{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1534 <br>KARAR NO: 2024/1929<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/07/2024<br>NUMARASI: 2021/205 E. -  2024/442 K. <br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davalı şirkete yönelik davanın davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle, davalı gerçek kişilere yönelik davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara karşı, davalılardan ... vekili  tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankaca genel kredi sözleşmesi ve taşıt rehin sözleşmelerine istinaden davalı şirkete ticari kediler kullandırıldığını, davalılar ... ve ...'in müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıklarını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine Üsküdar ... Noterliğinin 18.02.2016 tarihli ihtarıyla hesabın kat edildiğini ve ihtarnamenin kredi sözleşmesinde belirtilen adreslere gönderildiğini, İİK'nın 68/b maddesi gereğince ihtarın bu adreslere ulaştığı tarihte tebliğ edilmiş sayılacağını,  kredi sözleşmesinde, taksitli ticari kredilerde herhangi bir taksitin süresinde ödenmemesi halinde tüm alacağın muaccel hale geleceğinin düzenlendiğini, kredi borçlusunun kullandığı ticari kredilerden sorumlu olduğunu, sözleşme gereğince alacağın muaccel hale geldiği tarihten itibaren gecikme faizi uygulanacağını, ... ve ...'in müteselsil kefil sıfatıyla kredi borcundan sorumlu olduklarını, kefillerin ... Kredi Kartından kaynaklanan 10.456,73 TL'den sorumlu olmadıklarını ve sorumluluklarının 395.881,24 TL olduğunu ileri sürerek, 406.337,97 TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davlılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı kefillerin bu miktarın 395.881,24 TL'sinden sorumlu tutulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... ve ...Tur. A.Ş. vekili , savunmasında özetle; davacı bankanın İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından hesap kat ihtarına konu alacağının tahsilini teminen menkul rehninin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığını, bu dosyadan borca yönelik itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi talebiyle İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/206 Esas sayılı dosyasından açılan davada mahkemece 2019/848 Karar sayılı kararın verildiğini ve kararın kesinleştiğini, aynı alacakla ilgili kesinleşmiş bir mahkeme kararı varken yeniden dava açılamayacağını, davanın öncelikle bu nedenle reddi gerektiğini, müvekkili ...'e usulüne uygun ihtarname tebliğ edilmediğinden kefil yönünden muaccel bir alacak bulunmadığını, kefaletin geçersiz olduğunu, müteselsil kefiller hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, aynı hesap kat ihtarı ve aynı alacakla ilgili olarak icra takibi başlatıldığını, bu takibin derdest olduğunu, bu nedenle kefil ... hakkında dava açılamayacağını, kefile ihtar tebliğ edilmediğinden istenilen ve işletilen faizin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Davacı tarafça Üsküdar ... Noterliği’nin 18/02/2016  tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile; 404.847,45 TL yönünden hesabın 17/02/2016 tarihinde kat edildiği, kat ihtarının asıl borçluya ve kefillere tebliğe çıkarıldığı, çıkarılan tebligatların Av. ... imzasına 18/02/2016 tarihinde tebliğ edildiği, Av. ...'in davalı asıl borçlu ... Turizm A.Ş'nin vekili olduğuna ilişkin vekaletname bulunmakla, yine kefil ... yönünden yapılan tebligat da aynı vekil tarafından 18/02/2016 tarihinde tebellüğ alınmakla, davalı şirket ve ... yönünden verilen 1 günlük sürenin bitimi olan 20/02/2016 tarihinde asıl borçlu ve kefil ... yönünden temerrütün oluştuğu, diğer kefil ... yönünden yapılan tebligatın ise tebliğ olmadığı buna göre kefil ...'e aynı borca ilişkin takibin yapıldığı İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından başlatılan 01/03/2016 takip tarihi itibariyle temerrüte düştüğü kabul edilmiştir. Buna göre 04/09/2023 tarihli kök ve 28/04/2024 tarihli ek rapor hükme esas alınarak, davalı asıl borçlu şirket ile davalı kefil ...'in dava tarihi itibariyle toplam 656.681,45 TL borcunun bulunduğu, davalı kefil ...'in ise dava tarihi itibariyle toplam 655.804,05 TL borcunun bulunduğu hesaplanmış, raporda hesaplar mahkememizce denetlenmiş, temerrüt tarihleri, faiz oranları, asıl alacak, faiz ve ferileri usule uygun hesaplanmış olmakla hükme esas alınmıştır. Davalı taraflarca dava açıldıktan sonra borcunun tamamının fazlası ile ödendiği 04/09/2023 tarihli kök ve 28/04/2024 tarihli ek raporda tespit edilmiş olmakla, yukarıda daha önce açıklanan gerekçe ile davanın davalı ... Turizm A.