{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2022/858 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1854<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/04/2021 (Dava) - 16/03/2022 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2021/58 Esas - 2022/17 Karar<br>DAVA\t\t: Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Men'i, Maddi Tazminat ve Ticaret Ünvanının Terkini<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 11/12/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/12/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/58 Esas-2022/17 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... üzerine tescil olunan \"...\" markasını kullanan davalı ... ... Ltd. Şti'nin müvekkiline ait olan marka üzerindeki tecavüzünün durdurulması, sona erdirilmesi, açık bir şekilde marka hakkı üzerinde tecavüzü oluşturan şirket ünvanı nedeniyle şirketin ticaret sicilinden terkini ile müvekkiline ait şahıs firmasının marka değeri kullanılarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının Hindistan ve Vietnam'da bulunan firmalara yapmış olduğu satışlar nedeniyle oluşan müvekkilinin uğradığı maddi zararlarının tazmini hakkında arabuluculuk sürecine başvurulduğunu, ancak anlaşamama ile sonlandırıldığını, eylemlerin hala devam ediyor olması karşısında işbu davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu, müvekkilinin 2014 yılında kendi işini kurmak amacıyla KOSGEB girişimcilik belgesi aldığını, çocukluk arkadaşı olan ...'nun müvekkili ile birlikte bu işi yapabileceklerini, ... adlı bir arkadaşının da işten çıkarıldığını ve iş bulamadığını, ona da destek olmak istediğini belirttiğini, müvekkili tarafından ... işine girmenin uygun olacağının düşünüldüğünü ve şahıs şirketi kurularak işe başlandığını, müvekkilinin ...'u kurduğu şahıs şirketi içerisinde personel olarak istihdam ettiğini, müvekkilinin müşteri bulmak konusunda ... ve ... web siteleri üzerinde profiller ve hesaplar oluşturduğunu, ürünlerin görsellerini paylaşma niyetine girdiğini, firmaya ait açılan web sayfalarının şiflerinin ise ...'un isteği üzerine kendisine verildiğini, daha sonra öğrenildiği üzere ...'un bu web sayfalarına dair şifreleri değiştirerek kendisinin kullanmaya başladığını, bunun yanı sıra kullandığı ... hesabında da \"daha fazla bilgi\" kısmına tıklanıldığında müvekkiline ait şirketin web sitesine yönlendirme yaptığını, bunun asıl nedeninin de ...'un müvekkilinin müşterilerine gönderdiği beyanlarda ... markasının sahibi olduğunu söyleyerek yalan beyanlarda bulunması ve bunu da müvekkilinin web sitesiyle bağlantı kurarak onaylamaya çalışması olduğunu, ayrıca müvekkiline ait şirket adına ... firmasınca yaptırılan web sitesi ile mail adreslerinin alımı aşamasında müvekkilinin hastalığı sebebiyle ... firmasının sahibi ... ile ...'un birçok kez görüştüğünü, ...'un işten ayrıldığı zaman ...'yi arayarak KOSGEB'den destek alınacağı bahanesi ile mail adreslerini ve web sitesinin şifrelerini aldığını, bu şifrelerin değiştirilmeye çalışıldığını, bu konuda ...'nin ...'un marka hakkına tecavüzü ile ilgili olarak ve diğer tüm dava konuları ile ilgili tanık olarak mahkemede dinlenmesini talep ettiklerini, şifrelerin alınmasındaki bir diğer amacın ise; yapılan plan dahilinde müvekkilinin Vietnam'daki müşterisi olan ... firmasının müvekkilinin web sitesine entegre olması olduğunu, ... firmasının web adresine tıkladığında doğrudan müvekkilinin web sitesine bağlanıldığını, bu durum ile ilgili olarak ayrıca ...'un davalı ... ... Ltd. Şti. firmasını kullanarak halihazırda da ... firmasına müvekkiline ait ... markasına ait belgeleri kullanarak mal verdiğini ve müvekkilinin halen maddi ve manevi olarak markası üzerinden zarara uğratıldığını, yine 2017 yılında müvekkilinin müşterisi olan ... firmasının, 2018 Mayıs ayında nedensiz bir şekilde alımlarını durdurduğunu, fakat firmaya ait sosyal medya ve web sitesinde sürekli ... ürünlerinin yetkili satıcısı olduklarına dair beyanlarda