{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/161 Esas<br>KARAR NO:2025/9 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:29/11/2023<br>NUMARASI:2022/948 E.  -  2023/1222 K.<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:08/01/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine ... sayılı takip dosyası ile icra takibinde bulunduklarını, itiraz üzerine takibin durduğunu, davalı tarafın itiraz dilekçesinde yetki itirazında bulunduğunu, ancak yetki sözleşmesinin geçersiz olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin ek 1. maddesinde yetkili mahkemenin belirlendiğini, ancak hangi mahkemenin yetkili olduğunun açıkça belirtilmemesi nedeniyle 5718 yasanın 47. maddesi gereğince yetki sözleşmesinin usulüne uygun olmadığını, yetki sözleşmesinin usulsüz olması nedeniyle geçersiz olduğundan mahkemenin yetkili olduğunu, esasa ilişkin olarak da; taraflar arasında 9 Haziran 2011 tarihli Kredi ve Karşılıklı Edim Sözleşmesi düzenlendiğini, 30/09/2011 tarihinde ise bu sözleşmeye ek sözleşme düzenlendiğini, ek sözleşme ile müvekkilinin karşılayacağı kredi miktarının 3.000.000,00-Amerikan Dolarına artırıldığını, müvekkili tarafından 10/06/2011 tarihinde 867.750,00-Amerikan Doları, 17/06/2011 tarihinde 1.132,250,00-Amerikan Doları 30/09/2011 tarihinde 1.000.000,00-Amerikan Dolarının davalının hesabına aktarıldığını, ancak davalının sözleşme ile üzerine aldığı projeye ilişkin edimlerini yerine getiremediğini, sözleşme imzalanması sırasında davalının kendisine ait olduğunu belirttiği taşınmazların davalıya ait olmadığının ortaya çıktığını, davalının kötü niyetli olarak hareket ettiğini, edimini ifa etme çabasında bulunmadığını belirterek, itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6.1 ve 6.3. maddeleri gereğince İngiliz Hukukunun uygulanacağı ve İngiliz Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetki sözleşmesinin 5718 Sayılı yasanın 47. maddesine uygun olduğunu, ... hukuka aykırı işlemlerine karşı Bakırköy 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/531 Esas sayılı dosyasında takibin iptalini talep ettiklerini, bekletici mesele yapılması gerektiğini, esasa ilişkin olarak da davacı tarafın kendi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, uygulanması gereken hukukunun İngiliz Hukuk olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>MAHKEMENİN İLK KARARI:Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin  21/12/2016 tarihli, 2016/644 Esas, 2016/1085 Karar sayılı kararıyla; taraflar arasındaki sözleşmenin 6.maddesinde milletlerarası yetki şartının bulunduğu, İngiliz mahkemelerinin yetkili kılındığı, bu yetki şartının MÖHUK 47.maddesi hükmü ve diğer mevzuata uygun olduğu gerekçesi ile davalının yetki itirazının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili istinaf etmiştir.<br>DAİREMİZİN KARARI:Dairemizin 28/09/2018 tarihli, 2017/2431 Esas, 2018/1988 Karar sayılı kararı ile; \"…tarafların anlaşamaması halinde uyuşmazlığın İngiltere mahkemelerine havale edileceği şeklindeki düzenlemenin yukarıda bahsedilen \"belirli olma\" kriterini taşımayan yetki şartının geçerli olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.Hal böyle olunca davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş  ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/12/2016 tarih, 2016/644 esas, 2016/1085 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE…\" karar verilerek dosya Mahkemesine iade edilmiştir.<br>MAHKEMENİN İKİNCİ KARARI:Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/09/2020 tarihli, 2018/989 Esas, 2020/509 Karar sayılı kararıyla; \"…Açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, 1-... sayılı dosyasında davalının  3.000.000,00-USD asıl alacak  kısmı yönünden İTİRAZININ İPTALİNE, takibin 3.000.000,00-USD asıl alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine,2-Davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin kabulü ile asıl alacağın % 20'si oranında  2.293.364,46-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine…\" karar verilmiş, karar her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>DAİREMİZİN KARARI:Dairemizin 05/10/2022 tarihli, 2020/2067 Esas, 2022/1593 Karar sayılı kararı ile \"…taraflar arasındaki