Ş. Yönünden hukuki yarar yokluğundan reddine, davalılar ... ve ... yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadı...\" gerekçesiyle davalı ... Turizm A.Ş. Yönünden hukuki yarar yokluğundan reddine, davalılar ... ve ... yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile banka arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi ve taşıt rehni sözleşmesine ...'in müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmesini imzaladığı, ancak kaynağı açıklanmayan borçlar nedeniyle müvekkili şirket ile kefillere Üsküdar ... Noterliğinin 18.02.2016 tarihli ihtarının gönderilerek borcun ödenmemesi halinde takip başlatılacağının bildirildiğini, Davacının, davalı şirket aleyhinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile rehinin paraya çevrilmesi için aynı miktardaki borç için takip başlattığını, takibe itiraz sonucu İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/206 Esas 2019/848 Karar sayılı ilamı ile itirazın iptaline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, kesin hüküm bulunan bir konuda yeniden dava açılmayacağını, kefiller yönünden de kesin hüküm nedeniyle hukuki yarar bulunmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, icra yolu ile tahsilat yapabilecekken alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, alacağın fazlasıyla tahsil edildiğini, Aynı alacak için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ( yeni ... Esas) sayılı dosyasından kefil ... adına kayıtlı Adana ili Seyhan İlçesi ... ada ... parsel , Kahramanmaraş İli Ekinözü İlçesi ... ada ... parsel ve ... adına kayıtlı Siirt İli Baykan İlçesi ... ada ... parsel ve ... ada ... parsel Nusaybin İlçesi ... ada, ... parsel, ... parsel, ... parsel, ... ada ... parsel ile ... ada ... parselde kain taşınmazlara 08.03.2022 tarihinde haciz şerhi işlendiğini, borçlu şirketin de yaklaşık 20 aracına haciz şerhi işlendiğini, alacağın tahsiline engel bir itiraz veya dava bulunmadığını, mahkemece bu davanın açılmasında kefillerin kusuru bulunduğu belirtilmesine karşın, kefillerin ne şekilde kusurlu olduklarının anlaşılmadığını, itiraz üzerine takibin durdurulup durdurulmadığının değerlendirilmediğini, kefiller hakkında cebri icra işlemlerine devam edildiğini, kefiller tarafından açılan bir menfi tespit davası bulunmadığını, bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere borcun fazlasıyla ödendiğini, Müvekkiline usulüne uygun şekilde kat ihtarı tebliğ edilmediğini, kayyım atanan şirketin adresindeki bir avukata ihtarın tebliğ edildiğini, bu nedenle kefil yönünden temerrüt oluşmadığını, geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, TBK'nın 586/2. maddede müteselsil kefil yönünden alacak için belirlenen başvuru koşullarının gerçekleşmediğini, rehinin paraya çevrilmesi takibinden başka İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında kefiller aleyhine aynı borç nedeniyle yeniden takip başlatıldığını, takip dosyası içeriğine göre müteselsil kefil hakkında yeniden alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, aynı konuda kesinleşmiş derdest icra takibi bulunduğunda genel hükümlere göre alacak davası açılamayacağını, Müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davanın açılmasına hangi tarafın neden olduğunun değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, kesinleşmiş bir icra dosyasından tahsilat yapabilecek olan davacının buna rağmen eldeki davayı açmasının kötü niyetli olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, yargılama giderlerinin davacıdan tahsiline karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davalı şirket yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle, davalı kefiller yönünden konusuz kalan davanın esası ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen genel kredi sözleşmelerine gerçek kişi davalılar müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak katılmışlardır. Kredi borcunun ödenmemesi üzerine bankaca hesabın kat edilerek Üsküdar ...Noterliğinin 18.02.2016 tarihli kat ihtarı gönderilmiştir. İhtarnamenin 18.02.2016 tarihinde borçlu ve kefiller için Av. ...'e tebliğ edildiği görülmüştür.  