{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1132 Esas<br>KARAR NO:2024/1533<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:18/01/2024<br>NUMARASI:2018/687 Esas, 2024/28 Karar<br>BİRLEŞEN KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2006/413 ESAS SAYILI DAVASI<br>BİRLEŞEN KOCAELİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2011/400 ESAS SAYILI DAVASI<br>DAVANIN KONUSU:Kooperatif Üyeliğinin Tespiti, Tapu İptal Ve Tescil<br>KARAR TARİHİ:12/12/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı kooperatifin üyesi iken aidatlarını ödemediğinden bahisle ihraç kararı verildiğini, ancak karar kesinleşmeden yönetim kurulu kararı ile üyeliğe kabul edildiğini ve kendisine ... Blok Zemin Kat ... nolu dairenin tahsis edildiğini, müvekkilinin  tahsis edilen dairede uzun süreden beri oturduğunu, dairesine bir takım ilaveler yaptırdığını, müvekkiline tahsis edilen dairenin tapusunun halen davalı kooperatifin adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin üye olarak bütün vecibelerini yerine getirdiğini belirterek müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespiti ile .. Blok Zemin Kat .. nolu dairenin davalı adına olan tapusunun iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>BİRLEŞEN KOCAELİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2006/413  ESAS SAYILI DAVASI:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıların da ortağı bulunduğu ... Kooperatifi aleyhine Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/378 Esas sayılı dosyasında ortaklığın tespiti ve kendisine tahsis edilen fakat tapuda kooperatif adına kayıtlı Kocaeli, ..., ... Mah., ... parsel, ... blok, ... bodrum, ... nolu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile adına tesciline dair dava açtıklarını, yargılama sırasında celp edilen tapu kayıtlarına göre belirtilen taşınmazın kooperatif tarafından davalı ortaklar adına tahsis ve tescil edildiğini belirterek davaların birleştirilmesine ve yapılacak yargılama sonunda taşınmazın davalılar adına olan tapusunun iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>BİRLEŞEN KOCAELİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2011/400 ESAS SAYILI DAVASI:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından ... Kooperatifi aleyhine Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/378 Esas sayılı dava dosyasında ortaklığın tespiti ve kendisine tahsis edilen ancak tapuda kooperatif adına kayıtlı Kocaeli, ..., ... parsel, ... blok, ... bodrum, ... nolu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile adına tesciline dair dava ikame ettiklerini, davanın yargılaması sırasında dosyaya celp edilen tapu kayıtlarına göre, belirtilen taşınmazın kooperatif tarafından davalı ortaklarına tahsis edildiğinin ve ortaklar adına hisseli olarak tescil edildiğinin anlaşıldığını, dava konusu taşınmazın davalılara değil müvekkiline tahsis edilen taşınmaz olduğunu, belirtilen dava devam ederken bir kısım davalı kooperatif ortaklarının kendilerine ait bağımsız bölümle birlikte dava konusu taşınmazdaki hisselerini işbu davadaki davalılara temlik ettiklerini, davalıların satın alıdıkları başka bağımsız bölümden dolayı dava konusu bağımsız bölümün de davalılar adına hisseli olarak tescil edildiğini, bu itibarla belirtilen taşınmazdaki davalılar adına olan hisse tapusunun iptali ile müvekkili adına tescili için dava açmak zorunda kaldıklarını, işbu davanın irtibatı sebebi ile 2003/378 Esas sayılı dava ile birleştirilmesini ve taşınmazın devir ve temlikinin önlenmesi bakımından tapu kaydına tedbir konulmasını belirterek yapılan yargılama sonunda belirtilen taşınmazın davalılar adına olan tapusunun iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>BİRLEŞEN KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2011/476 ESAS SAYILI DAVASI:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından ... Kooperatifi aleyhine Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2003/378 Esas sayılı dava dosyasında ortaklığın tespiti ve kendisine tahsis edilen ancak tapuda kooperatif adına kayıtlı Kocaeli, ..., ... Mah., ... parsel, ... blok, ... bodrum, ... nolu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile adına tescili davasının ikame edildiğini, davanın yargılaması sırasında dosyaya celp edilen tapu kayıtlarına göre dava konusu taşınmazın kooperatif tarafından ortaklarına tahsis edilerek adlarına hisseli olarak tescil edildiğini, dava konusu bağımsız bölümün kooperatif ortaklarına değil müvekkiline tahsis edilen taşınmaz olduğunu belirterek davaların birleştirilmesine ve yapılacak yargılama sonunda taşınmazın davalılar