bulunduklarını, müvekkilinin daha sonrasında öğrenmiş olduğu üzere bu durumun ...'un bu firmaya ... markasını haksız bir şekilde ve tecavüz durumunu yaratacak bir biçimde sahte mallar vermiş olmasından kaynaklandığını öğrendiğini, ..., müvekkilinin kanser hastalığının tedavisi için şehir dışında olmasından yararlanarak, müvekkiline ait iş yerini ve belgelerini kullandığını, müvekkilinin bilgisi dışında işlemler yaptığını, bu hali ile tüm ön eylemleri gerçekleştirdiğini, gelecekte ... markasının kendisine ait olduğu izlenimi ile sattığı sahte mallar için zemin oluşturma çabalarına giriştiğini, 2018 Aralık ayı içerisinde ...'un ... markasına dair tescil başvurusunda bulunduğunu, bu durumdan haberdar olan müvekkilinin ...'un başvurusuna itiraz ettiğini, ...'un, davalı şirketi kurmadan daha öncesinde dahi müvekkilinin firmasında sigortalı olarak çalıştığı dönemlerde de müvekkilinin sözleşme yaptığı müşterilerine yine müvekkiline ait olan ve müvekkilinin yurt dışından aldığı test/yeterlilik belge ve evraklarını kullanarak mal satmış olup burada müvekkilinin uzun uğraşlar sonucu yaratmış olduğu marka güvenilirliği ve itibarı kullanılarak haksız kazanç elde edilmek istendiğini, bunun en büyük örneğinin ise daha Ticaret Sicile tescili yapılmamış, ortada bulunmayan davalı şirket adına ... firmasına ... yetkilisi olarak belge almış olması ve sunmuş oldukları test belgesi olup, bunun yanı sıra müvekkilinin müşterilerinden ... firmasına davalı firma yolu ile ... ... Ltd. Şti olarak müvekkilinin yurt dışından almış olduğu yeterlilik belgesi ve CE belgeleri ile de mal sattığını, müvekkili tarafından Bornova 3. Noterliğinin 28/01/2021 tarihli ihtarnamesi ile hem ...'nin hem de söz konusu şirketin yetkilisi olan ...'un muhatap olduğu eylemlerin sonlandırılması adına bir ihtarname gönderildiğini, 3 ayrı seferde de adreste herhangi bir şekilde muhatapların bulunmaması sebebiyle ihtarların geri döndüğünü, bu duruma ilişkin olarak Bornova 3. Noterliğine müzekkere yazılarak bilgi alınmasını talep ettiklerini, ... firmasının 2018 Mayıs ayından itibaren müvekkiline ait markayı haksız bir şekilde ürettiği ...lerin üzerinde kullanan davalı şirketten ürün almaya başladığını, müvekkiline ait markanın daha öncesinde müvekkilinin çabaları ile Hindistan pazarında edinmiş olduğu itibarla davalı şirketin haksız eylemleri ile müvekkilini 60.000,00 USD zarara uğrattığının yapılan hesaplamalarda görüldüğünü, yine müvekkilinin Vietnam'da bulanan ... adlı firmaya yıllık olarak en az ortalama 80.000,00 USD satışı bulunmakta iken 2019 Mayıs tarihinden itibaren kullanılan yöntemler ile davalı şirketin yetkilisi olan ...'un müvekkilini 80.000,00 USD zarara uğrattığının yapılan hesaplamalarda görüldüğünü, müvekkili adına tescilli olan ... markasının haksız ve izinsiz bir şekilde kullanılarak sanki bu mallar ... markasına aitmiş gibi gösterilerek davalı şirket tarafından yurt dışında bulunan şirketlere satıldığını, bu şekilde müvekkilinin satış yapmasının engellendiğini, müvekkilinin büyük bir ticari zarara uğradığını, hem Vietnam'a hem de Hindistan'a ne kadar satış yapıldığı ve ne kadar davalının haksız fiilleri nedeniyle zarara uğradığının ise eskiye ait satışları gösterir muhasebe defterleri, gümrük kayıtları, banka hesap hareketleri vb. kayıtların bilirkişi incelemesi ile de ortaya çıkacağını, ekonomik zarar yapılacak olan incelemeler sonucunda kesin olarak belirlenebileceği için, şimdilik 10.000,00 TL zarar tazmin talebinde bulunduklarını belirterek, davalının müvekkiline ait olan marka üzerindeki tecavüzünün durdurulmasına, tecavüzünün sona erdirilmesine, ... markasının hem üretim hem de marka adının kullanılması ile açık bir şekilde marka hakkı üzerinde tecavüzü oluşturan şirket ünvanı nedeniyle davalı şirketin ticaret sicilinden terkinine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın zararın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki dava zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açıldığından reddi gerektiğini, ayrıca taraflar arasındaki tek dava da olmadığını, çeşitli davalar, savcılık şikayetleri vs. mevcut olup karşı tarafça kötü niyetli olarak müvekkilinin zora sokulmak istendiğini, aslen \"...