olmadığı takdirde kasko bedelinin tazminine veyahut araçtaki değer kaybının tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı ... Tic. AŞ. vekili cevap dilekçesinde özetle; üretimden kaynaklandığı iddia olunan bir ayıba karşı müvekkili şirketin sorumlu olmasının söz konusu olmadığını, bu nedenle husumet ve ayrıca zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, üretimden kaynaklandığı iddia olunan bir ayıba karşı müvekkili şirketin sorumlu olmasının söz konusu olmadığını, bu nedenle husumet ve ayrıca zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, dava konusu aracın davacı tarafından 14.04.2016 tarihinde satın alındığını, tam ve eksiksiz teslim edildiğini, dava konusu aracın tavanında boya atması olduğu şikayeti ile müşteri hizmetlerinin yönlendirmesiyle 14.10.2019 tarihinde müvekkili şirketin servisine geldiğini, ancak müşterinin isteği üzerine işlem yaptırılmadığını, servis formunun iptal edildiğini, dava konusu aracın 122.000 km'de 4 yıla yakın kullanıldıktan sonra ayıplı olduğu iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, herhangi bir işlem yapılmadığından kullanıcı kaynaklı bir husus olup olmadığının da belli olmadığını beyanla davanın usulden ve esastan reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Satış AŞ. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin adresi itibariyle İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davaya konu aracın üreticisi ve satıcısının müvekkilinin olmadığını, davacının aytp ihbar yükümlülüğünü yasal süresi içerisinde yerine getirmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının TTK'ya göre faturaya süresi içinde itiraz etmediğini ve faturaları ihtirazi kayıtsız ödediğini, faturayı ödedikten sonra dava açılmasının samimi olmadığını, davacı taraf davayı her ne kadar belirsiz alacak davası olarak ikame etmiş ise de bunun mümkün olmadığını, zira davacının davaya konu aracı satın alma bedelinin davacı tarafça bizatihi ibraz edilen fatura ile sabit halde olduğunu, huzurdaki davanın sırf bu sebeple hukuki yarar yokluğundan ve ayrıca terditli taleple açılan davanın usulden reddi gerektiğini, satıcı tarafından davacıya araç teslim edilirken, davacı tarafın aracı muayene ettiğini, aracı eksiksiz ve hasarsız olarak teslim aldığını, dava konusu aracın kazalı olduğunu, araçta varlığı iddia edilen arızaların bu kazadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca kazalı bir aracın misliyle değişiminin mümkün olmadığını, aracın boyasının üretimden ayıplı olmadığını, aracın tramer kaydının celbedilerek yapılacak bilirkişi incelemesinde aracın tramer kaydına girmemiş bir kazasının bulunup bulunmadığının ayrıca araştırılması gerektiğini, dava konusu araçta araç değişimini gerektirecek, sürekli kullanıma engel önemli bir ayıp bulunmadığını, aracın halen davacı tarafça sorunsuz olarak kullanıldığını, hak talep edebilmek için maldaki eksikliğin (ayıbın) önemli olması gerektiğini, davacının iddia ettiği boya sorununun aracın davacıya teslimi sırasında mevcut olduğunun ispat yükünün davacı tarafa ait olduğunu, aracın teslimi sırasındaki boya kalınlık değerlerinin üretici fabrika tolerans değerlerine uygun olduğunu, araçta varlığı iddia edilen boya sorununun dış etkiler nedeniyle oluştuğunu ve garanti kapsamı dışında olduğunu, dava konusu aracın 1 kazası dışında başka kaza ve hasarlarının bulunup bulunmadığının bilinmediğini beyanla usule, yasaya ve hukuka aykırı davanın reddi ile mahkeme masrafları ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Davalıların her ikisinin de cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduğu, \"Ticari satış ve mal değişimi\" başlıklı TTK. 23. maddesinde bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağının belirtildiği, buna göre \"Zamanaşımı\" başlıklı TBK. 231. maddesinde satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü davanın satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkının, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmayacağı, satıcının, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamayacağının düzenlendiği, somut olayda davacının dava konusu aracı satın aldığı 14/04/2016 tarihinden itibaren yaklaşık 4 sene geçtikten sonra 18/02/2020 tarihinde işbu davanın açılmış olduğu, aracın davacı tarafından satın ve teslim alınmasından itibaren TBK. 231 maddesinde belirtilen dava açılması için öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı ... Satış AŞ. araç için