adına olan tapusunun iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı kooeratif vekili cevap dilekçesinde özetle; bu davanın en önemli sorununun tescili istenen taşınmazın yasal durumunun tespiti olduğunu, davaya konu taşınmazın kura dışı olarak adlandırılan ve kooperatifin üye sayısından fazla yapılan ve bu nedenle maliki kooperatif olan bir daire olduğunu ve satışının kooperatif tarafından yapılması gerektiğinin tartışmasız olduğunu, kooperatife ait bir taşınmazın satılabilmesi için 1163 sayılı Yasanın 42/6 maddesine göre genel kurulun satış iradesi ile taşınmazın ne miktara satılacağına ilişkin kararı olması gerektiğini, bu dosyada böyle bir kararın bulunmadığını, kooperatiflerde en önemli ilkenin değişiklik ilkesi olduğunu, davacının kooperatife diğer üyeler kadar ödeme yapmadığını, ancak eski yönetim kurulunun gerek yetkili olmamasına gerekse kayıt düzenine aykırı davranarak davacıyı daire sahibi yapmaya çalıştığını, yeni yönetim kurulunun bu eşitsizliği görünce davacıdan fark talep ettiğini, davacının bu parayı ödemediğini, bu durumda kooperatifin genel kurul kararı gereği paranın ödenmesi ile tapunun verilmesine ilişkin kararı uygulayamadığını ve tapuyu kendi adına tescil ettirdiğini, davacının bu genel kurul kararına karşı 1163 sayılı Yasanın 53. maddesi gereği 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde dava açmadığını, eski yönetim kurulu üyelerinin bu ve bunun gibi haksız işlemleri nedeni ile Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2000/29 Esas sayılı dosyası ile yargılandıklarını, iddianamede görüleceği üzere sanıkların yargılanma nedenlerinin genel kurulun yetkisinde olmasına rağmen yetkisiz olarak daire satmaları olduğunu ve söz konusu dairelerden birinin yargılamaya konu daire olduğunu beyan etmiştir.<br>KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 08/05/2017 TARİH VE 2003/378 ESAS 2017/321 KARAR SAYILI KARARI:İlk derece mahkemesince; dava konusu dairenin tapusu davalı kooperatif adına kayıtlı değilse de, söz konusu daireyi haksız şekilde diğer üyeler adına kayıt ve tescilinde kooperatifin kusurlu olduğu ve bu sebeple husumet ehliyetinin bulunduğu, birleşen ilk dava ile husumet yöneltilen üyelerin iktisabının haksız olduğu, bu üyelerin haksız ve aslında hiç doğmamış bir hakkı bir üçüncü kişiye devredemeyeceği ve bu itibarla yeni maliklerin de taraf ehliyetlerinin olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen dosyalar yönünden davaların kabulüne, Kocaeli İli, İzmit İlçesi, ... Mahallesi, ... Parsel, ... Blok, ... Bodrum, ... nolu Bağımsız Bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir.Karar davalı kooperatif ve ... tarafından istinaf edilmiştir.<br>DAİREMİZİN 15/11/2018 TARİH VE 2017/2545 ESAS 2018/1905 KARAR SAYILI KARARI İLE:İlk derece mahkemesince 04/11/2010 tarihli bilirkişi raporunda davacının 28.118,60 TL borcu olduğu yönündeki tespite dayanarak depo edilen bedelin davalı kooperatife ödenmesine ve böylece davacının, davalı kooperatife borcu kalmadığından hareketle, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verildiği, ancak bir taşınmazın anılan şekilde tesciline karar verilebilmesi için bir fen memuru refakatinde yapılacak keşif ile hukuki durumunun belirlenmesi, tescil istenen taşınmazın tapu kayıtlarındaki kaydının taşınmaza uygulanması, imar hukuku çerçevesinde tescil koşullarının saptanması gerektiği, dava konusu yerin tapu kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla kömürlük olarak göründüğü, tapu kaydının zaman içinde devrinin kayıtlardan takip edilemediği, davalı kooperatif vekilinin, taşınmazın mahkeme kararı ile davacı adına tescilinin imar yasasına aykırı olduğu, taşınmazın projesinde böyle bir bağımsız bölümün bulunmadığı, mahkemece verilen tescil kararının imar yasasına aykırılığı nedeni ile tescilinin mümkün olmadığı yönündeki itirazlarının da bulunması karşısında bu hususların karşılanması amacıyla, tapu kayıtlarının tüm tedavülleri getirtilerek mahallinde fen ve imar bilirkişileri refakatinde keşif yapılarak rapor alındıktan sonra kat irtifakına esas olacak şekilde tescil mümkün ise, davalıların taraf sıfatlarının da tartışılarak sair hususların değerlendirilmesine geçilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, bu nedenle davalı kooperatif vekilinin itirazlarının yerinde bulunduğu, ayrıca kabule göre de, davacının eksik ödediği miktarın belirlenmesinde 04/11/2010 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen değerin esas alındığı, bu raporda faiz hesabının yapılmadığı anlaşılmakla belirlenen miktarın depo ettirilerek faiz hesabı olmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulmasının da doğru olmadığı, diğer davalı ...'in istinaf talebi yönünden ise karar sonucu itibariyle şimdilik esasın incelenmediği gerekçelerine istinaden ilk derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 18/01/2024 TARİH VE 2018/687 ESAS 2024/28 KARAR SAYILI KARARI:İlk derece mahkemesince; davacının kooperatif üye kayıt defterinde kaydının bulunduğu, davalı kooperatifin Kooperatifler Kanununun 16. maddesi ve kooperatif ana sözleşmesinin 14. maddesinde belirtilen ihraç prosedürüne uymadığı, davacının ihraç prosedürünün, genel kurul kararının davacıya tebliğinden itibaren üç ay süre içerisinde dava açılmaması durumunda kesinleşeceği, ancak ihraç kararının davacıya tebliğine ilişkin evrak sunulmadığı ve bu itibarla davacının dava açma hakkının henüz geçmemiş olduğu, Kooperatifler Kanununun 16/son fıkrası gereğince haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamayacağı ve bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülüklerinin çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam edeceği amir hükmü karşısında davacının dava tarihi itibarı ile halen davalı kooperatif üyesi olduğu, bu nedenle davacının üyelik tespitine ilişkin talebinin kabulüne karar vermek gerektiği, nitekim İstinaf kaldırma kararında da davacının, davalı kooperatifin üyesi olduğu ve dava konusu yerin kendisine tahsis edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığının belirtildiği; dosyaya sunulan belgelerde ve davalı kooperatifin kayıt ve defterlerinde davacının veya diğer davalıların ödemelerine ve kalan borçlarına dair tam bir hesaplamanın yapılamadığı, şayet davacının üyelik gereklerini yerine getirmediği bir husus var ise, bu hususun davalı kooperatifçe usulüne uygun tutulan defter ve belgelerle ispatlanması gerektiği, keza davacının üyelikten doğan borçları var ise, Kooperatifler Kanununun 27. maddesi gereği, bu borçları öncelikle usulüne uygun şekilde tahsil yoluna gitmesi gerektiği, davalı kooperatif kayıt ve belgelerinde borç-alacak durumunun net olarak anlaşılamadığı, davalı kooperatifin bu şekilde davacıdan bir alacağı varsa usulüne uygun şekilde tahsil cihetine gitmeden, davacıyı direkt üyelikten çıkarma ve davacı adına yapılan tahsisatı iptal ederek diğer üyeler adına yada kendi adına kayıt ettirmesinin yerinde olmadığı tespiti ile davacının üyelik borçları hesaplanarak depo kararı verildiği, gelen tapu kayıtlarında bağımsız bölümlerin üyeler adına kayıt edilmiş olduğu, bu şekilde davacının kooperatiften daire isteyebilmek için gerekli olan kooperatif ortağı olma ve parasal yükümlülüklerini yerine getirme şartlarını yerine getirdiği görülerek davacının tapu iptal ve tescil şartlarının oluştuğunun kabul edildiği; kaldırma kararı doğrultusunda dava konusu taşınmazın tapu kayıtları tüm tedavülleri getirtilerek mahallinde keşif yapıldığı, her ne kadar dava konusu taşınmazın eklenti bilgilerinde \"kömürlük ... nolu kömürlük\" şeklinde açıklama bulunsa da, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları sonucunda dava konusu bağımsız bölümün 3 oda, 1 salon, 1 mutfak, 1 banyo, 1 wc ve 1 balkondan oluştuğu, bulunduğu sokakla aynı kotta olduğu, bina giriş planına göre birinci bodrum katta ve penceresi bulunan tüm cephelerinin açık olduğunun anlaşıldığı, bilirkişi heyeti tarafından ruhsatlı ve onaylı irtifak projelerinin incelendiği, dava konusu bağımsız bölümün meksen olarak tasarlandığı, net oturma alanın 78,11 m² olduğu ve 5,86 m²'lik odunluk (kömürlük) olduğu, ayrıca taşınmazın mahkeme kararı ile davacı adına tescilinin 3194 sayılı İmar Kanuna aykırılık teşkil etmediği, tescile engel bir halin bulunmadığı hususlarının belirtildiği, bilirkişi heyetinin raporu keşif ve dosya kapsamı ile uyumlu, istinaf kaldırma kararında belirtilen eksik incelemeyi giderir mahiyette olduğundan benimsenerek hükme esas alındığı; davacının ödemesi gereken miktar ve depo kararının belirlenmesi için istinaf kaldırma kararı doğrultusunda da faiz yönünden 31.01.2022 tarihli ek rapor ile yine 08.02.2023 tarihli ikinci ek rapor alındığı, 21/06/1998 tarihinde yapılan kooperatifin 1997 hesap yılı olağan genel kurulunda davacının 357.246,00 TL ödeme yapması şartıyla üyeliğinin devamına karar verildiği, ancak ödeme konusunda bir vade belirlenmediği, genel kurul kararında da bir vade belirtilmediği, davacının temerrüde düşürülmediği, dolayısıyla 357.246,00 TL'nin dava tarihine ve depo kararı tarihlerine göre güncelennmesinde bir isabetsizlik görülmediği, genel kurul kararında davacının üyeliğinin devamına karar verildiğinden yine 04/11/2010 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere düzenli bir ödeme yapan bir üye ile davacının ödemelerinin karşılaştırılması sonucunda ortaya çıkan fark kadar davacının borcunun olması gerektiği kanatine ulaşıldığı, bu itibarla bilirkişi raporundaki hesaplamaya itibar edilerek davacının dava tarihi olan 26/09/2003 tarihi itibariyle toplam borcunun 15.921.96 TL olduğunun anlaşıldığı, davacının ödemesi gereken miktar dava tarihi itibariyle güncellendiğinden dava tarihinden rapor tarihine kadar faiz işletilmesi gerektiği, ancak istinaf öncesi verilen ilk kararda davacının güncel (yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu tarihi itibariyle TÜİK verilerine göre) belirlenen toplam borcu olan 28.118,60 TL depo ettirildiğinden dava tarihi itibariyle tespit edilen asıl alacağa yasal faiz işletilmesi halinde işleyecek faiz miktarı 10.178,11 TL olup depo edilen miktarın altında kaldığından ve davalı yararına kazanılmış usulü hak ilkesi gözetilerek depo edilen 28.118,60 TL'nin davalı kooperatife ödenmesine karar verildiği; her ne kadar dava konusu bağımsız bölüm davalı kooperatif adına kayıtlı değil ise de, davalı kooperatifin dava konusu bağımsız bölümü (daireyi) haksız şekilde kooperatifin diğer üyeleri olan birleşen dosya davalıları adına paydaş olarak kayıt ve tescilini sağladığı, birleşen davalarda husumet yöneltilen kooperatif üyelerinin iktisabının haksız olduğu, bu üyelerin, haksız ve aslında hiç doğmamış bir hakkı bir üçüncü kişiye devredemeyeceği, dava konusu bölümün ortak alan olarak tescil edilmesi nedeniyle A ve B Bloklarında 1 ila 10 nolu bağımsız bölümlerin yargılama sırasında devri yapıldıkça dava konusu bağımsız bölümün hissedarlarının da değiştiği, bu cihetle davacı tarafça HMK'nun 125/1-a maddesi uyarınca dava konusu bağımsız bölümü devralan hissedarlara karşı da davanın devam ettirildiği, dolayısıyla dava konusu bağımsız bölümde sonradan hissedar olan yeni maliklerin de taraf ehliyetlerinin olduğu gerekçelerine istinaden asıl ve birleşen davaların kabulü ile, davacının davalı ... Konut Yapı Kooperatifinin üyesi olduğunun tespitine, Kocaeli İli, İzmit İlçesi, ... mahallesi, ... ada ... parsel (Eski ... parsel)'de kayıtlı ... Blok, ... Bodrum Kat, ... nolu Bağımsız bölümün asıl ve birleşen davalarda davalılar adına olan tapu kaydının iptal edilerek davacı adına kayıt ve tesciline, davacı tarafça depo edilen 28.118,60 TL'nin karar kesinleştiğinde davalı kooperatife ödenmesine, taşınmazın tapu kaydı üzerinde varsa haciz, ipotek vs takyidatların depo bedeline yansıtılmasına dair karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı kooperatif ve ... tarafından istinaf edilmiştir.Davalı kooperatif vekili istinaf dilekçesinde; üyelik tespiti yönünden ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunu, zira 1163 sayılı yasanın 53. maddesine göre 1 aylık hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, aidat borçlarını ödememesi sebebiyle kooperatif yönetim kurulu kararıyla 26.05.1992 senesinde davacının üyeliğine son verildiğini, aynı yönetim kurulu kararının (Kocaeli ... Noterliği ... yevmiye numaralı) 29.05.1992 tarihinde davacıya tebliğe çıkartıldığını, dolaysıyla davacının, üyeliğine son verildiğini bildiğini, noterden çekilen ihtarnamenin bu vakte kadar dosyaya sunulmamasının sebebinin eski yönetim kurulunda yer alan kişiler tarafından bu vakte kadar saklanmasından kaynaklandığını, istinaf dilekçesi ekinde ihtarnamenin bir nüshasını sunduklarını, kooperatifinin 01.06.1992 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında davacının üyelikten ihraç edildiğini, davacının \"Daha önce üye olup aidatlarımı ödeyemediğimden dolayı ihraç edilmiş olup kooperatifteki bütün haklarımı alarak ayrılmış bulunuyorum\" içerikli ve imzalı dilekçesini başkanlığa sunmuş ise de dava süreci içerisinde bu belgelerin asılları eski yönetim tarafından kimseye verilmeyerek gizlendiğini, bu vakte kadar dosyaya sunulmamasının sebebinin olayların üstünün kapatılmaya çalışılmasının olduğunu, dava sürecinde ısrarla davacının üyeliğinin sonlandırıldığına ilişkin olarak ihtarname çekildiği ifade edilmiş ise de mahkeme tarafından bu hususun araştırılmadığını, bu vakte kadar eski yönetim kurulu üyeleri tarafından saklanan belgelerin delil olarak değerlendirilmesi gerektiğini, buna göre davacı usulüne uygun bir şekilde üyelikten çıkarıldığından kararın hukuka aykırı olduğunu, mahkeme tarafından davacının borçlarına genel kurul kararlarına rağmen faiz uygulanmadığını, bunun 1163 sayılı Kanunun 23. