{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/613 <br>KARAR NO: 2024/1927<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/11/2021<br>NUMARASI: 2021/44 Esas - 2021/727 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/12/2024<br>Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya döviz üzerinden sattığı emtia bedellerinin TL üzerinden ödendiğini, taraflar arasındaki anlaşmaya göre düzenlenmiş 29/02/2020 tarihli 210.013,08-TL bedelli kur farkı faturası düzenlendiğini, ödenmeyen fatura bedelinin tahsili için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının takibe itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP : Davalı vekili, taraflar arasında kur farkı hususunda bir anlaşmanın bulunmadığını, faturanın kabul edilmeyerek iade faturası düzenlendiğini, teamül gereği çek ile TL üzerinden yapılan ödemeleri kabul eden davacının ödemelerin üzerinden uzun bir zaman geçtikten sonra geriye dönük olarak kur farkı  talep etmesinin dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, bilirkişi raporunda davalıya düzenlenen USD bedelli faturaların davacıya TL bedelli çeklerle ödendiğinin belirlendiği, taraflar arasında kur farkı talep edileceğine dair bir sözleşme veya teamül bulunmadığı ve satış faturalarının 2018 yılına ait olmasına rağmen kur farkı faturası 2020'de düzenlendiğinden TMK 2'nin gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, bilirkişi raporunda sipariş formları, fatura üzerindeki tahsilatların döviz olarak yapılacağına dair şerh, VUK’un 215. maddesi ve özelge doğrultusunda müvekkilinin kur farkı gelir faturası düzenlemesi gerektiğinin belirtildiği, müvekkilinin haklı bulunduğu; mahkemece durumun TMK 2 kapsamında değerlendirildiğini, talebin faiz olmadığını ve kararının hatalı olduğunu belirterek, hükmün kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, kur farkından kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. TBK'nın 99. maddesine göre; \"Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.\"Öncelikle kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay 19 HD’nin 2016/17240 E., 2018/1950 K. sayılı ve 10/04/2018; 2016/12505 E., 2017/8069 K. sayılı ve 19/12/2017 tarihli ilamları). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19. HD'nin  2018/965 E., 2019/5447 K. sayılı ve 05/12/2019 tarihli ilamı). Diğer taraftan kur farkı talepleri kur farkı faturası düzenlenmesine bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Bu durumda kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması gerekir (Yargıtay 19. HD'nin 2017/3549 E., 2018/4033 K. sayılı ve 11/09/2018 tarihli ilamı) Yine kur farkının dayanağı olan faturaların bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir, zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir. (Yargıtay 19 HD’nin 2015/16900 E., 2016/6896 K. sayılı ve 20/04/2016; 2013/14587 E., 2014/17996 K. sayılı ve 14/11/2013 tarihli ilamları). Ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden satıcının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekir (Yargıtay 11. HD'nin 2020/4821 E., 2021/65 K. sayılı ve 18/01/2021; 2020/7585 E., 2022/3142 K. sayılı ve 19/04/2022 tarihli ilamları). Somut olayda, taraflar arasında kur farkı ödenmesine ilişkin bir sözleşme bulunmadığı, davacının davalıya sattığı mallar için USD üzerinden faturalar düzenlediği, davalının da bu faturalara ilişkin TL üzerinden düzenlediği çeklerle ödeme yaptığı, davacının bu ödemeleri defterine kaydederek aralarındaki uzun süre devam eden ticari ilişkide kur farkı hususunda davalıya karşı her hangi bir ihtarda bulunarak hakkını saklı tutmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Öte yandan davacı vekili, bilirkişi raporundaki vergi mevzuatına ilişkin değerlendirmeye göre davanın kabulünün gerektiğini ileri sürmüştür. Ancak kur farkı faturasının tabi olabileceği vergi mevzuatına ilişkin değerlendirme, yukarıdaki açıklamalara göre somut olayda davacıya kur farkı alacağı hakkı sağlamayacağından davacının istinaf nedeni kabul edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70‬-TL harcın mahsubu ile kalan 346,90-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6910d28939d27716","SID":"a2891bf85d8c7241"}}