Dosya içerisinde bulunan genel kredi sözleşmesinde yazılı olan şirket adresi ile ihtarnamenin gönderildiği adres aynı olduğundan, asıl borçlu şirket yönünden gerek ihtarın tebliği ve gerekse İİK'nın 68/b maddesindeki, cari hesap şeklinde işleyen sözleşmelerde borçlunun sözleşmedeki adresine gönderilen ihtarla temerrüt oluşacağına ilişkin hüküm karşısında ihtarın tebliğinden sonra ihtarda belirtilen sürenin geçmesiyle temerrüdün oluştuğu anlaşılmıştır. Kefillere de kat ihtarı tebliğ edilmekle kefil yönünden de takip öncesi temerrüt oluşmuştur. Kaldı ki temerrüt oluşmasa dahi, cevap dilekçesinde belirtildiği üzere İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından takip başlatılmakla bu takip tarihi itibariyle temerrüdün oluştuğu kabul edilmelidir. Kefilin temerrüdünün oluşması, kefaletin sorumluluk miktarıyla ilgili olup, eldeki uyuşmazlıklarda davadan sonra borç ödenip takip konusu kredi borcu kapatıldığından temerrüt olgusunun değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Davalı gerçek kişinin müteselsil kefil olması nedeniyle TBK'nın 585. maddesi gereğince önce borçluya başvurulmasına gerek bulunmamaktadır. TBK'nın 586. maddesinde doğrudan kefile başvurulabileceği kabul edilmiştir. Kredi hesabının kat edilmesi, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın muacceliyeti için yeterli olup ayrıca kefillere ihtarın tebliği şartı aranmaz. Asıl borçluya gönderilen ihtar, borçlunun temerrüdünün yanı sıra, TBK’nın 586. maddesinde öngörülen müteselsil kefilin takibi koşullarının gerçekleşmesi bakımından gerekli bir unsurdur. TBK'nın 586. maddesine göre asıl borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehni paraya çevrilmeden  kefil aleyhine takip yapılması mümkün değilse de, borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması halinde kefil  aleyhine de takip yapılabilir. Kefile ihtarın tebliği ise aynı şekilde kefilin temerrütü için gerekli olup, tebliğ edilmemiş olması halinde takip tarihi itibariyle kefilin temerrüte düştüğü kabul edilir. Bankaca hesabın kat edilmesi ve borçlu şirket ile davalıya gönderilen kat ihtarının sonuçsuz kalması nedeniyle anılan madde kapsamında kefile karşı talepte bulunulması yerindedir. İncelenen sözleşmede, kefalet sözleşmesinin tüm unsurlarının bulunduğu, mahkeme tespitine göre borçluların şirket ortağı olması nedeniyle eş rızasının aranmadığı anlaşılmıştır. Eldeki davada davacı banka kredi borçlusu şirketten 406.337,97 TL, kefillerden 395.881,24 TL alacak talep etmektedir. Bankaca aynı kredi sözleşmesi ve taşıt rehin sözleşmesi kapsamında borçlu ... Turizm A.Ş. aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, menkul rehininin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığı, bu takipte 406.337,97 TL'nin talep edildiği, takibe yönelik itiraz üzerine İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/206 Esas sayılı dosyasında mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, UYAP ortamında bulunan ilama göre alacağın 386.250,21 TL olarak belirlendiği görülmüştür. Mahkemece bu davalı yönünden kesin hüküm nedeniyle yeniden dava açılamayacağı belirtilmiş ise de ipotekle temin edilen tutarı aşan kısım yönünden dava açılabileceği, ancak davalı şirket yönünden verilen karara karşı istinaf başvurusu bulunmaması nedeniyle bu hususta değerlendirme yapılamayacağı anlaşılmıştır. Bankaca alacağın tahsili amacıyla ayrıca davalılar aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından ilamsız takip başlatılmıştır. Bu takipte asıl borçlu ile her iki kefil hakkında 406.337,97 TL'nin tahsili talep edilmiş, ilk derece mahkemesinin tespitine göre bu takip kesinleşmiştir. Kesinleşme ile ilgili bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. İcra takibinin kesinleşmesine rağmen, borçlunun her zaman menfi tespit davası açma veya ödemeden sonra süresi