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, yine Kanunun 42/6 maddesine göre, gayrimenkul satımında tek yetkili organın genel kurul olduğunu, ancak davaya konu taşınmazın satışına ilişkin bir genel kurul kararının bulunmadığını, taşınmaz satışı için genel kurul kararının zorunlu olduğunu, genel kurul kararı olmaması halinde davanın ancak tazminat talebi ile sınırlı olmak zorunda olduğunu, davacının, dava açıldığı tarihte kooperatife borçlu bulunduğunu, borcun dava açıldıktan 6 sene sonra ödendiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı ...'a tebliğ edilen davetiyede verilen süre içerisinde istinaf harç ve masraflarını yatırmadığından bahisle Mahkemenin 10/09/2024 tarihli kararı ile adı geçen tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmamış sayılmasına karar verildiği, tebliğ edilen bu karara karşı ise istinaf yasa yoluna başvurulmadığı anlaşılmıştır.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Asıl ve birleşen davalar, kooperatif üyeliğinin tespiti ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararından önce bilirkişilerden aşağıdaki raporların alındığı görülmüştür.20.11.2007 tarihli 1. ek bilirkişi raporunda; dosyada 1988 ve 1989 tarihlerine ilişkin genel kurul kararlarının bulunmadığını, sunalan genel kurul kararlarına göre 1990-1997 tarihleri arasında ödenmesi gereken miktarın 275.000.000 TL olduğu, 1988-1997 tarihleri arasında düzenli ödeme yapan ortağın (...) 282.850,00 TL ödediği, buna göre 1988-1997 yılları arasında ödenmesi gereken aidat miktarının bu olması gerektiği konusunda kanaat oluştuğu, davacı üyenin ise kooperatife 81.575.000 TL ödediği, dava tarihi itibarı ile dava konusu dairenin piyasa değerinin 23.500 YTL olduğu bildirilmiştir.Bila tarihli 2. ek bilirkişi raporunda; 1988 yılına ait genel kurul kararının temin edildiği, bu durumda genel kurul kararlarına göre ödenmesi gereken aidat miktarının 283.150.000 TL olduğu, davacının ödemelerinin bir önceki rapor gibi 81.575.000 TL olması gerektiği kanaati oluştuğu, ödenmeyen aidatlar için 1993-1994 yılları haricinde diğer yıllarda belirlenen bir faiz oranı olmadığı, bu nedenle ödenmesi gereken rakamın tespitinde faiz hesaplamasının yanlış olacağı kanaati oluştuğu, düzenli ödeme yapan bir üyenin ödediği miktarın toplamının 284.200.000 TL olduğu bildirilmiştir.Farklı heyet tarafından sunulan 03.02.2010 tarihli bilirkişi raporunda; dosyada kooperatifin kurulduğu 1987 yılından üye ödentilerinin yapıldığı en son yıl olan 1997 yılına kadar tüm genel kurul tutanaklarının bulunmadığı, ancak düzenli ödeme yapan ortağın (...) bu yıllar arasında toplam 287.920,000 TL ödediği, davacının yaptığı ödemeler toplamının kredi tutarı (50.000.000 TL) dahil 145.210.000 TL olduğu, her iki ödemenin dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi durumunda davacı ödemelerinin 15.059,00 YTL olduğu, normal bir üyenin ise 28.400,00 YTL olduğu, 21/06/1998 tarihli 1997 olağan genel kurul kararında, dava konusu daire için davacının 357.246.000 TL ek ödeme yapması şartıyla üyeliğin devamı yönünde karar alınmakla geçmiş ödemelerin yerine yeni bir ödeme belirlendiği, buna göre ise dava konusu dairenin davacı adına tesciline karar verilmesi düşüncesi oluşursa söz konusu bedelin dava tarihi itibariyle değerinin güncellenmesi ile davacı tarafından ödenmesi gerektiği, 357.246.000 (eski) TL'nin ise dava tarihi itibariyle değerinin 2.572,17 YTL olduğu, normal bir daire ile davacının ödemeleri arasında dava tarihi itibariyle 13.341,00 YTL fark bulunduğu, davacının dairesine emsal bir daireye yapılan ödemelere yönelik bir bilginin dosyada bulunmadığı bildirilmiştir.Farklı heyet tarafından sunulan 04.11.2010 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ve normal üyenin yaptığı ödemelerin dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi durumunda davacı ödemelerinin 16.115,83 YTL (yeni) olduğu, normal bir üyenin ise 29.872,65 YTL olduğu, 21.06.2006 tarihinde yapılan 1997 tarihli genel kurul kararına göre davacının yapması gereken 357.246.000 TL'lik ödemenin dava tarihi itibariyle değerinin 2.165,15 YTL olduğu, normal bir daire ile davacının ödemeleri arasında dava tarihi itibariyle 13.756,81 YTL fark olduğu, davacının dava tarihi itibariyle toplam borcunun 15.921,96 YTL (13.756,81+2.165,15) olduğu, davacının güncel tarih olan 2010 Eylül itibariyle toplam borcunun ise 28.118,60 TL (24.294,89 TL+3.823,71TL) olduğu bildirilmiştir.Mahkemenin 24/02/2011 tarihli celsesinde 28.118,60 TL aidat bedelinin depo edilmesi için verilen kesin süre üzerine davacı tarafından 04/03/2011 tarihinde 28.118,60 TL Mahkeme veznesine depo edilmiştir. Farklı bilirkişi tarafından sunulan 05.01.2017 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu dairenin güncel değerinin arsa payı dahil olarak 75.000,00 TL edeceği bildirilmiştir. Davacı vekili 06/02/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile, 6.000,00 TL olarak gösterilen dava değerini 69.000,00 TL daha arttırarak 75.000,00 TL'ye çıkarttığını belirtmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra keşif icra edilmek suretiyle Mahkemece bilirkişi raporu alındığı görülmüştür.  