{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1976 - 2024/1881<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1976 <br>KARAR NO\t: 2024/1881<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>KATİP\t\t: ...(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 11/09/2024 tarihli ara karar<br>NUMARASI\t: 2024/352 Esas <br><br>DAVACI \t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI\t: KAR PLASTİK VE BAKALİT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...<br><br><br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket <br>TALEP\t: İhtiyati Tedbir<br>DAVA TARİHİ\t: 06/05/2024<br>KARAR TARİHİ\t  : 19/12/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 19/12/2024<br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın, davalı Kar Plastik ve Bakalit Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin paylarının %20'sinin sahibi olduğunu, müvekkilinin işbu davayı açma hak ve yetkisi bulunduğunu, Kar Plastik A.Ş.'nin ortakları olan Aslanlı Metalurji ve Metal Ürünleri San. Tic. A.Ş. ile Rayko Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.'nin de ortakları ve yönetim kurulu üyelerinin, yine ... ile ... olduğunu, kısacası Kar Plastik A.Ş.'nin müvekkili ... dışındaki ortaklarının, -doğrudan veya dolaylı olarak- ... ile ... olduğunu, müvekkili ...'ın 09.11.2018 tarihli \"Anonim Şirket Hisse Satışı ve Ortakları Sözleşmesi\" ile bir kısmını asaleten bir kısmını vekaleten olmak üzere Kar Plastik A.Ş.'nin paylarının %80'ini ... ve ... ile bu ikisinin ortakları olduğu Rayko Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.'ye devrettiğini, akabinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde (TTSG) 13.02.2024 tarihli ilanla rüçhan hakkına ilişkin bildirimin yapıldığının görüldüğünü, alınan kararın, TTK’nın öngördüğü sermaye artırım usulüne aykırılık teşkil ettiğini, buna göre şirketin sermaye artırımında öncelikle iç kaynakların kullanılması gerektiğini, iç kaynakların, sermaye artırımında kullanılmadan dış kaynaklardan sermaye artırımı yapılmasının mümkün olmadığını, Kar Plastik A.Ş.’nin 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarına dair dağıtılmamış karlarının mevcut olduğunu, TK m. 456 ve 462 hükümleri bağlamında şirketin dağıtılmamış ve sermayeye eklenmeyen kârları varken doğrudan sermaye taahhüdü yoluyla (dış kaynaklardan) sermaye artırımı yapılmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, genel kurul gündeminde ve TTSG'de ki çağrı ilanında, sermaye artırımına ilişkin maddenin mevcut haline ve değiştirilmesi düşünülen yeni metnine yer verilmediğini, sermayeye ilave edilebilir iç kaynak olmadığına ilişkin ymm/smmm raporu alınmadığından işbu dava konusu  sermaye artışının hukuka aykırı olduğunu, ortaklar arasındaki 9.11.2018 tarihli anonim şirket hisse satışı ve ortakları sözleşmesine aykırı davranıldığını, sermaye artırımının şirket esas sözleşmesine, hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, bu sermaye artırımının tek amacının müvekkilinin pay oranının düşürülmesi olduğunu, dava konusu sermaye artırımının şirket esas sözleşmesine, hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, müvekkili dışında şirketin diğer ortaklarının doğrudan ve dolaylı olarak ... ve ... olduğunu, şirketin mevcut sermayesinin 3.300.00-TL'den 11.700.000,00-TL çıkarmalarının tek sebebinin müvekkilinin %20 olan pay oranının %10'un altına düşürülerek, azınlık pay haklarının kullanımının önüne geçmek olduğunu, müvekkili tarafından ortaklıktan kaynaklı haklarının kullanılması için ikame edilen dosyaların celbini talep ettiklerini bu sebeple; davalı şirketin 07.02.2024 tarihli genel kurul toplantısında, gündemin 4. maddesinde alınan kararın yoklukla malül olduğunun tespitine, bu talepleri kabul görmemesi halinde bu kararın batıl olduğunun tespitine, yoklukla malullük ya da butlan taleplerinin kabul görmemesi halinde ise alınan kararın tamamının iptaline, 07.02.2024 tarihli genel kurul toplantısı gündeminde alınan bu kararın (gündemin  4. maddesinde alınan sermaye artırımı) TTK m. 449 uyarınca yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, sermaye artırımına ilişkin genel kurulda huzurdaki davayı ikame edebilmesi için usulüne uygun beyan vermediğini ve muhalefet şerhinin tutanağa geçmediğini, davacının sermaye artırımı kararına karşı tutumunun kötü niyetli olduğunu, davalı müvekkili şirketin uzun yıllardır devam eden bir sermaye sorunu bulunduğunu, sermaye artırımının yapıldığı tarih itibariyle şirketin sermayesinin 100.000,00.-EURO civarında olduğunu, davalı müvekkili şirketin 2023 yılı cirosu 220.749.480,00.-TL, 2022 yılı cirosu 114.641.561,00.-TL, 2021 yılı cirosu 59.047.093,00.-TL, 2020 yılı cirosu 42.377.053,00.-TL olduğunu, bu ciroları yapan şirketin 3.300.000,00.TL sermaye ile faaliyetine devam etmesinin iç işleyiş açısından sorun yarattığı gibi müşteriler ve bankalar nezdinde de ciddi bir güven kaybı yaratacağını, davacının yönetim Kurulu Başkanı olduğu yıllarda yapılan genel kurulda davacının sermaye artırımı yapılmasının zorunlu olduğu hususunu diğer ortaklarına karşı ısrarla savunduğunu, davalı müvekkili şirkete ait kararın genel kurul defteri incelendiğinde bu hususun doğrulanacağını, sermaye artırımının yapılmamasının müvekkili şirketi bankalar, müşteriler nezdinde zor duruma düşüreceği gibi şirketin borca batıklığı ile ilgili de sorun yaratacağını, işbu sebeple sermaye artırım kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesinin şirketi telafisi mümkün olmayan zararlara düçar kılacağını, davacının iptal sebebi olarak ileri sürdüğü diğer hususların da gerçeğe aykırı, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu bu sebeple; davacı tarafın dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi talebinin reddine, davacının hukuka aykırı ve maddi dayanağı bulunmayan, haksız şekilde ikame