{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1710 <br>KARAR NO:2024/1976<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>TARİHİ:22/06/2021<br>NUMARASI:2020/156 E. -  2021/290 K.<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait emtianın İzmir'den Fas'ın Kazablanka şehrine denizyolu ile taşınması işini gerçekleştirdiğini, davacının bu hizmeti karşılığında davalıya 2407102 numaralı, 02.01.2019 tarihli, 1.576 USD bedelli fatura  düzenlediğini,  davalının davacının yerine getirdiği bu taşıma hizmetinden kaynaklanan bedeli ödemediğini, taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden doğan bedeli gösterir faturalar ve konşimentoların davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafından faturalara yasal süre içerisinde itiraz edilmediğini, ödeme yapılmadığını, davacının denizyolu ile taşınması işini üstlendiğini,  üstlendiği taşıma işini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, alacağın sözleşmeden kaynaklandığını, alacaklının yerleşim yeri icra dairelerinin yetkili olduğunu, alacağın tahsili için davalı aleyhine ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, inden icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe haksız olarak itiraz edildiğini, takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın  iptali ile takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilin yerleşim yerinin Isparta olduğunu, davanın Isparta mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davalının dava dilekçesinde belirtilmiş olan ilişkiden borcunun bulunmadığını, faturanın tek başına bir tarafın alacaklı olduğunu ispatlayamayacağını,  ispat yükünün davacıda olduğunu, davasını ispatlayamadığını savunarak, davanın reddi ile % 20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda özetle;Davacı ... Ltd. Şti. ile davalı ... Ltd. Şti. arasında geçerli bir navlun sözleşmesinin vaki olduğu, ilgili sözleşme uyarınca, davacının Taşıma İşleri Komisyoncusu (Akdi Taşıyan) olarak hareket ettiği ve dava konusu navlunun alacaklısı olduğu, davalının \"Taşıtan\" sıfatına haiz olduğu ve ilgili navlunun borçlusu olduğu, davacının 20.06.2019 takip tarihini itibariyle 1.576 USD karşılığı ...B knin döviz kuru (1 USD = 5.7311 TL) karşılığı olan 9.032,21 TL alacaklı olduğunun kabul edilebileceği belirtilmiştir.Dava konusunun  davacı tarafın davalı için ifa ettiği taşıma nedeniyle alacağı bulunup bulunmadığı, mahkememizin ve icra dairesinin yetkili olup olmadığı hususları olduğu anlaşılmıştır.<br>Alacaklı davacı .... Şti. tarafından borçlu ... Şti aleyhinde K.... sayılı dosyasıyla 20.06.2019 tarihinde başlatılan İcra takibinde borçluya gönderilen Ödeme emri ile; 1.576,00 USD tutarındaki toplam alacağın, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yıllık %3 oranında ve değişen oranlarda işleyecek ...B'sına uygulanacağı bildirilen en yüksek ınevduat faizi (fiili ödeme günündeki döviz: alış kuru üzerinden) ile tahsilini, icra masrafları ve vekalet ücreti ile birlikte olmak üzere BK. 1001 e göre ödenmesini talep etmiştir. Ödeme emri borçluya 22.06.2019 tarihinde tebliğ edildiği davalının borca itiraz dilekçesinden görülmüştür. Borçlu vekili tarafından 24,06,2010 tarihinde, ... vermiş olduğu itiraz dilekçesinde; hukuka aykırı bu takip için borca, faize, yetkiye ve ferilerine itiraz ettiklerini, yetkili icra dairelerinin İsparta İcra Daireleri olduğuna itiraz etmiş ve icra takibi durmuştur.<br>Her ne kadar davalı vekilince mahkememizin ve icra dairesinin yetkisine yönelik itirazda bulunulmuş ise de navlun sözleşmesinin var olduğu,  para borçlarının TBK madde 89 uyarınca götürülecek borçlardan olması,  davacının ikametgahının İstanbul olması nedeniyle davalının yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.Dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş olup, dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler  mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bilirkişi raporu karara esas alınarak hüküm tesis edilmiştir.Tarafların iddia ve savunmaları, sunulan delillerden anlaşıldığı üzere davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlığın, Dava dışı... isimli firmaya gönderilen emtia için, Davalı ...