{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1886 <br>KARAR NO:2024/1838<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS N:2023/754<br>KARAR NO:2023/940<br>KARAR TARİHİ:24/11/2023<br>DAVA TÜRÜ:İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ:16/11/2023<br>KARAR TARİHİ:31/12/2024<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili arasında “... hizmetleri Sözleşmesi” imzalandığını, söz konusu sözleşme 01.01.2023 tarihli yeni sözleşme ile uzatıldığını, 01.03.2023 tarihli ve 59.068,32 TL tutarlı, 03.04.2023 tarihli 59.068,31 TL, 26.04.2023 tarihli maslak no.1 etkinlik merkezi 26.373,00 TL tutarlı, 02.05.2023 tarihli taksim kahan lokasyonu 10 kişi 6 saatlik- 27.04.2023 13 kişi 4 saatlik hizmet bedeli olan 64.354,72 TL tutarlı faturalar ile 7.225,47 TL vade farkı faturası alacağının ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının yapılan takibe itiraz ettiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına ve TBK m.122 gereğince aşkın zarar tutarının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin davada, HMK 115. maddesinin mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır hükmü uyarınca dosya ele alındığı, somut olayda, davalı tacir olmayıp dernek olduğu, davalı dernek tüzel kişiliği adı altında uyuşmazlığın tarafı olup, ticari işletme olarak kabul edilemeyceği, davanın TTK 4. maddesindeki mutlak ticari davalardan olmadığı, davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir husustan kaynaklanması veya TTK 4. maddesinde belirtilen konulara ilişkin olması gerektiği, bu nitelikte olmayan malvarlığı haklarına ilişkin davada yargılama görevi 6100 sayılı HMK md. 2 ve 6102 sayılı TTK 4-5. maddeleri gereğince Asliye HukukMahkemeleri'ne ait olduğu gerekçesiyle davanın, Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle 6100 sayılı HMK md. 114/1-c, 115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacı ile davalı arasında kurulan hukuki ilişki kira ilişkisi olmayıp, hizmet ilişkisi olduğunu, davalının sözleşme kapsamında kullanmış olduğu alanlar sabit olmayıp değişken olduğunu, tüm bu nedenlerle davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin kira ilişkisi olarak değerlendirilmesi ve bu sebeple görevsizlik kararı verilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek  davaya bakma görevinin İstanbul 4.AsliyeTicaret Mahkemesi olduğuna karar verilmesini kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili aleyhine başlatılan icra takibi ve iş bu alacak davası 01.01.2021 tarihli kira sözleşmesine dayandığını, sözleşme her ne kadar hizmet sözleşmesi olarak anılsa da daha net bir anlatımla sözleşmenin ismi Hizmet sözleşmesi olarak geçse de aslen 01.01.2021 başlangıç  tarihli ve 31.12.2021 bitiş tarihli sözleşme bir işyeri kira sözleşmesi olduğunu, Doktrin ve Yargıtay İçtihatları ile de işbu sözleşmenin yan edim yükümlülüğü içeren bir işyeri kira sözleşmesi olduğu sabit olduğunu, dolayısı ile görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu, dava dilekçesi ve ekleri müvekkile tebliğ edilmediğini, belirterek, kararın kaldırılmasını davanın görevli mahkeme olan Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve munzam zarar istemine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde düzenlenen dava şartları, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve karar verilebilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan şartlardır. Dava şartları gerçekleşmeden davanın esası incelenemez. Hakim dava şartı eksikliğini kendiliğinden dikkate alır, tarafların bu konuda talepte bulunmasına gerek yoktur. HMK'nın 114.maddesinde düzenlenen dava şartları mahkemeye, taraflara ve dava konusuna (müddeabihe) ilişkin olmak üzere, üçe ayrılır. Mahkemeye ilişkin dava şartları; \"yargı hakkı, yargı yolu, görev, kesin yetki\", taraflara ilişkin dava şartları; \"davada iki tarafın bulunması, taraf ehliyeti, dava ehliyeti, davaya vekalet ehliyeti ve geçerli vekaletname, davayı takip yetkisi\", dava konusuna ilişkin dava şartları ise; \"davacı tarafından gider avansının yatırılması, teminat gösterilmesine ilişkin kararın yerine getirilmesi, kesin hüküm bulunmaması, hukuki yarar (menfaat) bulunması, davanın derdest olmaması\" olarak sıralanmaktadır. HMK'nın 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir. Mahkeme, hem davanın açıldığı tarihte hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığını kendiliğinden araştırıp inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanlarıyla bağlı değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; \"Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.