{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO:2022/988 <br>KARAR NO:2024/1341<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:08/04/2021<br>NUMARASI:2018/1247 Esas, 2021/362 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ:18/12/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, taraflar arasındaki \"tekstil ürünleri imalatına ilişkin\" sözlü eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye fatura (cari hesap) alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı yüklenici tarafından, davalı iş sahibinin, dava dışı ... AŞ firmasının 29.320 adet ... ve siyah renk (...) tekstil ürünlerinin, kesim, dikiş, ütü paket işlerinin yapması işini davacıya sipariş ettiği, davacı tarafın verilen işi istenilen kriterlere uygun olarak yapıp teslim ettiği, ayıp iddiaları üzerine tekrardan ürünleri kontrol ettiğini ve gerekli tamiratları yaparak teslim ettiği, ancak davalı iş sahibinin bakiye 310.500,00 TL iş bedeli borcunu ödenmediği ileri sürülerek, bu bedelin davalıdan tahsili için başlatılan ... sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali talep edilmiştir.Davalı iş sahibi tarafından ise, ürünlerin istenilen nitelikte üretilmediği, tamir işlemine rağmen ayıpların giderilmediği, bundan dolayı zarara uğradığı, bu nedenle davacının bakiye bir alacağının bulunmadığı savunulmuştur.Mahkemece, davalı tanıklarının; tamir işlemlerinden sonra da ayıpların giderilmediğini, kendileri tarafından ayıbın başka bir firma eliyle giderildiğini beyan etmeleri, davacı tanıklarının ise; bu hususu kabul etmeyip, tamir işlemini yapıp ürünleri teslim ettikten sonra ürünlerdeki ayıpların giderilmediği konusunda geri dönüş yapılmadığını beyan etmeleri nedeniyle tanık beyanları ile bu hususta kesin bir kanaate varılamadığı, hazırlanan kök ve ek raporların birbirini teyit eder mahiyette olması sebebiyle hükme esas alındığı, her iki tarafın ticari defterlerinde davacının davalıdan 310.500,10-TL alacaklı olduğu, yanlar arasında faturalar mukabilinde ihtilaf bulunmadığı ve tarafların ticari defterlerinin birbirini teyit ettiği, incelenen e-posta yazışmalarında ise yalnız 31.08.2018 tarihli mailde hataların çıktığının bildirildiği, ... Şirketi Inspection raporlarından da ... firması tarafından ürünlerin büyük kısmı hatalı bulunarak davalı yana tamir edilmek üzere iade gönderildiği, dinlenen tanık beyanlarının da bu hususu doğruladığı ve davacı tarafından hatalı ürünlerin tamir edilerek tekrar ... firmasına gönderildiği, her ne kadar davalı tarafından, ürünlerdeki ayıpların giderilmemesi sebebiyle ...  firmasınca ürünlerin ikinci kez iade edildiği ve ürünlerin 3. firma olan ....A.Ş. firmasına gönderilerek tamir edildiği iddia edilmiş ise de, davalı tarafından bu hususta sevk irsaliyesi ve/veya tamir ettirildiğine ilişkin somut bir belge ibraz edilemediği, davalı tarafından müteaddit kere ortaya çıkan “ayıplı” ürünler tam olarak tarif edilmediği gibi dava konusu ürünlerin sahip olması istenen nihai teknik özellikleri içeren teknik bir şartname de dosyaya sunulmadığı, tüm bu deliller ışığında davalının, dava konusu ürünlerin ayıplı teslim edildiğine ilişkin iddiasını ispatlayamadığı ve davacının davalı taraftan 310.500,00 TL bakiye alacağının bulunduğu sonucuna varıldığı, alacağın likit olması olması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına da hükmedildiği gerekçesiyle, Davanın kabulü ile, ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına, asıl alacağın likit olması ve itirazın haksız olması nedeniyle 62.100,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında, dosyada mübrez ... tarafından hazırlanan 04.11.2020 tarihli uzman bilirkişi raporunun ve buradaki tespitlerin hiç değerlendirilmediğini, Mahkemenin kararına dayanak yaptığı bilirkişi raporunun, diğer raporlarla açıkça çelişen, dayanaksız şekilde görüş bildiren, müvekkilinin