{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/505 <br>KARAR NO: 2024/1962<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/10/2021<br>NUMARASI: 2014/173 Esas - 2021/956 Karar<br>DAVA: Tazminat <br>Davacının maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davacı ile davalı ... AŞ vekili tarafından  istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; davacının davalı ...'ın yanında işe başladığını, davalı ...'ın, davacı adına optik işletmesi açacağını 3 ay sonra da bu işletmeyi eşi ...'a devredeceğini söylediğini, davalının müvekkiline şirketi kurdurduktan sonra birlikte davalı banka şube müdürünün yanına gittiklerini, burada müvekkiline iş yerine POS makinesi verilmesi için bir takım evrakları imzalaması gerektiğini söylediklerini ve davacıya bir takım belgeler imzalattıklarını, açılan iş yerini asıl olarak davalı ...'ın işlettiğini, davacının bir süre sonra bu iş yerinden ayrılarak başka bir optik firmasında çalışmaya başladığını, davacı bu firmada çalışırken maaşına İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasından haciz yazısı geldiğini, davacının icra ve haksız haciz baskısı altında kaldığını, çalıştığı iş yerine maaş haczi geldiğinden iş yerindeki kariyeri ve kişilik değerlerinin zedelendiğini, davacının yaşadığı bütün bu olumsuzluklarda davalı bankanın kusurunun bulunduğunu, davalı bankanın davacı adına rızası dışında çek defteri düzenlediğini ve bu çek defterini davalı ...'a teslim ettiğini, müvekkilinin bunun dışında ... İkitelli Şubesinden verilme ..., ..., ..., ... ve ... numaralı 5 adet çek ile ilgili olarak ... hakkında evrakta sahtecilik suçundan dolayı şikayette bulunduğunu ve ...'ın Bakırköy 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 28/02/2014 tarih, 2013/254 esas, 2014/193 karar sayılı ilamı ile ceza aldığını, davacının davalı ...'a yetki vermemiş olmasına rağmen davalı bankanın çek defteri düzenleyerek davalı ...'a verdiğini, davalının çekleri sahte imza ile piyasada kullandığını, çeklerin ibrazında karşılıksız çıkması nedeniyle müvekkilinin kredi notunun düştüğünü belirterek, şimdilik 1.000-TL maddi tazminat ile 60.000-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... Bankası vekili; davacı ...'in ... isimli şahıs şirketi adına 28/11/2007 tarihli ticari müşteri sözleşmesini imzaladığını, işbu sözleşmeye istinaden POS cihazı ve davaya konu çek karnesinin düzenlenerek davacıya teslim edildiğini, sözleşme ve tüm evrakların bizzat davacı tarafından imzalandığını ve çek karnesi ile tüm kıymetli evrakların bizzat davacıya teslim edildiğini, davaya konu sözleşme ve diğer tüm işlemlerin banka personeli ... tarafından gerçekleştirildiğini, çek karnesinin sözleşmeye uygun olarak verildiğini, davacının aksi yönde bir talebi veya itirazı bulunmaksızın adına düzenlenen çek karnesini teslim aldığını, bu nedenle davacının rızası dışında çek karnesi düzenlendiği iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacının sözleşmenin 4/c maddesi gereği çek karnesini titizlikle muhafaza etme ve çek karnesinin başkasınca kullanıldığı durumda bankaya bildirim yapma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, çek karnesinin tesliminden itibaren 7 yıllık sürede davacı tarafından müvekkiline yapılmış bir bildirim bulunmadığını, bu nedenle çeklerin çalınması veya yetkisiz kişilerce kullanımından müvekkilinin sorumlu olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında vekili davanın reddini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı her ne kadar maddi tazminat talebinde bulunmuşsa da; dava dilekçesinde belirttiği çekler yönünden herhangi ödeme yapmadığı, kendisinden tahsil edilen bir miktarın bulunmadığı ve yine kendisine yönelik başlatılan icra takibinden kaynaklı 1.000-TL masraf ödemesi yaptığını iddia etmişse de, buna ilişkin herhangi bir belge sunamadığı, bu nedenle ispatlanamayan maddi tazminat talebinin reddi gerektiği, davalı ...'ın davacı adına alınmış çekleri sahte olarak düzenlediğinin sabit olduğu, yine davalı bankanın da öncelikle davacının imza sirküleri aslını temin etmediği ve yine temsil yetkisi olduğu belgelendirilmeden ve davacının imza sirküsündeki imza kontrolü yapılmadan, davacı dışındaki davalı ...'a çek karnelerini teslim ettiği, bu işlemin hukuka uygun olmadığı, bu haliyle davalı bankanın hukuki sorumluluğunun bulunduğu, davalıların birlikte eylemleri nedeniyle müşterek ve müteselsil sorumluluklarının bulunduğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olaydaki kusur durumu ve olayın oluş şekli, olay tarihi ve zarara konu olay göz önüne alınmak sureti ile davacının kendisine ait olmayan borçlar sebebiyle icra takibine uğradığı, illetten mücerret olan ve ciro yoluyla kolay bir şekilde tedavül kabiliyetine sahip çeklerden kaynaklı borçlu olmadığını ispat etmek için yüksek çaba gösterdiği ve yine ceza yargılamasında suçtan zarar gören olarak yer aldığı, bu nedenle manevi zararının oluştuğu gerekçesiyle; davacının maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 10.000-TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ:1-Davacı vekili; davalı ...'