Sözleşmenin 6.1.maddesinde; “Herhangi bir hususun mevcut sözleşmenin hükümlerine dayanılarak çözümlenmemesi ve/veya üzerinde anlaşılamaması durumunda yürürlükte olan İngiltere kanunları geçerli olacaktır” hükmünün bulunduğu, somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlığın mevcut sözleşme hükümlerine dayanılarak çözümlenemediğinin ve/veya üzerinde anlaşılamadığının açık olduğu, buna göre uyuşmazlığın çözümünde İngiltere kanunlarının uygulanması gerektiği anlaşıldığından; ilk derece mahkemesi tarafından bu yön gözetilmeksizin eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmesi hatalı olmuştur.Buna göre, ilk derece mahkemesi tarafından İngiltere özel hukukundan anlayan bilirkişi kurulundan rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerin bu aşamada incelenmeksizin, davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2-Taraf vekillerinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/09/2020 tarih, 2018/989 E. - 2020/509 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 4-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE…\" karar verilerek dosya mahkemesine iade edilmiştir.<br>MAHKEMENİN ÜÇÜNCÜ KARARI:Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/11/2023 tarihli, 2022/948 Esas, 2023/1222 Karar sayılı kararı ile; \"…Davalı taraf  sözleşme ile kararlaştırılan 3.000.000 USD'nin ödendiğini kabul etmekte ise de  ..., ...  ile görüşmeler yaparak 3.000.000 USD'lik miktarı ...'a 2014 yılı Aralık ayı itibariyle ödediklerini belirtmiş olup, bağlantılı bileşik ikrar mahiyetindedir. Ödeme iddiasının ispatı külfeti davalı taraftadır. Ödeme iddiasına karşı mahkememize sunulmuş belge ve delil bulunmamakta olup, cevap dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından davalı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılmıştır.Davalı tarafça davacıya yemin teklif edilmiş, davacı asil yemin için belirlenen günde duruşmada hazır bulunmuştur.Davacı asil tercüman marifetiyle alınan yeminli beyanında, davalı tarafa ödediği 3.000.000,00-USD 'nin kendisine iade edilmediğini,  projenin başında kendilerine aracılık eden ... ile de karşılıklı anlaşma sağlanmadığını, paranın ...r'a da verilmediğini,  ... ile ortaklığının olmadığını, ...'a para verilmiş ise de bunu kendisinin bilmesinin mümkün olmadığını, kendisinin verdiği paranın iade edilmediğini,  alacaklı olan tarafın kendisi olduğunu, sonraki tarihlerde de ibralaşma olmadığını, 2014 yılı Aralık ayında da ... ibralaşma olmadığını, ...'den bir kuruş dahi tahsil etmiş olmadığını belirtmiştir. İstinaf ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporu ile de bu yöndeki tespitlere yer verilmiştir. Davalı tarafça ödeme iddiası ispatlanamamış olup, açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine, ... sayılı dosyasında davalının itirazının 3.000.000,00-USD  asıl alacak  kısmı yönünden iptaline, takibin 3.000.000,00-USD asıl alacak üzerinden devamına, takipte işlemiş faiz talep edilmiş ise de davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne dair belge sunulmadığından bu talebi yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin kabulü ile asıl alacağın % 20'ı oranında  2.293.364,46-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 1-... sayılı dosyasında davalının 3.000.000 USD asıl alacak kısmı yönünden İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 3.000.000 USD asıl alacak yönünden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,2-Davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 si oranında 2.293.364,46 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine…\" karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Sözleşme kapsamında belirlenen ödeme vadelerine uymayan davalının TBK hükümleri uyarınca temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğini, yerel mahkemenin kısmen ret kararının gerekçesinin isabetsiz olduğunu, zira dava konusu Kredi Sözleşmesinde kredinin 9 aylık süre için verildiği ve 9 ayın sonunda geri ödeneceğine ilişkin açık hüküm bulunduğunu,Buna göre söz konusu kredinin 9 aylık süre için verildiği, 9 ayın sonunda geri ödeneceğine ilişkin açık hüküm yer aldığından ödeme tarihlerinden itibaren 9 aylık sürenin sonunda kredi ödenmediği takdirde