11/07/2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda sonuç olarak; keşif günü yerinde yapılan incelemede, ... Parselde bulunan ... Blok ... Bodrum Kat .. No'lu bağımsız bölümün 3 oda, 1 salon, 1 mutfak, 1 banyo, 1 WC ve 1 balkondan oluştuğu, bulunduğu sokakla aynı kotta olup bina giriş planına göre ... Bodrum katta ve penceresi bulunan tüm cephelerinin açık olduğu, meskenin iç tefrişatının eski olmakla beraber ihtiyaçları karşılayacak şekilde ve sorunsuz olduğu, ilgili belediyesince gönderilen  ruhsatlı ve onaylı irtifak projelerinde, ... No'lu bağımsız bölümün mesken olarak tasarlandığı, net oturum alanının 78,11 m2 olduğu ve 5,86 m2 lik odunluk (kömürlük) eklentisi olduğunun görüldüğü, bağımsız bölümün bulunduğu lokasyon merkezi olup belediye ve çevre imkanlarına haiz olduğu, buna göre dava konusu taşınmazın hem onaylı ruhsatlı irtifak projelerinde eklentisi ile birlikte bağımsız bölüm olarak görülmesi hem de halihazırda ilgili Tapu Müdürlüğünden alınan tapu kayıtlarında eklentisi ile birlikte bağımsız bölüm olarak görülmesi nedeniyle söz konusu taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tesciline bu şartlarda 3194 sayılı İmar Kanununa engel bir durumun olmadığı, ayrıca Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 1477 sayılı genelgesinde de bu durumu destekler ifadelerin mevcut olduğu, tüm bu koşullar ve çevredeki benzer taşınmaz fiyatları göz önünde bulundurulduğunda dava konusu taşınmazın güncel fiyatının 90.000,00 TL olarak uygun görüldüğü, ayrıca taşınmazın davacı adına tescilinin yapılmasına İmar Kanunu bakımından bir engel bulunmadığı bildirilmiştir Mahkemece davacının, davalı kooperatife faiz borcunun bulunup bulunmadığı, var ise miktarının tespiti hususunda rapor alınmasına karar verilmiş olup 30/11/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; mahkemenin ara kararı doğrultusunda, 04.11.2010 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen ve depo edilen, davacının toplam borcunun 28.118,60 TL olduğu dikkate alınarak söz konusu bu tutar için depo tarihinden rapor tarihine kadar geçe süre için faiz hesaplandığı, buna göre hesaplanan faizin 25.535,54 TL olduğu, dava konusu taşınmaz için faizle birlikte hesaplanan toplam tutarın 53.654,14 TL olduğu bildirilmiştir.Mahkemece davacının, davalı kooperatife faiz borcunun bulunup bulunmadığı, var ise miktarının tespiti hususunda dosyanın 11/04/2010 tarihli raporu tanzim eden ...'a tevdi ile rapor alınmasına karar verilmiş olup adı geçen bilirkişi tarafından sunulan 31/01/2020 tarihli raporda; temerrüt durumunda uygulanması öngörülen temerrüt faiz oranının TBK m.120 uyarınca, yıllık yasal faiz oranının yüzde yüzünü aşamayacağı, bu sebeple kooperatif genel kurulunca kooperatif aidatlarının ödenmesinde temerrüde düşen üyelerden talep edilecek temerrüt faiz oranı belirlenirken bu hükmün uygulandığı, buna göre depo edilen 28.118,60 TL için depo tarihi olan 04.11.2010 tarihinden işbu rapor tarihi olan 31.01.2022 tarihine kadar yıllık %18 oranında işleyecek temerrüt faizi miktarının 56.908,96 TL olduğu; temerrüt durumu nazara alınmadan yasal faiz uygulanması gerektiği yönünde kanaat oluşması halinde yıllık %9 yasal faiz nispeti ile aynı tarihler arası için hesaplanan miktarın 28,454,48 TL olduğu bildirilmiştir.Mahkemece, istinaf ilamında 04.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda faiz hesabı yapılmadığı belirtildiğinden davacının ödemediği beher aidatlara kademeli faiz işletilmesi, faiz oranı belirlenirken genel kurulda alınmış karar var ise faiz hesabında dikkate alınması, genel kurulda alınmış karar yok ise hesaplamanın yasal faiz üzerinden yapılması hususunda dosyanın 11/04/2010 tarihli raporu tanzim eden ...'a tevdi ile rapor alınmasına karar verilmiş olup adı geçen bilirkişi tarafından sunulan 08/02/2023 tarihli raporda; kooperatif genel kurulunun 21.06.1998 tarihli kararı ile davacının 357.246.000 TL ek ödeme yapması koşuluyla üyeliğinin devam etmesine karar verildiği, 04.11.2010 tarihli bilirkişi raporu ile de davalı kooperatif tarafından davacının borcu olarak kabul edilen miktarın güncellenerek borcun 28.118,60 TL olduğunun hesaplandığı, bu çerçevede  31/01/2020 tarihli raporda yapılan hesaplama ile 28.118,60 TL için 04.11.2010 