{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/282 Esas<br>KARAR NO:2025/37<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:19/10/2023<br>NUMARASI:2021/432 Esas, 2023/694 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:09/01/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili hakkında icra takibi yaptığını, müvekkiline ait bir taşınmazı satışa çıkararak takibe konu meblağı müvekkilinden tahsil ettiğini, gerçek alacağın sadece 7000 TL civarında olduğunu, davalının tefecilik suçu işlediğini, bu hususun savcılık dosyasına intikal ederek soruşturmaya konu olduğunu, davalının dolandırıcılık suçunu işlediğinin anlaşıldığını, davalının halen iddianamede atılı olan dolandırıcılık ve tefecilik suçlarından İstanbul 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/418 esas sayılı dosyasından sanık olarak yargılandığını, bu davada mahkum edilmesi halinde icra dosyasına konu edilen senedin hükümsüz kalacağını, ceza dosyasının sonucunun beklenilmesini, davalının icra takibi ile müvekkiline verdiği 7000,00TL'nin yaklaşık 1500 katı değerindeki evini kötüniyetli olarak ele geçirdiğini, açıklanan nedenlerle senedin hükümsüzlüğüne, müvekkilinin 7000 TL dışında borçlu olmadığının tespitine, icra işlemlerinin iptalini, müvekkilinin evinin değerinin tespiti ile gecekondu hükmündeki taşınmazının kendisine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; tedbirin haksız olduğunu, ...'nun  ...'ndan alacaklı olduğu 150000 TL değerindeki bonoyu kendisine borçlu olması sebebiyle teslim ettiğini, bononun icra takibine konu edildiğini, taşınmazı alacağını tahsil amacıyla satın almak zorunda kaldığını, hakkında açılan soruşturma ve ceza davasında ...'nun yalancı tanıklık yaptığını, yalan beyanda bulunulduğunu, kendisine iftira atılarak boş imzalı bonoyu doldurduğunun iddia edildiğini, ...'nun ödemediği kira borçları nedeniyle hakkında takibe geçildiğini, sahte olduğu iddia edilen kira kontratının savcılık dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde sahte olmadığının anlaşıldığını, mahkemenin yanıltılmaya çalışıldığını, davacı yanın haksız tedbir talebinde bulunduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'ın kendisiyle birlikte hareket etmiş gibi iddialarını kesinlikle kabul etmediğini, ... hakkında dolandırıcılık ve tefecilikten yargılanmasına yönelik iddiaların aynen doğru olduğunu, bu davalının iddialarının doğru olmadığını, şahsın kendilerini sürekli tahrik ettiğini, hakarete zorladığını, hakaret etmemişken bile savcılığa gidip soruşturma açarak kendilerini sanık durumuna düşürdüğünü, Sarıyerdeki evi ele geçirmeye çalıştığını, hakkında araştırma yapıldığını, araştırma neticesinde şahsın çevrede ... ismiyle azılı bir tefeci olarak bilindiğini beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:\"...Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/8550 Esas 2019/2816 Karar sayılı ilamı ile davacı ve davalı  ... arasında mahkememiz dava konusu senet hakkında tefecilik hükmü nedeniyle kesin hüküm oluştuğu, tanık beyanlarının duyuma dayalı olması senet miktarı da dikkate alınarak tanık beyanlarına itibar edilmediği, diğer davalının ise davacının kendisine borcu olmadığını ikrar ettiği anlaşılmakla somut olayda , davacı dava dilekçesinde 7000 tl borcu olduğunu beyan ettiği, 30/12/2013 tarihli haciz tutanağında davacının 8000 TL borcu olduğunu beyan etmesi üzerine tutanağa yazıldığı tutanağın davacı tarafından imzalandığı, davacı her ne kadar dava dilekçesinde 7000 tl borcu olduğunun beyan etsede resmi belgenin aksini ispatlayacak mahiyette belge sunmadığından 142.000,00 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.Davacı gece kondu şeklindeki taşınmazın kendisine iadesini talep etmiş isede ihale yoluyla davalı tarafından alındığı ihalenin iptaline karar verilmediği ihale yoluyla satılmış olması olması nedeniyle reddine davacı zararının ayrı bir davanın konusu olması nedeyle talep yerinde görülmeyerek taşınmazın idesi talebinin reddine karar verilmiştir.1-Davanın KISMEN KABULÜ ile İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasında davaya konu 13/10/2012 keşide tarihli 30/12/2012 vade tarihli keşidecisi davacı lehtarının davalı ... olduğu 150.000,00 TL  bedelli senetten dolayı  davacının  142.000,00 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, 1.000,00TL yönünden talebin reddine,İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasının 142.000,00 TL yönünden iptaline, gece hükmündeki taşınmazın iadesi talebinin reddine,\" Şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf isteminde özetle; Mahkemenin 12.01.2023 tarihli duruşma, ara kararıyla dava dilekçesinin sonuç kısmının açıklanması için süre verdiğini, talebin; \"Talebimizin suç mahsulü senedin hükümsüzlüğü ve bu senetle yapılan icra işlemlerinin iptali olduğunu\"  açıkladıklarını,Davalılardan alacaklı gözüken ...'