başkaca hiçbir işleme gerek kalmaksızın davalının temerrüde düştüğünü, davalı tarafın borcu ödemediği sabit olmakla, bu doğrultuda faiz taleplerinin haklı olduğunu,Davalının müvekkili ile aralarında akdedilen sözleşme hükümlerine uymadığı gibi, kötü niyetli eylemleriyle de temerrüde düşmüş olduğunu, işleyen faizden sorumlu olduğunu,Bu hususların öğrenilmesiyle, davalıya müvekkili tarafından hileli işlemlerinden dolayı sözleşmenin iptal edildiği, kredinin geri ödenmesi gerektiği, bu şartlar altında devam edilmeyeceğinin bildirildiğini, Dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında taraflarınca sürülen itiraz ve beyanların hiçbir surette değerlendirilmediğini, bu bakımdan faize ilişkin bilirkişi heyetlerinin görüşlerinin hükme esas alınamayacağını,HMK’nun 226. Maddesi uyarınca çözümü hukuk dışında, özel veya teknik uzmanlık gerektiren hallerde bilirkişiye başvurulabileceği, bilirkişilerden faizin hesaplanması veya faiz konusunda görüş bildirilmesinin istenilmediğini, buna rağmen görevlerinin dışına çıkarak hukuki konularda görüş bildirmelerinin de isabetsiz olduğunu,Bir kabul anlamına gelmemekle birlikte, vekalet ücretine hükmedilirken 3.000.000,00 USD’nin karar tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti ... Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi ve bu tutar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı olarak hesaplandığını belirterek, izah edilen ve re’sen tespit edilecek sebeplerden dolayı fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle tehiri icra taleplerinin kabulüne, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 29.11.2023 tarihli 2022/948 E. 2023/1222 K. sayılı karar gereğince davanın faize ilişkin talebe dair kısmen reddine karar verilmesi usule ve hukuka aykırı olduğundan kararın bu kısmına yönelik işbu istinaf başvurularının kabulü ile; istinaf incelemesi sonunda Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 29.11.2023 tarihli 2022/948 E. 2023/1222 K. sayılı gerekçeli karardaki 1 numaralı kararın “...” kısmı ile  davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin 7 numaralı kararın müvekkil lehine kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne, 2`inci ve 3`üncü maddelerdeki taleplerinin kabulü halinde, AAÜT gereğince davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin, 3.879.299,87 USD’nin karar tarihi itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti ... Bankası efektif satış  (1 USD= 28,9549 TL) kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden hesaplanması gerektiğinden, bu doğrultuda hesaplanacak yeni tutarda davacı müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, AAÜT gereğince davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin, 3.000.000,00 USD’nin  karar tarihi itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti ... Bankası efektif satış  (1 USD= 28,9549 TL) kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden hesaplanması gerektiğinden, bu doğrultuda hesaplanacak yeni tutarda davacı müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, Mahkemenin uygulanması gereken İngiltere hukuku içeriğini sağlayamadığını, bilgi noksanlığı ile hüküm kurduğunu, denetime elverişli ve yeterli olmayan bilirkişi raporu ile hüküm kurduğunu,Olaya uygulanması gereken kanunun bilirkişi raporunda belirtilen “... (...) ...” başlıklı kanun olmadığını, bu kanunun ticari borçların geç ödenmesi ile ilgili olduğunu, ticari satışlar ve tüketici borcu konusunda dikkate alınan yasa olduğunu,Dava konusu uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklandığını, davacının akdettiği tam karşılıklı, iki tarafın edimlerini içeren sözleşme kapsamında davacının edimlerini sözleşmeye uygun olarak ifası ve/veya ifayı yerine getirmemesi, davacının ödemelerinin tümünü ifa etmemesi nedeniyle sözleşmede belirtildiği  gibi davalıdan ödediği tutara karşılık şirketten pay alarak alacağını tahsil taahhüdünde bulunmuş olmakla, davacının para/nakit olarak talep hakkı bulunup bulunmadığı, nihayet davacının sözleşmede belirlenen yüküm ve edimlerini tam ifa etmemesi nedeniyle davalının zararı nedeniyle denkleştirme, davacının uzun süre sessiz kalmasının İngiltere hukukuna göre “kabul”, “sözleşmenin devamı” anlamına