{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     <br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t               T.C.<br>ADANA<br>\t BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>   3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/3279<br>KARAR NO\t: 2025/36<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...   (...)<br>ÜYE\t: ...\t\t\t\t\t(...) <br>ÜYE\t: ...         (...)<br>KATİP\t: ...      (...)<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ... Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI\t: ... Esas, ... Karar<br><br>Asıl davanın tarafları;<br>DAVACI\t: ... - .... <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVALI\t: .... - .. <br>VEKİLİ\t: Av. ...  <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)<br><br>Birleşen   Asliye Hukuk<br>Mahkemesinin ... E.<br>... K. sayılı dosyasının<br>tarafları;<br>DAVACI\t: ... - ... <br>VEKİLİ\t: Av. ...  <br>DAVALILAR\t: 1- ... -  <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 09.01.2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 09.01.2025<br><br><br>... Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.06.2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacı vekili asıl dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde özetle;   21.10.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile ...'nin maliki olduğu ve ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu davacının ağır şekilde yaralanarak geçici ve sürekli maluliyetinin oluştuğunu, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmadığını, davalı şirketin ... plakalı aracın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu bu nedenle meydana gelen zararın tazmininden mesul olduğunu, dava tarihinden önce davalı şirkete müracaat edildiğini ancak davacının maluliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile talebin reddedildiğini, arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını bu nedenle dava açmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek ve FİHS tutularak 1.000,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili birleşen dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde özetle;   davalı ... ile davacı arasında 21/10/2017 tarihinde trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin iş bu kazada ağır şekilde yaralandığını ve malul kaldığını, müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını, kazaya karışan ... plakalı otomobilin davalı ... ... adına kayıtlı olduğunu, davalının sorumluluğunun  bulunduğunu belirterek şimdilik 50,00 TL maddi tazminat talebinde bulunmuş ve dosyanın aralarında hukuki ve fiili bağlantı olması sebebiyle ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>ISLAH : Davacı vekili 04.03.2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini 11.383,07 TL'ye ıslah etmiştir.<br>CEVAP: Asıl dava davalısı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava tarihinden önce müvekkiline eksik evrakla müracaat etmesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğini bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, kazaya karışan aracın müvekkili nezdinde KYZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin poliçe teminat limiti, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve davacının gerçek zarar miktarı ile sınırlı sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe teminatı kapsamında olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olmadığını, davacının maluliyetinin bulunmadığını, tarafların kusur oranları ile davacının maluliyet oranının ATK tarafından belirlenmesini, davacıya yapılan SGK ödemelerinin mahsup edilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden davanın kabulü ile; 11.383,07 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 21/10/2017 tarihinden; davalı ... şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 09/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte asıl ve birleşen dava dosyası davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verildiği görüldü.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; kazanın meydana geliş şekli ve müvekkilinin gördüğü tedavi süreci değerlendirildiğinde dosyadan aldırılan rapor ile müvekkilinin sürekli maluliyetin oluşmadığı yönündeki tespitin kabulünün mümkün olmadığını, kaza neticesinde müvekkilinin sol bacağında meydana gelen kırığın incelenmemiş olduğunu, raporda bu kırığın sebep olduğu maluliyetin dikkate alınmadığını, rapor hazırlanırken somut bir durumun gözardı edildiğini, rapora karşı adli tıp üst kuruluna gönderilmesinin gerekmesi sebebi ile itiraz ettiklerini ancak bu itirazlarının kabul edilmemiş olduğunu ayrıca raporun uygun yönetmeliğe göre alınmamış ve müvekkilinin mesleğinin göz önünde bulundurulmamış olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.<br>Karara karşı davalı .... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davacının dava dilekçesinde bildirdiği 1.000,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin olarak ön inceleme duruşması yapılmadan önce süre verilmesi ve devamında ön inceleme duruşmasının yapılması ve uyuşmazlık konularının belirlenip tahkikata geçilmesi gerekirken bu yolun izlenmediğini, davacı tarafın aktüer hesap raporu geldikten sonra davasını yine bu iki talebini ayırmadan ıslah ettiğini, mahkemece ıslah dilekçesinin ardından mahkemece yine bu hususlardaki belirsizliğin giderilmesi için davacıya süre verilmesi gerekirken verilmemiş olduğunu, hükmün bu yönüyle usule aykırı verilmiş olmasından dolayı kaldırılmasının gerektiğini, bilirkişi incelemelerinin usule ve yasaya uygun şekilde yapılmamış olduğunu, dosyada hüküm kurmaya elverişli kusur, maluliyet ve aktüer bilirkişi raporu olmamasına rağmen karar verilmiş olduğunu, bu hususlarda bir an için aksi kanaatte olunsa dahi davacının talepleri hakkında karar verilirken hukuka uygun davranılmamış, adil yargılama yapılmamış olduğunu, davacının dava ve akabinde ıslah dilekçesiyle belirsiz hale getirdiği talep konuları yönünden red kararı verilmesi gerekirken eksik hukuki değerlendirmelerle eksik hüküm tesis edilmiş olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, davacının dava öncesinde müvekkili şirkete eksik belge ile başvuru yapmış olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, bu husustaki itirazlarının kararda diğerlendirilmediğini ve tartışılmaksızın karar verilmiş olduğunu, temerrüte düşmedikleri için kabul anlamına gelmemek kaydıyla faizin ancak ıslah dilekçesinin tarihinden itibaren başlatılabileceğini, harç, vekalet ücreti ve yargılama gideri hesapları yönünden de kararın hukuka aykırı olduğunu, Anayasa md. 141 ve HMK md. 297'e uygun şekilde hüküm kurulmadığını, gerekçeli kararda İddia ve savunmaları ile delillerinin tartışılmamış olduğunu, kararın bu yönüyle de kaldırılmasının gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br> Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3 ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.<br>İlk derece mahkemesince, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Hükmü, davacı vekili ve davalı .... vekili istinaf etmiştir.<br>\tDavalı vekilinin dava açılmadan evvel, davalı şirketi 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun bir başvuruda bulunulmadığına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; <br>\tDavacıların dava dilekçesinin dilekçesi ekinde 26.12.2018 gününde kaza tespit tutanağı, davacılara ait tc kimlik numarası ve kimlik fotokopisi, araca ait ruhsat bilgisi, kaza tarihini de kapsar şekilde davalı ... şirketi tarafından düzenlenen ZMMS poliçe örneği, nüfus kayıt örnekleri, muayene tutunakları ve başvuran davacının vekiline ait vekaletname ile gününde başvuru yapmış olduğu, bu başvuruya rağmen davalı ... şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür. <br>\t Buna göre başvuran davacıların,  dava açmadan evvel önce gerekli evraklar ile zararın karşılanması için 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı bu başvurunun davalı ... şirketi tarafında kabul edildiği hatta davalı ... şirketi tarafından başvurulan evraklar üzerinde inceleme yapıldığı anlaşılmakla, davacıların başvuran tarafından usulüne uygun bir şekilde başvuru yapılmadığına ilişkin istinaf başvurusu kabul edilmemiştir. <br>Davalı vekilinin hükme esas alınan kusur raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;<br>Somut olayda, 21/10/2017 günü saat 19.:00 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ...  plakalı otomobil ile ... istikametinden ... istikametine bölünmüş devlet devlet karayolunu takiben seyri sırasında olay mahalline geldiğinde, sağındaki ... restaurantına sağa dönüş yaptığı esnada aracının sağ arka tampon kısmına; aynı yönde seyir halinde olan davacı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin ön kısımları ile sağ şeritte  çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir.<br>Dosyada mevcut olan ifadeler, trafik kaza tespit tutanağı ve kaza yeri krokisi, 11/11/2019 tarihli müzekkere yazımız,  kaza anını gösterir izlenen kamera kayıt CD'si, CD izleme tutanağı, iddianame içeriği, trafik ihtisas dairesince tanzim edilen ...  . Asliye Ceza Mahkemesine sunulan 04/04/2019 tarihli rapor, .... Asliye Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararı, ara karar ve talimat yazısındaki istemler ve diğer veriler dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile bölünmüş yolu sağ şeridini takiben seyri sırasında mahal şartlarında hızını ayarlayarak müteyakkız seyretmemiş, kendisi ile aynı yönde ilerisinde seyir halinde olan, sağa önüne hatalı doğrultu değiştiren önünü kapatan  sürücünün idaresindeki otomobile karşı zamanında etkin fren tedbirinde gecikip aracın sağ arka kısmına çarpması sonucu meydana gelen olayda dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı davranışı ile %80 oranında kusurlu olduğu, davalı taraf sürücüsü ...  sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde bölünmüş iki şeritli yolda  seyri sırasında geldiği yol bölümünde bulunduğu şeritten, sağ geriden gelen trafiği gerektiği şekilde kontrol etmeden, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak sağa hatalı doğrultu değiştirmesi sırasında, sağ şeritte geriden gelen motosikletin seyir şeridini  kapatmasıyla meydana gelen olayda, dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı davranışı ile %20 orananda kusurlu bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.<br>Davalı vekilinin, müterafik kusura yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. <br>Dosya kapsamında bulunan kolluk kuvvetlerince düzenlenmiş kaza tespit tutanağı incelendiğinde, motosiklet sürücüsü davacının kaza sırasında motosiklet kullanımı için gerekli ve zorunlu koruyucu tertibat olan kask kullanmadığı belirsizdir. Davacının sürücünün geçici ayak ve diz kemiği kırığına bağlı oluştuğu, davacının kask ve koruyucu ekipman takmadığını, bu nedenle zararın oluşmasında kendisinin kusurlu olduğunu belirtmiş ise de, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150/1-a bendi gereğince motosiklet sürücü ve yolcularının koruyucu kıyafet olarak kask takması mecburi iken, yönetmelikte dizlik veya koruyucu tertibat takılması gerektiğine ilişkin olarak herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Davacının yaralanmasının omurilikte oluştuğu, buna bağlı olarak kask takılı olmaması oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunmadağı, Karayolları Trafik Kanunu Yönetmeliği gereğince koruyucu ekipman olarak takılması zorunlu olan ekipmanın kask olması gerektiği, davacının maluliyetinin kafa bölgesinde oluşmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haklı görülmemiştir.<br>Davacı vekilinin ve davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; <br>Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. <br>Buna göre 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir. <br>  Mahkemesinde hükme esas alınan 17.02.2020 tarihli ve 03.10.2020 tarihli Adli Tıp Kurulunun İlig'ini dairesinin maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 21/10/2017 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\"  hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile kalıcı bir maluliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. <br>Davalı vekilinin geçici işgörmezlik tazminatından sorumlu olmadıklarına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;<br>Diğer yandan, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği geçici işgöremezlik zararının, sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98. maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır.<br>Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; Anayasa Mahkemesinin KTK 90/İ maddesinin iptali de göz önüne alınıp TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici işgöremezlik zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine ait olduğundan, davacı için hesap edilen geçici işgöremezlik tazminatının karar altına alınması yerinde görüldüğünden, davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. <br>Davalı vekilinin hükmedilen faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;<br>Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara  gerek  olmaksızın, zararın  doğduğu  anda, başka  bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. <br>  Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru  ispatlanmadığı hallerde  davalı ... şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. (Yerleşik yargıtay içtihatlarına göre Güvence Hesabı yönünden ise;  2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren ödemesi gerekmekte olup, davalının temerrüte düştüğü kabul edilir.)<br>Davacı vekili, davalı şirkete 26.12.2018 tarihinde usulüne göre başvuru da bulunduğuna göre 09.01.2019 tarihinde davalının temerrüte düştüğü anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu yönüyle haksız bulunmuştur. <br>HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekili ve davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekili ve davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 777,58 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 194,39 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 583,19‬ TL harcın davalı ....'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>4-Davacı ve davalı .... tarafından yapılan istinaf giderlerinin, tarafların üzerinde bırakılmasına,<br>5-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan  inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 09.01.2025  <br><br>     ...             ...  \t\t\t        ...                   ...<br>      Başkan ...                Üye ...                 Üye ...                    Katip ...<br><br><br><br><br><br><br>  İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"40d011ab9320428f","SID":"a74b7891a58c977e"}}