Şti tarafından, davaya konu olan ve davacı ... Ltd.Şti aracılığıyla gerçekleştirilen taşımadan kaynaklı navlun alacağına ilişkin olduğu, bu konuda davacı tarafça fatura tanzim edildiği, davalı yanca faturaya itiraz edilmemesine karşın, fatura alacağına ilişkin icra takibine itiraz edildiği, bunun üzerine davacı tarafından işbu itirazın iptali davasının ikame edildiği görülmüş ve böylece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde, Türk Ticaret Kanunu'nun taşıma sözleşmesine ilişkin hükümlerin öncelikle esas alınması gerektiği anlaşılmıştır.Deniz yolu ile yük taşıma, navlun sözleşmesi çerçevesinde gerçekleşir. Bu sözleşme doğrultusunda taşıyan, deniz yolu ile yük taşıma taahhüdünde bulunurken karşılığında taşıtan tarafında belirlenen navlun ücretinin ödenmesi taahhüdü verilir. Navlun, taşıyan tarafından eşyanın yükleme limanından tahliye limanına kadar taşınması hizmeti karşılığında talep edilen taşıma bedeli olan ücrete verilen isimdir, TTK m. 1193 vd. hükümlerine göre, navlun ödemesini isteme hakkı taşıyana aittir.Navlun sözleşmesi için herhangi bir şekil şartı aranmaz. Tarafların esas unsurlar üzerinde anlaşmaları yeterlidir. Taraflar arasında yaygın olarak yazılı şekilde yapılmakla birlikte, karşılıklı olarak fax, teleks, mektup, ve e-mail olarak onay alınması ilede gerçekleşmektedir. Bu bakımdan dosyada mevcut mail yazışmaları da taraflar arasında kurulmuş bir taşıma sözleşmesi bulunduğunun kabulü için yeterlidir. Navlun sözleşmesinin taraflarca düzenlenmediği durumlarda, konşimentonun varlığı aranır ki, konşimento TTK m, 1228/1dekı ifadesiyle bir taşıma sözleşmesinin varlığını ispatlayan senettir. Keza 1238/1 uyarınca konşimentoyu taşıyan sıfatıyla imzalayan veya konşimento kendi ad ve hesabına imzalanan kişi, taşıyan sayılmaktadır.Bunun yanında, taşıma sözleşmesi, taşıma işleri komisyoncuları aracılığıyla yapılmasına sıkça rastlanan bir sözleşme türüdür. Taşıma işleri komisyoncusu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunumun 917 İla 930 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Taşıma işleri komisyoncusu (freight forwarder), ithalat ve ihracat yapan firmalara aracılık eden, malların bir yerden başka bir yere taşınmasını ve teslim edilmesini sağlayan vc bu hizmet karşılığında komisyon alan firmalardır. TTK m. 917 f. 1 uyarınca \"Taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesi ile komisyoncu eşya taşımayı üstlenir. Bu sözleşme ile gönderen, kararlaştırılan ücreti ödeme borcu altına girer\".Sözleşmenin diğer tarafında yer alan ve TTK' da gönderen olarak ifade edilen taraf ise, eşyanın taşınması için komisyoncuyu vekil tayin eden ve sözleşmelerde kararlaştırılan ücreti ödeme borcu altına giren kişi olarak tanımlanır. Bu durumda, iki farklı konşimento bulunabilir. Bunlardan biri ana konşimento, diğeri ise ara konşimentodur, Konteyner taşımacılığında kullanılan ve fiili taşıyan veya acentaları tarafından düzenlenen konşimentolar ana konşimento (...); ... firmalar tarafından düzenlenen konşimentolar ise ara konşimento (house bill of lading) olarak adlandırılmaktadır. İş bu uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, taraflar arasındaki ilişki uyarınca tarafların sıfatı ve sorumluluklarını dosyadaki bilgi ve belgeler çerçevesinde genel olarak tespit etmek gerekecektir. Bu bağlamda, dosyada mevcut beyan ve belgelerden hareketle;  ... Limanı..., ... Limanı ... olan, brüt ağırlıgı 26.321.840 Kg olan emtianın taşınmasına ilişkin ... nolu Ara Konişmentoya göre: Davacı ... Ltd. Şti. taşıyan (akdi taşıyan - tabıma işleri komisyoncusu), Davalı .... Şti. Gönderen, Dava dışı ... ise gönderilendir.Yükleme Limanı ...,  Boşaltma Limanı ... olan, brüt ağırlığı 26.321.840 Kg olan emtianın taşınmasına ilişkin ... nolu Ana Konşimentoya göre: Davacı ... Ltd. Şti. yükleten, ... gönderilen, Dava dışı ...Linç ise taşıyan (fiili taşıyan) dır.Bu  çerçevede dosyada sunulan belgeler değerlendirildiğinde, TTK m. 1138 anlamında navlun sözleşmesinin, Davacı taşıyan ....Şti ile davalı taşıtan ....Şti arasında kurulduğu tesbit olunmuştur.