{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2024/2643 <br>KARAR NO: 2025/5<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 03/07/2024<br>NUMARASI: 2022/882 Esas - 2024/502 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 08/01/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... plaka sayılı aracın 20/10/2021 tarihinde İstanbul 15 Temmuz Şehitler Köprüsü istikametinde seyrederken yağış sebebiyle direksiyon hakimiyetin kaybederek aracın ön kısımlarını demir bariyerlere çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ekspertiz raporuna göre müvekkilinin ait aracın kaza tarihindeki rayiç bedelinin 420.000-TL olmasına rağmen müvekkilinin kasko sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş. tarafından 222,400-TL sovtaj ödemesi ve 102,600-TL hasar ödemesi olmak üzere toplam 325.000-TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin içerisinde bulunduğu müzayaka hali ve tecrübesizliği nedeniyle 325.000-TL'lik bu tutarı kabul etmek ve mutabakatname imzalamak zorunda kalındığını, müvekkilinin böyle bir durumu ilk defa yaşadığını sigorta şirketi tarafından mutabakatnameyi imzalamazsa hiçbir ödeme alınmayacağı minvalinde ifadelere maruz kaldığını, mutabakatnamenin iptali gerektiğini belirterek kasko poliçesi uyarınca, müvekkiline ait araçta oluşan ve eskper raporlarıyla da tespit olunan ödeme ve teminat limiti göz önüne alındığında kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, 95.000-TL bakiyenin tam ziya farkının ödenmesine, aracın rayici ve tam ziya farkının tespiti için alınan eksper rapor ücretinin de taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının işbu davayı belirsiz alacak davası olarak ikame etmesinde hukuki menfaatinin bulunmadığını, sigortalı ile kaza tarihi aracın rayiç değerinin 325.000-TL olduğunu, ekspertiz raporunda belirtilen servislerden alınan rayiç bedel tekliflerine istinaden bu bedelin tespit edildiğini, davada bilirkişiden rapor alınması halinde bilirkişinin kaza tarihi itibariyle sigortalı aracın yaşı, kilometre durumu, kullandığı yakıt, marka ve modeli göz önüne alınarak piyasa rayicini tespit etmesinin gerektiğini, araç hasarının bedelinin müvekkili şirket tarafından sigortalı ile mutabık kalınarak gerçekleştirildiğini, diğer yandan sigortalının hasar ödemesi aldıktan sonra buna ilişkin ibraname de imzaladığını, eksper ücreti talebinin de reddinin gerektiğini  belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın kabulü ile, 89.794,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine \" karar verilmiştir.  Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirket aleyhine hükmedilen bakiye tutarın fahiş derecede yüksek olduğunu, afaki tespitlerle aracın rayiç değerinin fahiş derecede yüksek tespit edilmesinin ve işbu tutar üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, sebepsiz zenginleşmeye neden olacak şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacı yan tarafından ihtirazi kayıt şartı olmaksızın ibraname imzalandığını, müvekkili şirket aleyhine avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup 115/1. maddesine göre de mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3.maddesinin k bendinde tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, l bendinde de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır. Yine aynı Kanun'un 73. maddesinde  tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.  Somut uyuşmazlıkta davalı sigorta şirketi ile sigortacısı olan davacı  arasında  ... plakalı otomobil için  Kasko Sigorta Poliçesi imzalanmıştır. Davalı tacir olmakla birlikte davacı gerçek kişi olup sigorta sözleşmesine konu araçta ticari vasıfta olmadığından açılan dava TTK'nın 4/1. maddesinde açıklandığı şekilde ticari dava niteliğinde değildir. Davacı gerçek kişi, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3.maddesinin k bendi kapsamında tüketici olduğundan ihtilafın çözümünde Tüketici Mahkemesi görevlidir. Bu nedenlerle davanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi için görevsizlik kararı verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek davanın esası hakkında yargılama yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan  mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a/3. ve 355. maddesi gereğince kaldırılmasına  karar verilmiş;  Daire kararının kapsam ve şekline göre  davalı vekilinin  istinaf itirazları incelenme konusu yapılmamıştır.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-HMK'nın 353/1-a.3. ve 355. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının   KALDIRILMASINA, Dosyanın, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,2-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,3-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,  4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/01/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"848fdd3c001713fc","SID":"e501e1e7f70d3376"}}