gelip gelmediği, sözleşmenin davacı tarafça usulüne uygun feshedilip edilmediği ve dosya içeriğine göre tarafların iddia, sav, savunma ve diğer olgular ve uyuşmazlık kapsamında İngiliz hukukundaki mevzuatın ve uygulamanın Mahkemeye sunulması gerektiği halde, bilirkişi heyetince ve yerel mahkemece bu önemli hususun göz ardı edildiğini, İngiltere hukukunda, sözleşme ile üstlenilen her türlü yükümlülüğün bir garanti taahhüdü teşkil ettiğinin kabul edildiğini, davacının sözleşmede üstlendiği 9.000.000,00 USD ödeme taahhüdünü ifa etmediğini, Taraflar arasında imzalanan 09 Haziran 2011 tarihli Kredi ve Ortak İş Sözleşmesi 1 numaralı zeyilnamesi kapsamında hüküm kurulması gerektiği halde, çok önemli olan bu hususun göz ardı edildiğini,Zeyilname hükümlerinin açık olduğunu, davacının müvekkiline zeyilname uyarınca 1.000.000,00 USD ödeme yapıldığını, fakat %15 hisse alımını yapması müteaddit defalar bildirilmesine rağmen, hisse alımını yapmadığını, davacının alacak hakkının %15 hisse alımından ibaret olduğunu, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, tüm bilirkişi raporlarında, davalının mütemerrit olmadığının, sözleşmenin feshedilmediğinin, ayakta olduğunun, davacının sözleşmede belirtilen ödeme taahhüdünün tümünü ifa etmediğinin de belirtildiğini,Davacının sözleşmeden dönmediğini, davacının sözleşmeden döndüğü farz olunsa bile, İngiltere hukukunda feshin sözleşmenin diğer yanı davalının da onayı ile gerçekleşebildiğini, İngiltere hukukunun sözleşmeden dönmeyi hem belli şartlara, hem de alacaklının bu yöndeki talebine bağladığını, sözleşmenin ihlal edildiği her durumun, alacaklıya sözleşmeden dönme imkanı vermediğini,Davacının uzun süre sessiz kalması halinin İngiltere hukukunda kabul anlamını taşıdığını, bu konuda bilirkişi raporunda değerlendirme yapılmadığını,Mahkemelerin MÖHUK’ta öngörülen haller dışında, yabancı hukuk kurallarını uygulamaktan kaçınamayacağı gibi, yabancı hukuk hakkında bilgi edinmek amacıyla kendisine başvurulan bilirkişinin hazırlamış olduğu raporda yabancı hukukun uygulanmaması gerektiğine dair tespit ve değerlendirmelerin de MÖHUK m. 2(1)’e aykırı olduğunu,21/09/2023 tarihli bilirkişi raporundaki noksanlıkların giderilmesi ve itirazlarının karşılanması için ek rapor alınmasını talep etmelerine rağmen, yerel mahkemenin bu konuda karar ittihaz etmediğini, Mevcut hali ile Bilirkişi Heyeti Raporunun uyuşmazlığın kapsamına ilişkin İngiltere hukukunu yeterli ve tam olarak yansıtmadığı, dosya içeriğinde de karara esas olarak hukuksal dokümanların bulunmadığı, bu hali ile noksanlıkların tamamlanması ve davalı olarak önceki taleplerinin, sözleşme hükümleri, maddi olgular da dikkate alınarak, kapsamlı İngiltere hukukunun uygulanması gereken yasa ve kurallarının saptanması gerektiğini, mevcut hali ile karara ve denetime elverişli olacak bilirkişi raporunun mevcut olmadığını, bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini,Davacının kendi edimini yerine getirmediğini, müvekkiline ihtar göndererek %15 hisse talep etmediği gibi, sözleşmeyi feshettiğini de bildirmediği, bu nedenle müvekkilinin BK’nun 81. maddesi uyarınca kendi edimini yerine getirmekten kaçınabileceğini, davacının BK’nun 106. maddesi uyarınca temerrüde düştüğünü,İfa zamanı gelmemiş bir alacak için açılan davada hukuki yarardan söz edilemeyeceğini, alacaklının ancak borcun muaccel olmasıyla borçludan ifayı isteyebileceğini ve borçluyu dava edebileceğini,İstinaf Mahkemesince İngiltere Mahkemelerinin yetkili olduğuna dair ilk derece mahkemesinin kararını kaldırmasının doğru olmadığını, fiilen var olan, ancak hukuken yok hükmünde “hukuki güvenlik” ilkesinin zedeleneceği bir kararın doğmasına neden olduğunu, ayrıca bilirkişileri ağır bir araştırma yükü altına soktuğunu, bu kararın Yargıtay kararlarına da aykırı olduğunu belirterek,  belirtmeye çalıştıkları nedenlerle, Mahkemenin taraflar arasındaki sözleşmenin 6.3 maddesinde, tarafların İngiltere Mahkemelerinin yetkisini kabul ettikleri, yukarıda sunmuş bulundukları BAM'nin incelemesinden sonraki tarihte ittihaz olunan Yargıtay kararları ışığında yeniden değerlendirilerek, davacının davasının yetki yönünden reddine karar verilerek yeknesaklık sağlanmasını talep ettiklerini, dilekçelerinin