<br>Davacı tarafça taşıma hizmeti karşılığında navlun faturası kesilmiş ve kesilen faturalara davalı tarafından itiraz edildiğine dair kayıt ve belgede dosyada bulunmamaktadır. Bu durumda, yapılan açıklamalar ile dosya muhteviyatından, taraflar arasında fatura içeriğine karşılık gelen bir navlun ücreti alacağının varlığını kabul etmek mümkün hale gelmiştir. Öyle ki; Yargıtayda çeşitli kararlarında navlun faturası düzenlenmiş olması hâlinde, faturayı düzenleyenin TTK m. 921 uyarınca, fiili olarak taşıma işlemini gerçekleştirmemiş olsa dahi, akdi olarak taşıyan sayılacağına hükmetmiştir. Bu durumda ise, Davacı ... Ltd.Şli (akdi taşıyan) 'nin, navlun ödemesini istemeye hak kazandığının kabulü gerekmektedir.Bunun yanında, tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre davacının, davalıdan 20.06.2019 takip tarihi itibariyle 1.576 USD alacaklı olduğunun tespit edilebildiği,  Türk Ticaret Yasasının 21/2 maddesi hükmünde bulunan \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışla bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" düzenlemesi gereği, davalının icra takibine itiraz etmesinin takibi durdurma gücüne haiz olmasına karşın, fatura içeriğine itiraz edildiğine dair dosyaya herhangi bir kayıt sunulamaması karşısında davacının, dosyaya konu fatura alacağını talep etme hakkına sahip olduğunu kabul etmek gerekir.Tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamındaki tüm deliller, usul ve yasaya uygun alınmış bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı ... Ltd. Şti. ile davalı ... Şti. arasında geçerli bir navlun sözleşmesinin var olduğu ilgili sözleşme uyarınca, davacının taşıma işleri komisyoncusu (Akdi Taşıyan) olarak hareket ettiği ve dava konusu navlunun alacaklısı olduğu, davalının \"Taşıtan\" sıfatına haiz olduğu ve ilgili navlunun borçlusu olduğu, davacının 20.06.2019 takip tarihini itibariyle 1.576 USD karşılığı ...B' nin döviz kuru (1 USD = 5.7311 TL) karşılığı olan 9.032,21 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından ispatlanan, haklı ve yerinde davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>Davacı yanın icra inkar tazminatına ilişkin talebinin değerlendirilmesinde ise;  icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için  alacağın likit bir alacak niteliğinde olması gerekir. Genel bir kavram olarak, likit alacak tutarı belli, muayyen, bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır. Likit bir  alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek, miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yok ise likit bir alacaktan söz edilemez. (YHGK 17/10/2012gün 2012/9-838-715 sayılı İlam) Somut olayda, davalı tarafından tespit edilebilir bir alacak söz konusu olduğundan,  davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir...\" gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının ... sayılı dosyada yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına, asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 1.827,59 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının,  davalıya ait emtianın İzmir'den Fas'ın Kazablanka şehrine taşıma hizmeti sunduğunu, bu taşıma işinden kaynaklı faturadan dolayı alacaklı olduğundan bahisle ... sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, bu takibe, yetkiye, borca, ferlerine itiraz ettiklerini,   davacının taleplerinin  yerinde olmadığını, öncelikli olarak yetki itirazlarının kabulü gerektiğini, zira davacı tarafça yapılan takibin faturadan kaynaklı ilamsız icra takibi olduğunu, ilamsız icra takiplerinde yetkili icra dairesinin borçlunun yerleşim yerinin bulunduğu icra dairesi olduğunu,  İİK'daki genel yetki kurallarında HMK madde 5-19'daki yetki kurallarına atıf yapıldığını, bu kuralların ilamsız icra takiplerinde de kıyasen uygulandığını,  bu sebeple yetki itirazlarının reddinin hatalı olduğunu,  davacı ile müvekkili arasında akdedilmiş navlun sözleşmesi bulunmadığını,  mahkeme tarafından navlun sözleşmesi varmış gibi yargılamaya devam edilmesinin hatalı  olduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinşn 2017/8713 Esas, 2020/1330 Karar sayılı kararında,'' ... fatura tek başına alacağın varlığına delil olmadığı gibi