{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2166 - 2024/1596<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/2166 <br>KARAR NO\t: 2024/1596 <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2019/497 Esas 2022/377 Karar<br><br>DAVACI\t <br>VEKİLİ\t <br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 12/12/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 26/12/2024<br>\t<br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27.03.2018 tarihinde, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası sigortalı ... plakalı aracın davacının yolcu olarak bulunduğu araç ile çarpışması sonucu davacının yaralandığını, malul kaldığını belirterek HMK’nın 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak şimdilik, 3,00 TL daimi işgöremezlik tazminatı, 3,00 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 2,00TL tedavi gideri, 2,00 TL bakıcı gideri alacağı olmak üzere şimdilik 10,00 TL maddi tazminatın, davalı yanın temerrüd tarihinden tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini geçici işgöremezlik tazminatı için 8.705,46 TL’ye, sürekli işgöremezlik tazminatı için 91.733,14 TL’ye, tedavi gideri için 4.185,45 TL’ye, bakıcı gideri için 2.029,50 TL’ye yükseltmiştir. <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu taleplerine ilişkin olarak dava açmadan önce 2918 sayılı kanunun 97. ve 99. Maddesi gereğince davacı şirkete yasaya uygun olarak başvuruda bulunmadığını, bu nedenle davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, 27.03.2018 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına karıştığı iddia olunan ... plakalı aracın “46552658” poliçe numarası ile davalı şirket tarafından zorunlu mali sorumluluk (Trafik) Sigortası kapsamında sigortalandığını, sigorta şirketi olarak sorumluluğun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olarak yalnızca davacının sürekli maluliyetine ilişkin olup davacının geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı gideri taleplerine karşı davalının her hangi bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün %75, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden Özürlülük Ölçütü ve Sınıflandırılması, Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının %8, tıbbi iyileşme süresinin 6 ay, bakıcı ihtiyacı süresinin 1 ay olduğunun mütalaa edildiği, davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararı, tedavi gideri ve bakıcı giderinin hesaplanması yönünden bilirkişi kurulundan rapor alındığı, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında resen hesaplama yapıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 22.933,29 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 2.176,37 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 507,38 TL bakıcı gideri tazminatı, 1.046,37 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 26.663,41 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aktüer bilirkişi tarafından hesaplanan tazminat miktarı üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kusur indirimi yapılarak hüküm kurulmasının doğru olmadığını, davacının maluliyetinin belirlenmesinde hatalı yönetmelik hükümlerinin uygulandığını, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyetin belirlenmesi gerektiğini, tazminat hesabında 2022 yılı asgari ücretinin esas alınması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinin dava tarihinden önce olduğunu, bu nedenle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadan davanın açıldığını, başvuruda eksik belgeler bulunduğunu, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, maluliyet yönünden adli tıp kurumundan rapor alınmadığını, aktüerya hesabında %1.8 teknik faiz yönteminin uygulanması gerektiğini, geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, SGK’nın sorumlu olduğunu, hükmedilen tazminatlara yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE\t<br>\t6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>\tDavacı vekili, davacının yolcu olarak bulunduğu araç ile davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın çarpışması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek daimi işgöremezlik tazminatı, geçici işgöremezlik tazminatı, tedavi gideri ve bakıcı gideri talep etmiştir.<br>\t1-Davalı sigorta şirketi, davacı tarafından davadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru olmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; Dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre dava açılmadan önce, davalının da kabulünde olduğu gibi davacı tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK'nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.<br>\t2- Karayolları Trafik Kanunun 85.maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına  sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.”  demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır. <br>\tBuna göre, zarar gören tazminatın tamamını dilediği takdirde zarar verenlerin hepsinden talep edebileceği gibi, bir kısmından veya sadece birinden de talep edebilir. Burada yasa koyucu zarar görene, tazminatın tamamının zarar verenlerden yalnız birine karşı ileri sürebilmesi imkanı sağlamıştır. Zarar verenlerden biri tazminatın tamamını ödediği takdirde borç ortadan kalkar dolayısıyla zarar gören öyle bir halde artık diğer zarar verenlerden tazminat talep edemez. Bu nedenle kusursuz zarar görenin zarardan sorumlu olanların birinden, bir kısmından ya da hepsinden zararın tamamını talep etmesi durumunda davalı zarar veren, tazminatın diğer zarar verenlerden talep edilmesi gerektiğini ya da kusuru kadar sorumlu olması gerektiğini ileri süremez.