\" hükmü yer almaktadır.  HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca \"Mahkemenin görevli olması\" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir...\" düzenlemesi yer almaktadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1.maddesinde; \"Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.\" hükmüne yer verilmiş ve TTK'nın 5/1. maddesinde ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Yine Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, TTK'nın 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi, ticari davalarla sınırlı olup, davanın ticari dava olup olmadığının TTK'nın 4.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.TTK'nın 4/1.maddesinde nispi ticari dava, \"her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları'' olarak belirtilmiş ve nispi ticari dava, ticari işletme kavramı ile tanımlanmıştır. TTK'nın 11.maddesi; \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. Yine TTK'nın 16/1.maddesinde; \"Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.\" düzenlemesine yer verilmiştir.  4721 sayılı TMK'nın 56.maddesinde; dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları olarak tanımlanmıştır. Yine Dernekler Kanunu'nda da \"Kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarını\" ifade ettiği belirtilmiştir. TMK'nın 96.maddesinde; federasyonların, kuruluş amaçları aynı olan en az beş derneğin, amaçlarını gerçekleştirmek üzere üye sıfatıyla bir araya gelmeleri suretiyle kurulduğu, TMK'nın 97.maddesinde ise konfederasyonların, kuruluş amaçları aynı olan en az üç federasyonun, amaçlarını gerçekleştirmek üzere üye sıfatıyla bir araya gelmeleri suretiyle kurulduğu, her konfederasyonun bir tüzüğünün bulunduğu, konfederasyonların kuruluş bildirimi, tüzük ve gerekli belgelerin yerleşim yerinin en büyük mülki amirine verilmesiyle tüzel kişilik kazandığı düzenlenmiştir. İlgili yasal düzenlemeler uyarınca dernekler, kazanç paylaşma amacı dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelen gerçek veya tüzel kişilerin oluşturdukları, tüzel kişi topluluğu olup derneğinin amacın hukuka veya ahlaka aykırı olmaması gerekmektedir. Yani dernekler, kazanç sağlama amacı dışında daha çok manevi amaçlar için kurulurlar.Dernekler her ne kadar iktisadi bir amaçla kurulamayıp sadece manevi amaçlar için kurulabiliyor olsa da, bu manevi amaçlarını gerçekleştirmek üzere, bir ticari işletmeyi işletebilirler. Ancak bir derneğin işlettiği her türlü işletme, ticari işletme olmayabilir. Zira TTK'nın 11.maddesi uyarınca ticari işletmeden bahsedilebilmesi için; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, bu faaliyetin devamlı olması ve bu faaliyetin bağımsız yürütülmesi şeklinde üç unsurun bulunması gerekmektedir. Anılan koşulları sağlamayan dernek işletmesinin ise ticari işletme olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Koşulların sağlanması halinde ise tacir sayılacak olan derneğin işlettiği ticari işletme değil, bizatihi derneğin kendisi olacaktır. Yani dernekler, ticari işletme işlettikleri takdirde ve ticari işletmeleri ile ilgili konularda tacir sayılacaktır. Yine bu açıklamalar dernekler topluluğu olan federasyon ve federasyonlar topluluğu olan konfederasyonlar için de geçerlidir. Somut dosyada ise; dava konusu sözleşmenin davacı taraf hizmet sözleşmesi davalı taraf ise kira sözleşmesi olduğunu iddia etmektedir. Uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklanması halinde görevli mahkeme HMK'nın 4. Maddesi uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesi olacağından sözleşme maddelerinin incelenerek nitelendirilmesi gerekmektedir.Taraflar arasındaki 01.01.202 tarihli ...Hizmetleri Sözleşmesinin, Sözleşmenin şartlar ve koşullar bölümünün Smartoffice'in borç ve yükümlülükleri  başlıklı 1. Maddesi: \"Müşteri tarafından seçilen hizmet paketlerinin içerikleri sözleşme kapak sayfasında, genel bilgiler kısmında seçilen paket detayında detaylı olarak