davalının da söz konusu makbuzların altında imzası yoktur.Hemen belirtmek gerekir ki teslim hukuki bir işlem olup, ancak yazılı delille ispat edilebilir, bu hususta da delil bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. ... ''  denildiğini, mahkeme tarafından faturanın varlığından bahisle davanın kabulü kararı verilmesinin yerinde  olmadığını, icra inkar tazminatı talebinin kabulünün de hatalı olduğunu, alacağın yargılamayı gerektirir bir alacak olduğunu, kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davacı tarafından davalıya verilen deniz yoluyla taşıma hizmeti nedeniyle oluşan fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacının, davalıya ait malların deniz yoluyla taşınması işini üstlendiğini, edimini yerine getirmesine rağmen davacının düzenlediği fatura bedelini ödemediğini ileri sürmüş; davalı vekili ise, taraflar arasında sözleşme bulunmadığını, faturanın alacağı ispata yeterli olmadığını, mahkemenin ve icra dairesinin yetkili olmayıp davalının yerleşim yeri olan Isparta mahkemeleri  ve icra dairelerinin yetkili olduğunu savunmuştur.Dosya kapsamında fotokopisi bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 1.576,00 USD alacak yönünden 20.06.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 02.01.2019 düzenleme tarihli, 19.06.2019 faiz başlangıç tarihli ... no'lu 1.576,00 USD tutarında faturanın gösterildiği, davalı  tarafından borcun tamamına, Isparta icra dairelerinin yetkili olduğu belirtilerek yetkiye ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin denetlenmesi amacıyla mali müşavir ve taşıma uzmanından bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporu  ve dosyadaki bilgi ve belgelerden;  ... nolu ara konişmentoda,  yükleme limanının ..., boşaltma limanının ...,  taşıyıcının davacı,  yükletenin davalı,   gönderilenin dava dışı ... olarak yer aldığı, ... nolu ana konişmentoda, yükleme limanının ..., boşaltma limanının Kazablanka,  davacının yükleten,  dava dışı ...'nin gönderilen,  dava dışı...'ın ise taşıyan olarak yer aldığı, buna göre davacının akdi taşıyan olduğu anlaşılmaktadır.Davacı taraf, 02.11.2019 tarihli ve 1576 USD'lik taşıma hizmeti faturası düzenlemiş olup bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere faturanın davacının defterlerinde ve davalının defterlerinde  kayıtlı olduğu, davalı yanca faturaya itiraz edilmediği görülmüştür.Her ne kadar davalı vekili sözleşme ilişkisi bulunmadığını ileri sürmüş ise de; yukarıda yer verilen bilgi ve tespitlere göre davacının  akdi taşıyan, davalının taşıtan olduğu, taşıma hizmetine ilişkin  takip konusu faturanın davalı defterlerine kaydediliği ve herhangi bir itiraz ileri sürülmediği nazara alındığında taraflar arasında taşıma hizmetine ilişkin sözleşme bulunduğu anlaşıldığından  aksi yöndeki  istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalı vekili,  Isparta  mahkemelerinin yetkili olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Taraflar arasındaki alacak, yukarıda da  navlun sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Para alacakları bakımından İİK'nın 50.maddesi yollamasıyla HMK'nın 10 ve TBK'nın 89. maddesi uyarınca alacaklının yerleşim yeri icra dairesi ve mahkemesi yetkilidir. Dosyada bulunan fatura ve kayıtlardan davalı şirketin muamele merkezinin Başakşehir/İstanbul  olduğu, para alacakları yönünden alacaklının yerleşim yeri mahkemesinin ve icra dairesinin yetkili olması nedeniyle takibin doğru icra dairesinde başlatıldığı, davanın da yetkili mahkemede açıldığı anlaşılmıştır. Nitekim mahkemece de ön inceleme duruşmasında aynı gerekçe ile icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı reddetmiştir. Bu sebeplerle, aksi  yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmiş olup somut olayda, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının likit ve hesaplanabilir olduğu anlaşıldığından, mahkemece İİK'nın 67/2. maddesine göre icra inkar tazminatına karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 271,76 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.26.12.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"265463219c21a698","SID":"949f372e145726be"}}