{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1020 <br>KARAR NO: 2024/1966<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/03/2024<br>NUMARASI: 2023/1063 Esas - 2024/323 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, davalı tarafın müvekkili hakkında İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile  kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibinde bulunduğunu, takip dayanağı olarak 30/12/2011 vade tarihli 18.000- USD ve 30/01/2012 vade tarihli 500-USD bedelli ve 30/01/2012 vade tarihli 18.000-USD bedelli 3 adet bonoya dayanıldığını, 36.000 USD asıl alacak için 14.881,86 USD- işlemiş faiz ve Amerikan doları için %11,75 avans faizi talep edildiğini,bu şekilde işlemiş faiz ve faiz oranı talebinin yasal olmadığını, takibe esas bononun metinlerinde de belirtildiği üzere mal karşılığı verildiğini, ancak davalının edimini yerine getirmeyip malları teslim etmediğini ve kötü niyetle bedelsiz kalan senetleri icra takibine konu ettiğini, davalı alacaklının tacir olup tüm ticari faaliyetlerini  ticari defterlerine kaydetmek yükümlülüğü altında olduğunu, müvekkilinin iyi niyetinin kurbanı olduğunu ayrıca kayınvalidesinden aldığı 40.000 -TL bedelli çeki de davalıya verdiğini, davalının çalışanı ... aracılığı ile tahsil edildiğini, bu çeke ilişkin dava haklarını da şimdilik saklı tuttuklarını, müvekkilinin davalıya takibe konu bonolardan, işlemiş faizden ve faiz oranından dolayı borcunun bulunmadığının tespiti açısından dava açma zorunluluğunun doğduğunu bildirerek, icra takibin durdurulmasını, müvekkilinin İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası kapsamında talep edilen borç ve ferilerinden  borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; Davacının eksik harç yatırdığını,davalı/borçlunun müvekkiline borcundan dolayı takip konusu senedi keşide ederek verdiğini, davacının 25/11/2014 tarihinde İstanbul 6 İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/1220 esas sayılı dosyasıyla borca itiraz ettiğini ve davasının reddedildiğini, davacı borçlunun davalı müvekkiline yaptığını iddia ettiği ödemenin de gerçeğe aykırı olduğunu, eksik harcın tamamlanmasına,harcın tamamlanması halinde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile takibin devamına, davacı borçlunun %20'den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davacı tarafından davalıya verilen 3 adet bononun malen karşılığında davalıya verildiğinin iddia edildiği, davalının ise bonoları davacıya verdiğini, karşılığında aldığını savunduğu, söz konusu bonoların malen senedi niteliğinde olduğunu ispat yükünün davacıda olduğunu, bu hususun yazılı delil ile kanıtlanması gerektiğini ancak davacı tarafından bu hususta yazılı bir delil iddia ve ibraz edilmediğinden   ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekilinin istinafı üzerine Dairemizin 12/10/2023 tarih , 2021/423 Esas-2023/1532 Karar sayılı kararı ile; davacı, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile  kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibine konulan 30/12/2011 vade tarihli 18.000-USD bedelli, 30/01/2012 vade tarihli 500-USD bedelli ve 30/01/2012 vade tarihli 18.000-USD bedelli 3 adet bonodan dolayı 36.500-USD asıl alacak 14.881,86-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 51.381,86-USD borçlu olmadığının tespitini talep etmekte olup dava değerini bonoların takip tarihindeki kur karşılığı olarak 115.609,18-TL olarak göstermiş, harcı da bu miktar üzerinden yatırmış, ancak davanın açıldığı tarih itibariyle 51.381,86-USD'nin kur karşılığı 308.804,97-TL'ye tekabül ettiği, bu miktar üzerinden harç tamamlatılmadan davaya devamla hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın HMK'nın 353/1-a/4 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.  Kaldırma kararından sonra,davacı vekili tarafından eksik harç tamamlanmış, davalının da 30/09/2020 tarihli celsede senetlerin alacağına karşılık kendisine verildiğini ve alacağın halen ödenmediğini beyan ettiği, bu durumda eldeki uyuşmazlıkta ispat külfetinin senedin bedelsiz olduğunu iddia eden davacıda olduğunu, elinde alacağını ispatlar nitelikte kesin delil niteliğine haiz bono senedi bulunan davalıya karşı, davacı tarafın aynı nitelikte delil ile borçlu olmadığını ispatlamak zorunda olduğunu, davacının iddiasını kesin delillerle ispatlaması gerektiği ancak davacı yanca, bu nitelikte bir delil ibraz edilmediğini, dava dayanağı bedelsizlik olduğunu, bedelsiz senedi kullanmak TCK nun 156/1 maddesi uyarınca hapis cezasını gerektiren bir suç olduğundan yemin deliline başvurulamayacağından ispatlanamayan davanın reddine, her ne kadar  ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise uygulanmadığını kötüniyet tazminatı şartları oluşmadığından bu talebin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; Davalının isticvabında aynen \".... bana gösterdiğiniz senetler alacağıma karşılık bana verilmiştir. Herhangi bir mal karşılığı bana verilmiş değildir, işlerim bozuldu 30 yıllık bir arkadaşlığımız vardır,  bu verdiğim senetlere karşılık kendisine elden para verdim \" senedin malen değil \"elden para karşılığı\" alındığını beyan ettiğini, \"malen\" yazılı senedin \"nakden\" alacak için aldığını beyan ile \"senedin ihdas nedenini talil\" ettiğini, bu durumda nakten para verdiğini, isbat yükünün davalı-alacaklı tarafa düştüğünü, müvekkilince açık olarak ticaret yapan davalı ...'e \"malen kayıtlı\" 3 adet senet vererek mal almak istediğini ancak bu kişinin malı teslim etmemesi nedeniyle bedelsiz kalan senet nedeni ile bedelsizlik iddiasında bulunduğunu, bu durum senet metinlerinde de yer alan malen kaydı ile uyumlu olduğunu, davalının bu durumda ya mal teslimini veya nakten para verdiğini ispat yükümlülüğü altında olduğunu, davalı ... ise 4 adet tüzel kişi ticaret şirket hissedarı, bunlardan birisinin Yönetim Kurulu Başkanı olmasına rağmen, tacir olmadığını beyan ettiğini,mahkemece İcra Hukuk Mahkemesi'nde müvekkilinin önceki vekilince verilen dilekçesindeki beyanı bir bölümünü alarak, bütünsel anlamını hatalı değerlendirdiğini kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili; davacı eksik harcı süresinde yatırmadığından davanın bu yönü ile açılmamış sayılması gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalıya verilen 1 aylık kesin süre geçirildikten sonra harcın ikmal edildiğini, davacının haksız ve hukuka aykırı bir şekilde menfi tespit davası açtığını, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu sebeplerden dolayı kararın bu yönleri nedeniyle düzeltilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Genel olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı alacaklıdadır. Ancak genel kuralın aksine senede dayalı borç ilişkilerinde ispat yükü senet borçlusundadır.  TTK nın 776/1-b maddesi uyarınca bono kayıtsız ve şartsız bir bedel ödemek vaadini içerir. Bonoda yer alan taahhüdün herhangi bir kayda ve şarta bağlanamaması nedeniyle bono, temel olarak TBK nın  18 maddesi anlamında soyut borç tanıması (ikrarı) içeren bir kambiyo senedidir. Bono senedine karşı ileri sürülecek bedelsizlik iddiasında bulunan borçlu senedin bedelsiz kaldığını ispat etmek zorundadır. İspat yükü borçludadır.  Ancak, senede “malen” veya  “nakden” kaydı yazılmışsa bu kayıtların aksinin savunulması  senedin  talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki böyle bir durumda kanıt yükümlülüğü yer değiştirir. Senedi talil eden, iddiasını kanıtlamak yükümlülüğü  altına girer. (YHGK'nın 17.12.2003 gün 2003/19-781 esas, 2003/768 karar sayılı ilamı) Dava konusu bonolarda davacı ...'in keşideci, davalı ...'in lehtar olduğu, ihdas nedeni olarak “malen” kaydı bulunduğu,  bonoların mal karşılığı olarak verildiğini, ancak  malların teslim edilmediğinden bahisle borçlu olmadığını iddia ettiği, İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/1220 Esas sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesinde davacının senetlerin müvekkili ile ... şirketleri arasında olan ticari ilişki nedeniyle davalı alacaklıya  verildiğini ,senetler nedeniyle alacaklıya bir borcu bulunmadığını ,senetlerin  40.000-TL bedelli çek ve 17.500-USD nakit verilmek suretiyle ödendiğini ileri sürmüştür. Bu halde ;davacı  senetler karşılığı borcu bulunduğunu ,ancak borcun ödendiğini savunmakla  malları aldığı ... firmasına olan borcuna karşılık verdiğini ikrar etmiştir.Bu ikrarı nedeniyle artık senetlerin mal karşılığı verilip malların teslim edilmediği iddiasına  dayanması mümkün değildir. ... firması ile ticari ilişkisinden doğan borcuna karşılık davalıya verdiği  senetler nedeniyle borcunu ödediğini ileri süren davacının artık malları teslim almadığını ,senetlerin bedelsiz olduğunu  ileri sürme hakkı bulunmamaktadır.Davalının isticvabı nedeniyle senet düzenleme nedeninin talil edildiği gerekçesiyle ispat yükünün davalıya geçtiğinden sözedilemeyecektir.Davacı tarafın ikrarının  aksine senedin bedelsizliğine ilişkin  bir delil ibraz etmediği, dava dayanağı bedelsizlik olup, bedelsiz senedi kullanmak TCK nun 156/1 maddesi uyarınca bir suç olduğundan yemin deliline başvurulamayacağı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Harçlar Kanunu 30.madde \" - Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz.\"hükmünü haiz olup eksik harcın tamamlanması için verilecek süre gelecek celseye kadar olması gerekmektedir.Mahkemece ; gelecek celseden daha az bir zaman verilmiş olsa da zamanında yerine getirmemenin müeyyidesi de davanın HMK nın 150.maddesi uyarınca işlemden kaldırılması  olduğu ;celse tarihi gelmeden harç ikmal edildiğinden artık dava dosyasının işlemden kaldırılamayacağı, davacı vekilinin davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle ; senedin bedelsiz kaldığına ilişkin menfi tesbit davasından evvel davacı tarafça senetler bedelinin ödendiği ileri sürülerek borca itiraz edildiği ;bu halde senetler ile malların teslim alındığı ve borcun doğduğunun ikrar edildiği anlaşılmakla senetlerin bedelsizliğine ileşkin davanın reddine ; mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmişse de teminat yatırılarak infaza konulmadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Taraflarca yatırılan peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Taraflarca yapılan  istinaf yargı giderlerinin  üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4d6c0b973afcd321","SID":"2bbc995a2d0b3fc8"}}