ettiği davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davacı vekilinin genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması talebinin REDDİNE, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, Kar Plastik AŞ’nin sermayesinin %20’sini temsil eden paylarının sahibi olduğunu, ... ve ...'nun şirketin yönetim kurulu üyeleri olarak iş ve işlemler yaptığını, gündemin 4. maddesiyle alınan kararın hukuka aykırı olduğunu, sermaye artırımı kararının yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini, TTK m. 456 ve 462 uyarınca sermaye artırımı yapılabilmesi için iki ön şartın gereğinin yapılması gerektiğini, sermaye artırımında TK m. 457 gereği yönetim kurulu beyanının hazırlanmadığını, genel kurul gündeminde ve TTSG'de ki çağrı ilanında, sermaye artırımının ilişkin maddenin mevcut haline ve değiştirilmesi düşünülen yeni metnine yer verilmediğini, sermayeye ilave edilebilir iç kaynak olmadığına ilişkin YMM/SMMM raporu alınmadığından işbu dava konusu sermaye artışının hukuka aykırı olduğunu, ortaklar arasındaki 9.11.2018 tarihli anonim şirket hisse satışı ve ortakları sözleşmesine aykırı davranıldığını, sermaye artırımının şirket esas sözleşmesine, hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, bu sermaye artırımının tek amacının davacının pay oranının düşürülmesi olduğunu, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesinin mahkemeden talep edildiğini  ancak taleplerinin hukuka aykırı bir biçimde reddedildiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketi zor duruma sürüklemeye ve hissesini dilediği bedel ile almaya zorlamaya çalıştığını, sermaye artırım kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesinin şirketi müşteriler, tedarikçiler ve sair üçüncü şahıslar nezdinde telafisi mümkün olmayan zararlara düçar kılacağını, davacının iptal sebebi olarak ileri sürdüğü diğer hususların da gerçeğe aykırı olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli olduğunu, davacının bir diğer iptal sebebinin ortaklar arasında imzalanan 09.11.2018 tarihli sözleşmenin 7.maddesine aykırı olduğu iddiasındaki aykırı durumun olmadığının ortaya çıkacağını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/09/2024 tarihli ara karar, 2024/352 Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava şirket genel kurulunun iptali talebine ilişkindir.<br>Uyuşmazlık; ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı talep eden/davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Davacının davalı şirketin %20 payına sahip ortağı olduğu, davalı şirketin 07.02.2024 tarihli olağanüstü genel kurulunun 4 numaralı kararı ile şirket sermayesinin 3.300.000,00 TL’den 15.000.000,00 TL’ye yükseltilmesine dair şirket ana sözleşmesinin değiştirilmesine ve sermayenin dış kaynaklardan karşılanmasına dair karar alındığı, anılan karara davacının ret oyu kullandığı, muhalefetini tutanağa geçirttiği, anılan genel kurul kararının öncelikle sermayenin iç kaynaklardan karşılanması gerekirken 6102 sayılı yasanın 456 ve 462.maddelerine aykırı olduğu, yine anılan kararın davacının payının düşürülmesi amacıyla yapıldığından bahisle eldeki davanın açıldığı, dava sonuçlanana kadar dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği, mahkemece talebin reddine karar verildiği, karara karşı talep eden/davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>TTK'nın 449. maddesinde genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Hükümde mahkemeye takdir hakkı tanınmış olup, mahkemece durum ve şartların gerektirmesi halinde genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilebilecektir. Söz konusu karar tedbir mahiyetinde olacağından HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümleri uygulanacaktır. <br>6100 sayılı HMK.'nun 389-(2) maddesi; \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" <br>6100 sayılı HMK.'nun 390. maddesi; \"tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır\" hükmünü içermektedir.<br>Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri; ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında; yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.<br>Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak, ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkânı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.<br>Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.<br>Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim, o iddianın ağırlıklı ihtimâl olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.<br>Eldeki olayda; Davacı vekili, davalı şirketin 07.02.2024 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının emredici kanun hükümlerine, dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, öncelikle iç kaynaklardan karşılanması gerekirken, dış kaynaklardan karşılanması suretiyle sermaye arttırımına gidilerek bu hakkında ihlal edildiğini, bu sebeple alınan kararların yoklukla veya mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine, bunun mümkün olmaması halinde iptaline karar verilmesini ve tedbiren kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava konusu genel kurul toplantı tutanağı, davacı vekili tarafından sunulan belgeler ve mevcut delil durumuna göre davacının ileri sürdüğü iddiaların esası bakımından yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada oluşmadığı, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi bulunduğuna ilişkin de yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. <br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; talep eden/davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ihtiyati tedbir talep eden davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/12/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br>  ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a1f2e82aaa9a0e89","SID":"b79c4690da5c37a6"}}