{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1173 <br>KARAR NO: 2024/1999<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/02/2021<br>NUMARASI: 2020/92 E. - 2021/165 K.<br>DAVA: Menfi Tespit<br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı ... Bankası AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı banka tarafında dava dışı borçlu ... lehine kredi kullandırıldığını, bu kredinin teminatı olarak taşınmazı üzerine davalı banka lehine ipotek tesis edildiğini, bu taşınmazın müvekkili ile dava dışı ... ile yapılan anlaşma gereğince ipotekle yükümlü olarak müvekkili tarafından iktisap edildiğini, davalı bankanınn kredi borcunun kat ederek taraflarına ihtarname keşide ettiğini, kat ihtarından sonra dava dışı borçlu ... tarafından kredi borçlarının ödeneceğinin ve ipoteğin terkin ettirileceğinin müvekkiline taahhüt edildiğini, sonrasında bu ödemelerin asıl borçlu ... tarafından davalı bankaya yapıldığını ve kredi borcunun sonaerdiğini, ancak buna rağmen davalı ... tarafından asıl borçlu ... ve müvekkili aleyhine davalı banka ile aralarındaki devir ve temlik sözleşmesi gereğince ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine girişildiğini, oysa ki davalı bankaya olan borcun asıl borçlusu tarafından ödendiğinden temlik devir sözleşmesine konu bir alacaktan sözedilemeyeceğini, temlik sözleşmesinin muvazaalı olarak düzenlendiğini ileri sürerek icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle;  davacı borçlunun iş bu davadaki istem ve itirazları hukuka uygun düşmediğini, vekiledeninin haklarını bertaraf etme amacına yönelik olduğunu, mahkemece kabul ve himaye edilmesi mümkün olmadığını, vekiledeninin davacıya karşı hukuki sorumluluğunun bulunmadığını, İddia olunan maddi vakıalardan dolayı iş bu dava açılmış ise de devam edecek yargılama ve toplanacak deliller neticesinde haklı olduklarının anlaşılacağını beyanla, davanın hem esas hem de usul yönünden reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı ... Bankası A.Ş. vekili, savunmasında özetle; husumet ilk itirazlarında bulunmuş, hesap kat ihtanndan sonra 15.09.2009 tarihinde davacı ...'ın bizzat vekiledeni Banka ile bir sözleşme imzaladığını, bu sözleşmeye göre borç bizzat davacı tarafından ödeneceğini, ancak davacının bu sözleşmeye uymaması sonucu icra takibine girişmek zorunda kaldıklarını, borç Tasfiye Sözleşmesi'nde tespit edilen borcun sözleşmede belirlenen taksitler halinde davalı ... tarafından, ...'m vekiledeni Banka Güngören Şubesinde bulunan hesaba yatırıldığını, davacının; ödemelerin ... tarafından yapılmadığını iddia etmesinin gerçekle bağdaşmadığını, ayrıca dava dışı ...'ın ödemeleri kendisinin yaptığı şeklindeki ikrar iddiasının vekiledeni Bankayı bağlamayacağını, sözleşmenin imzası ve sonrasında Medeni Kanun'un 2. maddesine aykın bir şekilde hareket eden ...'ın ağır kusurunun sözkonusu olduğunu, bir güven müessesesi olan vekiledeni banka'ya, davacı tarafından kusur atfetmeye çalışmanın abesle iştigal olduğunu, bankanın dava dışı ... ve borcun ödenmesine müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan ... arasındaki hukuki ilişkiyi bilemeyeceğini, tarafların açık iradeleri ile sözfeşme serbestisi içerisinde bir borç tasfiye sözleşmesi akdettiklerini, karşılıklı edimler yerine getirildiği için vekiledeni banka tarafından verilen taahhütlerine yerine getirildiğini beyanla, davanın ...'a ihbarını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Somut olayda; dava dışı kredi borçlusu ...'ın, davalı ... bankasından kullandığı kredinin teminatı olarak adına kayıtlı olan dava konusu taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği, bilahare kredi borçlusunun taşınmazı ipotek yükü ile birlikte davacıya devrettiği, davalılar arasında akdedilen 10.05.2011 tarihli borca katılma sözleşmesi kapsamına göre, davalı ...'ın kredi asıl borcunu ödemesi halinde alacağın faiz ve ferileriye birlikte ipotekli taşınmaza ilişkin hakkın davalıya geçeceğinin kararlaştırıldığı,  davacı hakkında Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile söz konusu ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmış olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında bulunan deliller, değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; Davalı ... Bankası ile davalı ... arasında akdedilen borca katılma sözleşmesinin bir sonucu olarak devir ve temliklerin yapılması, borcun tamamen ... tarafından ifa edilmesi koşuluna bağlandığından söz konusu koşul gerçekleşmedikçe alacak ve teminat devir sözleşmesinin hüküm ve sonuçlarını doğurmayacağı, kredi borcunun dava dışı asıl kredi borçlusu ... tarafından kapatıldığı ve tasfiye edildiği, mahkememizce hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti raporunda da aynı sonuca ulaşıldığı anlaşılmakla davanın kabulüne, davacının GOP ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası kapsamında davalı ...'a borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesi gerektiği...\" gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının GOP ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası kapsamında davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ... Bankası A.Ş.vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı banka vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Usule ilişkin olarak, müvekkili bankanın pasif husumet ehliyeti bulunmadığından mahkeme tarafından davanın esasına girilmeden müvekkili açısından usulden ret kararı vermesi gerektiğini, istinaf mahkemesi tarafından bu hususun dikkate alınarak müvekkili banka açısından davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili bankanın; dava konusu Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı ipotek takibi dosyasının tarafı olmadığını, esasen huzurdaki dava iş bu takibin iptali amacıyla açılmış bir menfi tespit davası olduğunu, bu nedenle davanın müvekkiline en fazla ihbar edilmesi gerekirken, davada davalı olarak gösterilmesi ve aleyhine hüküm tesis edilmesinin usule ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Esasa ilişkin olarak ise aşamalardaki tüm beyanlarını tekrarla, davacının; ödemelerin ... tarafından yapılmadığını iddia etmesinin gerçekle bağdaşmadığını, ayrıca dava dışı ...’ın ödemeleri kendisinin yaptığı şeklindeki ikrar iddiasının müvekkili bankayı bağlamayacağını, hal böyleyse; sözleşmenin imzası ve sonrasında TMK'nın 2. maddesine aykırı bir şekilde hareket eden ...’ın ağır kusurunun söz konusu olduğunu, bu nedenle huzurdaki davada müvekkili banka aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin son derece hukuka aykırı olduğunu, bir güven müessesesi olan müvekkili bankaya, davacı tarafından kusur atfedilmeye çalışmasının abesle iştigal olduğunu, müvekkili bankanın ihbar olunan ... ve borcun ödenmesine müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan ... arasındaki hukuki ilişkiyi bilemeyeceğini ve bilmek zorunda da olmadığını, tarafların açık iradeleri ile sözleşme serbestisi içerisinde bir borç tasfiye sözleşmesi akdettiklerini, karşılıklı edimler yerine getirildiği için müvekkili banka tarafından verilen taahhüt yerine getirildiğini; kabul anlamına gelmemek şartıyla, bir an için ödemelerin borçlu ... tarafından yapıldığı düşünülse bile bu konu ihbar olunan borçlu ve temlik alan diğer davalı arasındaki bir iç sorun olduğunu, banka kredi riskini söz konusu ödeme ile tasfiye ettiğini, bu nedenle müvekkili bankaya kusur atfedilerek diğer davalı yanında harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti ödemeye mahkum edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Gerek kök bilirkişi raporuna yönelik 28.03.2017 tarihli ayrıntılı itiraz dilekçelerinde  belirttikleri sebeplerle, gerekse ek bilirkişi raporuna yönelik itiraz dilekçesinde belirttikleri  sebeplerle, son derece hatalı, hukuki ve maddi olguların birbirine karıştırıldığı, değerlendirme ve yorum hatası yapıldığı bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulamayacağını, müvekkili bankanın dava konusu devirde herhangi bir kusur ve sorumluluğu olmadığı son derece açık olup, davanın bu sebeple reddedilmesinin zorunlu olduğunu, mahkemeye bilirkişi raporları aleyhine yaptıkları tüm itirazlara rağmen dosya yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmek yerine sırf bilirkişi raporundaki keyfi tespite göre hüküm kurulduğunu,  Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve müvekkili banka aleyhindeki davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava,  davalı bankanın asıl borçlu ...’a kullandırdığı  kredinin teminatı olarak ipotek tesis ettiği taşınmazı ipotekle yükümlü olarak alan davacının, kredi borcunun asıl kredi borçlusu ... tarafından bankaya ödendiği, buna rağmen davalı bankanın kredi alacağını ve bunun teminatı ipoteği devir sözleşmesi ile diğer davalı ...’a temlik ettiği, bu davalının da devir ve temlik sözleşmesi gereğince ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine giriştiği, kredi borcunun asıl borçlusu tarafından ödendiği, temlik ve devir sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddialarıyla,  icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemiyle, İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılmış bir menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne  karar verilmiş; bu karara karşı davalı ... Bankası  vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut olayda, davacının ipotekli taşınmaz maliki olarak taşınmazın teminatı olan kredi borcunun kredinin lehtarı asıl borçlu tarafından ödendiğini iddia etmiş, davalı banka da asıl borçludan genel kredi sözleşmesi gereğince kullandırılan krediden kaynaklı alacaklı olduğunu, borcun diğer davalı tarafından ödendiğinden alacağın ve ipoteğin temlik edildiğini savunmuş olmasına göre, uyuşmazlık, alacağın temliki sözleşmesinin temelinde temlik eden davalı bankanın genel kredi sözleşmesi kapsamında alacaklı olup olmadığı, alacağın kim tarafından ödendiği noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın bu niteliği gözetildiğinde, davalı bankanın davada taraf sıfatı mevcut olup, davalı vekilinin müvekkilinin pasif husumeti bulunmadığına dayalı istinafı yerinde görülmemiştir.  Dava dışı kredi borçlusu ...'ın, davalı ... bankasından kullandığı kredinin teminatı olarak dava konusu taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği, bilahare kredi borçlusunun taşınmazı ipotek yükü ile birlikte davacıya devrettiği, davalılar arasında akdedilen 10.05.2011 tarihli borca katılma sözleşmesi kapsamına göre, davalı ...'ın kredi borcunu ödemesi hâlinde alacağın faiz ve ferileriye birlikte teminattaki ipotekli taşınmaza ilişkin hakkın davalıya geçeceğinin kararlaştırıldığı konularında taraflar arasında çekişme bulunmamaktadır. Çekişme, kredi asıl borcunun ödenip ödenmediği, ödenmiş ise kim tarafından ödendiği ve nihayet taşınmaz üzerinde ipotek yükünün devam edip etmediği noktalarında toplanmaktadır. Davalılar arasındaki 10.05.2011 tarihli borca katılma sözleşmesinin 5.1. maddesinde; \"Sözleşme konusu borç, 4. maddede belirtilen şekil ve şartlarla ... tarafından bütünüyle ...'ye ödendiği takdirde ..., tespit edilen borç tutarı kadar alacağını faiz ve fer'ileri ile teminattaki ipotekli taşınmazla birlikte ...'a kanuni halefiyet ilkeleri gereğince devir edeceğini kabul, beyan ve taahhüt etmiştir.\" hükmünün yer aldığı görülmektedir. \"Borca Katılma\" başlıklı TBK'nın 201. maddesinde; \"Borca katılma, mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere, katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın, borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olması sonucunu doğuran bir sözleşmedir. Borca katılan ile borçlu, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olurlar.\" düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda, dava dışı kredi borçlusu ...'ın, davalı ... bankasından kullandığı kredinin teminatı olarak adına kayıtlı olan dava konusu taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği, bilahare kredi borçlusunun taşınmazı ipotek yükü ile birlikte davacıya devrettiği, davalılar arasında akdedilen 10.05.2011 tarihli borca katılma sözleşmesi kapsamına göre, davalı ...'ın kredi asıl borcunu ödemesi hâlinde alacağın faiz ve ferileriye birlikte ipotekli taşınmaza ilişkin hakkın davalıya geçeceğinin kararlaştırıldığı,  davacı hakkında Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile söz konusu ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılmış olduğu anlaşılmaktadır. Sunulu deliller, banka kayıtları ile alınan bilirkişi kök ve ek rapor içeriklerine göre; davalı ... Bankası ile davalı ... arasında akdedilen borca katılma sözleşmesinin bir sonucu olarak devir ve temliklerin yapılması, borcun tamamen ... tarafından ifa edilmesi koşuluna bağlandığından, söz konusu koşul gerçekleşmedikçe 25.07.2013 tarihli temlik sözleşmesinin hüküm ve sonuçlarını doğurmayacağı açıktır. Dosya kapsamına göre, kredi borcunun dava dışı asıl kredi borçlusu ... tarafından ödenerek kapatıldığı ve tasfiye edildiğinin beyan edildiği ve bu beyanın aksine bir kanıt bulunmadığı, bu hususta ihbar olunan ... tarafından mahkemeye sunulan dilekçede açıklama yapıldığı, kaldı ki davalı  banka kayıtlarında da ödemelerin \"Para yatırma\" açıklaması ile yapıldığı, kredi borcunun davalı ... tarafından ödenerek kapatıldığının usule uygun delillerle kanıtlanmadığı soncu ile kurulan hüküm isabetli olup, aksi yöndeki davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,  2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL harcın davalı bankadan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı  tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.12.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"db23a0c12a5c77db","SID":"c5efbf6dd6a9837b"}}