tarihinden rapor tarihi olan 31.01.2022 tarihine kadar işleyecek faiz miktarının temerrüt olgusunun kabulü halinde 56.908,96 TL olduğu; temerrüt olgusunun olmaması durumunda 28.454,48 TL olduğunun belirtildiği, bu sonuç ve kanaatinde bir değişiklik olmadığı bildirilmiştir.Somut olayda, davalı kooperatif vekili, aidat borçlarını ödememesi sebebiyle davacının kooperatiften ihraç edildiğini, bu nedenle üyelik sıfatının bulunmadığını belirterek kararı istinaf etmiş ise de, Mahkemece tesis edilen ilk kararda davacının üye olduğuna karar verilmesine rağmen davalı kooperatif tarafından karar bu yönüyle istinaf edilmediğinden artık bu husus kesinleşmiştir. Kaldı ki Dairemizin kaldırma kararında da, davacının, davalı kooperatifin üyesi olduğu hususunda uyuşmazlığın bulunmadığı tespiti de yapılmıştır. Bu nedenle davacının kooperatif üyesi olmadığına yönelik davalı kooperatif vekilinin itirazlarına itibar edilmemiştir.Uyuşmazlık, davacının tapu iptali ve tescil talebinin yerinde olup olmadığı, dava konusu bağımsız bölümün davacı adına tesciline yönelik şartların bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Dairemizin kaldırma kararından önce Mahkeme verilen kararda 04/11/2010 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Bu raporda, düzenli olarak ödemelerini yapan ortağın ödediği toplam miktar ile davacının tespit edilen ödemelerinin hem dava hem de rapor tarihi itibariyle güncel değerinin hesaplandığı, yine ayrıca davalı kooperatifin 21/06/1998 tarihinde yapılan genel kurulunda davacının B Blok, 1. bodrum kat, ... nolu bağımsız bölüm için 357.246.000 TL ek ödeme yapması şartıyla üyeliğinin devam etmesine karar verilmesi sebebiyle bu miktarın da hem dava hem de rapor tarihi itibariyle güncel değerinin hesaplandığı, sonuç olarak davacının, düzenli ödeme yapan ortağa göre eksik ödediği miktar ile genel kurul kararı gereği belirlenen miktar toplanmak suretiyle davacının borçlu olduğu miktar tespit edilmiştir. Mahkemenin 24/02/2011 tarihli celsesinde ise, bilirkişi raporu tarihi itibariyle davacının güncellenerek tespit edilen 28.118,60 TL aidat bedelini depo etmesine karar verilmesi üzerine davacı tarafından 04/03/2011 tarihinde 28.118,60 TL Mahkeme veznesine depo edilmiştir. Yapılan yargılama neticesinde ise davacının tapu iptal tescil talebi kabul edilerek depo edilen bedelin de davalı kooperatife ödenmesine karar verilmiştir.Yapı kooperatiflerinde bir ortağın tapu iptali ve tescil talebinde bulunabilmesi için kooperatife karşı parasal yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmesi gerekir. Kural olarak kooperatife borcu bulunan yani parasal yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmeyen ortakların böyle bir hakkı bulunmamaktadır. Ancak yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 23. maddesinde yer alan eşitlik kuralı gereğince kooperatif ortakları hak ve yükümlülüklerde eşit olup kooperatif aynı durumdaki ortaklarına eşit işlem yapmak zorunda olduğundan kooperatif, borcu bulunan ortaklara borcuna rağmen konut yada işyeri vermişse bu durumda borcu bulunan diğer ortakların da borcuna rağmen kooperatiften konut ya da işyeri isteme hakkının varlığı kabul edilmelidir.Mahkemece aldırılan bilirkişi raporları dosya kapsamında yer alan mevcut bilgi ve belgelere göre düzenlenmiş olup davalı kooperatifin defter, kayıt ve belgeleri incelenememiştir. Mahkemenin 19/11/2013 tarihli celsesinde, kooperatife ait başlangıçtan itibaren tüm ticari defterlerin bulunduğu yeri bildirmek varsa ellerinde bulunan defterleri ibraz etmek üzere davalı vekiline süre verilmiş olup davalı vekili 03/12/2013 tarihli beyan dilekçesinde, müvekkiline ait ticari defter ve belgelerin büyük kısmının dosya kapsamında olduğunu, bunun dışındaki defter ve belgelerin müvekkili kooperatiften istenebileceğini belirtmiş olup Mahkemenin 13/02/2014 tarihli celsesinde ise davalı vekili beyanında, müvekkili kooperatif ile yaptığı görüşmede başka defter bulunmadığının ve dosyada mevcut defterlerin yeterli olduğunun söylendiğini belirtmiştir. Ayrıca davalı kooperatif vekili 15/05/2014 tarihli celsede, sunulan mevcut defterlere göre inceleme yaptırılmasını talep etmiştir. Somut uyuşmazlıkta davacının tapu iptali ve tescil talebi yönünden kooperatife karşı parasal yükümlülüklerini tam olarak yerine getirip getirmediği, başka bir anlatımla kooperatife borçlu olup olmadığı, borçlu ise davacı ile aynı durumda olan ortaklara tapularının verilip verilmediğinin tespiti gerekir ise de davalı kooperatife ait defter ve kayıtların sunulmaması sebebiyle bu yönde bir tespitin yapılması mümkün olmamıştır.Davacı, diğer üyeler gibi ödemelerini