içerisinde istirdat davası açma hakkı bulunduğundan, ilamsız takip kesinleşse bile, alacağın ayrıca bir ilama bağlanmasında davacının hukuki yararı bulunmaktadır. İİK'nın 45. maddesi gereğince rehin tutarının borcu ödemeye yetmemesi halinde kalanı için haciz yoluyla takip yapma hakkı bulunmaktadır. Rehinin, asıl borçlunun borcu için verilmiş olması karşısında, asıl borçlu ve rehin veren yönünden rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılması ve bunu aşan miktar yönünden asıl borçlu için ve kefiller için ayrıca ilamsız icra takibi başlatılması yasaya uygundur. İlk derece mahkemesince asıl borçlu yönünden yapılan hukuki yarar yokluğuna ilişkin oluşturulan gerekçe dosya kapsamına uygun olmamakla birlikte, buna ilişkin bir istinaf bulunmadığından, bu hususta değerlendirme yapılmamıştır. Ancak davalının, kefiller yönünden de davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğine ilişkin istinaf nedeni bulunduğundan, bu hususa değinilmesi gerekmiştir. Belirtildiği üzere, rehinle yapılan takipte borç miktarı belirlenmekle birlikte rehinin, borcun tamamını karşılamaya yetmemesi nedeniyle ayrı bir takip ve davada hukuki yarar bulunmaktadır. Davalı kefiller yönünden yapılan incelemede, mahkemece kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu ve kefalet tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK'nın 583 vd. maddelerinde düzenlenen geçerli bir kefalet sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu isabetli bir şekilde belirlenmiştir. Müteselsil kefiller yönünden aynı alacak için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında ilamsız takip yoluyla icra takibi başlatılmasına ve takibin kesinleşmesine rağmen, ayrıca alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunduğuna ilişkin mahkeme gerekçesi yerindedir. İlk derece mahkemesince yapılan incelemede, temerrüt faizinin sözleşmeye uygun şekilde belirlendiği, kefillerin temerrüt tarihinden itibaren kendi temerrüdünün sonuçlarından ve kefalet limiti ile sorumlu tutuldukları alınan bilirkişi raporlarından borçlu şirket ile davalı ...'in dava tarihi itibariyle 656.681,45 TL borçlu olduğunun belirlendiği, davanın açılmasından sonra borcun ödendiğinin ek raporla tespit edildiği ve davanın esasında tüm borçlular yönünden konusuz kaldığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince istinaf başvurusunda bulunan kefil yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerindedir. Başlatılan takipte, borçlulara ait mal varlığının haczedilmesi, o aşamada bir itiraz ileri sürülmemesi, gelecekte de istirdat davası açılmasına engel olmayacağından alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. HMK'nın ''Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri'' başlıklı 331/1 maddesiyle de “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.'' hükmü düzenlemiş olup, mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilirken yargılama giderlerinin tayininde, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu belirlenerek yargılama giderleri hüküm altına alınacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda davanın açıldığı tarihte, davacı bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacakları nedeniyle, davalılardan alacaklı olduğu, rehinli takibi aşan kısım yönünden takip başlatılıp dava açılmasında hukuki yarar bulunduğu ve davanın açıldığı tarihte alacağın varlığının tespit edilmesi nedeniyle, davacının dava tarihinde haklı olduğu belirlendiğinden, davalıların yargılama giderlerinden sorumlu tutulması yerindedir. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 6. maddesine göre, anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Belirtilen düzenlemeye göre, ödemenin ön inceleme duruşmasından sonra yapıldığının tespiti karşısında mahkemece tarifeye göre belirlenen vekalet ücretinin gerekçeye göre kefillerden tahsiline karar verilmesi yerindedir. Bu nedenlerle davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı ... vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davalı ... tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 19.12.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3afe448ef1ff3382","SID":"a35b73aa99fa8c1c"}}