kabulüne, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasına, öncelikle davacının davasının yetki yönünden reddine, diğer arz ettikleri hususlar ve kamu düzenini ilgilendiren res'en dikkate alınacak yasal aykırılıklar nedenleriyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve/ya davacının usulsüz ve haksız davasının reddi kararı verilmesi gerektiği yönünde karar ittihazına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: .. sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklının ..., borçlunun  ... Şirketi olduğu, 06/06/2016 tarihinde, 3.000.000,00 USD asıl alacak, 879.299,87 USD işlemiş faiz olmak üzere 3.879.299,87 USD için ilamsız takip yapıldığı, takip dayanağının 10/06/2011 tarihli 867.750,00 USD meblağlı ödeme dekontu, 17/06/2011 tarihli, 1.132.250,00 USD meblağlı ödeme dekontu, 30/09/2011 tarihli, 1.000.000,00 USD meblağlı ödeme dekontu, taraflar arasında imzalanan 09/06/2011 ve 30/09/2011 tarihli sözleşmeler, taraflar arasındaki elektronik posta yazışmaları olduğu, ödeme emrinin borçluya 07/06/2016 tarihinde tebliğ edildiği, 10/06/2016 tarihinde yetkiye, göreve, asıl borca ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin alacaklı vekiline 27/06/2016 tarihinde tebliğ edildiği, itirazın iptali davasının yasal süresi içinde açıldığı tespit edilmiştir. Bakırköy 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 16/02/2017 tarihli, 2016/531 Esas, 2017/110 Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacının ... Şirketi, davalının ... olduğu, takibin taliki ve iptali için dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda şikayetin reddine karar verildiği tespit edilmiştir.Taraflar arasında imzalanan sözleşmeler incelendiğinde; 09/06/2011 tarihli \"Kredi ve Karşılıklı Edim Sözleşmesi\" ile; davacının kredi veren, yatırımcı, ... A.Ş.’nin (Davalı şirketin eski unvanı) kredi alan olarak adlandırıldığı,Kredi alan davalı şirketin Sultanahmet’teki 5 ayrı taşınmazın sahibi olduğu, bu taşınmazların eksiksiz bir şekilde yeniden inşasına bağlı olarak 11.000 m2 yüzölçümlü beş yıldızlı otel inşaatı projesini geliştirmeyi hedef aldığı,Sözleşmenin 1.1 maddesine göre; gerekli mimari ve inşaat projelerinin geliştirilmesi ve onaylanma çalışmasının hızlandırılması amacıyla davacı yatırımcının davalı şirkete 2.000.000,00 USD transfer edeceği 1.2. maddesine göre; Yatırım, para sağlama ve projenin başkaca işleri işlemleri için tarafların yerleşim yerleri daha sonra belirlenecek İngiliz Hukuku kapsamında “... Şirketi 1; Türk Hukuk kapsamında \"... şirketi ..\" kurma konusunda mutabık oldukları, 1.3. maddesine göre; Mümkün olan en kısa süre içerisinde tarafların; 1-... Şirketi 1 İn ortaklar sözleşmesini, 2- ... Şirketi 2'nin ortaklar sözleşmesini, 3- her iki şirketin ortaklar sözleşmesinde öngörülmeyen ticari işin tüm yapısını ve diğer genel şartlarını ayrıntılı bir şekilde hazırlayacakları ve karşılıklı olarak onaylayacakları, 1.4. maddesine göre; Madde 1.3 de yazılı tüm hususların onaylanmasından sonra kredi alanın lehtarlarının ... Şirketi li kuracakları, 1.5. maddesine göre; ... Şirketi 1 in tek kurucu ya da çoğunluk kurucu olarak ... Şirketi .. yi kuracakları,1.6. maddesine göre;  Kredi alanın taşınmazların tapusunu ticari defter değerleri üzerinden ... Şirketi 2 ye devredeceği,1.7. maddesine göre; Taşınmazların tapusunun ... Şirketi ...’ ye devrinden sonra kredi alanın lehtarlarının ... Şirketi 1’in % 50 hissesinin yeni yayımını ilk yayım hisselerinin defter değerine çıkaracakları,1.8. maddesine göre; Yatırımcının ... Şirketi 1 in hisselerinin %50 sini 12.000,000 USD bedele satın alacağı, ... Şirketi 1 tarafından alınan fonların kullanım emrinin taraflarca onaylanacağı,1.9. maddesine göre; 1.3. maddede belirtilen tüm hususların onaylanması ve ... Şirketi 1 ve ... Şirket 2’nin kurulmasının ardından yatırımcının 6 ay içinde ... Şirketi 1 in hisselerinin % 50’sinin satın alınmasına karşılık ... Şirket 1’e 10.000.000,00 ABD tutarını kısmi olarak transfer edileceği, 1.10. maddesine göre; Kredinin madde 2.2, ye göre geri ödenmesinin ardından yatırımcının 1 ay içinde .... Şirketi 1’in hisselerinin satın alınmasına karşılık ... Şirketi 1’e 2.000.000,00 USD’ yi son ödeme olarak transfer edeceği, 