\" isminin müvekkilinin bulduğu bir isim olduğunu, davacı ...'ın aktif ... sistemleri işinden hiç anlamayan birisi iken, ... ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin sahibi müvekkili ...'un 1992 yılından beri sektörden kazandıklarıyla hayatını idame ettirdiğini, 2015 yılında ... ismi ile sektöre girilirken Kosgeb desteği alabildiği için resmi işlemlerin ... adına yapıldığını, üretimin ise tamamen müvekkili ... tarafından yapıldığını, 2015 yılındaki bazı whatsapp yazışmalarını sunduklarını, bunlardan ... isminin logolarını müvekkilinin tasarlattığı, ihracat için hangi ülkelerden hangi belgelerin alınacağının müvekkili tarafından bilindiğinin açık ve net anlaşıldığını, ...'ın ... sistemlerinin p'sinden anlamadığını, müvekkiline sermaye sağlama taahhüdü verildiğini, müvekkili tarafından da yurt dışında müşteri kontağı kurulduğunu, müvekkili sayesinde iş yapılmaya başlandığını, müvekkili tarafından bulunan müşteriler sayesinde piyasada yer edinilmeye çalışıldığını, yoktan var ettiği marka için çalışmayı sürdürdüğünü, ancak yıllardır emek verdiği işinde davacı tarafça çırak çıkarıldığını, davacı tarafın müvekkili hakkında şikayetlerde bulunduğunu, ancak tamamında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini ve bu kararların kesinleştiğini (İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/92458 Soruşturma, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 2020/132511 Soruşturma, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 2021/47334 Soruşturma), davacı tarafın tıpkı şikayet dilekçelerinde olduğu gibi huzurdaki dava dilekçesinde de somut hiçbir veri sunmadığını, iddiasını somutlaştırma yükünü yerine getirmediğini, davacıya dava dilekçesindeki zarar iddiasının ve müvekkili şirketle illiyet bağının açıklatılmasını talep ettiklerini, dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu sosyal medya paylaşımlarının müvekkili şirket yetkilisi ...'un davacı yanında sigortalı gözüktüğü dönemde yapıldığını, ... esasen davacı adına gözüken işletmede ... ile şirket ortağı olduğundan marka üzerinde kullanım hakkı bulunduğunu, ayrıca o tarihte markanın davacı adına da tescilli bulunmadığı dikkate alındığında marka tecavüzü oluşmayacağının aşikar olduğunu, haksız fiil sorumluluğunda kural olarak kusuru ve zararı ispat yükünün tazminat talep edende olduğunu, ... markasının önceye dayalı kullanım hakkının müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin aslında şirketin ortağı olduğunu, ancak işletme ... adına açılmak zorunda kalındığından sigorta olarak gösterildiğini, müvekkili şirketin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre 06/03/2019 tarihinde kurulmuş bir şirket olduğunu, davacı tarafından ... ... adıyla Türk Patent Kurumu'na müvekkili şirket kurulduktan sonra 27/04/2019 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, bu başvurunun 26/12/2019 tarihinde tescil edildiğini, 31/01/2020 tarihinde ise marka bülteninde yayınlandığını, davacı tarafın müvekkili şirketin ticaret sicilden terkini talebinin yasal zemini bulunmadığını, bu nedenle bu haksız talebin de reddini talep ettiklerini, davacı adına şahıs şirketinin kuruluşundan ... adının bulunmasına, ürünler için CE belgesi alınmasına, ürün tanıtımı, güvenilirliği ve fiyatına kadar tüm çalışmaların müvekkili şirketin yetkilisi ... tarafından yapıldığını ve nihayetinde 2017 yılının Haziran ayında Hindistan ve Vietnam'daki müşterilere ürün satışının müvekkili şirket yetkilisi ... tarafından yapıldığını, şimdi davacı tarafın müşteri kaybını müvekkili şirkete yüklemeye çalıştığını, onca şikayet neticesinde hiçbir dosyada marka tecavüzü olduğu tespitinin yapılmadığını, yerinde arama dahi yapıldığını, ancak üzerinde ... yazılı hiçbir ürün