<br>\tSomut olayda,  dosya kapsamına göre  davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araç ile davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı  araç arasında çift taraflı kaza meydana geldiği, davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın sigorta poliçesine dayanılarak dava açıldığı,  anlaşılmıştır. Bu hale göre davacı, zararının karşılanmasını, kazanın meydana gelmesinde kusur oranlarına bakılmaksızın zarar sorumlularının birisinden veya tamamından müteselsilen talep edebilir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı sigorta şirketinin zararın tümünden sorumlu olduğu belirtilerek müteselsil sorumluluk esasına dayanarak talepte bulunmuştur. Bu durumda mahkemece, müteselsil sorumluluk hükümlerine göre davacının hesaplanan zararının davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesi gerekirken davalıya sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğu belirtilerek kusur oranına isabet eden miktardan sorumluluğuna hükmedilmesi isabetli olmamıştır. <br>\t3-Davacı vekili, sürekli işgöremezlik zararının hesabı yönünden hükme esas alınan aktüerya raporunda, davacının gelirinin düşük esas alındığını belirterek yapılan hesaplamaya itiraz etmiştir. <br>\tAsgari geçim indirimi (AGİ), ülkemizde 2008 yılından 2022 yılına kadar uygulanan vergi indirim sistemidir. AGİ asgari ücret üzerinde hesaplanan gelir vergisinden kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu aile içindeki fertleri için verilen bir indirimdir. AGİ, kişinin medeni haline ve ailesi içinde yer alan çocuk sayısına göre farklılık gösterir. Kişinin brüt maaşı üzerinden hesaplanan asgari geçim indirimi, ancak 16 yaşından büyük işçiler için uygulanır.Asgari geçim indirimi uygulaması ile işverenler çalışanların ücretleri üzerinden vergi oranını hesaplar ve vergi dairesine asgari geçim indirimi kadar daha az vergi öder. Gelir Vergisi Kanununun 32 maddesi 7349 Sayılı Kanunun 3.maddesi ile 22.12.2021 tarihinde yürürlükten kaldırılmış, böylece asgari geçim indirimi uygulamasına bu tarih itibarıyla son verilmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 27.01.2022 Günü Resmi Gazetede yayınladığı Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin 7. maddesinde “Yapılan düzenleme ile 01.01.2022 tarihinden itibaren 193 Sayılı Kanunun 32. maddesinde düzenlenmiş bulunan asgari geçim indirimi uygulanması kaldırıldığından bu tarihten itibaren yapılan ücret ödemelerinde asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır” denilerek 01.01.2022 tarihinden itibaren artık asgari ücret üzerinden gelir vergisi alınmayacağı, bu nedenle de Asgari Geçim İndirimi uygulamasına da son verildiği anlaşılmaktadır. <br>\tSomut olayda, mahkemece, davacının sürekli işgöremezlik zararının hesabı yönünden hükme esas alınan 21.01.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, davacının aylık gelirinin net asgari ücretin üzerinde olduğu ispat edilemediğinden aylık net asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiş olsa da;  bilinen dönem için 2022 yılı aylık asgari ücretin gelir vergisi istinası uygulanmış tutarı olan aylık 3.557,41 TL’yi esas alarak hesaplama yapıldığı görülmüştür. Bu durumda mahkemece, davacının sürekli işgöremezlik zararının hesabı yönünden bilinen dönemde 2022 yılı asgari ücretin gelir vergisi istinası dikkate alınmadan hesaplama yapılması için aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.<br>\t4-2918 sayılı KTK’nın 99/1. maddesi gereğince sigortacılar, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında belirtilen belgeleri sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Bu sürenin sonunda sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmaması halinde sigorta şirketinin temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Zarar gören tarafından yapılmış başvuru olmadığı durumda ise, sigortacının temerrüdü dava tarihi itibariyle gerçekleşir. <br>\tSomut olayda; davacının davadan önce davalı şirkete başvuru yaptığı ve davalı sigorta şirketi tarafından hasar dosyası açıldığı belirtildiğine göre KTK'nın 99/1. maddesi hükmü uyarınca davalının yapılan başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrası  temerrüde düştüğü, kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken tazminata dava tarihinden faiz uygulanması doğru olmadığı gibi davacı tarafca hükmedilen tazminata avans faiz uygulanması talep edildiğine göre davalı sigorta şirketine sigortalı aracın kullanım amacının hususi ya da ticari olup olmadığı belirlenmeden yasal faiz uygulanmış olması da doğru görülmemiştir.  <br>\tAçıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin  ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile;  HMK.nın 353/1-a-6 maddesi ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,<br>\tDavanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, <br>\t2-Kararın kaldırılma sebebine göre tarafların sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harcının talepleri halinde iadesine,<br>\t4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,<br>\t5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip<br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f0564fde14f6e618","SID":"c2ee87c7333596ec"}}