1.11. maddeye göre; 1.3. maddede belirtilen şartlardan en az birisinin iş bu sözleşmenin yürürlüğe girmesinden itibaren 90 gün içinde yerine getirilmemesi durumunda, kredinin üç aylık sürenin tamamlanması ardından 7 banka iş günü içerisinde işlemiş faiz olmaksızın eksiksiz olarak kredi alan tarafından ödenmek zorunda olduğu, 2.1. maddesine göre; Kredi süresinin 9 ay olduğu,2.2. maddesine göre; Madde 1.2, 1.7 ve 1.9 da yazılı şartların tamamlanmasının ardından Kredinin kredi elan tarafından geri ödenmesi zorunluluğu bulunduğu, 4.1. maddesine göre; Krediye faiz işlemeyeceği konusunda anlaştıkları tespit edilmiştir.30 Eylül 2011 tarihli 9 Haziran 2011 tarihli Kredi ve karşılıklı Edim Sözleşmesine Ek Sözleşme No:... isimli sözleşme incelendiğinde; aynı taraflar arasında imzalandığı, asıl sözleşmedeki ödenmesi kararlaştırılan paraların tutarlarıyla ilgili değişlikler yapıldığı, asıl sözleşmenin \"1.1.maddesinde\" yazılı tutarı 3.000.000,00 USD olarak, sözleşmenin \"1.9. maddesinde\" yazılı tutarı 10 Milyon USD olarak, \"1.10.maddesinde\" yazılı tutarı 2 Milyon USD olarak, \"1.13\" maddesinde yazılı tutarı 10 Milyon USD olarak tadil ettikleri tespit edilmiştir.Davalı tarafça takibe konu asıl alacağın davacıya iade edildiğine dair yemin teklif edildiği, davacı asilin yemin için belirlenen günde duruşmaya katılarak, tercüman aracılığıyla alınan yeminli beyanında, davalı tarafa ödediği 3.000.000,00-USD 'nin kendisine iade edilmediğini, projenin başında kendilerine aracılık eden ... ile de karşılıklı anlaşma sağlanmadığını, paranın ...'a da verilmediğini,  ... ile ortaklığının olmadığını, ...'a para verilmiş ise de bunu kendisinin bilmesinin mümkün olmadığını, kendisinin verdiği paranın iade edilmediğini, alacaklı olan tarafın kendisi olduğunu, sonraki tarihlerde de ibralaşma olmadığını, 2014 yılı Aralık ayında da ... ile ibralaşma olmadığını, ...'den bir kuruş dahi tahsil etmediğini beyan etmiştir.İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararından önce ..., İnşaat Mühendisi ... ve hukukçu bilirkişi ... tarafından alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; \"…Davacı yabancı kredi veren ve yatırımcı tarafından  davalıya 09/06/2011 tarihli \"Kredi ve Karşılıklı Edim Sözleşmesi \" ve  30/09/2011 tarihli ek  sözleşmeye göre toplamda 3.000.000,00 kredi  verildiği, icra takip tarihine değin geri ödenmediği,  09/06/2011 tarihli \"Kredi ve Karşılıklı Edim Sözleşmesi ile tarafların amaçladıkları işlemleri ve hedefleri aradan geçen 5 yıl içinde  gerçekleştiremedikleri, sözleşmenin \"21. ve 2.2 \" maddesinde yazılı şartların da gerçekleşememesi karşısında kredi borcunun  iade edilmesinin  istenebileceği,  bu konuda son takdirin mahkemeye ait olduğu, sözleşmenin imzalandığı 09/06/2011 tarihinden 06/06/2011 icra takip tarihine değin geçen 5 yıllık süre içinde tarafların karşı tarafça yerine getirilmesi gereken edimlerine yerine getirmedikleri gerekçesiyle diğer tarafı yöntemine uygun direnime düşürmedikleri, aynı şekilde yöntemine uygun şekilde sözleşmeyi fesih ettiklerini bildirdiklerini, davacı kredi verenin verdiği krediye geri isteyen bir bildirimi de davalıya göndermediği, taraflar arasında 2013 yılı başlarında yapılan e posta yazışmalarında sözleşmenin amaçlarına ulaşamaması nedeniyle karşılıklı birbirlerini suçladıklarını,  davacı yatırımcı/ kredi verenin sözleşme uyarınca verdiği krediyi  geri isteme iradesini  ilk kez icra takibi başlatmak şekliyle gösterdiği, bu nedenle icra takip tarihinden önceki dönem için direnim faizi istenip istenmeyeceğinin takdirinin mahkemede olduğu, Bakırköy 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/531 Esas - 2017/110 Karar sayılı dosyasında davalı vekilince açılan davada mahkemece verilen \"şikayetin reddine \" ilişkin kararın kesinleşip kesinleşmediğinin belirsiz olduğu…\" yönünde görüş belirtildiği tespit edilmiştir. Aynı heyetten alınan ek rapor incelendiğinde; \"…Davacı yabancı kredi veren ve yatırımcı tarafından  davalı şirkete 09/06/2011 tarihli \"Kredi ve Karşılıklı Edim Sözleşmesi \" ve  30/09/2011 tarihli ek  sözleşmeye göre toplamda 3.000.000,00 kredi  verildiği ve davalı şirket tarafından  alındığı ve icra takip tarihine değin geri ödenmediği,  09/06/2011 