kayıtları ve defterleri üzerinde herhangi bir somut inceleme yapmayan, genel olarak davacı beyanları dikkate alınarak tek taraflı bir bakış açısı üzerine inşa edilen, kabul edilmesi mümkün olmayan eksik ve hatalı bir rapor olduğunu, tarafların karşılıklı çalışma usul ve teamüllerine hiç değinilmediğini, Mahkemece taraflar arasında işin nasıl yapılacağına ilişkin teknik bir şartname olmadığı belirtilmiş ise de aksine somut olayda bir teknik şartname bulunduğunu, yapılan inceleme sırasında bilirkişilerin ihtiyacı olan belge ve bilgiler arasında teknik şartname olduğu da aktarılmış olsa idi müvekkili şirket tarafından bu teknik şartnamenin kendilerine detayı ile arz edilebilecek durumda olunduğunu, kaldı ki somut olayda teknik şartname olmadığı dahi düşünülse bir kesimin yamuk olmaması, etiketinin yamuk dikilmemesi, dikişlerin yamuk olmaması, ütüsünün düzgün yapılması gerektiği gibi hususların dikim üzerine çalışan davacının basiretli bir tacir gibi davranarak uyması ve bilmesi gereken kurallar arasında olduğunu, yine Mahkemenin gerekçeli kararında teslim irsaliyesi olmadığı belirtilmekte ise de taraflar arasındaki teammül ve kabullerin gözden kaçırıldığını, bu durumun aksi düşünüldüğünde davacının da irsaliyesi eksik olan ürünleri kabul etmemesi veya fabrikasından çıkışına izin vermemesi gerektiğini, bilirkişiler tarafından açıkça tespit edildiği üzere davacının ilk ayıplar gereği tamir gerçekleştirmeye çalıştığını ve ayıpları kabul etmiş durumda olduğunu, yine Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar süresinde teknik bir ayıp ihbarı olmamasında bahsedilmekte ise de hatalı ve eksik imalatların davacıya bildirildiği yazışmaları daha evvel rapora itirazları aşamasında dosyaya ibraz ettiklerini, bu yazışmalara ek olarak davacının kendisine geri gönderilen eksik ve ayıplı ürünleri kabul etmesi, onarmaya çalışması vs gibi hususlar ile yazışmalar bir kenara bırakılarak ayıp ihbarının bulunmadığından söz etmenin  hukuka ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yine bilirkişi raporunda davacının eksik ve hatalı imalatları nedeniyle müvekkiline kesilen faturalardan  bahsedilmediğini, bu gibi hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde dosyada eksiklik olarak görülen bir çok hususun nedeninin daha iyi anlaşılacağını ve bunun da davacının da kabul ve bilgisi dahilinde olduğunun, davacının eksik ev hatalı imalatları nedeniyle müvekkilinin ciddi bir zarara uğradığının  kabulü gerekeceğini, işin asıl sahibi konumundaki dava dışı ... firmasının detaylı tespitleri göz ardı edilerek bir sonuca varılması mümkün bulunmadığını, dosyada mübrez 3. kişi tamir faturalarının, işin asıl sahibi konumundaki ... firmasının raporlarının içeriğinin, fatura ve iadelerinin, emsal olması açısından örnek olarak tutulan sorunlu ürünlerin, 11/07/2019 tarihli celsede dinlenen tanıklarının beyanlarının ve müvekkili şirket kayıtlarının gerektiği şekilde değerlendirilmediğini ve davacının mesleği ile tacir olduğu göz ardı edilerek sanki bir tüketiciymiş gibi tüm hususların yalnızca müvekkili aleyhine değerlendirilerek sonuca  gidildiğini, dava kapsamındaki hatalı ve ayıplı ürünün 36 adetin kat ve kat üzerinde olduğunu, müvekkili şirketçe numune alınması yoluna gidilmesinin sebebinin ürünlerin üretildiği ... şirketinin gecikmeye bağlı olarak sürekli olarak reklamasyon ücreti kesmesi olduğunu, dolayısıyla müvekkili tarafından zararın artmaması için malların beklenmeksizin sevk edilmesinin ve sonrasında yine beklenmeden tamir edilmek üzere alınmasının ilgili dönem somut olayının bir gereği olduğunu, hal böyleyken yalnızca irsaliye olmamasından bahsedilmesinin hakkaniyete uygun düşmediğini, davacının siparişe uygun şekilde üretim yapmaması nedeniyle ayıplı ve eksik imal edilen ürünlerin iş sahibi ... tarafından kabul edilmediğini, bunun üzerine davacı şirket yetkilisi ile de