ın diğer davalı banka ile müşterek hareket ederek, davacı müvekkil adına çek karnesi düzenledikleri ve bu çeklerin sahte imza ile davalı ... tarafından kullanıldığı hususlarının ceza yargılaması ve işbu dava dosyası ile ispat edildiğini, davalıların müşterek eylemleri sebebi ile müvekkili aleyhine icra takipleri başlatıldığını ve müvekkilinin haciz baskısı altında kaldığını, iş yerine haciz yazısı gönderildiğini, bu nedenle kariyerinin sekteye uğradığını, kişilik değerlerinin zedelendiğini ve toplum karşısında küçük düştüğünü, müvekkilinin imzalamadığı çeklerden dolayı bankalar nezdindeki kredi notunun düştüğünü,hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, maddi tazminat istemi yönünden ise müvekkilinin olay nedeniyle hak arama sırasında ceza yargılamasında masraf yaptığını, müvekkilinin maruz kaldığı icra dosyası ve işbu dosya için yapmış olduğu harcamalar dikkate alındığında maddi tazminat talebinin reddinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir.  2-Davalı ... Bankası vekili; mahkemece hükmedilen manevi tazminatın fahiş haksız olduğunu, olayda davacının herhangi bir maddi zararı olmamış olup, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının da fazla olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, davacı ile davalı banka arasındaki ticari müşteri sözleşmesi çerçevesinde davalı banka tarafından davacının ticari işletmesine ait çek hesabından düzenlenen çeklerin davacının bilgi ve rızası dışında diğer davalı ...'a teslimi ve çeklerin bu davalı tarafından kullanılması sonucunda uğranılan maddi ve manevi zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Davacının istinaf dilekçesi ile gerekçeli karar davalı banka vekiline 11.01.2022 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı vekilince 2 haftalık istinaf başvuru süresi dolduktan sonra 27.01.2022 tarihinde istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı vekilince aynı tarihte düzenlenen eski hale getirme talepli dilekçede; 22.01.2022 tarihinde İstanbul genelinde başlayan ve 24.01.2022 itibariyle hayatı felç eden kar yağışı nedeniyle tüm çalışanların idari izinli sayıldığını, köprüden araç geçişlerinin kısıtlandığını, bu nedenle ikamet adresi olan Sarıyer'den Kadıköy'de bulunan ofise ulaşılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle süresinde istinaf kanun yoluna başvurulamadığı belirtilerek, eski hale getirme taleplerinin kabulü ile istinaf başvuru dilekçesinin karara bağlanması talep edilmiştir. 6100 HMK'nın 95. maddesinde; elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimsenin, eski hâle getirme talebinde bulunabileceği, süresinde yapılamayan işlemle ulaşılmak istenen aynı sonuca, eski hâle getirme dışında başka bir hukuki yoldan ulaşılabiliyorsa, eski hâle getirme talebinde bulunulamayacağı hüküm altına alınmıştır. Kanunun 96. maddesine göre ise eski hale getirme isteminin, engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılabileceği belirtilmiştir. Düşen bir hakkın eski hale getirilmesine karar verilebilmesi için, belli süre içerisinde işlem yapmaya mecbur olan kimsenin veya vekilinin, arzu ve isteği dışında o işlemi yapmaktan aciz olduğu kanıtlanmış olmalıdır. Somut olayda davalı vekilince kar yağışı nedeniyle ofise gidilememesi gerekçesiyle eski hale getirme talep edilmişse de, günümüz koşullarında UYAP sistemi üzerinden istinaf dilekçesi hazırlanması ile başvurunun yapılması ve gerekli harçların online olarak yatırılması mümkün olduğundan, ileri sürülen sebebin eski hale getirme sebebi olarak kabulü mümkün değildir. Bu durumda davalı vekilinin eski hale getirme talebi yerinde olmadığından, süresinde olmayan istinaf başvurusunun HMK'nın 346/1 maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiştir. Somut olayda; davacı ile davalı banka arasında düzenlenen bankacılık sözleşmesi kapsamında davacının ... unvanlı ticari işletmesi adına açılan çek hesabından düzenlenen çeklere ilişkin üç adet çek karnesinden ikisinin davacının