tam olarak yaptığını iddia etmekte olup bu şartlar altında dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre davacının, kooperatife borçlu olduğu anlaşılsa bile bilirkişi raporu ile hesaplanan ve Mahkemece davacıya depo ettirilen miktara bir itirazı bulunmayan davalı kooperatif vekili istinaf başvurusunda, davacının, kooperatife bir borcunun bulunmadığını kabul etmekte olup sadece mevcut olan borcun dava açıldıktan sonra ödendiğini ileri sürmüştür. Ancak belirtildiği üzere davalı kooperatifin defter, kayıt ve belgelerini sunmayarak davacının dava tarihi itibariyle kooperatife borcu bulunup bulunmadığı, 1163 sayılı Kanunun 23. maddesinde karşılığını bulan eşitlik kuralı gereğince tapusu verilen diğer üyelerin tapularını aldığı tarihte üyelikten kaynaklı borcu olup olmadığı hususlarının denetlenmesine engel olduğu değerlendirilmiş olup bu durumun davacı lehine yorumlanması gerektiği kabul edilmiştir. Kaldı ki davalı kooperatifin, eşitlik ilkesine aykırı davranıldığı, başka bir anlatımla ödemelerinin tamamını yapıp tapularını alan diğer ortaklara göre davacının eksik ödeme yaptığından bahisle tapu iptal ve tescil isteme hakkının bulunmadığına yönelik bir istinaf sebebi de bulunmamaktadır. Ayrıca davalı kooperatif vekili istinaf başvurusunda kendi defter ve kayıtlarının incelenmesini talep etmediği gibi başka yerden getirtilip incelenmesini talep ettiği bir belge ve kaydın varlığını da ileri sürmemiştir.Dairemizin kaldırma kararında, kabul şekline göre, faiz işletilmeksizin depo edilen bedelin ödenmesine yönelik hüküm tesisi doğru olmadığı belirtilmiş olup Mahkemece yeniden verilen ve istinaf incelemesine konu işbu kararı ile, dava tarihi olan 26/09/2003 tarihi itibariyle tespit edilen 15.921.96 TL asıl alacağa yasal faiz işletilmesi halinde işleyecek faiz miktarının 10.178,11 TL olduğu ve depo edilen 28.118,60 TL'nin altında kaldığından bahisle davalı yararına kazanılmış usulü hak ilkesi de gözetilerek yine aynı bedelin davalı kooperatife ödenmesine karar verilmiştir.Mahkemece hükme esas alınan 04/11/2010 tarihli bilirkişi raporunda, dosya kapsamına göre tespit edilen davacının ödemeleri ile davalı kooperatif tarafından dosyaya sunulan normal bir üyeye ait ödemeler kıyaslanmış olup buna göre davacının yapması gereken ödeme miktarı, davalı kooperatifin 1997 tarihli genel kurul kararına göre yapması gereken 357.246.000 TL'lik ödeme miktarı da dikkate alınmak suretiyle hem dava hem de rapor tarihi itibariyle güncellenerek hesaplanmıştır. Buna göre dava tarihi itibariyle (2003) davacının, kooperatife olan toplam borcu 15.921,96 TL olarak tespit edilmiş olup bu tarih itibariyle alacağa faiz işletilmesi halinde dahi Mahkemece depo ettirilen 28.118,60 TL bedelin altında kalacağından ve bu husus artık davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğundan (faiz de dahil edildiğinde daha fazla bedelin depo ettirilmesi hususu) alacağa faiz işletilmediğine yönelik davalı kooperatif vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Dava konusu taşınmaz, Kocaeli İli, İzmit İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parselde kayıtlı (Eski ... parsel) ... Blok, ... bodrum kat, ... nolu bağımsız bölüm olup taşınmazın \"eklenti\" hanesinde \"2 nolu kömürlük\" yazmaktadır.Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda Mahkemece icra edilen keşif ve akabinde alınan bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazın davacı adına tescilinin yapılmasına İmar Kanunu bakımından bir engel bulunmadığı tespit edilmiştir. Her ne kadar taşınmaz davalı kooperatif adına kayıtlı değilse de, tapu kaydına ve müzekkere cevaplarına göre, taşınmaz ... ve ... Blok ... ile ... bağımsız bölüm malikleri adına davalı kooperatif tarafından ortak alan olarak tescil ettirilmiş olup adlarına tescil kaydı görünmesi sebebiyle açılan birleşen davalar ile davalı olarak gösterilen davalılar tarafından hüküm istinaf edilmemiştir. Bu durumda istinafa gelenin sıfatına göre Mahkemece tapu iptal ve tescile hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı kooperatif vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/687 Esas, 2024/28 Karar sayılı ve 18/01/2024 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan asıl davada davalı  kooperatif vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın asıl davada davalı kooperatif tarafından peşin olarak yatırılan 1.280,81 TL harçtan mahsubu ile bakiye 853,21 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalı kooperatife İADESİNE,3-Davalı kooperatif tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"907f8edbdfb975b1","SID":"d0a9350e1d2a4d01"}}