tanımlanmıştır. ..., belirtilen bu hizmetleri sözleşme bedeli karşılığında müşteri'ye vermeyi taahhüt eder. Bununla birlikte... sunduğu  hizmetler çerçevesinde müşterinin seçtiği hizmet paketinin içerisinde ofis ya da toplantı odası kullanımı var ise elektrik, su, sıtma, soğutma, aidat, çay-kahve ikramları, temizlik hizmetleri ve internet altyapısı hizmetlerini paylaşımlı hizmetler olarak tüm müşterilerine hizmet bedeli kapsamında sunar. Bu hizmetler tahdidi sayılmış olup bunların haricinde ...'in müşteri'ye karşı herhangi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır. Hizmet paketi içerisinde yer alan hizmetler dışında ... tarafından müşteriye sağlanabilecek tüm ilave hizmetler bu ilave hizmet için ... tarafından belirlenen ek ücret karşılğında sağlanabilecektir. Tereddüde mahal bırakmamak adına, müşteri tarafından gerçekleştirilen telefon görüşmelerine ilişkin bedeller de hizmet bedeli kapsamında yer almamakta olup, işbu bedeller de müşteriye aynca yansıtılacaktır...\" şeklindedir. Ayrıca yine sözleşmenin ek hizmet bedelleri başlıklı bölümünde: Asistanlık hizmeti, fotokopi&çıktı&tarama ,faks gönderimi, kargo gönderimi, kurye gönderimi, şirket tabelası, ekstra ofis kullanımı, ekstra toplantı odası kullanımı, toplantılar için kurabiye-sandiviç, ek çalışma koltuğu, plaza giriş kartı,  telefon faturası, müşavirlik hizmeti, depolama hizmeti, ısg danışmanlık, sms servisi ,uçak bileti organizasyon ,arşiv çözümü, aylık otopark hizmeti verileceğinin belirtilmiştir.Davacı taraf bu sözleşmeden kaynaklı alacağı bulunduğu iddiasını takip konusu etmiş olup, taraflar arasındaki sözleşmesinin hükümleri uyarınca eldeki davanın konusu olan sözleşmede kiracının taşınmazdan yararlandığı, ofisin tamamen davacı olan müşterinin hakimiyeti altına girmediği, davalı şirketin sunduğu yukarıda bahsedilen hizmetlerden yararlandığı ve sözleşmenin tarafı olan müşterinin taşınmazın kullanımı ve hizmetler için ödenmesi gereken bedel belirlendiği gibi bedele dahil olmayan ek hizmetlerde verilebileceği bunun içinde ayrıca ek hizmet alındığı zaman ödenecek meblağın belirlendiği, böylelikle kira sözleşmesi tanımı kapsamının dışında kalan edimlerinde bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin hizmet sözleşmesi olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda da taraflar arasında kira sözleşmesi bulunmadığından HMK'nın 4. maddesinin uygulanabilir olmadığı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olmadığı anlaşılmakla davalı tarafın bu yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir. Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi TTK'nın 4. maddesinde sayılan davalardan olmadığından eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı sabittir. Nispi ticari dava yönünden yapılan incelemede yönünden ise; davacı taraf tacir ise de davalı derneğin tacir sayılıp sayılmayacağının, yani davanın nispi ticari dava vasfı olup olmadığının yukarıda yer verilen açıklamalar, TTK'nın 11. maddesi ve TTK'nın 16. maddesi uyarınca tespit edilmesi gerekmektedir. Ancak mahkemece bu yönde bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın yani davalı ...'nin ticari bir işletme olup olmadığı hususu araştırılmadan Asliye Hukuk Mahkemesi mi yoksa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin mi görevli olduğu konusunda eksik inceleme neticesinde karar verildiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı derneğin tacir olup olmadığı hususunda gerekli araştırma yapılarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına, davalı tarafın görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna yönelik istinaf başvurusunun ise 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine dair karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/754 E. 2023/940 K. Sayılı 24/11/2023 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 4-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru (1.169,40 TL) harcının hazineye irat kaydına, istinaf karar (427,60 TL) harcının karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru (1.169,40 TL) ve karar (427,60 TL) harcının Hazineye irat kaydına, 6-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/12/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0a2c757ce07b96a1","SID":"d445e94a2d7215ee"}}