ın, davaya konu senet bakımından tefecilik suçundan mahkum olduğunu kararın kesinleştiğini ve infaz edildiğini, Tanıkların müvekkilinin müzayaka halinde olduğu bir sırada senet verdiğini beyan ettiğini, davalı ...'in tanıklarının ise başka dosyalardan da kadrolu tanıklık yapan ortakları veya aile dostu, ahbabı olduğunu söyleyen ama bu senetle ilgili ceza ve / veya hukuk dava dosyalarında avukatlığını üstlenmeyen bir kişi olup, beyanının gerçeğe aykırı olduğunu,Mahkemenin suç mahsulü senedin hükümsüzlüğü ve bu senetle yapılan icra işlemlerinin iptali konularında bir karar vermediğini, talebimiz arasında olmayan taşınmazın iadesi konusunda ret kararı verdiğini,TBK 27 maddesinin dikkate alınması gerektiğini, konusu suç teşkil eden senedin hükümsüzlüğüne ve bu senetle yapılan icra işlemlerinin iptaline karar verilmesi gerekirken bu yönde bir karar verilmemesi hatalı ve eksik olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu,  var olmayan bir sözde alacağın,kötüniyetle icra takibine konu edildiğini, müvekkili ve ailesinin tek taşınmazının esasen 7.000TL işbu karara göre 8.000 TL, defalarca ödenmek istenen cüz'i bir miktar yüzünden satıldığını,  7000 TL alacağı, 21 kattan fazlasıyla; 150.000 TL olarak, kötüniyetle icraya koyan, bu sebeple ödenememesini sağlayan davalının gerçekte var olmayan alacağına mahsuben evi ihale yoluyla satın aldığını, talebin tümden kabulü gerektiğini, suç mahsulü senedin hükümsüzlüğüne, davalının baştan beri almamakta ısrar ettiği cüz'i alacağını, açacağı yeni bir icra takibiyle talep etmekte muhtariyetine denilerek baştan sakat senetle yapılan icra işlemlerinin iptaline karar verilmesinin en hakkaniyetli ve hukuki, yeni yeni davalar açılmasına gerek bırakmayan yönüyle usul ekonomisini de en uygun karar olacağını, bazı taleplerin reddedilmesi, bazıları hakkında hakkında herhangi bir kararın verilmediğini belirterek yerel mahkeme kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... istinaf isteminde;Davacı görünürde ...'na da dava açmış ise de esasen davacı ile davalının kendisine  karşı birlikte hareket ettiklerini, davalının esasen davacıyı kullanarak haksız kazanç sağlama peşinde olduğunu, davalının uzun yıllardır yasa dışı eylemlerde bulunduğunu, vergi cezaları olduğunu, paravan şirketler kurduğunu, davacının davalının kardeşinin karısı olduğunu,  davacının ve çocuklarının geçimini davalı ve ailesinin sağladığını, BAM'ın tefecilik ile ilgili kararının haksız bir karar olduğunu ve tek delilinin davalı ...'ün beyanına dayandığını, dolandırıcılık yönünden ise beraat kararı verildiğini, Davalı ... hakkında İstanbul Anadolu 25 Asliye Ceza MAhkemesi'nin2015/522E, 2016/148 Karar sayılı ilamı ile iftira suçundan ceza verildiğini ve kararın kesinleştiğini, Senede karşı tanıkla ispat yasağı olmasına rağmen davacı tanıklarının dinlenildiğini, davacının iddiasını ispat için senet, resmi belge sunmadığını, haciz mahallinde borçtan kurtulmak için borçlunun uydurduğu rakama itibar edilemeyeceğini, borçlunun hacizden kurtulmak için borcun 8000TL olduğunu beyan ettiğini, kendisinin de bu beyana itiraz ettiğini, Davalı tanıklarının  gerçekleri analattığını, ancak mahkemenin beyanları değerlendirmediğini, ihaleye fesat davasının reddedildiğini, davalı hakkında iftira suçundan ceza verildiğini, kendisi aleyhine açılan davada dolandırıcılık suçundan beraat ettiğini, Dosya borcunun çoğunluğunun gecekondu satışı ile ödendiğini, ödenmiş olan borç için menfi tespit davası açılamayacağını, Yargıtay 19 HD kararının bu yönde olduğunu, davanın bu yönden de reddi gerekirken ödenmiş borcu da kapsar şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek kararın resen de dikkate alınacak sebeplerle kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, İİK 72.maddesine dayalı olarak açılan borçsuzluğun tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davaya konu senet hakkında davalı ... hakkında tefecilik suçu yönünden verilen mahkumiyet hükmü temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiş olmakla mahkemece kesinleşen ceza mahkemesi kararı ve davacının haciz tutanağına yansıyan beyanına göre menfi tespit isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi yerindedir. Davalı, borç ödendikten sonra borcun tamamı için dava açılamayacağını ileri sürmüş ise de, davacı yanca yapılan bir ödeme olmayıp icra aşamasında ihale ile taşınmazın satışı sonucu borçtan mahsup yapıldığı, borcun küllen ödendiğine dair dosyaya bir evrak yansımadığı da dikkate alındığında bu yöndeki istinaf yerinde görülmemiştir.Davacı vekili talebin tam kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de;  İİK 72 maddesine göre; \"Dava borçlu lehine karara bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir\" şeklinde düzenlenmiştir. Davacı vekili, netice-i talebini açıkladığı dilekçesinde; senedin hükümsüzlüğüne ve icra işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep ettiğini beyan ettiği, bu durumda takip işlemlerinin iptali talebi yönünden menfi tespit davasına bakan ticaret mahkemesi görevli olmadığı, mahkemenin taleple bağlı kalarak kısmen menfi tespit talebinin kabulüne karar vermesinin yerinde olduğu da dikkate alındığında davacı vekilinin istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle tarafların istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekili ve davalının yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, -Alınması gereken 9.700,02TL harçtan, peşin alınan 2.425,85TL harcın mahsubu ile bakiye 7.274,17TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.09/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"53f606acfbf5caba","SID":"416c03269034a211"}}