tarihli \"Kredi ve Karşılıklı Edim Sözleşmesi ile tarafların amaçladıkları  işlemleri ve hedefleri aradan geçen 5 yıl içinde  gerçekleştiremedikleri,  ayrıca sözleşmenin \"21. Ve 2.2 \" maddesinde yazılı şartların da gerçekleşememesi karşısında kredi borcunun geri iade edilmesinin  istenebileceği,  bu konuda son takdirin mahkemeye ait olduğu, sözleşmenin imzalandığı 09/06/2011 tarihinden 06/06/2011 icra takip tarihine değin geçen 5 yıllık süre içinde tarafların  karşı tarafça yerine getirilmesi gereken edimlerine yerine getirmedikleri gerekçesiyle diğer tarafı yöntemine uygun direnime düşürmedikleri, aynı şekilde yöntemine uygun şekilde sözleşmeyi fesih ettiklerini bildirdiklerini, davacı kredi verenin verdiği krediye geri isteyen bir bildirimi de davalıya göndermediği, taraflar arasında 2013 yılı başlarında yapılan e posta yazışmalarında sözleşmenin amaçlarına ulaşamaması nedeniyle karşılıklı birbirlerini suçladıklarını,  bu yazışmalardan sonra aradan geçen 3 yıl içinde aralarındaki sorunun çözümü için nelerin yapıldığının dosya kapsamından anlaşılmadığı,  davacı yatırımcı/ kredi verenin sözleşme uyarınca verdiği krediyi  geri isteme iradesini  ilk kez icra takibi başlatmak şekliyle gösterdiği, bu nedenle icra takip tarihinden önceki dönem için direnim faizi istenip istenmeyeceğinin takdirinin mahkemede olduğu\" şeklindeki görüşlerinde bir değişiklik olmadığı, İngiliz Hukuku konusunda bir bilgi ve deneyimleri olmadığı için bu yönde bir inceleme ve değerlendirilme yapılmadığı…\"  yönünde görüş belirtildiği tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince dairemizin kaldırma kararından sonra bilirkişiler Dr. Öğr. Üyesi ..., Doç. Dr. ... ve Prof. Dr. ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 21/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda; derdest davada seçilmiş olan İngiliz hukukunun taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin uygulanmasını engeller bir düzenlemesi olmadığını, somut uyuşmazlığın maddi hukuk bakımından taraflar arasındaki sözleşmeye göre karara bağlanması gerektiğini, usule ilişkin uyuşmazlıklar bakımından uygulanacak hukukun Türk hukuku olduğunu, davalı vekilinin 25.12.2019 tarihli dilekçesi ile 3.000.000,00 USD tutarında ödeme alındığının ikrar edildiğini, ancak bu tutarın tamamının 2014 yılı Aralık ayında ödediğinin iddia edildiğini, söz konusu beyanın bağlantılı bileşik ikrar olduğunu, buna göre davalının iddia ettiği ödeme hukuki işlemini senetle ispat kuralına göre ispatlaması gerektiğini, ancak ödeme hukuki işlemini ispat eden bir senedin dosyada tespit edilemediğini, her ne kadar Sözleşmenin 2.1 hükmüne göre kredinin 9 aylığına verilmiş olduğu düzenlenmiş olsa da, hükmün devamında yer alan 2.2 hükmünde \"Kredi 1.2.-1.7. Ve 1.9 maddelerinde belirtilen şartların tamamlanmasının ardından Kredi Alan tarafından geri ödenmek durumundadır.\" hükmüyle geri ödemenin şartlara bağlı tutulduğunu, bu yönüyle tarafların iradelerinden, kesin bir şekilde, kredinin, verildikten 9 ay sonra mutlaka iade edileceği amacını taşıdıkları şeklinde bir anlam çıkmadığı yönünde bir değerlendirme yapılabileceğini, dolayısıyla takip öncesinde temerrüdün gerçekleşmediği yönünde bir değerlendirme yapılabileceğini, ki  Mahkemenin de 2018/989 E.-2020/509 K. Sayılı 09.09.2020 tarihli kararında, \"takipte işlemiş faiz talep edilmiş ise de davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne dair belge sunulmadığından\" bahisle takip öncesi temerrüdün koşullarının oluşmadığı yönünde bir sonuca varılmış olduğu şeklinde görüş bildirmişlerdir.<br>G E R E K Ç E:Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacakla ilgili itirazın iptali davasıdır.Mahkemece asıl alacakla ilgili davanın kabulüne, faiz talebiyle ilgili davanın reddine ve icra inkar tazminatına hükmedilmiş, karara karşı her iki taraf vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı vekilinin istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede; İngiltere mahkemelerinin yetkili olduğu ve Dairemizin sözleşmedeki yetki şartının belirli olma kriterini taşımadığı konusundaki ilk kaldırma kararının kanuna ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf talebinde bulunulmuşsa da, Dairemizce yetkiye ilişkin