bulunamadığını, müvekkili şirketin şirket ünvanını markasal olarak kullandığı yönünde hiçbir somut verinin mevcut olmadığını, markasal olarak kullanılmayan şirket ünvanının tek başına marka hakkına tecavüz oluşturmadığının izahtan vareste olduğunu, bu nedenle davacının tazminat isteminin de yersiz olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"....SMK uyarınca marka sahibinin 3. kişilerin markasal kullanımını engelleme hakkı bulunduğu gibi SMK 7/3-e bendine göre, tescilli bir markayı oluşturan işaretin ticaret ünvanı ya da işletme adı olarak başkaları tarafından kullanılması halinde, marka sahibinin bu kullanımları yasaklama hakkına da sahip olduğu, bu hükmün, marka sahibine, marka işaretinin tescilli bir ticaret ünvanı ve işletme adında kullanılması halinde de yasaklama yetkisi vermekle birlikte söz konusu hükmü tüm ticaret ünvanı kullanımlarını kapsayacak şekilde geniş yorumlamanın mümkün olmadığı, bu nedenle tescilli ticaret ünvanının kullanımının yasaklanabilmesi için kullanımın markanın fonksiyonlarına zarar vermesi veya kullanım sonucunda haksız bir yararlanmanın söz konusu olması gerektiği, dosyada toplanan deliller ve bilirkişi raporunda ayıntıları bahsettiği üzere davacının iddialarını ispata yarar net, somut ve yeterli delilleri dosyaya sunmadığı, mevcut delil durumu itibari ile davacının iddialarının yerinde olmadığı anlaşılmakla; DAVANIN REDDİNE....\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından, \"...İzmir Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin öncelikli olarak dava dilekçeleri ekinde yer alan delillerini hem toplamadığını hem de dava dilekçesi ekinde sunulan çeşitli delillerini de dikkate almadığını, davanın, bilirkişi raporunun tekrarı niteliğinde olup herhangi bir hukuki inceleme yapılmadan doğrudan usul ve eksiklikleri barındıracak şekilde herhangi bir gerekçe belirtilmeden reddedilmiş olup istinaf edilmesi zorunluluğunun doğduğunu, davalı şirketin ve şirket yetkilisi ...'un müvekkilini zarara uğratan eylemleri hakkındaki açıklamalarının dikkate alınmadığını, müvekkilinin 2014 yılında kendi işini kurmak amacıyla KOSGEB girişimcilik belgesi aldığını, müvekkili tarafından ... işine girmenin uygun olacağının düşünüldüğünü ve şahıs şirketi kurularak işe başlanıldığını, müvekkilinin ...'u da şahıs şirketi olan ... ... ... isimli şirket kurulduğu dönemde tanıdığını ve müvekkilinin ...'u kurduğu bu şahıs şirketi içerisinde personel olarak istihdam ettiğini, müvekkilinin müşteri bulmak konusunda ... ve ... web siteleri üzerinde profiller ve hesaplar oluşturduğunu, açılan web sayfalarının şifrelerinin ise ...'un isteği üzerine kendisine verildiğini, daha sonra öğrenildiği üzere ...'un bu web sayfalarına ait şifrelerini değiştirerek kendi kullanmaya başlamış olup ... hesabında da 'daha fazla bilgi' kısmına tıklanıldığında müvekkiline ait şirketin web sitesine yönlendirme yapıldığını, bunun asıl nedenin de ...'un müvekkilinin müşterilerine gönderdiği beyanlarda ... markasının sahibi olduğunu söyleyerek yalan beyanlarda bulunması ve bunu da müvekkilinin web sitesiyle bağlantı kurarak onaylamaya çalışması olduğunu, müvekkiline ait şirket adına ... firmasınca yaptırılan web sitesi ile mail adreslerinin alımı aşamasında ... firmasının sahibi ... ile ...'un birçok kez görüştüğünü, ... işten ayrıldığı zaman ...'yi arayarak KOSGEB'den destek alınacağı bahanesi ile mail adresleri ve web sitesinin şifrelerini aldığını, ...'nin tüm dava konuları ile ilgili tanık olarak mahkemece dinlenilmesinin talep edildiğini, ancak mahkemece bunun dikkate alınmamış olup karara dahi bağlanmadığını, şifrelerin alınmasındaki bir diğer amacın ise müvekkilinin Vietnam'daki müşterisi olan ... firmasının web adresine tıkladığında doğrudan müvekkilinin web sitesine bağlanılması olduğunu, burada müvekkilinin uzun uğraşlar sonucu yaratmış olduğu marka güvenilirliği ve itibarı kullanılarak haksız kazanç elde edilmek istendiğini, bunun en büyük örneğinin ise müvekkiline ait marka