{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1579 <br>KARAR NO:2024/1832<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:08/05/2024<br>NUMARASI:2022/888 Esas - 2024/269 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ:31/12/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davalı şirket tarafından dava dışı ...'e ait Keşap/Giresun adresindeki konutun ... Poliçesi ile sigortalandığını, ilgili poliçe kapsamında sigortalının riziko adreslerinde oluşacak zararların teminat altına alındığını, bahsi geçen konutta 26.06.2020 tarihinde yangın meydana geldiğini, yangın nedeni olarak sigortalı konutta bulunan prize takılı elektrikli eşyadan kaynaklandığı tespit edildiğini, dava dışı sigortalı tarafından yangın hadisesiyle ilgili olarak kolluk kuvvetlerine şikayette bulunduğunu, bu şikayet içeriğine göre yangına sebebiyet veren eşyanın 3 gün önce alınan elektrikli ... model buharlı hava soğutucu olduğunu, cihaz alındığı ve çalıştığı sırada farklı sesler çıkardığını, dava dışı sigortalı ürünün imalatçısı ve satıcıları ile irtibata geçtiği tarihlerde şehir dışında olduğunu, yangın hadisesinin meydana geldiği günden bir gün önce saat 22:00 sıralarında dönmesi nedeniyle ürünü mağazaya götüremediğini, davalının üretimi ve satışını gerçekleştirdiği emtianın meydana getirdiği zararı ürün güvenliği ve satılan üründeki ayıptan kaynaklı zarar nedeniyle tazminle mükellef olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; davanın kabulünü, icra takibine yapılan haksız itirazın iptalini, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, borca yetecek tutarda davalının taşınır, taşınmaz mallarına ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyaten haciz konulmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>CEVAP:Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle:  öncelikle davanın davalı şirketin anılan ürünü temin ettiği ... Şirketi'ne ihbar edilmesi gerektiğini, anılan ürünün buharlı hava soğutucu olduğunu, TSE standartlarına ve konu ile ilgili mevzuata uygun bir ürün olduğunu, itfaiye raporu ve sigortalı ...'in ifadesinde yer aldığı üzere ürünün ... tarafından evde kimse olmadığı halde prizde unuttuğunu, itfaiye raporunda yangının bu sebeple çıktığının belirtildiğini, olay kullanım kılavuzunda açıkça belirtilen uyarılara uyulmaması nedeniyle sigortalının kusurundan kaynaklandığını, bu nedenle davalı şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda meydana gelen yangın olayında tarafların müşterek kusuru bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının... sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 68.260,50 TL asıl alacak, 4.695,95 TL işlemiş faiz ile asıl alacağa takip tarihi olan 28.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun,  dava dışı sigortalıya kusur atfedilmesi yönünden hatalı olduğunu, zira yangın hadisesi salt olarak davalının üreticisi olduğu cihazdan kaynaklı olarak meydana geldiğini, bilirkişilerce raporda dile getirilen kaçak akım rölesi, cihazın fişinin prizde takılı olması durumlarının dava dışı sigortalıya bir kusur atfedilmesine neden olması düşünülemeyeceğini ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, “ Konut Sigorta Poliçesi “ kapsamında sigortalanan konutta meydana gelen yangın nedeniyle ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali davasıdır. Davacının  istinaf sebeplerinin incelenmesinden, taraflar arasındaki esasa ilişkin uyuşmazlığın çözümünden önce, davada HMK'nın 355. maddesi gereğince kamu düzeni nedeniyle re'sen dikkate alınması gereken usule ilişkin aykırılıkların mevcut olup olmadığının tespiti gereklidir. Usule ilişkin aykırılıklar konusunda da öncelikli olarak ve mahkemece re'sen dikkate alınması gereken husus ise, mahkemenin görevli olup olmadığı sorunudur. Zira görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınabileceği gibi, taraflarca da davanın her aşamasında ileri sürülebilir.Dosya kapsamından, davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı  ... arasında  “...Sigorta Poliçesi” düzenlendiği, 26/06/2020 tarihinde sigortalanan konutta çıkan yangın soncunda uğranılan hasar nedeniyle davacı sigorta şirketince sigortalısına ödeme yapıldığı,  davalıdan satın alınan buharlı hava soğutucusunun  yangına sebebiyet verdiği iddiası ile ödenen hasar bedelinin  davalıdan rücuen tahsili amacıyla iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Tarafların sıfatı, poliçenin niteliği, halefiyet ilkesinin özellikleri de göz önünde bulundurularak, öncelikle mahkemenin görevi ile ilgili dava şartının incelenmesi gerekmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında \"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.\" şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekmektedir. 6102  sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. Maddesine göre, sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra, hukuken  sigortalının yerine geçerek, sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı  dava hakkı  varsa  bu hakkın, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği,  sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacının, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden  devam ettirebilecektir. Bu durumda da, görevli mahkeme, sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki içeriğine göre belirlenecektir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun  22.3.1944 Tarihli E.37, K.9 sayılı kararı, \" Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.\" şeklindedir. Davanın açıldığı, 24/12/2022 tarihinde yürürlükte olan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında öncelikle görev açısından inceleme yapılmıştır.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” hükmüne yer verilmiştir. Satıcı; Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi kapsar. Tüketici ise ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 3. maddesinde de “Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut olayda; dava dışı sigortalı ... ile davalı arasındaki yangına sebebiyet verdiği iddia olunan elektronik eşya  satışından kaynaklanan hukuki ilişkide davalı satıcı, dava dışı sigortalı 6502 sayılı yasa da tanımlanan tüketici konumundadır. Görüldüğü üzere halefiyet ilkesi gereğince, davacının yerine geçtiği sigortalı ile, satıcı davalı şirket arasındaki uyuşmazlık, Tüketici Kanunundan kaynaklanan bir uyuşmazlık niteliğinde olup, davaya tüketici mahkemesinin bakması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, bu davaya bakmaya Tütetici Mahkemesi görevli olduğu gözetilerek, HMK'nın 114/1-c, 115/2. maddesi uyarınca davanın, mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğundan, usulden reddine karar verilmesi gerekirken, hukuki ilişkinin tespitinde yanılgıya düşülerek uyuşmazlığın esası hakkında hüküm tesis edilmesi hatalı olduğundan davacının istinaf başvurusunun sair hususlar incelenmeksizin HMK 353/1.a.3 maddesi uyarınca  kabulü ile  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun sair istinaf sebepler incelenmeksizin KABULÜ ile, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/888 Esas - 2024/269 Karar sayılı ve 08/05/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.3 bendi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"64152460021ebb34","SID":"82f09661ab9fd4b5"}}