yazılı talimatıyla ... ve ... adlı kişilere teslim edildiği, bir adet çek karnesinin ise davacının bilgisi ve talimatı olmaksızın davalı ...'a teslim edildiği, ...'e teslim edilen çekler arasında bulunan ... no'lu, ...'na teslim edilen ... no'lu ve davalı ...'a teslim edilen çekler arasında bulunan ..., ...ve ... no'lu çeklerin davalı ... tarafından davacının bilgi ve rızası dışında keşideci imzası atılarak kullanıldığı, olay nedeniyle davacının şikayeti üzerine başlatılan ceza soruşturmasında 6993325 no'lu çekte bulunan ciranta imzası ile ... ve ... no'lu çeklerde bulunan ... kaşesi altındaki ciranta imzasının davalı ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, diğer çeklerdeki imzaların ise davacı veya davalıya ait olup olmadığının tespit edilemediği, davalı ... hakkında sahtecilik suçundan açılan kamu davasında sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği ve kararın kesinleştiği, söz konusu çeklerden ... no'lu çekin dava dışı üçüncü kişi tarafından ibrazında karşılıksız çıktığı, çeke dayalı olarak davacı aleyhine başlatılan icra takibinde davacı hakkında maaş haczi uygulanarak toplam 611,92-TL tahsilat yapıldığı, ancak davacının ceza yargılamasında talimat yoluyla 08.07.2013 tarihinde alınan ifadesinde, alacaklıya durumu anlattığında çekin ve maaşından yapılan kesintinin kendisine iade edildiğini ve karşılanmasını istediği bir maddi zararının bulunmadığını beyan ettiği, dava konusu çeklerden ..., ... ve ... no'lu çeklerin ibrazında karşılıksız çıktığı, ... no'lu çekin ise ibraz edilmediği ve tüm çeklerin davacıya iade edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu tüm çeklerin davacıya iade edildiği sabit olup, davacının çeklerden dolayı ödediği bir miktar bulunmamaktadır. Dava konusu çeklerden ... no'lu çekin dava dışı üçüncü kişi tarafından icra takibine konu edildiği ve kesinleşen icra dosyasında uygulanan maaş haczi ile davacıdan toplam 611,92-TL tahsilat yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak ceza yargılamasında talimat mahkemesince yapılan 08.07.2013 tarihli duruşmada davacı, alacaklıya durumu anlattığında çekin ve maaşından yapılan kesintinin kendisine iade edildiğini ve karşılanmasını istediği bir maddi zararının bulunmadığını beyan etmiş olup, bu beyan davacıyı bağlayıcı niteliktedir. Davacının başkaca maddi zarara uğradığına ilişkin de bir iddia ve delil ileri sürülmemiştir.  Davacı vekili tarafından ayrıca hak arama kapsamında ceza yargılamasında ve işbu davada masraflar yapıldığı da ileri sürülmüştür. Bir davada karşı tarafa yükletilmesi gereken yargılama giderleri, o davanın fer'i niteliğinde olup talep olmasa bile, mahkemece doğrudan asıl hükümle birlikte karara bağlanması gerekir. Buna bağlı olarak yargılama giderine ancak asıl davada hükmedilebilir. Asıl davanın kesinleşmesinden sonra, o davaya ilişkin yargı giderleri ayrı bir dava konusu yapılamaz. (Yargıtay 4. HD'nin 2018/2838 esas 2019/1049 karar sayılı 27.02.2019 tarihli,2015/7667 esas, 2016/7452 karar sayılı 06.06.2016 tarihli ilamları). Bu kapsamda davacı tarafça kesinleşen ceza yargılamasında yapılan masrafların ayrı bir dava ile talep edilmesi mümkün olmadığı gibi, işbu dava kapsamında yapılan yargılama giderlerine de zaten mahkemece hükmedilmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin maddi tazminat istemine ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Diğer yandan manevi tazminat takdir edilirken mahkemece tarafların ekonomik durumu ve duyulan manevi üzüntü ve elemin derecesi dikkate alınarak, özellikle takdir edilen miktarın tarafların ekonomik ve sosyal durumu, tazminat yükümlüsünün aşırı yük altına sokulmaması, hissedilen manevi zararı düzeltecek teselli ve ruhi tatmini sağlayacak kadar olması gereklidir. Somut olayın açıklanan niteliği ve açıklanan kıstaslar dikkate alındığında, mahkemece davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı somut olayın özelliklerine uygundur. Bu nedenle davacı vekilinin manevi tazminat miktarının az takdir edildiğine ilişkin olarak ileri sürdüğü istinaf nedeni de yerinde değildir.  Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun ise uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun HMK 346/1 maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 346,9‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazineye ödenmesine, Davalı banka tarafından yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, Taraflarca yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"acf29c58d999ca3d","SID":"8b9c189612f6de19"}}