{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/1613 \t\t                                     (KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2024/1662<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  \t\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t(...)<br>ÜYE\t\t: DR....  \t\t(...)<br>KATİP\t\t: ...  \t(...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/04/2021<br>ESAS NO\t\t: 2018/818 E 2021/300 K<br><br>DAVACI\t  <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 13/12/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 13/01/2025<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352.maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili, müvekkilinin ... Otomotiv Maden Nakliyat Petrol Turizm Tekstil İnşaat ve  İhracat Sanayi Tic. Ltd. Şti., ... Yüksek Öğretim KYK Genel Müdürlüğü Denizli İl Müdürlüğüne 49.841,49 TL tutarında kalorifer yakıtı satışı gerçekleştirdiğini, ancak bedelinin ödenmediğini, alacağının tahsili amacıyla Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2018/10819 E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi yaptığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve müvekkili lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ\t<br>Davalı vekili, Denizli İl Müdürlüğü'ne bağlı Buldan Yurt Müdürlüğü'ne doğrudan temin yoluyla Fuel-oil-N.4 kalorifer yakıtı almak için davacı ile İl Müdürüğü arasında 29.01.2018 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşme uyarınca davacı 29.01.2018 tarihinde 18.660 Kg. yakıt teslim edildiğini, teslim edilen yakıttan alınan numuneler sözleşmenin 15. maddesi uyarınca ODTÜ Petrol Araştırma Merkezine tahlil için analize gönderildiğini, ancak analiz sonucunda kinematik vizkozite değeri yüksek çıktığını, şahit numunelerin 01.03.2018 tarihinde hakem laboratuvar olan TÜBİTAK Mam. Enerji Enstitüsüne gönderildiğini, 09.03.2018 tarihinde müvekkili Kurum İl Müdürlüğü'ne ulaşan ve dilekçe ekinde sundukları analiz raporunda kinematik vizkozite oranı Fuel-oil -04 standartlarının üzerinde çıktığını, yakıtın olması gereken değerden yüksek olması sebebiyle kabule uygun olmadığı ve niteliklerine uygun olmadığının tespit edildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, kalorifer  yakıtı Fuel-Oil'in 29.01.2018 tarihinde, davalı idarenin deposuna boşaltıldığı ve yakıtın tamamının idarece kullanıldığı, 01.03.2018 ve 09.03.2018 tarihli muayyene ve kabul tutanaklarına göre teslim alınan yakıtın niteliklerine uygun olmadığını önce ODTÜ'ye sonra TUBİTAK'a yaptırdığı analiz raporlarıyla tespit edildiği ve  teslim edilen yakıtın muayene sonuçlarının çıktığı tarihe kadar geçen sürede (39 gün) yakıtın kullanılarak bittiği, davalı yakıtın teslim edildiği kış ayları olan Ocak, Şubat ve Mart aylarında kalorifer yakıtını kullanması ve teslim edilen yakıtın bitmesi karşısında davacının Teknik Şartnamenin 4/c maddesindeki \"Bozuk teslim edilen yakıttan iade gününe kadar idare tarafından kullanılan ve eksilen kısmı için yüklenici iade yada ücret talebinde bulunmayacaktır...\" hükmüne gereğince tüm malın kullanılması durumundan bile bedel talebinde bulunamayacağı, muayene süresinin (39 gün) uzun olmasının olumsuz sonuçlarının davalı alıcıya yüklenemeyeceği, akaryakıt satışı ile iştigal eden tacir sıfatındaki davacının bu riskleri göze alması gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>İstinaf eden- davacı vekili tarafından;<br>Taraflar arasındaki sözleşme kapsamında müvekkili tarafından teslim edilen üründen alınan numunelerin hemen teste gönderilmediğini, analiz edilecek olan numunenin ürünü birebir temsil etmesine özen gösterilmediğini, Mahkemece verilen kararın dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarına uygun olmadığı gibi rapora itirazların da dikkate alınmadığını, numunelerin saklama koşullarına dikkat edilmemesi halinde kalorifer yakıtının değişim göstereceği gerçeğinin nazara alınmadığını bildirerek başvurulmuştur.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu emtiaların teslimi ve bedelinin ödenmesi noktasında toplanmaktadır.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, satım sözleşmesini konu alan faturadan kaynaklanan alacağın tahsili talebi ile başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Uyuşmazlığın çözümünde tarafların tacir olup olmamalarına göre, davaya bakma konusunda mahkemenin görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.<br>Ticaret Mahkemelerinin görevi TTK'nın 5.maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1.bendinde; \"Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.\" denilmiştir.<br>Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.<br>Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için öncelikle \"ticari işletme\", \"ticari iş\", \"tacir\" ve \"ticari dava\"  kavramları üzerinde kısaca durulmasında yarar vardır.<br>Belirtmek gerekir ki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun hazırlanmasında esas itibariyle \"ticari işletme\" temelinden hareket edilmiş ve ticaret hukukunun önemli kurumları ticari işletme kavramı ile bağlantı kurularak tanımlanmıştır. Bu hususa TTK'nın 11. maddesinin gerekçesinde de değinilmiş  ve \"...ticari işletme kanunun temelidir; yani merkez kavramıdır; bu niteliği ile belirleyici, hatta tanımlayıcıdır...\" denilmiştir.<br>Ticari işletme, TTK'nın 11/1.maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan  faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır.<br>Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir. Yine TTK’nın 15. maddesinde de; \"İster  gezici  olsun  ister  bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.<br>Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf-tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.<br>6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle  yapılması gerekecektir.<br>TTK'nın 3. Maddesinde ise \"ticari iş\" kavramı açıklanmış ve \"Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.\" denilmiştir.<br>Ticaret hayatının temel süjesi olan \"tacir\" de yine  işletme kavramı bağlamında tanımlanmış ve \"bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir\" deneceği TTK'nın 12/1. maddesinde belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunu tacir kavramını gerçek kişiler ve tüzel kişilerde ayrı ayrı ele almış, gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması bir ticari işletmenin mevcut olması, bir ticari işletmenin işletilmesi ve ticari işletmenin kısmen de olsa o kişi adına işletilmesi unsurlarına bağlanmıştır. Tüzel kişi tacir kavramının kapsamı ise TTK'nın 16/1.maddesinde düzenlenmiştir.<br>Ticari davalar ise mutlak ticari davalar ve  nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1.maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. TTK'nın 4-(1).maddesi hükmünde \"Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk  davaları ile, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, a-f bentleri arasında sayılan hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı\" belirtilmiştir. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve  İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1.bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.<br>Nispi ticari davalar ise, tacir tarafların, ticari işletmeleri ile ilgili  uyuşmazlıklarından kaynaklanan davalardır. TTK'nın 4/1.maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olmasına bağlıdır.<br>Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınmak suretiyle davalının tacir olmadığı gözetilerek somut olayda Asliye Mahkemesi’nin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. <br>Açıklanan nedenlerle, görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, istinaf nedeni olarak belirtilmese dahi HMK'nun 355.maddesi gereğince re'sen istinaf incelemesi yapılması gereken bir husus olduğundan, istinaf başvurusunun bu gerekçelerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, görev hususunda bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM\t:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,<br> Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/818 Esas 2021/300 Karar sayılı 12/04/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA<br>2-...nın 353/1.a.3.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde davacıya İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>5-Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına,  <br> HMK'nin 362/(1).c.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 13/12/2024 tarihinde kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.   \t\t\t\t<br> <br>Başkan...<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye...<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye...<br>e-imzalıdır <br> <br>Katip...<br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"82ba7abc19818fe5","SID":"4f61221ed6d71b05"}}