garanti vermiş olsa da davanın,  aracın davacı tarafından satın ve teslim alınmasından itibaren garanti süresi de dolduktan sonra açılmış olduğu, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu gibi ayıp sebebiyle davalı şirkete 24 08.2019 tarihinde mail ile bilgilendirme yapıldığının kabulü halinde dahi bunun zamanaşımı ve garanti sürelerinden sonra gerçekleştiği, aracın davacıya satışı ile davanın açılması tarihi arasında zamanaşımının kesilmesine ilişkin bir sebebin gerçekleşmemiş olduğu, TBK. 231/2 maddesi uyarınca davalı satıcının, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu olduğunun da davacı tarafça ispatlanamadığı anlaşılmakla zamanaşımı süresi içerisinde açılmayan davanın reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin kullanmakta oldukları aracın tavanında boya dökülmelerini farkettikleri an derhal satıcıya kontrole götürmüş ve sonrasında mail ile taleplerini bildirdiklerini, ayıp ortaya çıktığı an derhal bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiklerini, davalıların aracın Türkiye satış temsilciğini yaptığını, araçta bulunan ayıbın ise zamanla ortaya çıkan, garanti süresi kapsamından sonra dahi oluşabilecek düzeyde olduğunu, günümüzde araçlarda ki boyanın uzun yıllar sorunsuz kalması gerektiğini, bilirkişi raporunda, açıkça 'araçtaki ayıbın gizli ayıp olduğunun ve zamanla ortaya çıkabileceğinin belirtildiğini,. üretim hatası olan bu ayıbın araç piyasasında ağır kusur olarak nitelendirilmekte olduğunu, davalıların araç markasının Türkiye temsilcisi olduğundan ağır kusurdan direk sorumlu olduğunu, Tmk 146. Maddesi ve devamınca bilirkişinin de gizli ayıp ve sonradan ortaya çıkma durumuda değerlendirildiğin de dava zamanaşımının 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olduğunu, davanın süresinde açıldığını gizli ayıpların, dava zamanaşımı süresi içinde ve ayıp ortaya çıktıktan sonra derhal (dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede), ihbar edilmesi; ayıbın açık mı, yoksa gizli mi olduğunun tayininde ise, ortalama (vasat) bir tüketicinin bilgisinin dikkate alınması, gerektiğini, bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. 4077 Sayılı Kanun’un 4. maddesinin 4.fıkrasında ise, konut satışlarında zamanaşımı süresinin beş yıl olarak öngörüldüğünü, eğer, ayıp ağır kusur veya hile ile gizlenmişse, zamanaşımı süresinden yararlanılamayacağından, açılan davanın süresinde olduğunun kabulüyle sonuca varılacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava satın alınan otomobilin ayıplı  olduğu iddiasıyla TBK 227 maddesi gereği aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesi olmadığı takdirde araç bedelinin (kasko bedeli) ödetilmesi veyahut araçtaki değer kaybının tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davacının talebinin TBK 231 maddesi kapsamında zamanaşımına uğradığından bahisle reddine karar verilmiştir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmeye konu aracın ayıplı olup olmadığı, süresinde ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı, davalı ... A.Ş nin  distribütör olması sebebiyle sorumluğunun olup olmadığı, davanın zamanaşmı süresi içine açılıp açılmadığı noktasındadır. Davacı davalı ... A.Ş. nin distribütörlüğünü yaptığı diğer davalının satıcı olduğu ... modeli aracı 14/04/2016 tarihli fatura ile 144.920 TL bedelle satın almıştır. Aracın tavan bayasının attığı şikayetiyle 26/08/2019 tarihinde satıcı firmaya ayıp ihbarında bulunulduğu anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK’nın 227. Maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Öğretide ayıp satılanda, vaad edilen niteliklerin bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı). Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır. 6098 sayılı TBK 231. Maddesi  \"Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın  ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.