üzerine tecavüz yaratarak ... ... firmasına ... yetkilisi olarak belge almış olması ve mahkemeye dilekçe ekinde sunmuş oldukları test belgesi olduğunu, belgeleri hazırlayan Orta Doğu Teknik Üniversitesi de dahil olmak üzere belgelerin verilmesinde rol oynayan ... Ltd. Şti firmasını da aldatmış olduğunu, ...'un müvekkilinin müşterilerinden ... firmasına davalı firma yoluyla ... ... Ltd. Şti. olarak müvekkilinin yurt dışından almış olduğu yeterlilik belgesi ve CE belgeleri ile de mal sattığını, 28/01/2021 tarihli eylemlerin sonlandırılması adına bir ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin 3 ayrı kez gönderildiğini, 3 seferde de adreste herhangi bir şekilde muhatap bulunmaması sebebiyle geri döndüğünü, bu duruma ilişkin olarak Bornova 3. Noterliğine müzekkere yazılarak bilgi alınmasının talep edildiğini ancak mahkemece herhangi bir delil toplanmadığını, dava dilekçesinde ve delil listesinde sunulan delillerin dikkate alınmadığını, birçok delilin de taleplerine rağmen toplanmadığını, tanıklarına dair tüm isim ve bilgilerin verildiğini, ancak dinlenmediğini, tanıklarının dinlenmesi davanın ispatı yönünden büyük önem taşımakta olup mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeksizin dinlenmediğini, noter bilgileri ile ilgili olarak delillerinin de toplanmadığını, mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun 8.sayfasında belirtilen ve delil olarak sunulan bir kısım belgelerinin Türkçe olmadığı belirtilerek incelemeye alınmamış olup bu hususta mahkemece belgelerin tercümesi konusunda bir karar verilmediğini, bu belgelerinin hiç dikkate alınmadığını, mahkemenin bu incelemeleri yapmadığı gibi, bu hususta bilirkişi raporunun yabancı dilde olan delillerinin incelenmediğini belirten kısmını da gerekçeli kararda belirttiğini, HMK'nın 145.maddesi kapsamında sonradan ortaya çıkan ve sundukları delillerin dikkate alınmadığını, HMK'nın 145.maddesi kapsamında daha öncesinde ulaşmalarının mümkün olmadığı ve bu sebeple de hiçbir kusurları olmadan dava dosyasına sunulamayan bilgi ve belgelerin müvekkili tarafından, müvekkilinin ... markası için ayrıca yapmış olduğu başvuruya itiraz eden davalı yetkilisince yapılan itirazda davalılarca itiraz olarak sunulması üzerine öğrenildiğini, bu nedenle de bu bilgi ve belgeleri de bilirkişi raporuna beyan dilekçeleri ekinde sunduklarını ve yeniden bilirkişi raporu alınarak yeniden değerlendirilmesinin istendiğini, ancak mahkemece bu taleplerinin ara kararla sadece HMK'nın 145.maddesi unsurlarını taşımadığı şeklinde soyut, hukuka dayalı olmayan bir ara kararla reddedildiğini, oysa bu delillerin davanın seyrini ve sonucunu etkileyebilecek çok önemli deliller olup davalının dava dilekçelerindeki iddialarını kabul ve ikrarı niteliğinde olduğunu, mahkemenin bu delillerin önceden toplanabilecek ve sunulabilecek deliller olduğunu kabul etmesinin HMK'nın 145.maddesi kapsamına aykırı düştüğünü, müvekkili üzerine tescilli davaya konu ... markasının davalı şirket ünvanında kullanılmasına mahkemenin işbu davayı reddi ile izin verildiği gibi bir izlenim yaratıldığını, davanın yasaya ve usule aykırı reddi ile tazminat istemlerinin de dikkate alınmadığını, tüm itirazlarına rağmen yeni bir bilirkişi raporu alınmadığını ve tazminat istemleri hakkında hiçbir inceleme yapılmadan gerekçesiz bir şekilde davanın reddine karar verildiğini, davalı şirketin haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırı eylem ve davranışları ile uzun bir süreden beri müvekkiline ait olan ... markasının pazarda yaratmış olduğu güven ve itibarı kullanarak sahte mal üretimi ile yine aynı şekilde marka üzerine tecavüzde bulunulduğunu, yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılması talepleri doğrultusunda bir karar verilmesini talep ettiklerini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i, maddi tazminat ve ticaret ünvanının terkini istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı taraf, bir süre önce kendi şahıs işletmesinde istihdam ettiği ...'un, kendisi ile çalıştığı süreçte ve sonrasında davalı şirketi kurarak, \"...