defalarca görüşülerek son noktada malların artık kendileri tarafından tamir edilemeyeceği kesinleştiğinde bu malların müvekkili tarafından ... isimli 3. Kişi şirkete tamir için yönlendirilerek bu şirketin tamirleri neticesinde kısmi olarak teslimler gerçekleştirilebildiğini, iş sahibi ... firması tarafından tamamen davacının sebebiyet verdiği ayıplı- eksik ve geç imalatlardan kaynaklı olarak müvekkili firmaya reklamasyon faturaları düzenlendiğini, bu tamirlere ilişkin fatura ve belgelerin 28/11/2019 tarihli dilekçe ekinde UYAP sisteminde mübrez durumda olup bedellerinin de muhasebe kayıt ve defterlerinde davacıya yansıtıldığını, bilirkişiler tarafından bu reklamason faturalarının ve müvekkilinin bunlara dair muhasebe ve defter kayıtlarının da hiçbir suretle değerlendirilmediğini, bu konularda müvekkili tarafından keşide edilmiş Beyoğlu ... Noterliğinin 28.12.2018 tarihli ... yevmiyeli ve Bakırköy.... Noterliğinin 31.12.2018 tarihli ... yevmiyeli ihtarnamelerinin de mevcut olduğunu, hal böyleyken raporda nasıl bir değerlendirme ile müvekilinin uzun süre sessiz kaldığı değerlendirmesinin yapıldığını anlayamadıklarını, bilirkişilerin, davacı malları iki kere onarmaya çalışmamış gibi kestiği 1. Kalite ürün fiyatları üzerinden hareket ettiklerini, oysa malların bir kısmının davacının eksik ve hatalı imalatları nedeniyle 2. Hatta 3. Kalite mal olarak kabul edilerek fiyatlandırılabildiğini, ayıp kural olarak şekle tabi olmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlayan elverişli her türlü bildirimin ayıp ihbarı olarak kabulü mümkün olduğundan, somut olaydaki kronolojinin, maillerin, davacının malları tamir etmeye çalışmasının ve tanıklarının beyanlarının dikkate alınması gerektiğini, zira dosya kapsamı incelendiğinde malların davacı deposundan... deposuna nakledildiğinin ve ilgili firmanın kestiği tamir- iade faturalarının görüleceğini, bu kayıtlara göre ayıplar ortaya çıktıktan sonra davacının direk onarıma geçtiğini, yani ayıbı açıkça kabul ettiğini, bunun en büyük göstergesinin de iş sahibi ... firmasının değişik tarihlerde yaklaşık 52.000 tane ürün için tamir faturası kesmesi olduğunu, bu durumun dosya kapsamında uyuşmazlık yaşanan ve her ne kadar irsaliyesi bulunmasa da siparişlerin iki kere tamire gidip geldiğinin ve son olarak davacı tarafından yapılamayacağının anlaşılması ile 3. Bir firmaya yaptırıldığının en güzel delili niteliğinde olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından, taraflar arasındaki \"tekstil ürünleri imalatına ilişkin\" sözlü eser sözleşmesi ilişkisi kapsamında üretilen, dava dışı ... A.Ş. firmasına için üretilen 29.320 adet ... marka Lacivert ve siyah renk (...) tekstil ürünlerinin ayıplı olup olmadığına ilişkin olup, iş bedeli, ödemeler ve davaya konu ürünlerin davalıya teslim edilmiş olduğu hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Eser sözleşmelerinde eserin ayıplı olup olmadığını ispat yükü iş sahibinde olup, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında kabul edildiği üzere, davalı iş sahibi bu ürünlerin davacı tarafından tamir edildikten sonra da ayıplarının giderilemediğini, bu ürünlerin ayıplarının giderilmesi için tekrar davacı yükleniciye gönderildiğini, yine ayıplarının giderilememesi üzerine bu ayıpları 3. Firma olan ... A.Ş.'ye gidertmiş olduğunu ispat edememiştir. Bu nedenle, Mahkemece de bu değerlendirmeler ve  her iki tarafın ticari defterlerinde davacının davalıdan 310.500,10-TL alacaklı olduğu tespiti doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/04/2021 tarih ve 2018/1247 Esas, 2021/362 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 21.210,25 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 5.303,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 15.907,25-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"de255e2e7ca6ba67","SID":"350b3c73c939f8a8"}}