\"  düzenlemesini içermektedir. Davacı dava dilekçesinin talep sonucunda terditli olarak 3 talepte bulunmuştur. Bunlardan ilki aracın ayıpsız misli ile değişimi, ikincisi, araç bedelinin iadesi, üçüncüsünün ise \"araçtaki değer kaybının tazmini\" olduğu görülmektedir. Davacının ilk iki talebinin TBK 227/1 maddesi düzenlemesinde yer alan seçimlik haklardan olduğu, 3. talebinin ise maddenin 1. Fıkrasındaki seçimlik haklardan olmayıp 2. Fıkra kapsamında genel hükümlere göre tazminat talebi olduğu anlaşılmaktadır. Araçta imalattan kaynaklanan ve satış tarihinden yaklaşık 4 yıl sonra ortaya çıkan boyadaki ayıp gizli ayıp niteliğindedir. Satıcı aracın ayıplı olarak satılmasında ağır kusurlu olmamasına göre davacının aracın ayıpsız misli ile değişim ve bedel iadesine  taleplerine yönelik dava TBK 231 maddesi kapsamında zamanaşımı süresi geçtikten sonra  açıldığından mahkemece bu talepler yönünden  davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalı ... İmal Ve Satış Anonim Şirketi'nin aracın satıcısı olmadığı, garanti kapsamında sorumluluğunun da bulunmadığı anlaşılmakla bu davalı yönünden davanın husumet bulunmadığından reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının terditli olarak değer kaybına ilişkin son talebinin 6098 sayılı TBK 227/2 fıkra gereği genel hükümlere göre tazminat istemine yönelik olduğu, genel hükümlere göre zamanaşımı süresinin satım akdinde TBK 146. Maddesi gereği 10 yıl olduğu, eldeki bu talep yönünden zamanaşımı süresinin dava tarihi itibarıyla geçmediği anlaşılmaktadır. TBK 112 maddesi kapsamında genel hükümlere göre tazminat talebinde davalı taraf kusursuz olduğunu ispatlarsa sorumluluktan kurtulur. Araçta imalattan kaynaklanan ve satış tarihinden yaklaşık 4 yıl sonra ortaya çıkan boyadaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, satıcının aracın ayıplı olarak satılmasında ağır kusuru bulunmamakla birlikte tamamen kusursuz olduğunu da söyleme imkanının bulunmadığı, bu durumda satıcının TBK 112 maddesi anlamında tamamen kusursuzluğunu ispatlamış olmadığı, yapılan ifanın gereği gibi ifa niteliğinde olmadığı anlaşılmakla, değer kaybı yönünden satıcının sorumluluğu cihetine gidilmesi gerekmiştir. Davacı dava dilekçesinde faiz talep etmemiş, ancak 01/04/2021 tarihli ıslah dilekçesinde dava tarihinden itibaren yasal faiz talep etmiş olmakla hüküm altına alınan miktara dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmüştür. Davacının terditli üç talebi bulunup dairemizce davalı ... Satış Anonim Şirketi yönünden davanın reddine, davalı satıcı ... Anonim Şirketi yönünden ise birinci ve ikinci talepleri yerinde görülmemekle birlikte, üçüncü talebi hakkında tam kabul kararı verildiğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinin dağıtımında bu davalı yönünden tam kabule ilişkin hükümler çerçevesinde değerlendirme yapılmış, diğer davalı yönünden ise davanın reddine ilişkin hükümlere göre yargılama ve vekalet ücreti dağıtılmıştır. (Emsal Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2023/304 Esas 2023/1538 Karar sayılı ilamı) HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davacının birinci ve ikinci talepleri yönünden zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte değer kaybı yönünden talebinin zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davalı ... Anonim Şirketi yönünden davanın husumet yokluğundan REDDİNE, 2-Davalı ... Anonim Şirketi yönünden; davacının ayıpsız misliyle değişim ve bedel iadesine ilişkin taleplerinin zamanaşımı süresinde dava açılmadığından REDDİNE, 3-Davacının değer kaybına ilişkin terditli talebinin kabulü ile 25.000 TL'nin dava tarihi olan 18/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ...Anonim Şirketi 'den alınarak davacıya verilmesine, 4-Alınması gereken 1.707,75‬ TL karar ilam harcından davacı tarafından peşin ve tamamlama harcı olarak yatırılan  426,94‬ TL'nin mahsubu ile bakiye 1.280,81‬ TL'nin  davalı ... Anonim Şirketi'nden alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 426,94 TL peşin ve tamamlama harcının davalı ... Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 2.129‬,00 TL yargılama giderinin davalı ... Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, 7-Kabul olunan kısım yönünden davacı yararına takdir olunan 25.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, 8-Red olunan kısım yönünden davalı ... İmal Ve Satış Anonim Şirketi yararına takdir olunan 25.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 9-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve hazine tarafından karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalı ... Anonim Şirketi'nden alınarak hazineye irat kaydına, 10-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nın 333. maddesi gereğince yatıran tarafa iadesine, 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafın istinaf aşamasında yapılan 162,10 TL başvuru harcı ve  43,00 TL posta masrafının davalı ... Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fbf02178e2b07655","SID":"dc09358d4f050ab6"}}