\" markasına tecavüz teşkil eden ve haksız menfaat sağlayacak birtakım iş ve işlemlere giriştiğini, müvekkilinin müşterileri ile müvekkiline ait markayı kullanmak suretiyle fason mal üretimi yaptığını, yine ticaret ünvanı suretiyle de  müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise, esasen davacı tarafın işçisi konumunda olmayıp, birtakım devlet gelir desteklerinden faydalanılabilmesi amacıyla davacının kağıt üzerinde işletme sahibi gösterildiğini, gerçekte kendisinin de ortak olup davaya konu markayı bulan kişinin de kendisi olduğunu, buna dair taraflar arasındaki ceza dosyalarında tanıkların dinlendiğini ve takipsizlik kararları verildiği, marka üzerinde müşterek kullanım hakkı olduğunu, tecavüz teşkil eden bir kullanımının da olmadığını beyanla, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.<br>Mahkemece mali müşavir ve marka uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınarak hüküm tesis edilmiş ise de, alınan bilirkişi raporunun yeterli incelemeye dayanmadığı, birtakım delillerin mesnetsiz gerekçelerle inceleme dışı bırakıldığının görüldüğü, davacı tarafça ayrıntılı ve gerekçeli olarak itirazda bulunulduğu halde itirazları karşılayacak surette yeni bir heyetten rapor alınmadığı, delil dilekçelerinde belirtilen tüm delillerin toplanıp değerlendirilmediği görülmüştür. Buna göre; davacı tarafça dava dilekçesinde sunulu sosyal medya görselleri şeklinde deliller olduğu, bir kısmının yabancı dilde olduğu, bilirkişi raporunda bu belgeler bakımından tercüme evrakları sunulmadığından bir değerlendirme yapılmadığının belirtildiği, mahkemece tercüme evraklarının sunumu konusunda herhangi bir ara karar tesis edilmeksizin sunulan deliller inceleme dışı bırakılarak  eksik inceleme ile hüküm tesis edildiği, yine davacı delillerinde muhasebe kayıtları-bilirkişi-yemin-tanık da olduğu halde, taraf defter ve kayıtlarının incelenmediği, davalının fiilen davacı markasına tecavüz teşkil edecek şekilde ürün/mal ticari faaliyeti bulunup bulunmadığına dair hiçbir inceleme yapılmadığı gibi, davacı tarafça açıkça ismen belirtilen yurtdışı şirketlere davalının, davacı markasını taşıyan ürünlerin satışını yapıp yapmadığına dair davalı tarafın hiçbir ticari kayıt ve defterlerinin ele alınmadığı, davacının sunduğu gümrük belgelerinin irdelenmediği, birtakım belgelerin tecavüz teşkil edecek zaman diliminde olduğu saptanmasına rağmen bu belgelerin davalıya mı yoksa davacıya mı ait olduğunun anlaşılamadığı gerekçesiyle değerlendirme dışı tutulduğu, oysa davacı delillerinde \"yemin\" delili de bulunduğu gözetilerek, aidiyeti tespit edilemeyen bu deliller bakımından yukarıda açıklanan tüm araştırmalar yapılıp rapor alınması akabindeki oluşacak ispat durumuna göre,  davacı tarafa bu belgelerin aidiyetiyle sınırlı olarak yemin teklif hakkı da hatırlatılması gerekmekte olup, mahkemece öncelikle yapılması gereken iş; davacı taraf itirazları da dikkate alınarak yabancı dildeki evrakların tercümeli onaylı suretlerinin sunulması için ara karar tesis edilip, akabinde tarafların defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi de yapılmak ve tanıklar da dinlenmek suretiyle, -davalı tarafın \"marka üzerindeki müşterek hak sahipliği savunması da irdelenerek- içinde farklı bir marka uzmanı ve mali müşavir bulunan yeni bir heyete sektör bilirkişi de dahil edilerek, davalının mal ticaretinde markaya tecavüzü olup olmadığının tespitinin yanısıra, bu hususta ticari ünvanına dair de değerlendirme yapılarak rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesis edilmesinden ibarettir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının ESASTAN KABULÜNE; İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/58 Esas - 2022/17 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  11/12/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"70789a8843c32d01","SID":"0957b1075c9be32d"}}