verilen karar kesin olduğundan, bu konuda yeniden değerlendirme yapılmamıştır.Davalı vekilinin taraflar arasında karşılıklı edimlerin yer aldığı bir sözleşme bulunduğu, bilirkişiler tarafından uygulanması gerektiği belirtilen kanunun bu davaya uygulanamayacağı,  sözleşme hukukuna ilişkin kanunun uygulanması gerektiği, davacının kendi edimlerini yerine getirmediği ve sözleşmeyi de feshetmediği için, sözleşme gereğince  ödediği dava konusu paranın iadesini isteyemeyeceğine dair istinaf talebinde bulunmuşsa da, Türk Mahkemelerinde yapılan yargılamalarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun uygulanması gerekir. Davalı tarafça, icra takibine ve davaya konu edilen ve davacı tarafından davalı şirkete ödendiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmayan 3.000.000,00 USD’nin davacı ile bağlantı kurmalarına aracılık eden dava dışı kişiye gönderildiği, bu şekilde davacıya ödendiği beyan edilmiş ve bu konuda davacıya yemin teklif edilmiş, davacı asil de bu paranın kendisine doğrudan ya da dava dışı kişi aracılığıyla ödenmediğine dair yemin etmiştir.Bu durumda davalı tarafça artık davacının sözleşmede kendisine yüklenen edimleri yerine getirmediğinden ödediği paranın iadesini isteyemeyeceği, İngiltere hukukunun karşılıklı edimler içeren sözleşmelere ilişkin mevzuatının uygulanması gerektiğine dair savunmalarda bulunamayacağı, bu beyanı ile davacının ödediği parayı geri isteyebileceğini kabul etmiş olduğu, ancak parayı davacıya doğrudan ya da dava dışı kişi aracılığıyla ödediğini ispatlayamadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekilinin faiz talebiyle ilgili istinaf talepleri incelendiğinde; her ne kadar sözleşmede kredi süresinin 9 ay olduğu kabul edilmişse de, sözleşmenin her iki tarafa da bazı edimler yüklediği, Sözleşmenin 1.2, 1.7 ve 1.9. maddelerindeki işlemlerin yerine getirilmesinden sonra kredi alan davalı tarafından geri ödeneceğinin yazılı olduğu, tarafların iradesinin her halükarda 9 ay sonra kredinin iade edileceği amacını taşımadığı, bu nedenle davalıya paranın iadesi için ihtarname gönderilmeksizin temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceği, icra takibinden önce davalıya bu konuda ihtar gönderilmediği,  bu nedenle Mahkemece faizle ilgili istemin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu tespit edilmiştir.Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; yabancı para veya yabancı paranın Türk Lirası karşılığının tahsili amacıyla açılan davalarda vekalet ücreti, yabancı paranın dava açıldığı tarihteki Türk Lirası karşılığına göre, ancak hüküm tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınarak takdir edilecektir. Dosya incelendiğinde; ilk derece mahkemesince kabul edilen 3.000.000,00 USD alacakla ilgili davacı vekili lehine 392.086,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, davanın açıldığı tarihte ... Bankası Efektif Satış USD kurunun 2,9461 TL olduğu, buna göre kabul edilen dava değerine göre hükmedilen vekalet ücretinde eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.Tüm bu nedenlerle; incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, taraf vekillerince istinaf dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, her iki taraf vekilinin de istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin  ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin ESASTAN REDDİNE,2-Davacı yandan alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye  345,55 TL eksik harcın  davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı yandan alınması gereken 603.744,27 TL nispi harçtan, peşin alınan 150.936,07 TL harcın mahsubu ile bakiye  452.808,20 TL eksik harcın  davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-İstinaf yargılama giderleri olarak;a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 175,00 TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 87,50 TL'sinin  davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,  b)Davalı avansından kullanıldığı anlaşılan; 135,00 TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 67,50 TL'sinin  davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 08/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eea7bf5f0e3a3972","SID":"c4e2cb8ebf34ce63"}}