{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1291 - 2024/1576<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/1291 <br>KARAR NO\t: 2024/1576<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/11/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/106 Esas 2021/775 Karar<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t<br>DAVALILAR\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 12/12/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 10/01/2025<br><br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 21.04.2020 tarihinde davalı ...'a ait olup davalı ...'ın idaresinde bulunan ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın davacıya ait ... plakalı araca çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacıya ait araçta hasar meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu, davacıya ait araçta meydana gelen hasar tutarının 15.551,72 TL olarak belirlendiğini, ayrıca aracın değer kaybına uğradığını, arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla araç hasarı nedeniyle 1.000,00 TL ve değer kaybı nedeniyle 1.000,00 TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında araç hasarı nedeniyle tazminat talebini 9.682,08 TL olarak ıslah etmiştir. <br>\tDavalı sigorta vekili, davacının davadan önce yaptığı başvuru üzerine hasar dosyası açıldığını ve ekspertiz incelemesi sonucunda hasar bedeli olarak 10.649,00 TL tazminat tespit edildiğini, % 25 kusurları uyarınca 2.662,46 TL ödeme yapıldığını, davacının bakiye zararının kalmadığını, ayrıca Trafik Sigortası Genel Şartlarının hesabında tedarik iskontosu ve eşdeğer parça değerlendirmesi metotlarının uygulanmasının gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kaza tespit tutanağı uyarınca sigortalı araç sürücüsünün en fazla % 25 kusurlu olduğunu, yapılacak hesaplamada işbu hususun nazara alınmasını talep ettiklerini, davacı tarafa ait aracın bizzat görülerek ve onarıma ilişkin faturaların celp edilerek, bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tDavalı ..., aracının trafik sigortası bulunduğunu ve zarar varsa sigorta şirketinden talep edilmesi gerektiğini belirtmiştir.<br>\tDiğer davalı ..., davaya karşı cevap dilekçesi vermemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı ve değer kaybı talebine ilişkin olduğu, makine mühendisi bilirkişi tarafından ibraz edilen 11.08.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait aracın sürücüsünün kusursuz olduğunun belirtildiği, raporda davalı sigorta şirketi tarafından ödenen tutarın mahsubundan sonra bakiye hasar bedelinin 9.682,08 TL olarak hesaplandığı, aracın yaşı ve geçmişte 2 kez aynı ve farklı noktalardan hasara uğraması nedeniyle değer kaybı oluşmadığının belirlendiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davacının hasar gideri talebinin kabulü ile 9.682,08 TL'nin davalı sigorta şirketinden 04.02.2021 tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihi olan 21.04.2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, değer kaybı zararı istemine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece hükme esas alınan hasar değerlendirmesinin hatalı olup bilirkişi raporuna itirazlarının kabul edilmediğini, raporda davacıya ait araçta kaza nedeniyle değişmesi gereken parçalar ve tutarları delil niteliğinde olan eksper raporu ile örtüşüyor iken işçilik ücretleri yönünden değerlendirmeyi kabul etmediklerini, araçta değer kaybı meydana gelmediğine yönelik değerlendirmenin yerinde olmadığını, davalı sigorta şirketi yönünden 04.02.2021 tarihinin faiz başlangıç tarihi olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>\tDavacı vekili, 21.04.2020 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın davacıya ait ait ... plakalı araca çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacıya ait araçta hasar meydana geldiğini belirterek araç hasarı ve araç değer kaybı nedeniyle tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece makine mühendisi bilirkişi tarafından ibraz edilen 11.08.2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalara göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\t6100 sayılı HMK'nın 297/1-c maddesinde hükmün gerekçe bölümünün, 2. fıkrada ise hükmün sonuç bölümünün kapsayacağı hususlar düzenlenmiş, gerekçede iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği belirtilmiştir. HMK'nın 297/2.maddesinde, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir. HMK'nın 294/3. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır.<br>HMK'nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili ya da gerekçe ile hüküm fıkralarının farklı olması, yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141.maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.12.2011 tarih 15-708 E, 737 K sayılı ilamında açıklandığı üzere; gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re'sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usûl Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK'na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. <br>Mahkemece 26.11.2021 tarihli duruşma tutanağında davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtildikten sonra \"Davacının hasar gideri talebinin kabulü ile 9.682,08 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine\" şeklinde kısa karar oluşturulduğu, 14.12.2021 tarihli gerekçeli kararın hüküm fıkrasının A bendinde ise \"Davacının hasar gideri talebinin kabulü ile 9.682,08 TL'nin davalı sigorta şirketinden 04.02.2021 tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihi olan 21.04.2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine\" şeklinde kısa karar ile çelişkili olarak hüküm oluşturulduğu anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda öncelikle davalı sigorta şirketi tarafından davacı tarafından yapılan başvuru ödendiği belirtilen 2.662,46 TL ödemeye ilişkin tüm kayıt ve belgelerin eksiksiz olarak temini, daha sonra 6100 sayılı HMK'nın 297/2 ve 298/2. maddesi hükümleri ile yukarıda açıklanan ilkelere uygun olarak davadaki taleplerden her biri hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösteren hüküm ve bu hükme uygun olarak gerekçeli karar oluşturulması gerekirken kısa karara çelişki oluşturacak şekilde gerekçeli karar oluşturulmuş olması doğru görülmemiştir. <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>\tYeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t\t\t<br><br><br>Başkan<br><br><br>Üye <br><br>Üye <br><br>Katip <br><br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d489f7480173e138","SID":"b56868e72036134d"}}